
Şüphesiz, son yüzyıl içinde gelişmiş ülkelerde yaşam sürelerinin sürekli uzuyor olmasının altında da modern tıp biliminin ve yaşam koşullarındaki iyileşmenin sağladığı avantajlar yer alıyor. Bu nedenle yaşlı nüfus oranı gün geçtikçe artıyor. Estetik Cerrahi Uzmanları, yaşlılıkla beraber görülen diyabet, demans veya alzheimer hastalığı, kalp damar hastalıkları, kanser, kemik erimesi gibi kronik hastalıkların ve sağlık harcamalarında görülen yüksek rakamların gelişmiş ülkelerde anti-aging tıp bilimini ön plana çıkardığını anlatıyor.
Böylece hastalıkları önlemek için yapılan harcamaların hastalıkların tedavisi için yapılan harcamalardan çok daha az olduÄŸu görülmüş. Anti-aging’e yönelik yapılan uygulamaları Estetik cerrahi uzmanları şöyle açıklıyor.
Hormon tedavileri: Anti-aging uygulamalarda hormon seviyesi, tedaviyle 20-30 yaşlardaki seviyede tutulmaya çalışılıyor. Böylece daha genç bir metabolizmaya kavuşmak mümkün oluyor.
Besin destek tedavileri: Vitaminler, mi-neraller, esansiyei yağ asitleri, antiöksidanlar, bitkisel özler olarak sıralanabilir.
Düşük glisemik endeksli diyetler: Glisemik indeks direki karı şekeri üzerine etkili karbonhidrat seviyesi yani iyecek gramındaki karbonhidrat gramı olarak da hesaplanır. Düşük glisemik endeksli yiyeceklerde karbonhidratlar yavaşça parçalanır ve kana karışır. Kan şeker düzeyinde ani değişimler meydana gelmez. Örnek olarak brokoli, ıspanak, karnabahar, elma, armutu sıralayabilirim.
Ayrıca düzenli egzersiz, stres yönetimi ve kilo kontrolü anti-aging programının tamamlayıcılarıdır.
Anti-Aging programlarının amaçları:
• Gençlik enerjsine tekrar kavurmak.
• Vücutta yağlanmayı azaltmak ve tekrar yağlanmayı önlemek.
• Cilt gerginliğini sağlamak.
• Cinsel yaşam enerjisini arttırmak.
• Kemiklere kalsiyum kaybını azaltmak.
• Kan yağlarını ve kolesterol seviyelerini kontrol altına almak.
• Hafızayı güçlendirmek ve konsantrasyonu arttırmak.
• Bağışıklık sistemini güçlendirmek .











