• Ana Sayfa
  • İletiÅŸim

Soğuklar Cildinizi Bozmasın

23 Ocak 2012 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Kış soğuğundan en fazla etkilenenler beyaz ve hassas tenli olanlardır. Beyaz ve hassas tenli olanların kış mevsiminde ciltlerine özellikle dikkat etmeleri önerilir. Aksi halde soğuk hava cildin parlaklığını, rengini vc nemini alır. Nemi kaybolan cilt kuruyup-sertleşir ve matlaşır. Böyle bir ciltte süratle pürüzler, kırışıklıklar oluşur ve cildin yaşlanması hızlanır.

Kış mevsiminin cildimiz için getirdiği en büyük tehlikelerden ve özelliklerden biri soğuğun kan dolaşımını yavaşlatmasıdır. Bu yavaşlatma derinin dayanıklılığını ve nemini zaten azaltmıştır. Hassas tenliler soğukla karşılaşınca nemsiz kalıp, gerilen deride çatlaklar, kızarıklıklar ve kanamalar meydana gelir. Deri kızarır, kaşınır hatta pul pul dökülebilir.

Bu hale gelen deride egzama ve sedef gibi deri hastalıkları başlayabilir.

Eller, Dudaklar ve Yüz

Soğuktan önce vücudun açıkta kalan, ince yerleri etkilenir. Bunlar eller, dudaklar ve yüzdür. Yüzde dudakları göz çevresi izler. Alınacak ilk önlem havaya çıkarken bu bölgeleri koruyucu ve nemdirici ile nemlendirmek olmalıdır.

Hassas tenlilerin eldiven, gözlük, şapka ve atkı ile bu bölgeleri korumaları yararlı olur. Çünkü kişi olduğundan yaşlı gösteren ilk kırışık göz çevresinde oluşur.

Ellerin de taze ve yumuşak kalmaları önemlidir. Üstelik gün boyunca sıcak ve soğuk suyla karşı karşıya kalan eller soğuktan çok çabuk etkilenir. Bu nedenle evde iş yaparken, özellikle bulaşık yıkarken eldiven kullanılmalı ve her gün eller 5-6 kez nemlendirici ile nemlendirilmelidir.

Sonbahar ve Cildimiz

3 Ocak 2012 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Yaz mevsimi güneşi ve sıcaklığı ile cildimize en fazla zarar veren mevsimdir. Kişi, güneşte ne kadar fazla kalırsa cilt o kadar fazla hasar görür.

Cildin parlaklığı, canlılığı ve tazeliği derinin içerdiği su miktarına bağlıdır. Deri su kaybettikçe cilt parlaklığını, canlılığını ve tazeliğini yitirir, kaba cilt halini alır. Kaba cilt, yaşlılığın en büyük kanıtıdır.

Cildimizin su kaybetmesi büyük zararlara yol açar. Bunların başında hücrelerin ölmesi, kırışıklıklar ve lekeler gelir. Bazılarının “yaÅŸlılık lekesi” dedikleri lekeleri gerçekte güneÅŸ ışınları yapar. Bu lekelerin doÄŸru ismi “güneÅŸ lekesidir” ve bu lekeler yüz, boyun, el üstü gibi vücudun en fazla güneÅŸ gören yerlerinde oluÅŸur.

Sonbahar cildin bakım ve onarım mevsimidir. Yaz tatillerinde ciltlerinin bakımına yeteri kadar zaman ayıramayanlar tatil dönüşü vakit yitirmeden bu konuya eğilmelidirler. Zararın neresinden dönülse kardır.

Aslında tatil yapanların, güneÅŸlenenlerin cilt bakımını ihmal etmemeleri gerekir. En basit ve en ucuz cilt bakımı geleneksel Türk Hamamı’nın kese yöntemidir. Haftada en az bir kez keselenmek ciltte biriken ölü hücreleri, kiri ve salgı artıkları yok ettiÄŸi gibi kan, su ve oksijen dolaşımını saÄŸlayarak cilde canlılık verir. Bu açıdan keselenmek en etkili peeling, soyma ve deride biriken kirlerden, ölü hücrelerden kurtulma anlamına gelir.

Sonbahar bakımı yaz mevsiminin cildimize verdiği zararı onarmak için yapılır. Amaç cildin pörsümesini, yaşlanıp-kırışmasını önlemektir. Bu amaçla bir yandan cilt ölü hücrelerden peeling ile arındırılırken bir yandan da su, mineral ve vitaminle beslenir.

Derinin ihtiyacı olan su, bol su içerek ve bol bol nemlendirici kullanılarak sağlanır.
Vitamin ve mineral ihtiyacı ise meyve yiyerek ve meyve suyu ile maden suyu içerek karşılanır.

Kozmetikte Organik Bakım Ürünleri

29 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Hem kendiniz hem de doÄŸa için iyi bir ÅŸey yapmaya ve organik kozmetikler kullanmaya karar verdiniz. Ancak kafanız biraz karışık; “Organik ve doÄŸal kozmetikler arasında nasıl farklar var?”, “Dünyaca geçerliliÄŸi olan sertifikalar hangileri?”, “Organik kozmetikler nasıl seçilmeli ve kullanılmalı?”… Bunların ve daha pek çok sorunun yanıtını rehberimizde bulacaksınız.

Uzunca bir süredir etkilerini yaÅŸamımızın her alanında fark etmeye baÅŸladığımız yeÅŸil devrim’ ÅŸimdilerde kendisini makyaj ve kozmetik dünyasında da hissettiriyor. Özellikle de, yaklaşık 2 ay önce Fransa’da, kozmetik ve ilaçlarda en yaygın olarak kullanılan maddelerden parabenin kanserojen olabileceÄŸinin açıklanması, makyaj çantamızda, banyomuzda bulunan ve hemen her gün kullandığımız birçok ürüne korkuyla bakmamıza yol açtı. Organik ve doÄŸal ürünlerin ateÅŸli savunucularıysa, bir kez daha haklı çıkmanın gururunu yaÅŸadılar. Ancak, organik ürün kullanmanın da bazı incelikleri var. Çünkü ne yazık ki, piyasada organik ya da doÄŸal olarak sunulan pek çok ürün gerçekten öyle olmayıp, hem saÄŸlığımızı hem de cüzdanımızı tehdit edebiliyor. Peki, bu ürünleri seçerken nelere dikkat etmeli, hangi kriterleri göz önünde bulundurmalı? Organik” ya da doÄŸal’ olarak tanımlanan ürünler arasında nasıl farklar var.’ Tüm bu soruların yanıtlarını dosyamızda bulacak ve buna göre seçeceÄŸiniz kozmetikleri gönül rahatlığıyla kullanabileceksiniz..

‘Organik’ gerçekten ne anlama geliyor?

Büyük ihtimalle ÅŸu günlerde en sık duyduÄŸumuz kelimelerin başında ‘organik’ var. Bir kozmetik ürünün organik olması, yaÅŸayan (yani bir zamanlar yaÅŸamış), canlı maddeler kullanılarak üretildiÄŸi, içinde herhangi bir sentetik ya da kimyasal madde içermediÄŸi anlamına geliyor. Bu ürünlerin ve tabii ambalajlarının doÄŸada hiçbir atık bırakmayacak ÅŸekilde üretilmiÅŸ olması da çok önemli. Ancak herkes bu kelimeyi istediÄŸi gibi kullanamıyor. Çünkü o ürünün hammaddelerinden üretim koÅŸullarına, içindeki her ÅŸeyin ve üretim aÅŸamasının uluslararası geçerliliÄŸi olan kuruluÅŸlarca sertifikalandırılmış olması gerekiyor. Burada görev tüketiciye düşüyor ve herkesin bu sertifika kuruluÅŸlarının adını, web sitelerini de iyi bilmesi gerekiyor. Çünkü iyi bilinmeyen markaların üzerinde sertifikalı yazsa bile kurum sitelerinden o ürünün gerçekten sertifikaya sahip olup olmadığım kontrol etmek gerekebiliyor. Bu kuruluÅŸlar hakkında ayrıntılı bilgiyi haberimizin içinde yer alan kutuda bulabilirsiniz. ‘DoÄŸal-kelimesiyse çoÄŸu zaman tamamen organik olmayan ürünleri tanımlamak için kullanılıyor. Bu ürünlerin çoÄŸu yüzde 7O’e varan oranda doÄŸal olsa da, bazen birçok kimyasal madde içerdiÄŸi halde, sadece formülündeki bir damlacık organik yaÄŸ nedeniyle üreticileri tarafından doÄŸal ilan edilen, hatta tanımı organik krem’ olarak sunulan ürünler de bulunuyor. Burada yine iÅŸ tüketiciye ve bilincine kalıyor.

Organik ürünler nasıl hazırlanıyor?

Yazının başında da belirttiğimiz gibi, organik ürün formülünde hiçbir kimyasal madde kullanılmayan ürün anlamında geliyor. Oysa diğer ürünler, güzel kokmaları, uzun süre dayanmaları daha fazla köpürmeleri ve daha pek çok nedenle birçok kimyasal madde özellikle de petrol türevi içerebiliyor. Ve bazı uzmanlar bu maddelerin insan sağlığı üzerinde zararlı olabileceğini, alerjik reaksiyonlara ve iritasyona yol açabileceğini iddia ediyor.

Organik bir ürünün formülünde kullanılan her şeyin de bu şekilde üretilmiş olması gerekiyor. Hammadde olarak seçilen bitkilerin mutlaka böcek ilacı, hormon ya da kimyasal gübre kullanılmadan yetiştirilmiş olması çok önemli. Organik kozmetiklerde en tayla kullanılan hammaddelerin başında çiçekler, meyveler, bitki tohumları, mineraller, yağlar ve balmumu geliyor. Sertifikayı alacak ürünün sadece kendisi değil, imal edildiği laboratuvar ya da fabrika, içine konduğu ambalaj bile çok ayrıntılı kontrollerden geçiriliyor. Bu ürünlerde kutlanılacak olan tüm maddeler ve bu maddelerin kaynakları da inceleniyor. Örneğin, söz konusu olan bir bitki yağıysa bu yağın elde edildiği bitki ve onun üzerinde yetiştiği toprak bile kalite kontrollerinden geçiriliyor. Ve mesela, bu toprakta biraz kimyasal böcek ilacı kalıntısının bulunması, sertifikanın verilmemesine neden olabiliyor. Çoğu organik ürünün bir özelliği de kullanılan hammaddenin çoğu zaman yerel ticaret ürünü olması: Ürünlerinizde shea yağı mı kullanmak istiyorsunuz?

Tabii ki bu Afrika ülkelerinden gelmeli. Aloe vera ya da karite özüne mi ihtiyacınız var? O zaman irtibata geçmeniz gereken üreticiler ya Meksika ya da Fas’ta… Kısaca, organik ürün üretimi sadece çevreye saygılı deÄŸil, aynı zamanda dünya genelinde yerel ticaretin de yaÅŸamasına imkan tanıdığı için oldukça etik bir özellik de taşıyor

Organik kozmetik üretimi için gereken aşamalarsa şu şekilde sıralanabilir:

• Üretim süreci tamamen şeffaf olmalı ve bu süreç sırasında doğaya hiçbir zarar verilmemeli. Formülünde hiçbir kimyasal, sentetik ve petrol türevi madde olmamalı.
• Kullanılan hammaddeler yerel ticaret ürünü olmalı.
• Ürün doğada kolayca çözülür olmalı ve insan bedeninde kimyasal reaksiyona girmemeli.
• Kullanılan hammaddeler kesinlikle daha önce radyasyona maruz kalmamalı.
• Genleriyle oynanmış bitkiler hammadde olarak kullanılmamalı.
• Ürünün testleri hayvanlar üzerinde yapılmamalı. Ürün doğaya, çevreye tamamen saygılı olmalı.
• Ürünün ambalajı, kutusu, prospektüs olarak verilen kağıtları doğada çözülür nitelikte olmalı.
• Ürünün formülünde kullanılan tüm maddelerin ve ürünün kendi sertifikalarının logoları ambalajın üzerinde bulunmalı.

Organik ürün kullanmak isteyenler nelere dikkat etmeli?

Evet, artık kesin karar verdiniz. Hem kendiniz hem de çocuklarınız için organik ya da en azından doğal, güvenilir kozmetikler seçeceksiniz, neyse ki artık bunlara ulaşmanız çok zor değil çünkü ülkemizde de bu özellikte pek çok marka bulunabiliyor. Bu ürünleri eczanelerde, parfümerilerde, organik marketlerde bulmak ya da yine bu firmaların internet sitelerinden satın almak mümkün. Eğer seçeceğiniz yüzde yüz organik bir ürünse, ambalajında sertifikalarım arayın. Eğer doğal nitelikte bir ürünse de en az yüzde 70 doğal olmasına özen gösterin. Organik kozmetikler, sentetik maddeler ve kimyasallar içeren kozmetiklerden farklı özelliklere sahip. Ve onları kullanırken bunların bilincinde olmak da büyük önem taşıyor. Öncelikle, organik ürünlerin koruyucu maddeler içermediklerini hatırlatalım. Bu yüzden saklama koşullarına daha fazla dikkat etmek, ambalajda yazan talimatlara harfiyen uymak gerekiyor. Hava almamasına dikkat etmek (kapağını açık unutursanız, sorumluluk sizde!), yağları koyu renkli cam şişelerde saklamak alabileceğiniz en basit önlemlerden. Organik sevdalılarının unutmaması gereken diğer önemli bir konuda, özellikle sabun, şampuan ve diş macunlarının organik olmayan ürünler gibi köpürmeyeceği. Başta işe yaramayacak gibi görünebilir, ama bilin ki, bunların etkisini uzun yıllar içimle göreceksiniz. Ayrıca yine organik olmayan ürünlerde olduğu gibi organik ürünlerde sürekli aynı standartları beklemeniz çok doğru değil. Yani organik parfümünüz bir önceki şişedekinden biraz daha farklı kokabilir. Bunun nedeni büyük ihtimalle içimle kullanılan çiçeklerin o yılkı rekoltesindeki değişikliklerdir. Tıpkı şarap gibi!

Bu maddelere dikkat!

Buraya kadar organik bir ürünün nasıl olması gerektiÄŸini anlattık. Fakat olmaması gereken maddelerden de mutlaka bahsetmek gerekiyor. Özellikle, cam organik deÄŸil de doÄŸal ürün seçenler, ‘içindekiler’ listesine bakmalı
ve formülünde bu maddeleri bulunduran kozmetikleri alırken bir kez daha düşünmeli:

* Sodium lauryl sülfat (SLS) Sodium laureth sülfat
* Ammonyum laureth sülfat
* Alüminyum
* Hayvansal yaÄŸlar
* Dİ’.A tdiethanolamin)
* Dioxins
* formaldehit
* Elastin
* F’luorokarbon
* Pecrolatum
* Mineral yaÄŸlar
* Padimate-0
* Sentetik boya
* Propylene glycol

Kelime oyunlarına kanmayın

Bir üretici düşünelim ve tabii bu üreticinin fazla iyi niyetli olmadığını da. Kozmetik imal eden bu üretici, ünce kimyasallar, koruyucu maddeler kullanarak bir krem hazırlıyor. Sonra da bu kremin içine sadece bir damla organik zeytinyağı katıyor. Kremin etiketindeyse aynen şöyle yazıyor: ‘Organik ZeytinyaÄŸlı Krem’ Bu ibare aslında yanlış deÄŸil. Çünkü içinde gerçekten de organik zeytinyağı bulunuyor. Ancak yanlış olan, kimyasallar içeren bu ürünün sanki organik gibi sunulmaya çalışılması. İşte bu nedenle etiketinde organik’ kelimesi bulunan her ürüne kanmamak ve içindeki diÄŸer maddelere de mutlaka bakmak, gerekiyorsa satıcıdan ayrıntılı bilgi istemek gerekiyor. Tabii bu kural sadece kozmetikler için deÄŸil, temizlik malzemelerinden yiyeceklere, giysiden oyuncaklara organik olduÄŸu söylenen tüm ürünler için geçerli olmalı.

Cilt ve Saç Bakımı İçin Mucize Buluşlar

29 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Son yıllarda, hızla yükselen bir trend var; hem cilt hem de saç bakımında kullanılan saf yaÄŸlar. Biz de bu ay araÅŸtırdık ve hangi yaÄŸ neye iyi geliyor, nasıl kullanılıyor, öğrendik…

Aslında, saf yaÄŸların güzelleÅŸme amacıyla kullanılmasının binlerce yıllık bir tarihçesi var. Hemen hemen tüm kremlerin, losyonların formülünde de bu yaÄŸlardan bulunuyor. Ancak yeni olan son yıllarda kozmetik markalarının birbiri ardına, sadece saf yaÄŸdan oluÅŸan ürünleri piyasa sunması. Bunların içinde adını daha önce pek duymadığımız, argan, karice gibi yaÄŸlar da oldukça gündemde. Fakat tüm cilt bakım ürünlerini olduÄŸu gibi yaÄŸlan da dikkatli kullanmak gerekiyor. Çünkü cilt cipine uygun olmayan bir yaÄŸ cildinize yarar saÄŸlamak yerine zarar verebiliyor. Tabii, her yaÄŸ da cilt için faydalı deÄŸil: örneÄŸin mineral yaÄŸlar. EÄŸer bir ürünün içeriÄŸinde mineral yaÄŸ olduÄŸunu görürseniz, almaktan kaçınmanız son derece yerinde bir davranış. Çünkü bu, petrolden imal edilen tamamen kimyasal bir madde. Üstelik gözeneklerin tıkanmasına ve sivilce oluÅŸumuna da yol açabiliyor. “O zaman neden birçok kozmetik üründe bu madde var” diye sorabilirsiniz, Bu sorunun tek bir yanıtı var: “Çünkü ucuz,” Öyleyse gelelim doÄŸal yaÄŸlara: bir yağın doÄŸal olması, geleneksel yöntemlerle bitkilerden ve bitki tohumlarından elde edilmesi anlamına geliyor. Bu yaÄŸlar kesinlikle laboratuvar koÅŸullarında üretilmiyor. DoÄŸal ve saf ‘yaÄŸların en önemli özelliÄŸi bol miktarda E vitamini içermesi ve cildi besleyerek, nemi içine hapsetmesi. Ayrıca bu yaÄŸların pek çok türü, doÄŸal birer antiseptik ve bu özellikleriyle cildi enfeksiyon ve akneden koruyorlar. Antioksidan olmalarıysa onları birer gençlik koruyucusu haline dönüştürüyor.

Cilt bakımında saf yağlar

Saf yağlar özellikle vücut teni bakımında önemli rol oynuyor. Yaz mevsiminde, güneşin etkisiyle kuruyan teni beslemek için saf yağlar birebir. Yağ şeklindeki duş ürünleri de, suyu tenin içine hapsediyor ve cildin çok uzun süre nemli kalmasına yardımcı oluyor, Eğer cildinizin sıkı kısmasını istiyorsanız turunçgil yağlarından, çatlak ve diğer izlerin hafiflemesini istiyorsanız paçuli yağından faydalanabilirsiniz. Amacınız cildinizin derinlemesine nemlenmesi ye rahatlamasıysa gül ve badem yağları sizin için birebir. Bu yağları dilerseniz hazır ürünler halinde satın alabilir, dilerseniz de taşıyıcı bir yağ içine katarak (örneğin jojoba gibi) kendiniz hazırlayabilirsiniz.

Saç bakımında saf yağlar

ÇoÄŸu kiÅŸi yaÄŸların saçları yaÄŸlandırdığını düşünür. Oysa doÄŸru ÅŸekilde kullanılan saf yaÄŸ, saçları ve saç derisini besler hatta kepek oluÅŸumunu bile önler. Son yıllarda saç bakımında sıklıkla kullanılan yaÄŸların başındaysa Fas’ın sıvı altını olarak tanımlanan argan yağı geliyor. Ayrıca biberiye, papatya ve badem yaÄŸlarının da saçları beslediÄŸi biliniyor. Saç bakımı için yaÄŸları dilerseniz hazır ürünler arasından seçebilir, dilerseniz de kendi yağınızı kendiniz hazırlayabilirsiniz. AÅŸağıda ipek gibi saçlara sahip olmak isteyenlerin tercih edebileceÄŸi harika bir formül bulacaksınız.

İpek gibi saçlar için…

1 yemek kaşığı gliserin, 1 yemek kaşığı badem yağı ve 3 damla biberiye yağını bir yumurtayla iyice karıştırın ve bununla saçlarınıza ve saç derinize iyice masaj yapın. Sonra, başınıza bir duş bonesi geçirin ve 10 dakika bekleyin. Sonra da saçlarınızı ılık suyla temizleyin.

El ve Ayaklarınızın Bakımı

29 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri


Elleri ayakları bakımsız, manikürü pedikürü yapılmamış bir kadının, ne kadar şık olursa olsun, bakımlı ve güzel görünmesi pek mümkün olmaz. Ancak elve ayak bakımı denince akla sadece oje sürmek de gelmemeli. Çünkü manikür ve pedikür, güzelliği olduğu kadar saflığı da yakından ilgilendiren bir konu. Bu işlemler bazı kurallara dikkat edilmeden yapıldıkları takdirde, sağlığı tehdit eden çok ciddi hastalıkların bile bulaşmasına yol açabiliyorlar. Biz de, bu ay evde ya da kuaför salonunda manikür ve pedikür işlemleri sırasında dikkat edilmesi gerekenleri derledik. Tabii, son yılların trendi olan doğal ürünleri derlemeden de geçmedik.

İpek gibi eller

Kilerimizde ve bileÄŸimizde tam 28 adet kemik var ve bunlar birbirleriyle uyum içinde mükemmel bir ÅŸekilde hareket ediyor. Ellerin üzerindeki deriyse ince ve yumuÅŸak olmasına raÄŸmen çok sayıda yaÄŸ bezi içeriyor. Bu besler cildi korumak için “sebum” adı verilen yaÄŸlı bir madde salgılıyor. Avuç içlerindeyse cer bezleri bulunuyor, ellerin içindeki derinin daha kaim olmasının nedeni de bu. Vücudun pek çok kısmının aksine avuç içlerinde yaÄŸ bezleri yok ve avuçlar tüm vücudun en kuru bölgesi. Ellerin bir özelliÄŸi de yaÅŸlılığı en fazla ele veren yer olması. Üstelik eller bir kez yaÅŸlı görünüme bürününce bunu geri döndürecek fazla da bir ÅŸey yok! Bundan yıllar önce ellen daha genç ve dolgun hale getirmek için bir plastik cerrah, sıvı silikon enjeksiyonu enjekte etmiÅŸ, ancak silikon yer deÄŸiÅŸtirdiÄŸi için bu yöntem baÅŸarısızlıkla sonuçlanmış. Kısaca elleriniz için yapabileceÄŸiniz en iyi ÅŸey doÄŸru bakımla, masajla yaÅŸlanmalarını önlemek.

Ellerinizin düşmanları

Eller için en zararlı şeylerin başında su ve deterjanlar geliyor. Yani ev işleriyle uğraşan eller telidir altında. Temizlik için kullanılan maddeler elleri kurutuyor. Güneş ışınları tüm cildin olduğu gibi ellerin de baş düşmanlarından. Uzun süre korumasız şekilde güneşe maruz kalan eller yaşlılık lekeleriyle daha erken tanışıyor. Deniz suyu, rüzgar gibi çevresel faktörlere maruz kalmak, uzun süre toprakla uğraşmak yine ellerimizin güzelliğini bozuyor. İşte bu nedenle tıpkı yüzümüze olduğu gibi ellerimize de güneş ışınlarına ve çevresel faktörlere karşı koruma sağlayan bir ürün sürmeliyiz.

Bebek gibi ayaklar

İnsanların tam 4000 yıldır pedikür yaptırdığını biliyor musunuz? Antik çaÄŸlarda, Çin ve Mısır uygarlıklarında soylu kiÅŸilerin pedikür yaptırdığına, harta bunu sal altın gereçlerle yaptırdığına dair belgeler var. Eski Çin imparatorluÄŸunda ise; tırnaklara sürülen oje renginin kiÅŸinin sosyal statüsü hakkında bilgi verdiÄŸi -örneÄŸin asilzadeler siyah ya da kırmızı oje kullanıyormuÅŸ- yine kayıtlarda bulunmuÅŸ. Ayak bakımına özel bir önem veren eski Mısırlılar ise; yine ayak tırnaklarını soyluluk ifadesi olarak kırmızıya boyuyorlarmış. ÖrneÄŸin Kraliçe Nefertiti’nin ayak tırnakları kan kırmızı rengindeymiÅŸ.

Günümüzde, isteyen herkes ayak tırnaklarını istediği renge boyayabiliyor. Ancak pedikürün yapılma nedeni tam 4000 yıldır hiç değişmedi dersek, yanılmış olmayız: Pedikür, hâlâ ayakları ve ayak tırnaklarını mantar gibi hastalıklardan, enfeksiyonlardan korumanın en iyi yolu. İyi bir pedikür seansı manikürle büyük benzerlikler taşıyor. Bunda da, ayak cırnakları kesiliyor, tırnaklar törpüleniyor ve tırnakları çevreleyen fazla etler alınıyor. Ancak farklı olarak, ayak altı ve topuktaki ölü derilerin giderilmesi de pedikür işleminin bir parçası. Günümüzde, pedikürler genellikle kremle yapılan kısa bir masajla bitiriliyor. Eğer pedikürünüzü evde yapmak istiyorsanız, öncelikle kaliteli bir set edinmelisiniz. Eğer dilerseniz tarifim verdiğimiz, hazırlaması son derece pratik olan kremi de ayaklarınızın güzelliği için kullanabilirsiniz.

Lavanta ve nane yağıyla bakım

Om bir kapta susam ve lavanta yağını birbirine karıştırın. Ardından yıkayıp kuruladığınız ayaklarınıza bu yağla masaj yapın. Masaj sırasında parmaklarınızı, bileklerinizi ovun.

Sağlıklı manikür-pedikür nasıl olmalı?

Evet, bakımlı el ve ayaklar güzelliÄŸimizin vazgeçilmez bir parçası. Ama sadece iÅŸin güzellik kısmıyla ilgilenmek ve kendimizi iÅŸinde uzman olmayan kiÅŸilere teslim etmek büyük riskler almak anlamına geliyor. Çünkü yanlış manikür ve pedikür uygulamalarıyla çeÅŸitli sorunlarla karşılaÅŸmak olası. Tabii, bu sorunların en ciddisi olarak, vücuda Hepatitten HIV yani AİDS’e kadar çeÅŸitli virüsler almak geliyor.

Sağlıklı manikür-pedikür nasıl olmalı?

- Tırnak yüzeyi sert cisimlerle kalınmamalı.
- Tırnak Eti Çıkarıcısı yardımıyla tırnak ve tırnak eti birbirinden rahatlıkla ayrılabilir.
- Tırnak ellerini geriye iterken sert cisimler kullanılmamalı. Plastik uçlu çubuk kullanılmalı.
- Tırnak etleri pens veya makasla kesilmemelî, çünkü tırnak kak ve tırnak yatağı bakteri ve mantar hastalıklarına açık hale gelir.
- Manikür ve pedikür aletleri tahtadan ve kullanılıp atılan türden olmalı.
- Tırnak soyulmalarına yol açtığı İçin metal törpü yerine kağıt törpü kullanılmalı.
- Tırnak cilasının tırnaÄŸa zararım önlemek için tırnak “Destekleyici Alt Taban” veya “Koruyucu Ön Cila”sürülmeli.
- Aseton tırnağı kuruttuÄŸu için “Asetonsuz
- Oje Çıkana” tercih edilmeli.
- Manikür pedikür yapan kişiler, mantar veya bakteri enfeksiyonu olan tırnağa asla dokunmamalı, bu rahatsızlığı olan müşterilerine eldiven kullanarak ve müşterisinin özel manikür gereçlerini kullanarak uygulama yapmalılar.

Estetikte Altın Oran Nedir ? Altın Oranın Tanımı

18 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

ESTETİK MÜKEMMELLİĞİN TANIMI NEDİR?

Estetik mükemmelliÄŸin sözlükteki karşılığına, hata kaldırmayan ölçüde göze hoÅŸ görünme diyebiliriz. DoÄŸadaki karşılığı ise Altın Oran’dır. Altın Oran. sanatçıların ve mimarların yüzyıllardır uyguladığı bir estetik kuraldır. Asıl hayranlık uyandıran ise sadece insanların deÄŸil, doÄŸanın da bu kusursuz oranı uyguluyor oluÅŸudur.

BANA ALTIN ORAN’IN RESMİNİ ÇİZEBİLİR MİSİN?

Abidin Dıno mutluluÄŸun resmini çizebilmiÅŸ mi bilemeyiz fakat Altın Oranı özellikle Rönesans dönemi sanatçılarına sorabiliyor olsaydık alacağımız cevap kesinlikle evet olurdu Bu dönemin sanatçıları Altın Oranı tablolarında ve heykellerinde, denge ve güzelliÄŸi elde etmek amacıyla sıklıkla kullanmışlardır. Leonardo da Vinci. Raphael, Rubens, Boticelli gibi sanatçıların birçok eseri altın oran ile estetik mükemmelliÄŸe eriÅŸmiÅŸtir. ÖrneÄŸin Leonardo da Vinci, Son Yemek adlı tablosunda, İsa’nın ve havarilerin oturduÄŸu masanın boyutlarından, arkadaki duvar ve pencerelere kadar Altın Oran’ı uygulamıştır. Aynı ÅŸekilde Da Vinci’nin Mona Lısa tablosunda da altın oran uygulanmıştır. Bu tablonun boyunun enine oranı altın oranı verir. Mısır’daki piramitlerde ve eski yunan mimarisinde de bu orana sıklıkla rastlanmaktadır.

DOÄžANIN KUSURSUZLUÄžU

Ağaçlarda, bitkilerde, hayvanlarda ve tabi ki insan vücudunda Örneğin insanın boyunun bacak boyuna oranı ve aynı şekilde parmak boğumlarının parmağa olan oranı Altın Orandır. Yüzümüz için de yine Altın Oran ölçümlemeleri geçerlidir.

Arı kovanlarında yaşayan dişi arıların sayısının erkek arıların sayısına bölündüğünde hep aynı sayı elde edilir. Yani 1.618

Çam kozalağındaki taneler kozalağın altındaki sabit bir noktadan kozalağın tepesindeki baÅŸka bir sabit noktaya doÄŸru spiraller (eÄŸriler) oluÅŸturarak çıkarlar, iste bu eÄŸrinin eÄŸrilik acısı Altın Oran’dır.

Fibonacci sayıları ve Altın Oran

MatematiÄŸin en ilgi çekici konuları arasında yer almaktadır, insan gözünün estetik açıdan sürekli olarak Altın Oran’a uygun ÅŸekil ve yapıları tercih etmesinde, doÄŸada bu orana hemen hemen her yerde rastlıyor oluÅŸumuzun etkisi büyüktür.

Günümüz teknolojisinde de bir çok alanda Altın Orandan faydalanılıyor Örneğin. Ipod Altın Orana göre ölçülendirilerek kusursuz güzelliğe ulaşmıştır.

KEOPS PİRAMİDİ VE ALTIN ORAN

Tarihte ‘Altın Oranın” ilk kullanıldığı yapı Mısır’daki Keops piramidi olarak bilinmektedir. Keops piramidinde tabanın yüksekliÄŸine oranı Altın Oranı yani phı sayısını vermektedir. Mısırlılar büyük piramit Keops’un yapımında sadece phi sayısından deÄŸil pi sayısından da yararlanmışlardır. Keops piramidinde pisagor teoremi (MÖ 500) ve Altın Oran’ın (Phi sayısı – MÖ 400) kullanılmasına raÄŸmen, piramidin yapıldığı zaman aralığında pisagor teoreminin bilindiÄŸine ya da Altın Oran’ın bilindiÄŸine dair yazılı bir kaynak bulunmamıştır.

Bu durum piramidin çözülemeyen ve gizemli yanlarından birini oluÅŸturmaktadır. Yapımının 30 yıl sürdüğü tahmin edilen Keops piramidi, dünyanın yedi harikasından birisi olarak günümüze kadar ulasan tek eserdir. MÖ 2600′lu yıllarda inÅŸa edildiÄŸi tahmin edilen Büyük Keops piramidini ilk kabul edersek. Allın Oran yaklaşık 4600 yıldır biliniyor ve kullanılıyor demektir.

YUMUŞAKÇALARDA ALTIN ORAN

Deniz dibinde yaÅŸayan ve yumuÅŸakça olarak sınıflandırılan bu canlıların kabuklarındaki kusursuz yapı Altın Oran’ın yasayan bir biçimidir. YumuÅŸakçaların kabuklarındaki kusursuzluÄŸu inceleyen bilim adamları, bu canlıların pek çoÄŸunun kabuklarının logaritmik spiral seklinde büyüdüğünü gözlemlediler. YumuÅŸakçalar için en ideal koruma olan ve tasarımındaki kusursuzluÄŸuyla dikkat çeken bu kabuklar; içten dışa doÄŸru büyüdükçe (gnom büyüme) kabuk Altın Orana göre ÅŸekillenmekte ve form kazanmaktadır.

” ..EÄŸer uygulama veya iÅŸlev unsurları açısından hoÅŸa giden ya da son derece dengeli olan bir forma ulaşılmışsa, orada Altın Sayı’nın bir fonksiyonunu arayabiliriz… Altın Sayı. matematiksel hayal gücünün deÄŸil de, denge yasalarına iliÅŸkin doÄŸal prensibin bir ürünüdür.”‘

SON SÖZ

Bundan sonra bir kozalağa veya kelebeğe bakarken içindeki matematiksel mucizeyi görebilmek ve kusursuzluğu tanımlayabilmek ayrı bir keyif verecektir.

İyi Bir Beslenme Stratejisi

16 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Yeni yıl ile birlikte herkes kendisine yeni hedefler belirler ama kaçınız daha sağlıklı olmayı hedefler? işte biz sizi düşünerek; vakit geçmeden daha sağlıklı olmanız için belirlediğimiz 10 beslenme stratejisi ile bu yolda ilk adımı atmanızı sağlayacağız. Hayatınızda yapacağınız bu değişiklikler ile bir önceki yıla göre daha sağlıklı olmayı hedefleyin.

Strateji 1 Sağlıklı, bir sindirim sistemine sahip olun: Sağlıklı bir sindirim sisteminin en temel öğesi diyetsel liftir. Yeterli lif alımı ile bağırsaklarınız düzgün çalışır, sindirim sisteminiz temizlenir ve bu şekilde sindirim sistemine bağlı hastalık riskinizi de azaltabilirsiniz. Diyetsel lif bitkisel kökenli besinlerden elde edilir. Eğer lif alımınızı artırmak istiyorsanız günde ortalama 5 porsiyon meyve ve sebze tüketmeye çalışın, işlenmiş besinler (beyaz ekmek, beyaz pirinç-makarna) yerine tam tahıllı besinleri (kepekli ekmek, bulgur, kepekli makarna) tercih edin. Diyetsel lif diyabet riskini azalttığı gibi kilo kontrolünde ve zayıflamada da etkin bir üstlenmektedir.

Strateji 2 Fazla kilolarınızdan kurtulun ve kilo yönetimini öğrenin: Yeni yılda fazla kilolarınızdan kurtulmak veya sağlıklı kilonuzu korumak vücudunuzu güzelleştireceği gibi çeşitli sağlık risklerini de azaltarak kendinizi daha sağlıklı hissetmenizi sağlayacaktır. Bunun için günlük beslenme planınızda ihtiyacınız olan besin öğelerini almanız ve besinlerden aldığınız kalorileri 5-6 öğüne dağıtmanız gerekir. Bu şekilde daha az acıkır, daha fazla kalori yakarsınız Günde en az 1.5 litre su içmeye calisin ve bunu tüm güne dağıtmayı unutmayın. Yağ oranı yüksek yiyecek ve içeceklerden uzak durun. Bunlar gibi yapacağınız değişikliklerin bir listesini çıkarıp her hafta birisini uygulayıp yasam tarzı haline getirmeye çalısın. Eğer bu değişikliklere rağmen kilo veremiyor veya kilonuzu kontrol edemiyorsanız belki de size özgü beslenme planınızı çıkartmanıza yardımcı olacak bir diyetisyene başvurma zamanınız gelmiştir ne dersiniz?

Strateji 3 Sağlıklı atıştırmalarla zinde kalın: Ara öğün yapıyor olabilirsiniz ama ara öğünde ne yediğiniz çok daha önemlidir. Ara öğünleri gerekli besin ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz bir yol olarak düşünmeniz gerekir. Ara öğünlerde taze veya kuru meyveler, az yağlı yoğurt, ayran, çiğ sebzeler ve az miktarda kuruyemiş tercih edilebilir.

Strateji 4 Meyve ve sebze tüketiminizi artırın ve çeşitlendirin: Meyve ve sebzeler yağ içermeyen, sodyum açısından düşük, C vitamini ve folik asit gibi elzem besin öğelerinin yanı sıra lif acısından da zengin besinlerdir. Bu özellikleri ile Kalp damar hastalıkları ve kanser gibi sağlık sorunlarından korunmaya yardımcı olmaktadır. Sebze ve meyve tercihinizde en koyu renkte olanları seçmeye çalışın ve mümkün olduğunca seçimlerinizi çeşitlendirin.

Strateji 5 Antioksidanların gücünden yararlanın: Vücuda zarar vererek, yaşlanma sürecini hızlandıran, cildin kırışmasına ve hastalıklara neden olabilen serbest radikallerin etkisiz hale getirilmesinde antioksidanların rolü büyüktür. Başlıca antioksidanlar A. C ve E vitaminleri, beta-karoten (A vitamini oncusu), selenyum ve çinko mineralleridir. Fitokimyasallar olarak bilinen flavonoidler (soya, nar, yeşil cay, yaban mersini), likopen (domates ve her türlü domates ürünü, kırmızı greyfurt karpuz) ve luteın (brokolı, Brüksel lahanası, ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler) de antioksidan olarak kabul edilir. Antioksidanların en bilinen özelliklen bağışıklı sistemini güçlendirmesidir. Bu nedenle kanser ve bir çok enfeksiyon riskini de azalttığı bilinmektedir.

Strateji 6 Omega-3 yağ asitlerini hayatınızdan çıkarmayın: Somon, uskumru, sardalye, ton balığı ve alabalık gibi birçok yağlı balık omega-3 yağ asidinin en zengin kaynaklarındandır iyi (HDL) kolesterolünüzü yükselerek, kötü (LDL) kolesterolünüzü ve trigliseridinizi düşürerek kalp-damar sağlığınızı korur. Ayrıca eklemlerdeki iltihaplanmaların ve depresyonun azaltılmasında olumlu etkilerinin olduğu bilindiği gibi bağışıktık sisteminizin güçlendirilmesinde de önemli bir rolü vardır. Bu etkileri sağlamak için haftada en az 2 gün balık tüketmeniz gerekir. Eğer balık sevmiyorsanız veya vejetaryansanız doktorunuza danışarak balık yağı kapsülleri ile de bu faydalardan yararlanabilirsiniz.

Strateji 7 Probiyotik-prebiyotik ürünleri kullanmaktan çekinmeyin: Probiyotık ürünler: kısmin sağlığı üzerine pozitif etki yapan yararlı, canlı mikroorganizmalar içeren gıdalardır. Probiyotikler bağırsak florasında dengeyi geliştirerek sağlığı olumlu yönde etkiler. Prebiyotikler ise kalın bağırsaktaki yararlı bakterilerin gelişimini ve aktivitelerini olumlu yönde etkileyen maddelerdir. Günümüzde probiyotik-prebiyotik ürünlerin ülser, bağırsak enfeksiyonlarını azalttığı, kabızlık ve spastik kolon hastalığına iyi geldiği, bağırsak ve kolon kanserini azalttığı, kalsiyum, demir, çinko, magnezyum, fosfor ve B vitaminlerinin yararlılığını artırdığı belirtilmektedir. Ayrıca laktoz intoleransı olan kişilerin probiyotik-prebiyotik ürünleri tolere edebildikleri bilinmektedir. Radardaki probiyotik-prebiyotik ürünlerin yanı sıra bunların eczanelerde hap veya karışım formlarını da bulabilirsiniz.

Strateji 8 Ruhunuzu da beslemeyi unutmayın: Kendinizi ruhsal olarak kötü mü hissediyorsunuz? Ve bunun suçunu da geçen yıllara mı atıyorsunuz? Belki de yanılıyorsunuzdur. Belki de ruh durumunuzu etkileyen beslenmenizdeki bazı hatalarınızdır. Evet! Besinler ruh durumunuzu ve beyin fonksiyonlarınızı deÄŸiÅŸtirebilecek en güçlü araçlardan biridir. Depresyonlarda sıklıkla folik asit. B12 vitamini. B6 vitamini ve omega-3 yaÄŸ asidi yetersizlikleri ile karşılaşılmaktadır. Folik asitten zengin olan besin kaynakları arasında kuru baklagiller ve koyu yeÅŸil yapraklı sebzeler bulunmaktadır. B12 kaynakları arasında ise beyaz ve kırmızı etler, balık, süt, yumurta ve yoÄŸurt yer alırken bu kaynaklar B6 vitamini açısından da zengindir ayrıca islenmemiÅŸ pirine, soya fasulyesi, yulaf, buÄŸday ürünleri, mercimek, yer fıstığı ve ceviz de B6′nın önemli kaynaklarındandır. Omega-3 yaÄŸ asitleri yaÄŸlı balıklarda, cevizde ve keten tohumunda bulunmaktadır. Depresyonun geliÅŸiminde ve önlenmesinde rolü olan mineraller ise kalsiyum, demir, magnezyum, selenyum ve çinkodur. Buna karşın saf ÅŸeker, doymuÅŸ yaÄŸlar, kolesterol ve iÅŸlenmiÅŸ besinler beynin düzgün çalışmasını engelleyebilir. Alkol tüketimi de hipoglisemiye neden olur ki bu da depresyonun sıklıkla görülen nedenidir.

Strateji 9 Çocuğunuzun beslenmesini önemseyin: Yasamın farklı dönemlerinde beslenmenizin vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığına emin olmanız gerekir. Bu dönemlerden en önemlisi de çocukluk dönemidir Dengeli bir beslenmenin çocuğunuzun ruhsal ve bedensel gelişimi üzerinde çok önemli etkisi vardır. Her zaman çocuğunuzun yeterli kaloriyi alıp almadığını bu kaloriyi doğru besin grupları ile karşılayıp karşılamadığını kontrol etme görevi ise sizlere düşmektedir. Bu dönemde özellikle kalsiyum, demir ve protein alımları ön planda tutulmalıdır. Çocuklarınızın sizi örnek aldıklarını asla unutmayın ve onlarla beraber kendinize de daha fazla özen gösterin.

Strateji 10 Harekete geçin: Egzersiz size fazla enerji verirken rahatlamanıza da yardımcı olur. Düzenli egzersizin ise yaşlanmanızı yavaşlatacağına ve birçok sağlık sorununu önleyeceğine dair pek çok araştırma vardır. Bu yararları düşünerek yeni yılda hangi sporları, hangi mekânda yapacağınızın kararını verip, hayatınızı değiştirmek sızın elinizde.

Zayıflama Hapları

14 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Son zamanlarda internet sitelerinde hangi sayfayı tıklasam karşıma sürekli bir zayıflama hapları çıkıyor, insanların hayatını riske atan bir çok kişininde ölümüne sebep olan bu tür ilaçların nasıl eczane raflarında yer bulabildiğine de hala bir anlam veremiyorum.Bu hafta madem ki böyle bir desteğe ihtiyaç duyuyorsunuz bu hapları seçerken nelere dikkat etmeli, zayıflama haplarının zararları nelerdir, ve zararları bulunan zayıflama hapları nasıl anlaşılır bunu paylaşalım istedim.

Türkiye’de zayıflamaya destek substramin etken maddesi bu tür ilaçların içinde aşın ve orantısız bir biçimde kullanıldığı için bir çok kiÅŸinin hayatını kaybettiÄŸini biliyoruz.

Bu ilaçları yapan firmalar sağlığa zararlı maddeler içeren ve reçeteli ilaç statüsünde satılması gereken bu zayıflama haplarını piyasaya daha kolay sürebilmek adına tarım bakanlığından onay alarak gıda destek takviyesi olarak gösteriyorlar ki Sağlık Bakanlığının denetiminden kolaylıkla kaçabilsinler. Sağlık Bakanlığının denetiminde olmadığı için bir çok insanı bu yüzden kaybediyoruz.

Ölümcül zayıflama haplarının diğer bir kısmında ise ülkemizde de yasak olan ephedra maddesi bulunmaktadır. Efedrin olarak ta bilinen Ephedra maddesi, geçen yıllarda piyasadan toplatılan bazı zayıflama haplarında anormal düzeyde kullanıldığı tespit edilmiştir.

Bu tür ilaçlar almadan önce özellikle sağlık bakanlığından onaylı, içerisinde prospektüs olmasına özen gösterin. Bunları kullanmak için sadece bu yeterli değildir kalp ve damar hastalığınız bulunuyorsa, karaciğer ve böbrekleriniz de bir sorununuz varsa, anti depresan kullanıyorsanız mutlaka doktorunuza danışın.

Multidisipliner Laser Epilasyon Tedavisi

12 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

İstenmeyen tüylerden kurtulmanın en hızlı ve en sağlıklı yolu lazer epilasyondur. Laser epilasyon ve diğer laser tedavilerinde başarılı bir sonuç isteniyorsa öncelikli olarak deneyimli dermatoloji uzmanının uygulamayı yürüttüğü multidisipliner laser tedavileri tercih edilmelidir. En kıymetli organlarımızdan biri olan derimizi en iyi tabii ki bu konuda uzman olan bir dermatolog tedavi edebilir.

Epilasyon cihazlarında çeşitlilik o klinik için bir avantaj olarak tedaviye yansır. Çünkü her hastanın kıl tipi farklı bölgelerde farklı dalga boyunda laser tedavisine yanıt verir. Hastanın cilt tipi, kıl rengi, kıl kökleri ve cilt hassasiyeti dermatolog tarafından değerlendirir ve uygun epilasyon cihazı tercih edilir. Örneğin kol altı ve kol kıllan arasında kıl rengi ve kalınlığı değişkendir aynı doz ve aynı dalga boyundu cihaz tedavi de katkı sağlamaz.

Dermatoloji Kliniğimizde Nd Yağ laser, Diod laser ve AFT laser olmak üzere üç dalga boyunda laser cihazı bulunmakta olup, bu hasta konforunu ve epilasyonda kalıcılığı artırmaktadır. Yeni modem laser epilasyon cihazlarımız diğer pek tok laser cihazından farklı olarak: soğutmalı uygulama haslıkları ile direk laser ışığı maruziyeti olmaksızın deride yanık oluşmadan ağrısız epilasyon sağlamaktadır. Gözleri özel gözlüklerle korumak şartı ite göz kapakları hariç tüm vücut bölgelerindeki tüylere lazer epilasyon uygulanabilir. Tedavi öncesinde dermatoloji uzmanı; kişinin hormonal bir hastalığı olup olmadığını araştırır, epilasyon gerekirse ek hormonal tetkik ve tedaviler ile birlikle yürütülür..

Laser epilasyon kıl batması-dönmesi olan kişilerde de çok etkili tedavi imkânı sağlar çünkü probleme neden olan kıl kökü kalıcı yok olmaktadır. Erkek estetiğinde de son yıllarda en çok ilgi gören konuların başında laser epilasyon gelmektedir. Özellikle kaş arası, omuz, elmacık kemikleri, el üzeri ve sırt bölgesinde laser epilasyon ile kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de islenmeyen tüylerden kurtulmak mümkündür.

Laser epilasyon iÅŸleminde etki sadece deride sınırlı kalır, iç organlarımıza zarar vermez… GüneÅŸ gören bölgelere uygulanan bir laser ise güneÅŸ koruma faktörlü ürünün düzenli kullanımı ile herhangi bir leke sorunu ile karşılaşılmaz.

Kaynak: Estetik

Yüz Lekeleri Sorun Olmaktan Çıkıyor

12 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Bir gün aynaya dikkatli baktığınızda yüzünüzde birkaç lekenin belirdiğini fark ettiğiniz, içinizin cızz ettiği ve keyfinizin kaçtığı oldu mu?

Yaşınız otuzların biraz üzerindeyse ve güneşle uzun süreli korumasız haşır neşir olduysanız mutlaka buna benzer hisler yaşamışsınızdır.

Fazla sorunlu bir cildim olmamasına raÄŸmen aynı duyguları yaz sonunda birkaç kere yaÅŸadığım için çok iyi biliyorum, hemen bir kaygı, piÅŸmanlık, telaÅŸ. Neden oldu?.. Niye dikkat etmedim, keÅŸke güneÅŸ koruyucumu daha sık kullansaydım… Åžimdi ne uygulasam da kısa sürede geçse?.,, gibi düşünceler akıldan hızla birbiri ardına geçer.

Bu duyguları yaşıyorsanız, ilk yapacağınız bu konularda tecrübesi olan ve en önemlisi güvendiğiniz bir doktora cildinizi göstermek ve hangi yöntem veya ürünün iyi geleceğini öğrenmek ve karar vermek Gerisini doktorunuza bırakın ve kuralların dışına çıkmayın Kurallar diyorum çünkü leke tedavisi hem çok kolaydır, hem de çok zor,

Şöyle ki, lekeleri gidermek için birkaç tedavi yöntemi ve birçok profesyonel ürün vardır. Bunlardan biri mutlaka sizin derdinizi çözecektir, bu nedenle kolay Ama sonrası çok önemli, leke çok nazlı bir problemdir, aynı kadınlar gibi, biraz ihmal eder ve korumazsanız tekrar hem de daha hırçın bir şekilde sorun olarak karşınıza çıkar.

Cildiyle ilgili görüşmeye gelen, hastalarımın sorunlarının çoğu sarkma, kırışıklık gibi sorunlarla birlikte veya tek başına leke sorunu oluşturuyor. Bu kadınların olduğu kadar erkeklerin de gittikçe artan bir sorunu.. Uzun süredir ozon tabakasının daha da incelmesi nedeniyle güneşin zararlı ışınlan kolayca yeryüzüne ulaşıyor ve ciltte lekelenmelerle birlikte bir çok ciddi sorunlara neden oluyor..

Yaz sonu güneşin ve aşırı nemin etkisiyle lekelenen kırışan kalınlaşan cildi kimyasal peelıng, TCA ve laser gibi birkaç yöntem ile tedavi etmek mümkün olabiliyor..

Kimyasal peeling, yani cildi soyma işlemi, etkin ve güvenilir bir yöntem olarak gittikçe daha etkili ürünlerin de geliştirilmesi ile uzun süredir uygulanan bir tedavi yöntemi. Kimyasal peelingi sadece leke tedavisi için değil bunun yanında cildi yenilemek, gençleştirmek için de kullanabiliyoruz.

Sayfalar: 1 2 3 ... 24 ►

stumbleupon

techme


Yeni Yazılar

  • Aging Management Estetik Uygulaması
  • SoÄŸuklar Cildinizi Bozmasın
  • Kadın Beslenmesi
  • DoÄŸum Sonrası Depresyon
  • Lazer Epilasyon
  • Sonbahar ve Cildimiz
  • Zayıflamak Mı Yoksa Kilonuzu Korumak Mı Önemlidir ?
  • Kozmetikte Organik Bakım Ürünleri
  • Cilt ve Saç Bakımı İçin Mucize BuluÅŸlar
  • El ve Ayaklarınızın Bakımı

Çok Okunanlar

  • Uçuk Nasıl Geçer
  • Estetik Doktorlara Hastalardan Sorular
  • Göz Altı Morlukları ve Tedavisi
  • Kepçe kulak EstetiÄŸi Fiyatları
  • YaÄŸ Aldırma EstetiÄŸi - Liposakşın
  • Çarpık Bacak ve Estetik Tedavi
  • Ben Aldırma Tedavisi
  • Estetik Operasyon Ücretleri
  • Estetik Video Görüntüleri
  • Estetik Maliyeti
  • Estetik

Kategori

  • Aesthetic Plastic Surgery
  • DiÅŸ EstetiÄŸi Uygulamaları
  • Estetik Güzellik Bilgileri
  • Estetik YaÅŸam Bilgileri
  • Hastalardan Bilgiler
  • Lazer Epilasyon Uygulamaları
  • Plastik Cerrahi Ameliyatları
  • Plastik Cerrahi DerneÄŸi
  • Plastik Cerrahi Fiyatları
  • Plastik Cerrahi Haberleri
  • Plastik Cerrahi Hastalardan Bilgiler
  • Plastik Cerrahi Resimleri
  • Plastik Cerrahi Videolar
  • Plastik Cerrahi İstanbul
  • Plastik Cerrahlar
  • Saç Ekimi Uygulamaları

Yeni Yorumlar

  • ismihan in Cerrahi Yanık İzleri Nasıl …
  • muhammed in Estetik Doktorlara Hastalardan…
  • zeynep karameÅŸe in 2011 Tekbir giyim pardesü mod…
  • alper yılmaz in Kepçe kulak EstetiÄŸi Fiyatla…
  • bahar in Kızlık Zarı Sorunu Bekaret …
  • muammer in DiÅŸ Teli Ücretleri FiyatlarÄ…
  • rıdvan in 2011 Erkek Mont Modelleri
  • günel gasımova in Göz Altı Morlukları ve Teda…

ArÅŸiv

  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • AÄŸustos 2011
  • Temmuz 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Åžubat 2011
  • Ocak 2011
  • Aralık 2010
  • Kasım 2010
  • Ekim 2010
  • Eylül 2010
  • AÄŸustos 2010
  • Temmuz 2010
  • Haziran 2010
  • Mayıs 2010
  • Nisan 2010
  • Mart 2010
  • Åžubat 2010
  • Ocak 2010
  • Aralık 2009
  • Kasım 2009
  • Ekim 2009
  • Eylül 2009
  • Haziran 2009
  • Mayıs 2009
  • Nisan 2009
  • Mart 2009
  • Åžubat 2009
  • Ocak 2009
  • Aralık 2008
  • Kasım 2008
  • Ekim 2008
  • Eylül 2008
  • Nisan 2008
  • Aralık 2007

Plastik Cerrahi | Plastik Cerrahi Haberleri | Estetik Ameliyatlar | Plastik Cerrahi Videoları | İletiÅŸim | Plastik Cerrahi Fiyatları | Plastik Cerrahi Resimleri | Plastik Cerrahi DerneÄŸi
Lazer Epilasyon Uygulamaları | Diş Estetiği | İstanbul Estetik Cerrahi | Lazer Epilasyon Uygulamaları | Plastik Cerrahi Hastaları | Estetik Saç Ekimi
Burun Estetiği Resimleri | Sitemap | Gizlilik Sözleşmesi