• Ana Sayfa
  • İletiÅŸim

Masa Başında Çalışmak Kilo Aldırıyor

10 Nisan 2012 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Yıllar geçtikçe vücut ağırlığımızı saÄŸlıklı bir ÅŸekilde korumak oldukça zor bir hal alıyor. Masabaşında çalışmak her yıl bize fark ettirmeden 2-3 kilo katıyor ve maalesef ki en çok kalınlaÅŸan yerimiz belimiz…

Çalışan kişiler için gün içinde sürekli oturmak, öğünlerden en az birini dışarıda yemek, bazı günler yoğunluktan dolayı su dahi içecek fırsatı yakalayamamak ve bunun gibi daha bir sürü etken vücut ağırlığımızda değişikliklere neden oluyor, işte kilonuzu korumanız için birkaç altın öğüt;

Sabah evden kahvaltı yaparak çıkın. EÄŸer vaktiniz yoksa ya 5 dakika daha erken kalkın ya da iÅŸ yerine giderken arabanızı güzel bir fırının önünde durdurun. Alacağınız 1 simit. 1 kutu süt veya sutlu kahve… 1 simit ortalama 3 ince dilim ekmek yerine geçtiÄŸi için baylar simidin hepsini bitirirken bayanların yarım simit yemesi yeterli gelecektir Burada yapılan hata kahvaltı için tercih edilen pastane ürününün poÄŸaça veya börek gibi yaÄŸlı besinler olması. Bunun yerme simit veya tost iyi bir alternatif.

Öğlen yemeğine kadar soluksuz çalışıyor olabilirsiniz. Ancak çekmecenize elinizi attığınızda, elinize alacağınız 1 avuç sarı leblebi, 2-3 ceviz, 2-3 adet kuru meyve alternatiflerinden herhangi bin öğle yemeğinde tabağınıza saldırmanızı engelleyecektir.

Öğlen yemeğinde yapılan en büyük hata karbonhidratı ayarlayamamaktır.

Çorba, pilav, makarna, patates, ekmek ve tatlı… Bu besinlerin hepsi karbonhidrat kaynağıdır. Tabaklarınızdan sadece 2 sini karbonhidrat kaynağı olarak seçin. ÖrneÄŸin çorba, etli patates yemeÄŸi, pilav ve yoÄŸurttan oluÅŸan bir menüde tercihiniz 3 kap karbonhidrattan sadece 2’si ve yanındaki yoÄŸurt olmalıdır.

Gun içinde bardak sayısı sayılamayan çay tüketimine masabaşı çalışan kişilerde alışığız. Çayda bir sıkıntı yok. Ancak ya içine atılan şekerler? işte bütün suçlu bardağınızın içindeki masum görünen şekerler. Eğer gününüz içeceksiz geçmiyorsa ilk yapmanız gereken, şekeri bırakıp çayın ve kahvenin kendi tadını algılamaya çalışmak. 1 ay sonra şekerli çayın tadını unutacaksınız. Tatlandırıcılar size destek olabilir.

Uzun süren toplantılar uzun süren açlık anlamına gelir. Aç kalma süreniz 3 saati geçerse, pankreasınızdan salınan insülin bir sonraki öğündeki yemeklerinizi karın bölgenizde depolamak için fırsat kollayacaktır. Toplantıda içeceğiniz bir fincan sütlü kahve, bir bardak taze sıkılmış meyve suyu. bir bardak ayran veya bir bardak meyveli süt hem iştahınızı kontrol altına almanıza hem de uzun süren açlığın getirişi olan bel bölgenizin yağlanmasına engel olacaktır.

Bazı besinleri tüketmek ve tükettikten sonra vücudunuza zararının dokunmaması için fiziksel aktiviteyi hayatınıza sokmalısınız. Eğer spor yapamıyorsanız; beyaz ekmek, beyaz pirinç, sofra şekeri, hazır meyve suyu. şekerli gazlı içecekler belinizi kalınlaştıracak en baş besinlerdir.

Akşam yemeğinizi dışarıda yemek durumundaysanız tercihlerinizi öğlen yemeğine gore yapmanızda fayda var. Öğlen kırmızı et içeren bir yemek yediyseniz akşam tercih edeceğiniz yemek beyaz et olmalıdır. Izgara balık, tavuk veya hindi eti oldukça sağlıklı bir tercih olabilir. Alkol tercihiniz ise beyaz şarap olursa, seçimlerinizde vücudunuzu üzmemiş olursunuz. Eğer yemeğinizi evinizde yiyebiliyorsanız, tercihinizin bol posalı koca bir tabak sebze yemeği olmasına özen gösterin. Sebze yemeği hem bağırsak sağlığınız hem de kilo kontrolünüz için size çok yardımcı olacak. Yanma ekmeğinizi ve yoğurdunuzu eklemeyi ihmal etmeyin.

Son olarak 6 ayda bir yaptıracağınız düzenli detaylı kan tahlilleri ile vücudunuzu her dönem yeniden tanımalısınız. Stresinizin, yaşınızın, hareketsizliğinizin ve yanlış beslenme düzeninizin bedeninize zarar vermesini önlemek için düzenli doktor ve diyetisyen muayenesinden geçmeyi ihmal etmeyin.

Meme Kanserinde Hayat Kurtaran Bir Adım

10 Nisan 2012 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Meme kanseri her 8-10 kadında bir görülen ve bu şıklığıyla kadınlar için kâbus haline gelen bir hastalıktır. Ülkemizde son yıllarda medyatik birkaç ismin meme kanserine yakalandığı haberi tüm kadınları tedirgin etmeye yetti. Aslında bir süredir önemsenmeyen bu riskin tekrar gündeme gelmesi kadınlar için bir uyarı, bir işaret olmuştur.

BilindiÄŸi gibi meme kanserinin tedavisinde erken tanı çok önemli. Aslında meme kansen tedavi edilebilen bir kanser… Hastanın erken evrede saptanması %100 kür diyebileceÄŸimiz hastalığın tamamen tedavi edilebilmesi ÅŸeklinde sonuçlanmasını saÄŸlıyor

Erken tanıda; kendi kendine meme muayenesi, risk faktörlerinin belirlenmesi, tarama çalışmaları büyük önem taşır. Tarama çalışmaları ve tanıda mammografinin yeri tartışmasız. Ancak ülkelerin finans sistemleri ve sağlıkçıları arasında öteden beri mammografi taramalarının hangi yaşta başlayacağı ve kaç yılda bir yapılması gerektiği hep bir tartışma konusu olmuştur.

Kendi alanında en saygın yayınlardan biri kabul edilen Radiology dergisinin Mart 2012 sayısında yayınlanan bir çalışma belki de bu tartışmalara son noktayı koydu denilebilir. Seattle’da. 1990-2008 yılları arasında meme CA tanısı konulan 2000 meme kanserli kadın arasında yapılan bu çalışmada; 40 yaşından itibaren ÅŸikayeti olsun ya da olmasın her kadına yılda bir mammografi yapılması sonucunda, 40-49 yaÅŸları arasında meme kanseri tanısı konulan hastaların sıklığı yaklaşık 2 kat artmış Ayrıca meme kanseri nedeniyle mastektomi yani memenin tamamının alındığı hasta sayısında yarı yarıya azalma olmuÅŸ bir baÅŸka deyiÅŸle erken tam nedeniyle hastaların yarısında memenin komple alınmasına gerek kalmadan meme koruyucu cerrahi ile tedavi mümkün olabilmiÅŸtir.

Özetle; kadınlar 40 yaştan itibaren şikâyeli olsun ya da olmasın, risk faktörüne bakılmaksızın mammografi çektirmeye başlamalı ve bunu yılda bir mutlaka tekrarlamaklar. Böylece meme kanserinin erken tanısı konulabilmekte, dolayısıyla da önce memenin sonrada hayatın kurtarılabilmesi mümkün olmaktadır.

Sağlıklı bir yaşam diliyorum.

Aging Management Estetik Uygulaması

27 Ocak 2012 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

SAĞLIKLI YAŞAM İLE KALİTELİ BİR GELECEK

SON YILLARDA YÜKSELİŞE GEÇEN AGING MANAGEMENT UYGULAMALARINI SİZİN İÇİN ARAÅžTIRDIK. KISA SÜRE ÖNCE HİZMETE GİREN “ZİNDE SAÄžLIKLI YAÅžAM KLİNİĞİ” İLE İLGİLİ BİLGİLER EMİNİZ İLGİNİZİ ÇEKECEK.

10-15 yıldır büyük ilgi gören anti-aging yaklaşımı yerine, son iki yıldır aging management uygulaması yükselişe geçti. Yaşamı ve yaşlanmayı yönetmek olarak tanımlanan bu yaklaşımda kişileri yoran, yıpratan, hasta eden veya yaşlandıran etkenlerin tanımlanması ve önlemler alınması üzerinde duruluyor. Klinikte; tıbbi olarak dengeli durumda olan bireye;

- Stres yönetimi ve stresle basa çıkma
- Güneşten korunma ve bakımı
- Çevresel koşullar ile yıpranan cilt ve saç için tedavi kürleri
- Dengeli beslenme ve kişiye özel diyet programlan
- Uyku ve uyku bozukluğu için çözüm önerileri
- Su ve sıvı almaya yönelik öneriler
- Bölgesel zayıflama programları
- Selülit önleyici ve giderici çözümler
- Detoks uygulamaları konularında saÄŸlık hizmetleri sunuluyor. Klinikte ve rilen hizmetler ve yapılan çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgiyi sahibi Dr. Ahmet Atalık’tan aldık.

İç ve dış etkenlere karsı ne gibi çözümler sunuyorsunuz?

Sorgulama ve muayene ile mevcut sorunlar ortaya konur. Amaç hastanın genel durumunu değerlendirip programına karar vermek, yaşam şekli çerçevesinde yaşlanmasını yönetmeyi öğretmektir. Programın temel özelliği kişilerin yaşam biçimlerini tanıyıp olumsuz alışkanlıklarını değiştirmek.

Günümüzün en önemli sorunlarından stres konusunda neler yapılabilir?

“Stres ve BaÅŸa Çıkma Yöntemleri” temalı dört seanslık bir terapi ile hastaların sorunlarını nasıl yöneteceklerini gösterip kendilerini nasıl koruyacaklarına odaklanıyoruz.

Detoksu ne gibi durumlarda uyguluyorsunuz?

Dengeli beslenme, spor, dinlenme ve uygun miktarda sıvı alma bedenimizin oluşturduğu zararlı atıkları yok eder. Bunun için dışarıdan destek almak gerekebilir. Özellikle kronik hastalığı olanlarda, alkol-sigara kullananlarda ve yoğun çalışanlarda ozon ile yapılan detoks uygulamaları iyi sonuçlar veriyor.

Cilt yıpranması ve yaşlanması konusunda neler öneriyorsunuz?

Gelişmiş tıbbi cilt bakım ve tedavi cihazları ile temizleme, radyo frekans, soyma gibi işlemleri uyguluyoruz. Klasik yıpranmış cilt bakımı yanında onarıcı, leke giderici ve akne karşıtı tedaviler yapıyoruz. İnce çizgilenmeler, kırışıklıklar, çöküntüler, deformiteler ve asimetriler kişilerin ifadeleri bozulmadan radyo frekans, lazer, dolgu ve Botox uygulamalarıyla gideriliyor.

Bölgesel zayıflama uygulamalarınızdan bahseder misiniz?

Ne kadar diyet yapılırsa yapılsın belirli bölgelerde zayıflama sağlanamaz. Bu nedenle yeni nesil tıbbi ultrasonik kavitasyon, lenf drenaj ve pasif jimnastik cihazları doktor ve diyetisyen kontrolünde tıbbi kurallara uygun olarak uygulanıyor.

Bölgesel zayıflama ile birlikte, kas yapısını şekillendirmek amacıyla turbosonik ve pasif jimnastik aletleri yardımıyla egzersiz alışkanlığı geliştirilebilir. Selülit ile başa çıkmak için dengeli beslenme, egzersiz ve çeşitli tıbbi müdahaleler uygulanabilir.

Lazer epilasyon ve cilt sıkılaştırma konularındaki önerileriniz?

Lazer uygulaması mutlaka doktor kontrolünde ve tıbbi birimlerde uygulanmalıdır. Yeni nesil lazerlerin soğutarak acıyı azaltma özellikleri var. Sonuca hızlı ve kalıcı ulaşılması açısından tercih edilebilir.

Kadın Beslenmesi

23 Ocak 2012 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Kadın olmak psikolojik ve fizyolojik olarak çok farklı özellikler taşır. Her döneminin gerektirdiÄŸi farklı ihtiyaçlar vardır Tüm bunların çok doÄŸru saptanması ve yerine mutlaka konması gereklidir. Bu anlamda. “Kadın Beslenmesi” dendiÄŸinde, Menstrual Döngünün baÅŸladığı dönem regl sırası, PMS (premenstrüal sendrom). hamilelik öncesi, hamilelik sırası, emziklilik, menopoz ve osteoporoz süreçlerinin tümünün ayrı ayrı incelenmesi ve deÄŸerlendirilmesi gerekir..

1)MENSTRÜAL KANAMA (REGL) DOĞURGANLIK SÜRECİNİ BAŞLATAN OLAYDIR.

Doğurganlık çağındaki kadınlar için beslenme her aşamada çok önemlidir. Özellikle aylık menstrual siklusta beslenmeye çok dikkat etmek gerekir.

Vücuttan özellikle demir atımı olduğu ve demir eksikliği anemisi çok yaygın görüldüğü için yeterli demir alımı sağlanmalıdır Yoğun kanaması olan kadınlarda demir kaybı daha fazladır. Aşın kanama olması halinde jinekologunuzla görüşerek durum değerlendirmesi yapılması önerilir.

Eksilen demir miktarını yerine konmazsa güçsüz, yorgun, hissedebilirsiniz ve anemi (kansızlık) gelişebilir.

Özellikle regl öncesi ve sırasında:

*Demirden zengin kırmızı et (kolesterolünüz yüksekse haftada 2 kez,
*Tavuk ve hindi (hindi, tavuktan biraz daha fazla demir içerir.
*Tam tahıllar,
*Kuru baklagiller ve
*Yeşil yapraklı sebzeler tüketilmelidir.

Bitkisel kaynaklı demirin vücut tarafından emiliminin artırılması için ise C vitamini içeren besinlerle birlikte tüketilmesi gerekir. Eğer demiz eksikliğiniz varsa, demir ilacı kullanımı için mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.

2)PMS (PREMENSTRÜAL SENDROM)

Premenstrüal Sendrom kişiden kişiye farklı belirtiler göstermekle beraber, periyottan 14 gün önce başlayan ve periyot bitimiyle sonlana bir durumdur.
Genellikle bu dönemde vücutta yoğun bir şişlik, ödem ve baş ağrısı görülür Buna bağlı sıkıntılar gelişir.

Amenka ve Kanada’da yapılan araÅŸtırmalarda, tıp sorunlardan ÅŸikayetçi kiÅŸilerde, regl döneminden 1 hafta veya 10 gün önce tuz tüketiminin kesilmesinin olumlu etkileri olduÄŸu gösterilmiÅŸtir Tuzun bileÅŸimindeki sodyumun su tutma özelliÄŸi nedeniyle yaÅŸanan bu sıkıntıları azaltmak için sodyumu düşük, potasyumu yüksek besinler tüketilebilir. Sucuk, salam, sosis gibi ürünler, hazır çorbalar, turÅŸu ve salamura besinler bu dönemde aşın tüketilmemelidir. Badem, kayısı, avokado, muz brokoli, esmer pirinç, lahana pazı. incir, balık, sarımsak, yeÅŸil yapraklı sebzeler, baklagiller, portakal, maydonoz ÅŸeftali, patates, soya fasulyesi, ceviz gibi potasyum içeren besinlere, beslenme planınızda yeterli ve dengeli bir biçimde yer verilmelidir.

Tatlı isteği ise mümkün olduğu kadar meyveli yoğurt, kurutulmuş meyveler ve ceviz/ badem/ fındık birlikte tüketilen ara öğünler tüketin Yine küçük porsiyonlarda doğal tatlandırıcı ile hazırlanmış light sütlü tatlılar, diyet dondurma veya enerjisi azaltılmış yağ ve tam tahıllı unlarla hazırlanmış yiyecekler de hazırlayabilirsiniz.

3) HAMİLELİK ÖNCESİ:

Bu dönemde yeterli ve dengeli beslenme çok önemlidir.

*Özellikle folik asit, mutlaka yeterli tüketilmelidir. Kuru fasulye, mercimek, ceviz, ıspanak ve buğday zengin kaynaklardır.

*Demir alımı ve emilimi için C vitaminine dikkat edilmelidir Demir. Kırmızı et. yumurta, tahin, pekmez, kuru baklagiller, yeşil yapraktı sebzelerde bulunur C vitamini ise 100 gramındaki C vitamini mıktan sırasına göre, yeşil sivri biber, karnabahar, ıspanak, çilek, portakal, greyfurt, mandalına şeftali domates gibi besinlerde vardır.

*B6 vitamini (balık, tam buğday, yeşil yapraklı sebze, kuru meyvelerde yoğun olarak bulunur.) ve E vitamini (zengin olarak sebzelerde, sıvı yağlarda tahılarda, yumurtada bulunur) de yine hormonal denge ile ilgili görev alır.

4) HAMİLELİK

Vücutta yumurtalıklarda üretilerek salgılanan östrojen ve progesteron hormonları sayesinde oluşan bu dönemde, kadının vücudunda, bir yandan bebeğin oluşması ve gelişmesi, diğer yandan da annenin artan ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için beslenmede mutlaka önemli değişiklikler yapılmalıdır. Ayrıca hamilelikte oluşturulan depolar emziklilikte kullanılacağı için, hamilelik dönemine yoğun özen gösterilmektedir.

Hamilelikte kilo kontrolüne dikkat edilmez veya yeterli-dengeli beslenme sağlanamazsa aşın beslenme, şişmanlık güç doğumlar, ölü doğumlar, prematüre (erken) doğumlar, düşük ağırlıklı doğumlar, beden veya zihinde gelişim bozukluktan görülebilir. Bu nedenle hamilelikte gerekli olan enerji ihtiyacı annenin oksijen tüketimi ile ölçülerek değerlendirilmeli, ihtiyacı olan tüm besin grupları sağlanmalı, hamilelikte beslenme önerileri diyetisyeniniz tarafından verilmelidir.

HAMİLELİKTE BESLENME İLKELERİ

*Anne ve bebeğin ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için, tüm besin gruplarından her öğünde yeterli ve dengeli miktarlarda tüketilmelidir.

»Gelişen bir bebeğin vücut hücrelerinin çoğu proteinlerden yapıldığı için tüm besin grupları gibi proteinlere dikkat edilmelidir. (Yumurta et hindi tavuk, balık, süt. peynir, yoğurt, kuru baklagiller ve ceviz/fındık/badem gibi kuruyemişlerde bulunur.)

*Bebeğin ve annenin sağlığı açısından son derece önemli olan, Folik asit.. Bebeğin zihinsel ve bedensel gelişimi için gerekli olan folik asit. Kuru fasulye, mercimek, ceviz, ıspanak ve buğday zengin kaynaklarıdır.

B12 vitamini: Bilişsel fonksiyonlarda görev alan B12 vitamini için. Süt, peynir, batık zengin kaynaklardır.

A Vitamini: Havuç, kayısı, yumurta ve ıspanak zengin kaynaklandır. D ve C Vitaminleri çok önemlidir

Demir: Kan yapımında görev alan demirden zengin kaynaklar, yumurta, pekmez tahin, ıspanak, kuru kayısı, kuru üzüm. kuru baklagillerdir

Kalsiyum: Kemik gelişimi için önemli olan kalsiyum, süt ve ürünlerinde zengindir.

Çinko: Bebekte büyüme yetersizlikleri, olu doğumlar ve doğumsal anomaliler görülebilir. Peynir, badem, ceviz, buğday ve bulgurda zengin olarak bulunur.

İyot: Yetersizlikleri düşük ve olü doğumlara neden olabilen iyot. balık ve deniz ürünlerinde, tavukta, beyaz peynirde, kuru baklagiller, yumurta ve sütte zengin olarak bulunur. Bahsettiğimiz mineraller de mutlaka yeterli miktarlarda alınmalıdır.

Tüm bu vitamin ve minerallerde eksiklik söz konusu ise, doktorunuz gözetiminde dışarıdan ek olarak verilmelidir.

*Omega- 3 ve omega-6 yağ asitlerinin dengeli alımı, bebek gelişimi için çok önemlidir (Özellikle, somon, uskurum gibi yağlı balıklar, yağ asidi içeriği çok dengeli olan kanola yağı, ceviz soya fasulyesi, yeşil yapraklı sebzeler gibi besinler) beslenmede mutlaka yer almalıdır.

*Her gün tüm besin gruplarından yeterli miktarlarda tüketilmelidir.

*Alkol sigara ve uyuşturucu maddeler kesinlikle kullanılmamalıdır.

*Kafein tüketilmemeli, kafein içeren çay, kahve yerine sut, ayran, şekersiz komposto, taze meyve suyu gibi besinler tüketilmelidir. Ayrıca yeşil çay da tüketilmek isteniyorsa kafeinsiz olarak tercih edilmelidir.

*Hamilelikte sıklıkla yaşanılan, kabızlık problemini önlemek için posa içeren besin tüketimine, yeterli su içmeye ve doktorunuzun izin verdiği ölçüde egzersiz yapmaya dikkat edilmelidir

*Yeterlı sıvı tüketimine dikkat edilmeli, hamilelikte oluşabilecek olan ödemi azaltmak için mutlaka yeterli su tüketilmelide.

*Herhangi bir ilaç, vitamin veya mineral kullanılmadan önce kesinlikle doktora danışılmalıdır.

*Kilo alımı düzenli bir şekilde kontrol edilmelidir çünkü eksik veya fazla kilo alımının sakıncaları büyüktür.

Doğum Sonrası Depresyon

7 Ocak 2012 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Doğum, kadın için en önemli olaylardan biridir. Doğum sonrası dönem aileye yeni bir üyenin katılması ile yeni bir düzen kurulur. Kadınlar doğum sonrası ilk yıl içinde, psikiyatrik hastalıklar (anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, depresyon ve nadiren psikoz) açısından anlamlı risk alımdadır. Ancak depresyon bu hastalıklar açısından en baskını olduğundan doğum sonrası psikiyatrik hastalık dendiğinde ilk akla gelen doğum sonrası depresyondur. Yaşanma sıklığının yüzde 10 olduğu kabul edilir.

Belirtileri

DoÄŸum sonrası depresyonun bulgularını, doÄŸum sonrasındaki ilk günlerde sıklıkla görülen “Poslpartum Blues/Lohusalık Hüznü”nden ayırt edilmesi güç olabilir. Poslpartum Blues yeni doÄŸum yapmış annelerin yaklaşık yüzde AO’ında normal sınırda olan bir üzüntü, veya endiÅŸe hali, kolay ve sık aÄŸlama, en yakınlarına sıkıca bağımlılık tablosu ÅŸeklinde ortaya çıkar. Bu durum genellikle en fazla 10 gün sürer ve belirtiler kendiliÄŸinden yakınların sosyal desteÄŸi ve ilgisiyle kaybolur.

Lohusalık Hüznü’nün sebepleri arasında kadında doÄŸumla birlikle ani geliÅŸen hormonal deÄŸiÅŸiklikler, doÄŸum süreciyle ve bebekle ilgili endiÅŸeler ile annelik rolünün kadına getirdiÄŸi sorumlulukların farkında lığı sayılabilir. Nadir olarak 10 doÄŸum yapan kadından birinde daha ÅŸiddetli bir depresyon tablosu geliÅŸebilir. DoÄŸum sonrası depresyon genellikle daha 2′nci ve 8″nci haftalar arası baÅŸlar ve en çok bir yıl kadar sürer. Tedavi görmeyen kadınlarda 3 ay ile bir yıl arasında kendiliÄŸinden düzelebilir. Annenin bebeÄŸine karşı ilgisizliÄŸi veya hostil / nefret etme duygulan ön plandadır. Anne bebeÄŸine yeterli bakımı vermemekten ve hatta bebeÄŸine zarar vermekten korkabilir.

Nedenleri

Bazı risk etmenlerini taşıyan kadınlarda doğum sonrası depresyonun daha sık görüldüğü bilinmektedir. Bu risk etmenleri kadının ya da eşinin işsizliği, sosyal desteğin yetersiz olması, evlilik sorunları, ölüm ve ayrılık gibi beklenmedik yaşamsal olaylar, planlanmamış gebelikler, multiparite (birden fazla doğum yapma), daha önceki gebeliklerde depresyon geçirilmesi, yüksek riskli gebelik yaşamış olması, kayıpla sonlanan gebelik ve doğum deneyimleri, erken anne-bebek ayrılığı ve bebeğin bakımı ile ilgili duyulan kaygılardır. Annenin ailesinde geçirilmiş PPD öyküsü de riski arttıran bir etmendir. Bir ya da daha fazla risk etkeni taşıyan kadınların doğum sonrası depresyon için taranması önerilmekledir. Tarama için en sık kullanılan yöntem Edinburgh Postpartum Depresyon Skalası dır.

Biyolojik faktörler, gerek genetik gerekse hormonel yeni doğum yapmış olan kadının anksiyete eşiğinin düşmesine, günlük stres yaratan durumlarla daha zor baş etmesine sebep olmaktadır. Genetik etkenlerin üstünde durulmasının sebebi PPD gelişen kadınların birinci derece akrabalarında mizaç bozukluğu oranının normal popülasyona göre daha yüksek olmasıdır, Hormonel sebepler incelendiğinde, bazı veriler östrojen hormonunun rolü olduğunu düşündürse de yapılan araştırmalar bunu desteklememiştir. Kortizol düzeyinin etkisini değerlendiren araştırmalarda da anlamlı bir sonuç çıkmamıştır. Bazı araştırmacılar, doğum sonrası geçici tiroid disfonksiyonunu PPD ile ilişkilendirmişlerdir. Depresif mizacın tiroid bozukluğu ile ilgili olabileceği düşünülmektedir.

PPD ele alındığında anne sütü ile beslemenin olumlu ve olumsuz etkileri olabilmektedir. Anne sütü veren kadınlar, kendilerine ayıracak zamanlarının çok az oluÅŸu, emzirme nedeniyle uykusuz kalmaları, ilaç kullanmaları gerektiÄŸinde bebeÄŸe zararı olacak endiÅŸesi duymaları gibi nedenlerle kolaylıkla negatif duygu durumuna girebilirler. Bunun yanında anne sütünün hızla kesilmesinin, bazı hormonal deÄŸiÅŸiklikler yoluyla depresif belirtileri daha da kotüleÅŸtirdiÄŸi düşünülmektedir. DoÄŸum sonrası depresyon sık görülmesine karşın çoÄŸu kez tanı konulamamaktadır. Hu durumun baÅŸlıca nedenleri kadının negatif duygulan nedeniyle kendini yalnız hissetmesi veya kaygılarından utanması, rutin kontrol için çaÄŸrıldığı doÄŸum sonrası 6′ncı haftaya katlar doktorla görüşme olanağı bulamaması ya da hangi bölüme baÅŸvuracağını bilememesi, yeni doÄŸan bebeÄŸin verdiÄŸi heyecanla yakınmalarını dile getirememesi olabilir. Ayrıca çevrenin ilgisinin daha çok yeni doÄŸan bebek üzerinde oluÅŸu sebebiyle PPD gözden kaçabilir.

Neler yapılmalı?

Ülkemizde PPD ile ilgili yapılan çalışmalar oldukça yetersizdir. Çok merkezli ve büyük sayıda gebenin doğum sonrası takibi ile yapılacak çalışmalar ile Türk toplumuna özgü risk faktörleri daha net saptanabilir. Sağlık çalışanları, anne ve bebek için ciddi tehdit oluşturan bu hastalığa karşı daha duyarlı olmalı ve uygun müdahale zamanında yapılmalıdır.

DoÄŸum sonrasında annenin uyku düzenini saÄŸlamak konusunda anneye yardımcı birinin varlığı ile çoÄŸunlukla annedeki kaygıları ve hüzün hali kendiliÄŸinden kaybolur. Ancak bazen PPD’nin belirtilerinin ÅŸiddeti çoÄŸalabilir, bu durumda annenin emzirmeyi bırakması önerilir ve antidepresan tedavisine baÅŸlanır. Hasta yakın takibe alınır, ayrıca hastanın eÅŸiyle de görüşme yapılarak dununu hakkında bilgi verilir. Destekleyici terapi uygulanır. Tablonun ÅŸiddetli olduÄŸu bazı durumlarda psikiyatrik tedavi görmesi düşünülebilir. EÄŸer PPD erken dönemde ve yelerince tedavi edilmezse, yıllarca sürebilen tedavisi zor bir hale dönüşebilir.

Zayıflamak Mı Yoksa Kilonuzu Korumak Mı Önemlidir ?

3 Ocak 2012 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

ÅžiÅŸmanlık ve obesite yetiÅŸkin nüfusun yaklaşık %60′nı etkilerken, beraberinde ciddi saÄŸlık sorunlarına yol açan kronik hastalı klanda getirmektedir. Kilo kaybı, hayati riske neden olan kronik hastalıklara yakalanma oranını düşürmektedir. Aşırı kilo, diabet (ÅŸeker hastalığı), kalp hastalıkları, inme, omurilik hastalıkları (bel fıtığı) ve eklem bozuklukları baÅŸta olmak üzere yaÅŸamı tehdit eden ve yaÅŸam kalitesini bozan bir çok hastalığın baÅŸlıca nedenidir.

Bilimsel çevrelerce kabul görmüş bir çok literatür, mevcut kiloda %3-5′lik azalma ile belirgin bir ÅŸekilde kiÅŸinin yaÅŸam kalitesinin arttıdığını vurgulamaktadır. American College of Sports Medicine, obez ve aşırı kilolu yetiÅŸkinlerin saÄŸlıklı bir yaÅŸam için sürekli haftalık fiziksel aktivite yapmaları gerektiÄŸini yayınlamıştır. Son çıkan klinik çalışmalar da bunu doÄŸrularken diÄŸer yandan, mevcut kilonun korunması için daha fazla fiziksel aktivite yapılması gerekliliÄŸini ortaya koymaktadırlar.

Kilo vermeyi başarmak oldukça zor bir süreç olmasına rağmen, verilen kiloları tekrar almamak ve mevcut kiloyu korumak, zayıflama sürecinden daha zor ve sıkıntılıdır. Çünkü yetişkin bir insan kilo verdiğinde öncelikle depo yağları azalmakta ancak vücutta yağı depolayan yağ hücre sayısı değişmemekte yalnızca içleri boşalmaktadır. Sayısını koruyan bu depo yağ hücreleri, her öğün de yeme ihtiyacını veya açlık hissini artırmaktadırlar ki böylece boşalan içlerini tekrar yağ ile doldurabilsinler. Bu hissi bastırmak için yememiz gerekmektedir ki buda mevcut kiloyu koruyabilmek için daha fazla fiziksel aktivite yapılması sonucunu doğurur. Bu süreç ömür boyu sürer. Halbuki zayıflayan veya zayıflamak isteyen bir insanda depo yağ hücreleri azaltılacak olursa, gerek zayıflama gerekse mevcut kiloyu korumak için fazladan bir çaba göstermek gerekli olmayacaktır, işte bu evrede estetik cerrahi devreye girmektedir. Günümüzde estetik cerrahi, yağ hücre sayısını azaltan işlemlerle, bilimsel olarak aşırı kilo ile mücadele de ilk sırada yer almaktadır. Daha açık bir deyimle yememe dışında, estetik cerrahi işlemlerine denk bir işlem veya ilaç bulunmamaktadır.

Liposuctıon (yaÄŸ alma), karın germe, liposeulpture, tiÄŸht lifting, kol germe ve meme küçültme yapılan baÅŸlıca iÅŸlemlerdir. Bunların hepsinde yaÄŸ hücreleri cerrahi olarak alınıp vücuttan uzaklaÅŸtırılmakta böylece doÄŸuÅŸtan olan yaÄŸ hücre sayıları kalıcı olarak azalmaktadır. Åžeker hastalığı olan kiÅŸilere yaptığımız karın germe ve yaÄŸ alma iÅŸlemi sonrası insülin veya ÅŸeker hapı ihtiyaçlarında belirgin azalmayı bizzat gözlemlemekteyiz. Yine iki taraflı kalça protezine sahip bir hastamız, koltuk destekleriyle bize gelmiÅŸ, yaptığımız karın germe ve meme küçültme operasyonları sonrası koltuk desteklerini bırakmıştır. Dolayısıyla kronik bir hastalığınız dahi olsa ÅŸiÅŸmanlığın cerrahi olarak düzeltilmesi yaÅŸam kalitenizi önemli ölçüde artırmaktadır. SaÄŸlıklı bireyler de ise bu tür hastalıklara yakalanma riskini azaltmaktadır. “Yemeyiversinler” kolaylıkla telaffuz edilebilen bir söz olsa da bunları yapmak bazen oldukça güçtür. Bu durumlarda da tıp bilimi, insanlara yardımcı olmak için tüm imkanlarını yanıltmadan ve kandırmadan sunmaktadır.

Kadınları Çılgına Çeviren Anlar

25 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Gün içinde stresli ortamlarda kalıyor ama her ÅŸeye raÄŸmen sakinliÄŸinizi koruyabiliyorken öyle anlar geliyor ki çılgına dönüyor ve kontrolden çıkıyor musunuz? O zamanlarda ne yapmanız gerektiÄŸini size fısıldayan birileri var! Åžimdi size düşen yazımızı okumak ve kriz anlarında bunları hatırlamak…

Kuaför Krizi

Aynanın karşısına otururken düz fon islediÄŸiniz söylediniz ama kuaför sizi düğüne gitmeye hazır hale mi getirdi. Sakın paniÄŸe kapılmayın. Bu kriz, aşılması en kolay olanlardan… Åžimdi sakinliÄŸiniz koruyun! Eve gelir gelmez hemen duÅŸa girip o garip görüntüden kurtulmak isliyor Alabilirsiz ancak harcadığınız nakit ve vakidi düşünerek bunu ertelemelisiniz. Saçlarınızı öne doÄŸru eÄŸerek iyice bir karıştırdıktan sonra kabaran saçlarınıza parlaklık veren serumunuzu da sürerek çok daha doÄŸal ve canlı bir görünüm elde edebilirsiniz.

Gelecek Planları Krizi

Henüz çok kısa bir dönemdir birlikte olduğunuz erkeğe gelecek planlarınızdan bahseder bahsetmez sizi daha az mı aramaya başladı. Krize girip, olayı büyütmenize gerek yok. O sizi daha az aradığı dönemde siz kendinizi sorgulayıp: bunu, bu adama gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğinizi kendi içinizde tartışın. Size attığı mesajlara heyecanınızı kontrol ederek cevap verir ve bu isteğinizi biraz daha kontrol altında tutarsanız kendiliğinden size geri dönecektir.

Eski Sevgili Krizi

Markette ansızın önünüze eski sevgiliniz çıktı ve yanında da niÅŸanlısı. Sizin ise yanınızda olan sadece ondan ayrıldıktan sonra aldığınız fazla kilolarınız ve elinizde diyet ürünleriniz var, panik yapmayın! Öncelikle derin bir nefes alın. Gülümseyin ve “merhaba” diyin. NiÅŸanlısını büyük ihtimalle sizinle tanıştırmak
istemeyecektir ancak siz yine de kibarlıkla onada selam verin. Halinizi hatırınızı sorarlarsa fazla detaya girmeden cevap verin. Sonrasında, eve koşarak gidip en yakın arkadaşınıza bağıra çağıra duygularınızı anlatabilirsiniz!

Dedikodu Krizi

ÇoÄŸu iÅŸ yerinde insanlar birbirinin ayajını kaydırmaya çalıştı lat. Bu liıi insanlar genellikle onun koltuÄŸuna oturmak için çamur bile atabilirler. Böyle insanların sizin üzerinize çıkmalarını önlemek ise sizin ne kadar soÄŸukkanlı davrandığınızla orantılıdır. Öncelikle sizin dedikodunuzu yapan kiÅŸinin kim olduÄŸunu öğrenerek iÅŸe baÅŸlayın. Daha sonra onu karşınıza alın ve tüm çalışma arkadaki arınızın içinde, böyle bir davranışı neden sergilediÄŸini sorun. EÄŸer dedikodular patronunuza kadar ulaÅŸmışsa patronunuza, bu dedikoduları çıkaran kiÅŸiyle yüzleÅŸmek islediÄŸinizi ve o sırada onun da odada bulunmasını islediÄŸinizi söyleyin. Sonrasını merak etmeyin, çorap söküğü gibi gelecektir. Ancak dikkat etmeniz gereken tek nokta, sakin kalmanız olacak…

En Yakın Erkek Arkadaş Krizi

Uzun yıllardır her şeyi paylaştığınız, her an yanınızda olan ve kardeş gibi gördüğünüz erkek arkadaşınızın size karşı farkı duygular beşlediğini mi öğrendiniz? Öncelikle uğradığınız yıkımı ona tadı seti bir dille anlatmanız gerekecek. Bu işin en kolay tarafıydı. Bundan sonra daha da dikkatli olmanız gerekecek çünkü eğer onunla ilişkinizi sonlandırmayı düşünmüyorsanız artık ona karşı daha mesafeli bir tavır sergilemeli ancak tamamen buz gibi de durmalısınız. Başka anlamlara kolaylıkla çekebileceği ve umutlanacağı cümlelerden uzak durmalısınız.

Sivri Dil Krizi

En akın arkadaşınızın ofisine gittiniz ve uzun süredir hoşlandığı erkeği gölükten sonra baladınız dedikoduya. Tanı onun hakkında olumsuz düşüncelerinizi sıralarken birde baktınız o çoktandır arkanızda ve tüm dediklerinizi duymuş. Arkadaşınızı ezil ettiğiniz gibi nasıl özür dilenmesi gerektiği de böyle anlarda bir krize dönüşür. Söylediklerinizi kıvırmanızın pek faydası yoktur. Öncelikle onun hakkında önyargılı bir tavır da sergilemiş olabileceğinizden bahsederek, belki de tam tersi bir insan olabileceğini anlatın. Daha sonra hu konuşmayı böyle bir ortamda yaptığınız için nc kadar utandığınızı belirten birkaç cümle kurun. Daha sonra ikisi için bir yemek ısmarlayıp, ikisine de kendinizi affettirebilirsiniz.

Kendinizle İlgili Bir Dedikoduyu Duyma Krizi

Yemekhanede sizin saçınızla ilgili yapılan bir yoruma ÅŸahitlik ediniz ve o anda konu, sizin saç renginiz ve size hiç yakışmadığı… Böyle anlarda kadınlar çılgına dönüyorlar ama bu konuÅŸmayı yapanlar sizin hiç tanımadığınız insanlarsa ve siz saç renginizden memnunsanız bu konuÅŸma hiç umurunuzda olmasın. Sancak sizin arkanızdan dedikodunuzu yapmalarına da asla göz yummayın. Onların yanına gidin, sakin olun ve saçınızdan çok memnun olduÄŸunuzu, ama bir dahaki boyatmada isterlerse onları da yanınızda götürebileceÄŸinizi mizahi bir dille söyleyip yanlarından ayrılın.

Teknoloji Krizi

Deniz kenarında gezinirken telefonunuz, elinizden kaydı ve suya düştü. Ve tabii ki beklendiği gibi artık çalışmıyor. İlk yapmanız gereken telefonu sudan mümkün olduğunca çabuk almak. Derhal SİM kartını ve bataryasını çıkarın. Bir havlu ile telefonun her yerindeki sulan temizleyin. Islaklığın tamamen yok olması biraz zamanınızı alacaktır, sabırla bekleyin. Telefonun tamamen kurumasını beklemeden şarj etmeye kalkışmayın. Eğer bir gün sonra telefonunuz hala çalışmıyorsa onu yetkili servise götürün.

Makyaj Temizleme Krizi

Akşam eve geldiğinizde saat 12 ye yaklaşıyor, tam uyumak üzeresiniz ama makyaj temizleme sütünüz bilmiş. Siz, akmış makyajla öylece kalakalmışsınız. Sakın bunu problem yapmayın eskiden her makyaj ürünü için ayrı bir temizleme losyonu mu varmış. Hemen nemlendirici kreminizi ahn ve makyajınızı çıkarmaya başlayın.

Mor Halka Krizi

işe aceleyle giderken ıslak saçınız yolda kurur ve kırmızı ışıklarda makyajınızı tamamlayabilirsiniz. Peki ya mor halkalar, onları nasıl yok edeceksiniz? Bunun için renksiz dudak nemlendiricinizi kullanabilir ve canlı bir görünümle güne merhaba diyebilirsiniz.

Deodorant Krizi

Evden acilen çıkmanız gerekiyor ve siyah kıyafetinizde deodorantınızın izinin çıktığını fark ediyorsunuz. Şimdi hemen elinize kuru bir havlu alın ve o yeri silin. Kâğıt mendili sakın o yere dendirmeyin, elbisenizin üzerinde beyaz topaklar bırakmasını istemiyorsanız tabii.

PiÅŸti elbise Krizi

Sevgiliniz size bir sürpriz yaptı ve uzun zamandır istediÄŸiniz o elbiseyi aldı. Tam da katılmanız gereken davet öncesi bu hediye o kadar güzel geldi ki… AkÅŸamki davete bir heyecan gittiniz ama kıyafetinizin aynısından baÅŸka birinde daha var! İşte kadınların çıldırma anı… Üzerinize alacağınız bir kot mont ya da ÅŸalla b durumu toplayabilirsiniz. Yoksa, olabilecek en uzak köşede, onun varlığından bir haber eÄŸlenmenize devam edeceksiniz.

Günün Yıldızlı Öğünü Kahvaltı

18 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Hareketli bir günün başlangıcında kimimizin işe, kimimizin okula gitme telaşında olduğu veya kimimizin de 10 dk daha uyuma isteğiyle yataktan kalkamadığı sabah saatlerinde kahvaltı çoğu zaman geçiştirilen bir öğün olur. Oysa ki yeni bir güne dengeli ve güçlü bir kahvaltıyla başlamak en sağlıklı beslenme davranışlarından biridir.

Kahvaltı öğününü atlayanlarda dikkat eksikliÄŸi, yorgunluk, gerginlik, öğrenme – odaklanma güçlüğü, iÅŸyerinde ya da okulda verimsizlik söz konusu olabiliyor. Özellikle çocukların ve gençlerin kahvaltıya önemli derecede gereksinimleri vardır. Öğün atlama, okul performansı üzerinde negatif etkiler gösterir. Sabah yapılan kahvaltı çocuÄŸun okulda daha enerjik ve daha baÅŸarılı olmasını saÄŸlar AraÅŸtırmalar, kahvaltı yapan çocuklarda ileri dönemde ÅŸiÅŸmanlık görülme oranının daha az olduÄŸunu kanıtlamıştır.

Kahvaltı yapmadığınız günlerde yorgun, bitkin ve neşesiz bir şekilde günün temposuna ayak uydurmakta zorlanabilirsiniz.

İlk kalori durağı!

Gece boyunca yaklaşık 10-12 saatlik uzun sureli bir açlığın ardından sabah vücudunuza hiçbir yakıt göndermezseniz metabolizmanızın savunma olarak kalori harcama potansiyelini yavaÅŸlatması kaçınılmazdır Sabah kahvaltınız yoÄŸun bir günün baÅŸlangıcında vücudunuzun ihtiyaç duyduÄŸu enerjiyi saÄŸlayacak ilk yakıtınızdır. Kahvaltıda aldığınız besinler azalan kan seker düzeyinizi normal seviyeye yükseltecektir. Basta beyniniz ve kaslarınız olmak üzere pek çok organınız ihtiyaç duydukları yakıta ve yaÅŸamsal pek çok maddeye kahvaltı sonrasında kavuÅŸabileceklerdir. EÄŸer sız bu enerjiyi bedeninizden esirger, açlık hissini dikkâte almazsanız kan sekeriniz daha da düşecektir. Kan sekerinin düşmesi (hipoglisemi) beyninizin glikoz ihtiyacına iÅŸaret eden sinirlilik, hırçınlık, gerginlik, algılama ve ifade etme güçlüğü, odaklanma bozukluÄŸu, düşünce karmaÅŸası, uyku hali gibi belirtilere neden olabilir. Kahvaltıyı atladığınızda öğlene daha çok acıkarak kalori içeriÄŸi yüksek besinlere yönelir ve daha sık atıştırma isteÄŸi duyabilirsiniz… Oysa ki günlük alacağınız toplam kalorinin %30-40 kadarını kahvaltıda almanız gerekmektedir Aksi halde kilo fazlalığı sorunu ile karsı karsıya gelebilirsiniz Yapılan çalışmalarda kilo sorunu olan kiÅŸilerin kahvaltı öğününü çoÄŸunlukla atladıkları gösterilmiÅŸtir.

Ayrıca düzenli kahvaltı alışkanlığı olmayanlarda kolesterol sorununun da sık görüldüğü ve kalp hastalığı riskinin arttığı belirtilmektedir.

“Kahvaltı edince daha çok acıkıyorum” diyenlerden misiniz?

Bu şekilde hissetmenizin nedeni tercih ettiğiniz besinlerin çeşidiyle ilgili olabilir. Aynı zamanda açlık hissi son derece sağlıklı ve kabullenmeniz gereken fizyolojik bir sinyaldir. Kahvaltıda sadece poğaça, börek, kurabiye veya meyve / meyve suyu tüketerek, açlık hissinizi tetikler ve vücudunuzun yağ depolamasını kolaylaştırabilirsiniz.

Gizli tuzaÄŸa dikkati

Kana hızla karışan bu tip besinler düşük olan kan sekerinizde hızlı bir artışa sebep olur. Ardından insülin salgılanması artar, kan şekeri birden düşerek açlık belirtilerini hızlandırır. Bu tuzağa düşmek istemiyorsanız kahvaltıda tokluk hissinizi uzatacak protein içerikli (süt, yoğurt, yumurta, peynir, fındık vb.) ve yanında rafine edilmemiş tahıl ürünlerini (tam tahıllı ekmek, kahvaltı gevrekleri) tercih edin. Kana yavaş kansan posa içeriği yüksek söğüş sebze ve meyveleri de kahvaltınıza ekleyebilirsiniz.

2012 Kına Geceleri İçin Kıyafet Modelleri

12 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
1 Yorum var Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

2012 sezonu için çalışmalarına hız veren firmalar bayanların en mutlu geceleri içinde onları şık kılıcak çeşitli kına gecesi kıyafet modellerini tasarlamaya başladı.. Bilindiği gibi genelde iki farklı tipte kıyafetin giyildiği kına gecelerinde günün prensesi öncelikli olarak misafirlerinin karşısına şık bir gece kıyafeti ile çıkacak ardından da kına yakılmasına yakın bindallı kıyafeti giyiliyor.. Böylelikle kına gecesi tamamlanmış oluyor..

2012 Kına Gecesi Kıyafet Seçimleri

Kına gecesi kıyafetlerini bayanlarımız renk olarak öncelikli kırmızı tonlardan seçebilirler.. Senenin renklerini ise pembe renkler onu parlement mavisi ve pembe renk tonları takip ediyor.. Seçilecek bu renkler bayanları simgeleyen onları bu gecenin prensesi yapacak görsellikte tasarlanarak yeni evlenecek olan genç kızlarımıza kına gecesi kıyafeti olarak sunuluyor..

Kına gecesi kıyafetleri genel olarak sırt dokolteli yada omuz dekolteli olabiliyor.. Göğüs dekolteli olanlarıda mevcut bu sizin seçiminize kalmış bir olgu.. Bindallı modelleri ise iÅŸlemeli olarak muhteÅŸem bir tarza sahipler.. Resimlerde de görmüş olduÄŸunuz modeller genel kına gecesi kıyafetleri tarzlarını oluÅŸturuyor.. SeçebileceÄŸiniz kıyafet modelleri hemen hemen bunlara yakın ve benzer olacaktır.. Sizlere kocaman ve en içten sevgi ve mutluluk dileklerimizi iletiyoruz…

2012 Kına Gecesi Kıyafet Resimleri

Dışarı Beslenme Önerileri Akılcı Besinlerin Tüketimi

12 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Günümüzde birçok kiÅŸi günün en az bir öğününü, dışarıda aceleyle hazırlanan hızlı tüketim ürünlerini, restoranlarda üzerinde düşünmeden seçilen menüleri ya da ofiste internetten ısmarlanan pizza ve sandviçleri tüketerek geçiriyor. Bu beslenme biçimiyle günlük ihtiyaçlarınız tam anlamıyla karşılanamayabilir. Aslında dışarıda beslenme, doÄŸru secimler yapmayı bildiÄŸinizde saÄŸlığınızın ve formunuzun sabotajcısı deÄŸildir. Akıllı beslenme stratejilerini kullanarak, menü üzerinde iyi tercihler yapabilirsiniz, iste ev dışında beslenirken size yol gösterecek…

20 önemli ipucu:

1- Öncelikle nerede yiyeceğinizi iyi planlayın. Geniş menü seçenekleri sunan yerleri tercih edin. Bu, seçimlerinizde çeşitlilik sağlar.

2- Restoranda yiyeceğiniz bir aksanı yemeğine hazırlık olarak kahvaltı veya öğle öğününü atlamaktan kaçının. Bu strateji genelde sizi tuzağa düşürerek ters yönde isler ve planladığınızdan daha çok yersiniz.

3- Menü nün tümünü dikkatlice inceledikten sonra seçim yapın. ÇoÄŸu restoran artık menüsünde ” SaÄŸlıklı Secimler”. “Diyet Yemekler” ya da “Hafif BaÅŸlangıçlar” seklinde özel bir bölüm sunar, Kilo kontrolünüzde dikkatli davranıyorsanız sipariÅŸlerinizi mümkünse bu kısımdan verin.

4- Menü iba releri arasında: fırınlanmış (baked), haşlanmış (broiled), ızgara (grilled), buharda pişmiş (steamed) seklinde ifade edilen yemeklerin daha az yağ ve kalori içerdiğini bilerek secim yapın.

5- Yüksek yağ oranı ve fazla kalori içeren; kremalı, tereyağlı, kızartılmış ve yağlı soslar ile hazırlanmış yiyecekleri eleyin.

6- Menüdeki yemeÄŸin tanımı yetersizse detaylı bilgilenmek için garsona: “et ızgara mı, kızartılmış mı?”. “Sos nasıl hazırlandı?”. “Sosun içinde krema var mı?” gibi sorular yöneltmekten çekinmeyin.

7- İçecek olarak asitli içecekler ve hazır meyve sulan yerine, ayran, soda, taze sıkılmış meyve suyu veya sadece su tercih edin. Şekerli bir içecek tercihiyle öğününüzün kalorisini ortalama 150 kalori daha artıracağınızı unutmayın.

8- Masadaki diğer kişilerin seçtiği yemekler yerine sadece kendi istediklerinizi sipariş edin. Örneğin arkadaşınız sipariş etti diye siz de yemekten önce iştah açıcılardan yemek zorunda değilsiniz.

9- Bazı restoranların yiyecek porsiyonları çok büyük olabiliyor, öyle ki bazen iki kişiye bile yetecek miktarlar içerebiliyor. Bu durumlarda mümkünse yarım porsiyon sipariş etmek ya da birlikte geldiğiniz kişiyle paylaşmak daha doğru olabilir. Diğer bir öneri de çocuk menusünden bir sipariş vermektir.

10- Masanıza gelen sıcacık ekmeklere karsı miktar sınırlaması konusunda başarılı değilseniz, garsondan bir dilim getirmesini yada ekmek sepetini direkt kaldırmasını isteyebilirsiniz.

11- Yemeklerde alkol alımı konusunda dikkatli olun. Yanında tükettiğiniz besin miktarını artıran, besin değeri olmayan, boş kalori kaynağı olarak düşündüğümüzde
alkol, bayanlar için 1. erkekler için 2 kadehi geçmemelidir.

12- Uzun, keyifli bir yemeği tatlı bir son ile bitirmeyi düşünüyorsanız, mümkünse meyve tabağı veya hafif bir tatlı seçimi yapın. Yüksek kalorili bir tatlı üzerinde ısrarcıysanız sadece bir tane sipariş verip masadakılerle paylaşmayı deneyin.

13- Besin öğeleri desteği için her tür sandviçe, domates, marul, maydanoz, biber ve çeşitli sebzeler ekleterek içeriğini zenginleştirin.

14- Yemeklerinizin yanında gelen patates kızartması, pilav gibi garnitürleri: söğüş sebze veya haşlama sebzeler, fırınlanmış elma dilim patates gibi alternatiflerle değiştirin.

15- Uzun yemeklerde çorba ya da salata gibi düşük kalorili bir başlangıç yaparak, yağ oranı ve kalorisi düşük bir ana yemekle devam edin.

16- Siparişinize karar vermeden menüdeki vvrap listesine bir göz atın. Izgara tavuk, deniz ürünleri veya ızgara sebzeler ile hazırlanmış vvraplar genellikle çok yüksek kalorili değillerdir.

17- Çok fazla tüketebileceÄŸinizi düşünerek “sınırsız yemekleri” sipariÅŸ etmeyin. Bu ÅŸekilde limitsiz sunulan yemekler, gereÄŸinden fazla kalori almanıza neden olacaktır.

18- Sipariş ettiğiniz yemek istediğiniz gibi hazırlanmadıysa gen göndermekten çekinmeyin.

19- Salata ve sandviçlerinizde mayonez kullanmayın. Bir küçük paket mayonez ile fazladan 60 kalori ve 5 gryağ alacağınızı unutmayın.

20- ÇeÅŸitlilik ve aşırıya kaçmamayı her zaman göz önünde bulundurun. Hergün aynı tip besini tüketmeyin. Ve hayatın her tadından keyif alın…

Sayfalar: 1 2 3 ... 442 ►

stumbleupon

techme


Yeni Yazılar

  • Kendi Yağınız İle Gençlesin
  • Masa Başında Çalışmak Kilo Aldırıyor
  • Meme Kanserinde Hayat Kurtaran Bir Adım
  • Lazer lipoliz (smartlipo)
  • 30′lu YaÅŸlara İlk Estetik DokunuÅŸlar
  • Aging Management Estetik Uygulaması
  • SoÄŸuklar Cildinizi Bozmasın
  • Kadın Beslenmesi
  • DoÄŸum Sonrası Depresyon
  • Lazer Epilasyon

Çok Okunanlar

  • Uçuk Nasıl Geçer
  • Estetik Doktorlara Hastalardan Sorular
  • Göz Altı Morlukları ve Tedavisi
  • Kepçe kulak EstetiÄŸi Fiyatları
  • YaÄŸ Aldırma EstetiÄŸi - Liposakşın
  • Çarpık Bacak ve Estetik Tedavi
  • Ben Aldırma Tedavisi
  • Estetik Operasyon Ücretleri
  • Estetik Video Görüntüleri
  • Estetik Maliyeti

Kategori

  • Aesthetic Plastic Surgery
  • DiÅŸ EstetiÄŸi Uygulamaları
  • Estetik Güzellik Bilgileri
  • Estetik YaÅŸam Bilgileri
  • Hastalardan Bilgiler
  • Lazer Epilasyon Uygulamaları
  • Plastik Cerrahi Ameliyatları
  • Plastik Cerrahi DerneÄŸi
  • Plastik Cerrahi Fiyatları
  • Plastik Cerrahi Haberleri
  • Plastik Cerrahi Hastalardan Bilgiler
  • Plastik Cerrahi Resimleri
  • Plastik Cerrahi Videolar
  • Plastik Cerrahi İstanbul
  • Plastik Cerrahlar
  • Saç Ekimi Uygulamaları

Yeni Yorumlar

  • sevgi in DiÅŸ Teli Ücretleri FiyatlarÄ…
  • cemre in DiÅŸ Teli Ücretleri FiyatlarÄ…
  • aylin in Göz Altı Morlukları ve Teda…
  • derler in Sakal Çıkarma Yolları
  • yanaksorunsali in Dolgu Maddesi Enjeksiyon Fiyat…
  • Funda in Göz Altı Morlukları ve Teda…
  • Anonym in Estetik Doktorlara Hastalardan…
  • Unhappy in Kepçe Kulak Yapıştırıcıl…
VN:D [1.9.13_1145]
Derecelendirme: 10.0/10 (100 votes cast)
VN:D [1.9.13_1145]
BeÄŸenme: +100 (100 votes)
Barkod, 10.0 out of 10 based on 1000 rating

ArÅŸiv

  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • AÄŸustos 2011
  • Temmuz 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Åžubat 2011
  • Ocak 2011
  • Aralık 2010
  • Kasım 2010
  • Ekim 2010
  • Eylül 2010
  • AÄŸustos 2010
  • Temmuz 2010
  • Haziran 2010
  • Mayıs 2010
  • Nisan 2010
  • Mart 2010
  • Åžubat 2010
  • Ocak 2010
  • Aralık 2009
  • Kasım 2009
  • Ekim 2009
  • Eylül 2009
  • Haziran 2009
  • Mayıs 2009
  • Nisan 2009
  • Mart 2009
  • Åžubat 2009
  • Ocak 2009
  • Aralık 2008
  • Kasım 2008
  • Ekim 2008
  • Eylül 2008
  • Nisan 2008
  • Aralık 2007

Plastik Cerrahi | Plastik Cerrahi Haberleri | Estetik Ameliyatlar | Plastik Cerrahi Videoları | İletiÅŸim | Plastik Cerrahi Fiyatları | Plastik Cerrahi Resimleri | Plastik Cerrahi DerneÄŸi
Lazer Epilasyon Uygulamaları | Diş Estetiği | İstanbul Estetik Cerrahi | Lazer Epilasyon Uygulamaları | Plastik Cerrahi Hastaları | Saç Ekimi
Burun Estetiği Resimleri | Sitemap | Gizlilik Sözleşmesi