• Ana Sayfa
  • İletiÅŸim

Erkek bakımının püf noktaları

7 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Türkiye’de erkek bakım ürünü olarak: kolonyadan yeni yeni vazgeçiyoruz. Sizce nereden geldik nereye gidiyoruz ve Shiseido bu geçiÅŸin neresinde?

Tabii dediÄŸiniz doÄŸru, bizler tıraÅŸ sonrası babalarımızdan limon kolonyası gördük. Veya çoÄŸu erkek eÅŸiyle aynı el veya yüz nemlendiricisi kullanıyordu. Kadınlar için üretilmiÅŸ kremler yeterli tesiri göstermiyordu. Günümüzde ise her ürün erkek genetik yapısına göre tasarlanıyor. Shisedo’nun erkek bakım ürünleri dünya ile aynı anda Türkiye’ye 2004 yılında satışa sunuldu ve sektördeki ilk markalardan biri olmuÅŸtu. O zamanlar altı farklı erkek bakım ürününü müşterilerimize sunmuÅŸtuk. Åžimdilerde ise sadece bizde deÄŸil sektörde sadece yüz deÄŸil, vücut bakım ürünleri, saç bakımı saÄŸlayan ürünler ve yaÅŸlanmayı geciktiren anti-aging kremlere kadar her soruna cevap verecek bir yelpaze var.

Erkeklerin tercih ettiği ürünlerin başında ne geliyor?

Yine en çok talep edilen ürünlerin başında tıraş ürünleri, temizleme jelleri ve göz lininleri geliyor. Anti-aging ürünlere oları talep de fazlalaştı.

Bir erkeğin şahsi bakımı için olmazsa olmazları nelerdir?

TıraÅŸ sonrası yanmalar, kıl dönmeleri özellikle Türkiye’de sık karşılaşılan bir durum. Bunun yanı sıra göz ve alın bölgesindeki kırışıklıklar için anti-aging serumları önerebilirim. Åžunu da belirtmek gerekiyor. Yaşı, cilt yapısı ve genetik özellikleri çok ayırt edicidir ve çok önemlidir. Bunu bilerek ürünlere yönelmelerinde fayda var. Ayrıca, kulaktan dolma ve baÅŸkalarına iyi gelen bir kremi, jeli kullanmayı da doÄŸru bulmuyorum.

Kozmetik ürünün kullanımı nasıl olmalı?

En basilinden örnek vermek gerekirse tıraş sonrası ciltteki hasarı gidermek için bir krem alırız, üç tıraşda bir kullanırız. Düzenli kullanmazsanız, cildinizi her akşam yarım şarj edilen telefon durumuna sokmuş oluyorsunuz. Yarım şarjlı telefonlar zamanla batarya ömrünü de kısaltır. Cildimizin de ömrünü kısaltmış oluyoruz. Kremler ise sabah ve akşam kullanılmalı.

Erkeklerin bakım ürünlerine olan yaklaşımında eskiye oranla değişlikler nedir?

Erkekler ÅŸimdilerde çok daha rahat ve ne İstediklerini biliyorlar. Metroseksüel tartışmaları çıktığı zaman bu “yararlı mı olur, yararsız mı olur” diye düşünüyorduk ama ÅŸimdi yeni nesil bakımlı olmaya çok daha sıcak bakıyor. Ayrıca Shiseido unisex bir marka… İmaj olarak kadınsı bir marka deÄŸil. Shisedo. “DoÄŸu felsefesi ve Batı teknolojisi” der.

Yeni ürününüz “Body Creator Abodomen Toning Gel”, göbek ve bel bölgesindeki yaÄŸlanmalara karşı üretildi. Nasıl bir ürün? Bol bol üç ay kullanılsa Brad Pitt baklavası çıkar mı?

Karın ve bel bölgesindeki yağlanmayı sıkılan ırmak ve gidermek için kullanılan bir ürün. Doğru beslenenle ve doğru egzersizle kullandığınızda inanılmaz derecede gözle görülür sonuçlar veriyor. Baklava olayına girersek tabii ki kremle karın kası çıkmaz. Bu krem o bölgeyi daha sıkı. daha şekilli bir hale getirmeye yardımcı oluyor.

Kullanımı nasıl?

Sabah akşam dairesel hareketlerle istenilen bölgeye sürülüyor. Mentollü bir havası var. Aynı zamanda içeriğindeki aromatik bir koku dolaysıyla vücudun yağ yakan hormonları salgılanmasını artırıyor. Ürünün etkisini artırmak için 15 dakika parfüm, deodorant gibi değişik kokulardan uzak durmak gerekiyor.

Bu o kadar etkili mi? Diğer ürünlerde kullanılıyor mu?

Shiscido’nun erkek cilt bakım ürünlerinde de kedi otu kullanılıyor. Anti depresan etkilidir. Kedi otu kullanımındaki amaç; stresin ciltteki etkilerini en aza indirmektir. Hem yüzeysel hem de zihinsel rahatlama saÄŸlıyor diyebiliriz.

Kişisel Saç Ekimi ve Bakım Rehberi

6 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Kişisel Bakım Rehberi

18 yaşını geçen her on erkeÄŸin yedisinde saç problemi baÅŸ gösteriyor. Türkiye’de de aynı sorunu birçok erkek bazen gençlik dönemlerinde bazen de daha geç yaşıyor. Saçların dökülmesinin en büyük olumsuz etkisi tabiiki psikolojik yönden yaÅŸanıyor. Tıbbın geldiÄŸi son noktada ise saç dökülmelerinin durdurulmasından, saç ekimine, saç teli güçlendirmeden, yeni saçın korunmasına kadar artık her ÅŸey daha pratik ve daha olumlu sonuçlar veriyor.

Saç ekim teknikleri

Bir yıl içinde oluÅŸan durum…
Tıp geliÅŸiyor dedik ama ÅŸu ana kadar tamamıyla dökülmüş saçların yeniden çıkartılması için geliÅŸtirilmiÅŸ bir ilaç mevcut deÄŸil. Bu nedenle “kellik” sorununu çözebilmenin tek yolu saç ekiminden geçiyor. Saç ekim tekniklerine ÅŸu ana kadar geliÅŸmiÅŸ iki yöntem olan FUT ve FUE’ye lazer tedavisi olan LCTde eklenmiÅŸ durumda.

FUT (Foliküler Ünite Transplantasyonu): FUT yönteminde iki kulak arası ve ensenin üst bölgesinden, ekim yapılacak alanın boyutuna göre saçlar şerit halinde cerrahi yöntemlerle çıkarılır. Alınan saç kökü sayısı sınırlı ve nispeten ağrılı ve İz bırakan bir yöntem olarak kabul edilir. Zamanla yerini FUE yöntemine bıraktı.

FUE (Foliküler Ünite Ekstrasyonu): Son yılların en popüler saç ekim tekniÄŸi… Google’a bile saç ekimi yazdığınızda ilk karşınıza çıkan teknik FUE… Doktor kontrolünde olan veya olmayan, lisanslı veya lisanssız timi sac ekim merkezlerinde FUE yöntemi hakkında bilgi verilebilir. FUE yönteminde saç başın yan veya arka tarafından çıkarılıyor. Saçın çıkması planlanan bölgeye lokal anastezi uygulanarak nakil edilir. Aynı zamanda göğüs ve sırt kıllarının nakline de izin verir. Bu bölgelerden alınan saÄŸlıklı kıllar zamanla nakil edildiÄŸi yerin görüntüsüne ve ÅŸekline kavuÅŸur.

LCT Yöntemi (Laser Conditioned Transplantation): Saç dökülmesi veya seyrelmesi yaşayan hastalarda inaktif yani uyur vaziyetteki saç kökü hücresi yüzde 30 ve 50 arasında değişir. Zamanla saç teli oluşturamayan ve uykuda olan kökler lazer enerjisiyle uyarılır. Aktif hale gelerek sac teli üretimi sağlanır. Aynı zamanda güçsüz ve cansız saç tellerinde de yoğunlaşma sağlanabilir.

Saç Ekimi Sonrası

Özellikle FUE yöntemiyle saç ekimi yaptırmışsanız ekim sonrasındaki iki-üç günlük dönem çok önemli. Kendinizi fazla zorlamadan yatış pozisyonda olmaya özen gösterin. Yüzde ÅŸiÅŸlikler doÄŸaldır, ilk günler ise hafif baÅŸ ağırılı da olabilir. Dışarıya çıkacaksanız güneÅŸ ısınlarına maruz kalmamak için ÅŸapka takmaya özen gösterin. Ekim yapılan bölgesini çarpmamak… Stada o hafta gitmeyin, evden maçı seyredin.

Bakım: Ekimin ilk gecesi ağır ve yorucu işlerden kaçının. Cinsel birlikteliğinize biraz ara verin, Fitness gibi ağır sporlar yapmayın ve en önemlisi alkol tüketmeyin. Saç ekimi sonrası yapılan pansuman ve yıkamalar nedeniyle kanama, şişlik ve morarma genellikle görülmez.

Dökülme: Yaklaşık on günlük zamanda iyileşme tamamlanır. Ekilen sacların bir kısmımla yarıya yakın bir dökülme olsa da endişelenmeyin. İki aylık zaman zarfında kaybettiğiniz saçlar geri gelir ve normal şekilde uzamaya başlar.

Yıkama: Saçınızı yıkamak için verilen süre üç gün… Fakat saçlarınızı kendiniz yıkamak yerine birinden yardım almaya çalışın. Ense ve yan bölgelerinize normal, saç ekimi yapılan bölgeyi ise yumuÅŸak, okÅŸar vaziyette ovalayın. Doktorun önereceÄŸi losyonları kullanın.

Dökülmenin sebepleri

Testesteron benzeri hormanların saç yuvalarında kimyasal tepkimeler göstermesi saçlarda incelme seyrelmeye yol açar. Ailevi faktörlerin etkisi büyüktür. Genetik koda baÄŸlı olarak saç köklerinin durumu kiÅŸiden kiÅŸiye deÄŸiÅŸir. Bu genetik kodu taşıyan kiÅŸilerde dehidrotestesteron saç geliÅŸimini bozarak, saç köklerinin saç üretimini azaltır. Erkeklerde görülen saç dökülmelerinin yüzde 95′inin temelinde babadan oÄŸula genetik aktarım söz konusudur. Stres de saç dökülmesinin en önemli etkenlerinden biridir. YoÄŸun stres altında çalışanlarda saç dökülmesi kaçınılmaz. Saç boyası, Jöle ve benzeri kimyasalların çok sık ve bilinçsiz kullanımı da saç köklerine zarar verip saç dökülmesine sebep olabilir.
Dengesiz beslenme, kullanılan ilaçlar ve hava kirliliği, çevresel etkenler de saç dökülmesine yol açabilir.

Pataloji nedenleri de olabilir. Ciddi bir hastalıkların tedavi sürecinde alınan ilaçlar (antitroid ilaçlar, antikoagulantlar, kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar); hormon seviyelerinde radikal değişiklikler (troid hastalıkları, hipoliz hastalıkları, diabet); veya cilt hastalıkları (psoriazis, egzama, lenfoma), beslenme bozuklukları (protein ve demir eksikliği) saç dökülme nedeni olabilir.

Erkek tipi saç dökülmesi

Saç dökülmelerinin en sık görülen tipi an orojenik saç dökülmesidir. Androjene duyarlı kıl tollikülleri önce zayıflar sonrada tamamen kaybedilir. Ense ve yanlardaki kıl tollikülleri troxin duyarlı olduğundan dökülmez. Dökülmenin erken evrelerinde saç teli incelir. Sonraki evrelerde pigmet kaybıyla renk açılır, güçsüz cansız bir görünüm olur. Ön saç çizgisinin gerilmesi ve tepe bölgesinde açılma şeklinde baş gösterir.

AKNE TEDAVİSİ

24 Kasım 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Akne, 25yaş üzeri yetişkinlerde özellikle bayanlar arasında artan bir insidansa sahip olsa da temelde gençleri etkileyen yaygın bir durumdur. Sivilce (akne), cildimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır.

Yağ bezleri, en fazla sayıda yüz, sırt, göğüs ve omuzlarda bulunmaktadır. Bu bölgedeki yağ bezleri diğer vücut bölgelerine güre daha gelişmiş ve aktiftir. Bu nedenle, sivilce (akne) hastalığı en çok yüz ve sın bölgesinde görülmektedir. •Hipersebore ( artmış sebum salgısı) •Inrundubuler kerarinizasyon (gözenek tıkanıklığı) •Inflamatuvar reaksiyon

YAĞ BEZLERİ VE HİPERSEBORE (SEBUM SALGISINDA ARTMA)

El ayaları, ayak tabanları ve mukozalar (ağız, dudaklar vs…) dışında vücudumuzda kılların bulunduÄŸu her yerde yaÄŸ bezleri de bulunur. YaÄŸ bezlerini cilt altı yaÄŸ dokusuyla karıştırmamak gerekir. Kıl kökü ve yaÄŸ bezlerinin oluÅŸturduÄŸu bu yapıya Kıl kökü-YaÄŸ bezi Birirmi (Pilocebaccus Unit) denir. Kılın içinde bulunduÄŸu kanala yaÄŸ bezleri de salgı yapar. YaÄŸ bezlerinin oluÅŸturduÄŸu yaÄŸdan zengin (sadece yaÄŸdan ibaret deÄŸildir) salgıya yüzeyinden siyah nokta halinde görülür. Bu oluÅŸuma komedon adı verilir. OluÅŸan kistik yapının enfekte olması sonucu akne vulgaris (sivilce) meydana gelir. Propionibacterium-acnes kıl kökü-yaÄŸ bezi birimindeki mikroorganizmaların çoÄŸunu oluÅŸturur ve normal koÅŸullarda patngen deÄŸildir. Ancak enfekte aknenin oluÅŸumunda tel alan en önemli mikroorganizmadır. Akne vulgaris temel olarak nonenfama tuvar özellikte olan komedon veya papül, füstül, nodul ve kist gibi enflamatuvar lezyonların oluÅŸumu ile seyreden bir deri hastalığıdır.

Sebum salgısı yaşlanmayla birlikte her 10 yılda yaklaşık %15 azalır. Böylece 50-60 yaşlarından sonra deride kuruluk ve hassasiyet meydana gelir. İleri yaş kaşıntılarının önemli bir bölümü deri kuruluğuna bağlıdır.

İNFUNDİBULER KERATİNİZASYON (GÖZENEK TIKANIKLIĞI)

Aknenin oluşum mekanizmasındaki en önemli unsur kıl folikülünün blokajıdır (gözenek tıkanması). Akne olgularında, infundibular kanal (kıl kökü kanalı) düzeyinde mitotik aktivite (hücre bölünmesi ve çoğalması) ve hücre kinetiğinde bir artış oluşturur. Bu hiperkeratinizasyon kornea bir tıkaca yol açar. Bu tıkaç kanalı bloke ederek sebumun normal akımını engeller. Küçük siyah (açık) ve beyaz (kapalı) komedonlar oluşur. Androjonler komedon oluşumunda önemli bir rol oynarlar. Komedon, aknenin ilk basamağını oluşturur. Bundan dolayı akne tedavisinde etkili keratolitik bir tedavi gereklidir.

İNFLAMATUAR DÜZENSİZLİKLER

Bloke edilmiş bir sebum bezi anaerobik bir bakteri olan propionibakterium aknesin gelişimi için elverişli bir ortam oluştutur. Propionibacterium-acnes kıl kökü-yağ bezi birimindeki mikroorganizmaların çoğunluğunu oluşturur ve normal koşullarda patogen değildir. Ancak sebum drenajı bozulunca enfekte aknenin oluşumunda rol alan en önemli mikroorganizmadır. Bu mikroorganizma Hiyaluronidaz, Proteaz, Lipaz gibi enzimleri ve chemotaktik faktörleri salgılar. Lipazların aktivasyonu sebumdaki trigliseriti parçalar ve serbest yağ asitlerinin oluşumuna ve birikimine neden olur. Bu bileşikler intandır ve kıl ağzında daralmayı artırır. Kısaca P.Aknes ciltte inflamatuvar lezyonların oluşumundan sorumludur. P.aknes bakterisi vücutta ciddi bir iltihaba yol açar. Klinik olarak önemli iltihabi döküntülerin (püstül vb) oluşumları arttırır.

AKNE SAÄžALTIMI

Akne kozmetik ürünlerle sağaltılamaz. Sağaltımın tıbbi yöntemlerle ve hekim tarafından yapılması gerekir. Bazı durumlarda akne bir başka hastalığın belirtisi ve bulgularından birisi olabilir. Orta ve ağır aknesi olan kadın hastalarda, hirsutism (aşırı kıllanma), adet düzensizliği gibi androjenik hormon bozukluklarının olup olmadığı hekim tarafından araştırılmalıdır. Akne sağaltımında temel amaç oluşumuna neden olan fizyopatolojik etkenlerin saptanması ve giderilme-sidir.Bu bağlamda akne sağaltımında üç temel amaç vardır.

1- Hipersebore nin (Sebum salgısında artışın) sağaltımı, Antiandrojenik ajanlar kullanılır fakat patofizyolojik açıdan incelendiğinde ne yazık ki bununla çok az klinik etkilerinin olduğu görülür.

2- İnhundibuler kerarinizasyon (Gözenek tıkanıklığı) saÄŸaltımı, Folikül (kıl kökü-yaÄŸ bezi birimi)’nin tıkanmasını önlemek ve tıkalı gözeneklerin açılması için Benzoil Peroksit, Salisilik asit ve Retinoik asit gibi maddeler kullanılır.

Benzoil Peroksit; Akne saÄŸaltımında en etkili maddelerden birisidir. Keratolitik ve komedolitik özellik göstermesi nedeni ile yaÄŸ bezi-kıl kökü biriminin giriÅŸinin kapanmasını önler, oluÅŸan tıkacı (komedon) dağıtır ve foliküler kanalın iç yüzünü kaplayan hücrelerin yenilenmesini arttırır. Ayrıca serbest oksijen vermesi nedeniyle bakteriostatik (çoÄŸalmayı önleyici) ve bakterisit (bakteri öldürücü) etki göstererek Propioni Bakterium Aknes popülasyonunu baskılar. Salisilik asit; akne tedavisi için kullanılan ilk keratolitiklerdendir. LHA (Lipohidroksiasit), salisilik asitten daha lipofilik bir salisilik asit türevidir. Daha iyi tolerc edilir, tıkaca daha iyi penetre olarak derinlemesine bir keratolitik aktivite saÄŸlar. Komedonlar üzerinde iritasyona neden olmaksızın yüksek aktivite gösterirler. Retinoitler; İlk retinoitler, retinol (vitamin A) ve aktif metabolitleri olan tretinoin ve isotretionin’dir. Daha sonra arorinoid’ler olarak adlandırılan poliaromatik retinoidler (adapalene ve tazaroten) sentezlenmiÅŸtir. Yapılan çalışmalarda adapalene’in trerioninden daha az yan etkiye sahip olduÄŸunu ve kıl kökü-yaÄŸ bezi birimine özel olarak ilgi duyduÄŸunu ve akne saÄŸaltımında daha etkili olduÄŸunu göstermiÅŸtir. Tretinoin (trans retinoik asid) diÄŸer adıyla retinoik asid, ilk sentetik retinoitdir. Sadece
topikal (lokal) kullanılır. Kıl folikülü içerisindeki epitel hücrelerinin çağalmasını düzenler ve foliküler keratinizasyonu normalleştirir.

SİVİLCE (AKNE) İZLERİNİN SAĞALTIMI

Sivilce izlerinin sağaltımı hem zor hem de uzun sürecek bir işlemdir. Bu nedenle sağaltımı yarıda bırakmayıp sabırlı olmayı gerektirir. Sivilceyi tedavi ederek izlerin oluşmasını önlemek daha kolay ve ucuzdur. Ama her şeye rağmen oluşmuş sivilce izlerinin sağaltımında, izlerin tipi ve derinliğine göre değişik sağaltım yöntemleri uygulanır. Her yöntemin kendine göre üstünlükleri ve zayıf tarafları vardır. Bazen tek bir yöntemin yerine birkaç yöntemin bir arada kullanılması sonuçların daha iyi olmasını sağlar. Uygulanacak yöntemin seçilmesinde doktorun önerileri doğrultusunda hasta ile birlikte karar verilmelidir.

SİVİLCE İZLERİNİN GİDERİLMESİNDE KULİANILAN YÖNTEMLER

1- Topikal Trerionin ( %0.05-I) uygulaması
2- Kimyasal peeling
3- Dermabrazyon-mikodermabrazyon
4- Lazer uygulamaları
5- Cildi soyarak yenileyen ( ablatif) lazerler,
6- Cildi soymadan yenileyen (nonablatif) lazerlar İPL uygulamaları,
7- Mikroncedling (drrmal terapi, dremaroller) uygulamaları,
8- Dolgu yöntemi, Hyaluronikasid uygumaları ve mezoterpi PRP (platosit rich plazma) kök hücre uygulamaları,

KİMYASAL PEELİNG

Hafif orta kimyasal peeling akne skarları (izleri) ve akne sonrası gelişen hiper pigmentsavonun (cilt renginde koyulaşma) te-davisinde faydalıdır. Bu tedavi ancak akne kontrol altına alındıktan sonra kullanılabilir. Peeling için kullanılan maddeler alfa hidroksi asitler (glikolik asit), salisilik asit ve triklorasetik asitir (TCA) Salisilik asit yağda çözünür ve yağ dolu foliküllere, suda çözünebilen glikolik asite göre daha iyi penetre olur. 1,4 Kullanımı sırasında güneş ışınlarına duyarlılık artar, beraberinde etkin bir güneş ışınlarından koruyucu ürünler kullanılması zorunludur.

DERMABRAZYON-MİKRODERMABRAZYON

Mikrodermabrazyon yüksek basınçla alüminyum oksit mikro-kristallerinin cilde püskürtülerek cildin yüzeysel tabakalarının aşındırılması prensibine dayanan bir yöntemdir. Bu işlemde cilt yüzeyine temas eden alüminyum mikro-kristalleri cildin üst tabakasına yumuşak bir soyma işlemi yaparken, ölü hücreler ve deri artıkları cihazın vakum sistemi tarafından emilmektedir. Alüminyum mikro-kristalleri yüksüz ve biyolojik dokularla reaksiyona girmeyen bir yapıda oldukları için ciltte hiçbir zarara neden olmadan deri yüzeyinden istenmeyen tabakanın uzaklaştırılmasını sağlar. Mikrodermabrazyon, cildin yenilenmesi için gerekli mekanizmaları uyararak, hücre bazında yenilenme ve kollajen üretiminde artışa neden ol ur. Akne skarı ve izlerinin gi-derilmesi amaçlı kullanımının yanı sıra sorunsuz ciltlerde ince kırışıklıklara yaşlanmayı önleyici olarak kullanılır.

SİVİLCE İZLERİNİN SAGALTIMANDA LAZER UYGULAMALARI

A- ABLATİVE LAZER UYGULAMALARI;

Son yıllarda cilt yenileme ve cilt canlandırma amacıyla geliÅŸtirilen deÄŸiÅŸik lazer sistemleri kullanım alanına girmiÅŸtir. Bu amaçla geliÅŸtirilen ilk lazer sistemleri “Ablatit Cilt Yenileme” lazerleridir. Ablatif cilt yenileme lazerlerinin klasik örnekleri olan Karbondioksit (C02) ve Erbium:YAÄž lazer sistemleri 1980′ler ve 1990′ların baÅŸlarında kullanıma girmiÅŸlerdir. Ablatif lazerlerin etki mekanizmaları’, sıvı içeren dokuların hedeflenmesi ve dokudaki suyun buharlaÅŸtırılması yoluyla vasküler koagülasyon ve epidermisin destrüksüyonuna (buharlaÅŸtırılarak soyulmasına) neden olacak termal hasarın oluÅŸturulmasıdır. Kırışıklıklar, fotoyaÅŸlanma, akne skarları, cerrahi ve travma sonrası oluÅŸmuÅŸ skarlar ve pigmentasyon düzensizliklerinde lekelerde) oldukça dramatik güzel sonuçlar elde edilir. Fakat uzun yara iyileÅŸme dönemleri ve eritem (kızarıklık), postenflamatuar dispigmentasyonlar deri renginde koyulaÅŸma yada açılma ÅŸeklinde deÄŸiÅŸiklikler) ve skar riskleri bu lazerlerin kullanım alanını sınırlandırmıştır. Tüm bu sınırlamalar daha güvenli olan Nonablatif lazerlerin geliÅŸmesine yol açmıştır.

B-NONABLATİVE-MİKROABLATİVE LAZER UYGULAMALARI;

Nonablative deri yenilemesi oldukça yeni bir yöntem olup, göz ile görünür bir epidermal hasar oluşturmadan derinin yeniden yapılanmasını hedeflemektedir. Nonablatif lazer tedavisinin en önemli avantajı tedavi sonrası iş-güç kaybının oldukça sınırlı ve kısa olmasıdır. Bu özellik güvenli ve minimal invazif bir işlem arayan insanlar için bu tekniği ideal hale getirmektedir.

FRAKSIYONEL LAZER UYGULAMALARI

2005 yılında Dr. Anderson tarafından Fraksiyonel lazer teknolo-jisinin dünyaya tanıtılmasıyla yeni bir dönem başladı. Cildi soymadan, ciltte lazer ışınlarıyla mikro kanallar açılarak da, cildin alt katmanlarına inilebileceğini ve böylece ciltte kırışıklıkların, gözeneklerin, lekelerin, akne izlerinin giderilebileceğini ve kollajen sentezinin uyarılarak cilt sıkı laşmasının sağlanacağını ispatladı, iyileşme süresinin kısalığı ve yan etkilerin çok az bu sistemi bir anda çok tercih edilen ve aranan bir sistem haline getirmiştir. Fraksiyonel lazer teknolojisi ile çok ince bir lazer ışığı kullanılarak cilt üzerinde, lazer ışığının minik sütunlar halinde deride ısı hasarı yaratması ile, birbiri ardına binlerce iğne deliği gibi delikler açılır. Cildin sadece belli bir kısmı lazer ışınlarına hedef olarak etkilenir, Bu sütun halindeki ısı hasar alanlarına, mikrotermal tedavi bölgeleri (MTB) denir. Fraksiyonel teknolojilerde MTB alanlarının etrafındaki deri alanı sağlam kalır. Deliklerin aralarında etkilenmeyip sağlam kalan bu dokular iyileşme sürecinin çok hızlı olmasını sağlamaktadır. İyileşme süreci sırasında yeniden yoğun kolajen oluşumu (diklenmekti, bu da cildin gerginleşmesini ve elastikiyetinin artmasını sağlamaktadır. Bunun sonucunda akne izlerinin belirginliği azalmakta, kırışıklıklar giderilmekte, gözenekler sıkışmakta, cilt daha canlı ve genç bir görünüm kazanmaktadır. Son yıllarda ablatif lazer uygulamalarında fraksiyonel lazerler birinci tercih durumundadır. Ablatif fraksiyonel lazerler içinde ise iki tip lazer vardır. Bunlar Erbiyum yağlaser ve Karbondioksit fraksiyonel lazerlerdir.. C02 lazerler 10.600 Nm, Er Yag lazerler ise 2.940 Nm dalga boyunda gözle görülmeyen ışık üretirler. Her ikisi de dokularda su molekülleri tarafından emilerek ısıya dönüşür. Ablatif lazerler dokudaki suya tutunarak uygulandıkları dokuyu buharlaştırırlar. Derideki etkilenme derinliği kontrol edilebilir. Erbiyum yağ lazerler suya karbondioksit lazerden daha fazla tutunduklarından uygulanan alanda fazla derine inemez ve yüzeysel kalırlar. Kar-bondioksit lazerler ise suya daha az tutunur ve daha derine inerler. Derine inmesi özellikle sivilce izi, yara izi ve ameliyat izlerinde, cilt kırışıklıklarında, göz kapağı kırışıklıklarında önemli avantaj sağlar.

Sivilce izleri:

Tıp dilinde scar adı veriler sivilce izleri kozmetik açıdan rahatsız edici bir durumdur. Scar dokusu kötü yara iyileşmesi sonucunda oluşur ve bu nedenle normal dokudan farklıdır. Cildin bütünlüğünü ve görünümünü bozar. Ciltte kontrollü etkiye sahip fraksiyonel lazer sistemleri ile etkilenen dokunun etrafındaki sağlam kalan dokulardan hızlı bir onarım ve yenileme süreci başlatılır. Oluşan yeni doku genç ve sağlıklıdır. Böylece sivilce izleri her uygulamada azaltılarak yok edilir. Uygulama aralıkları yaklaşık bir aydır ve olguların durumuna göre 2-6 uygulama yapılması gerekebilir.

İPL UYGULAMALARI:

İPL tedavisi ile aknenin ve buna bağlı kızarıklığın giderilmesi yanında kolajen üretiminin uyarılarak ciltteki izlerin solması, çöküklüklerin ve kabarıklıkların kaybolması sağlanır. İPL (intenze puls light / yoğun atimli isik 400-1200nm arasındaki ışığı kullanarak yüksek atislar yapabilen cihazlardir. Aknenin oluşumunu sağlayan bakteriler 400-980nm dalga boyuna da ışığa duyarlıdır. Ayrıca bu dalga boyundaki ışık yağ bezlerinden sebum salgısının azalmasına da neden olur.

SİVİLCE İZLERİ VE DOLGU UYGULAMALARI?

Dolgu maddeleri eskiden beri, zaman zaman posttravmatik atrofik skarların tedavisinde kullanılmıştır. Günümüzde, skar tedavisinde dolgu maddeleri en çok akne skarları için kullanılmaktadır. Akne skarı olan hastaların çoÄŸunda morfolojik olarak deÄŸiÅŸik tipte lezyonlar bir arada bulunduÄŸundan, en iyi kozmetik sonuçların elde edilebilmesi için birden fazla tedavinin kombine olarak kullanılması gerekir. Dolgu maddeleriyle en iyi sonuçları, özellikle geniÅŸ tabanlı “rolling” veya atrofik skarlarda elde edilir. DeÄŸiÅŸik dolgu maddeleri kullanılabilmesine karşın, skarlar kalıcı lezyonlar olduÄŸundan, daha kalıcı sonuçlar elde edebilmek için yarı kalıcı veya kalıcı dolgu maddeleri tercih edilebilir. Uygun lezyonlarda uygun dolgu maddelerinin ve uygun tekniklerin kullanılmışı baÅŸarılı sonuç için en önemli faktörlerdir.

MIKRONEEDLING (DERMAL TERAPİ, DREMAROLLER) UYGULAMALARI,

Dermaroller. dünyada “mesoroller” ve “microncedling” isimleri ilede bilinmektedir. Silindirik bir tamburun üzerine dizilmiÅŸ son derece ince, özel olarak hazırlanmış 192 adet çelik iÄŸneden oluÅŸur. IÄŸnelerin boyları cildin sorununa göre seçilir (leke,kırışıklık,çadak tedavisi, saç dökül-mesi terapisi v.b.) İğne boyutları 0.25mm,0.5mm,l mm,l,5mm,2mm ÅŸeklindedir. Dermaroller cilt üzerine uygulandığında 1cm, karede yaklaşık 250-300 kadar mikro. Kanallar kapanmadan önce deri yüzeyine uygulanan topikal kremler veya solüsyonlar mikro kanallar aracılıyla cildin içine yaklaşık 200 kat daha fazla geçiÅŸ kanallar açar. Açıları mikro kanallar cilt tarafından yaralanma olarak algılanır. Vücudun yara tamir mekanizması uyarılır ve cilt kendi kendini tamir eder. Yeni kollajen ve baÄŸ dokusu sentezi baÅŸlar ve cilt yenilenir.

Kış Döneminde Cildiniz

22 Kasım 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Yaz boyunca güneşin çekiciliğine kapılıp güneşlendik. Bronz bir cilde sahip olma isteği beraberinde bazı riskleri de getiriyor. Yaz aylarını bitirdik. Artık kış mevsiminin hazırlıklarına başlarken unutulmaması gereken şeylerden biri de cildimiz ve cilt lekelerimiz.

Cildin doÄŸal rengi, derideki melanit adı verilen hücrelerce üretilen melanin pigmentidir. Melanin’nin ciltdeki temel görevi güneÅŸ ışınlarını emerek derinin zararlı ışınlardan hasar görmesini engellemektir. Bu durum dışarıdan bronzlaÅŸma olarak görülür. İlerleyen yaÅŸla birlikte cildimiz incelir ve içerdiÄŸi melanin miktarı azalır. Bunun sonucunda güneÅŸin zararlı ışınları cildimizde etkili olmaya baÅŸlar ve cilt lekeleri oluÅŸur. Leke oluÅŸmasında genetik yapının özellikleri, uzun süre ve korunmasız güneÅŸ ışınları, doÄŸum kontrol hapları, antibiyotikler gibi bazı ilaçların kullanımı etkili olur. Cildimizi yaz aylarının ve güneÅŸin etkilerini gidermek ve kışa hazırlamak için bazı önerilerimiz olacaktır. Ancak bunların içerisinden cildinizin gereksinimine uygun olan yöntemi hekiminiz belirleyecektir.

Cilt Bakımı

Cildin temizlenmesi, daha sağlıklı ve güzel olmasını sağlamak amacıyla belirli aralıklarla yapılmışı gereken bir işlemdir. Bu işlem sırasında hiçbir kimyasal madde içermeyen doğal ürünler kullanılmaktadır. Cildi korumak onarmaktan daha kolaydır. Düzenli cilt bakımı pürüzsüz ve parlak bir cilt için vazgeçilmezdir.

Botox

Bugüne kadar, kadın erkek (ark etmeksizin en popüler olmuş gençleştirme yöntemi botoxtur. Botox gerçekten, alın, kaş ve göz çevresindeki belirli kas kırılmalarında, özellikle göz kapaklarının kaldırılmasında etkili bir kozmetik yaklaşımdır.

Borox, cilt gençleÅŸtirme tedavilerinde bir çığır açmıştır. Bu güne kadar hiçbir kozmetik bu denli popüler olmamıştır. Botox esas olarak, mimiklerin yol açtığı ve “kırılma hattı” olarak bilinen, kırışıklıkların tedavisinde etkilidir. Kırışıklıklar birçok nedenle ortaya çıkarlar. YaÅŸ, kalıtım, cildin fiziksel tahriÅŸi, kaÅŸ çatma ve gülme mimikleri, bilgisayar kullanımı, güneÅŸin olumsuz etkileri, sigara ve yaÅŸam biçimi bu konuda önemli rol oynarlar. Devamlı kaÅŸ çatma mimiÄŸi çatış kaÅŸ görünümünü sabitler, bunun yanı sıra gülmek, bilgisayarda çalışmak bu tür çizgilerin oluÅŸmasında etken olur. Hareket halindeki çizgiler veya dinamik çizgiler adı verilen bu tip kırışıklıkların giderilmesinde botox çok etkilidir.

Botox Migren ağrılarını geçiriyor

Botox bir türlü baş edilemeyen migren ağrılarını ve gerginliği iyileştirmektedir. Botoxun migren tedavisinde etkin olduğu artık kanıtlanmıştır. Sebebi kesinlik kazanmamış olmasına rağmen kaslarda oluşan gevşeme, migrene iyi gelmektedir.

Dolgu

Dolguyla Yapılan Küçük Zahmetsiz ve Etkili Rötüşler:

Kırışıklıklar ve yaÅŸlılık çizgilerinden kurtulmak, yüzün ve dudakların biçimini düzeltmek için bir baÅŸka çözümde “dolgu yaptırmaktır”. Bu nispeten yeni bir uygulamadır. Dolguların küçük rötüşlarıyla yüzün ifadesi bir anda deÄŸiÅŸir. Üstelik de sosyal yaÅŸamdan iÅŸten güçten uzaklaÅŸmadan uzun süren fedakarlıklara gerek kalmadan depresyona girmeden ve yüksek maliyetler ödemeden hem de gayet doÄŸal bir görünümü koruyarak… Dolguların boÅŸ tarafı iÅŸlem yapıldığı anda hemen sonuç vermesidir. Uygulamadan sonra hasta aynaya baktığında kendisindeki deÄŸiÅŸikliÄŸi görür. Bazı yüzlerde o kadar güzel sonuç alınıyor ki dolgular sayesinde plastik cerrahiye gerek dahi duyulmaz.. Bu uygulamada insan vücudunun kabul edeceÄŸi nitelikteki dolgu maddeleri cilde enjekte edilir.

KİMYASAL PEELİNG

Yüzde yaşlanma, güneş, vs nedenlerle oluşan kırışıklık, ayrıca akne gibi izleri tedavi ermek amacıyla uygulanan bir yöntemdir, bu uygulama meyve asitleri de denilen ve organizmaya zarar vermeyen maddeler kullanılmaktadır. Temel prensip cildin kimyasal oku ak soyulması ve yerine yeni taze cilt hücrelerinin çıkmasına zemin hazırlayarak cildi gençleştirmektir. Uygulama basit ve kolaydır, hasta 7-10 gün içinde normal hayatına döncbilmektcdir. Bu tedavinin diğer standart tedavilerle birlikte yürütülmesi çok iyi sonuçlar vermektedir. Clikolik asitle gözenekler o kadar rahatlar ki, en inatçı siyah noktalar dahi, cildi tahriş etmeden kolaylıkla çıkarılabilir. Ayrıca hidroksi asitlerin bilinen diğer crkileriyle soyulmaya başlar. Kimyasal Pceling uygulaması tıpta 60 yıl önceTCA (Triklorasetik Asid) uygulamasıyla başlamıştır. Bu uygulama çok daha değişik ürünlerin kullanıma girmesiyle günümüze kadar gelişerek gelmiştir. Günümüzde çok çeşitli kimyasal pecling ajanları kullanılmaktadır.

Derinliklerine göre kimyasal peelingler 3 çeşittir.

1. Yüzeysel Kimyasal Peelingler 2. Orta Derinlikte Kimyasal Peelingle 3. Derin Kimyasal Peelingler

1. Yüzeysel Kimyasal Peelingler

Hafif ve yüzeysel peelingler hemen her cilt tipinde iyi sonuç verir. Uygulanması kolaydır ve uygulama sonrasında hastanın normal yaşantısını devam ettirmesini engellemezler. Bu nedenle günümüzde en çok kullanılan ve tercih edilen yöntem, hafif ve yüzeysel peelinglerdir. Alfa hidroksi asidler. özelliklede Glikolik asid hafif peelinglerin en çok kullanılanıdır.
Yüzeysel peeling uygulamalarından sonra gözle görülür bir değişiklik, bir tahriş olmaz. Yüzeysel peelingler cildi birkaç haftadan birkaç aya kadar değişen bir süre içinde düzeltirler. Ancak daha ilk uygulamadan itibaren cilde taze bir görünüm ve pırıltı verirler. Ancak güneş hasarı görmüş, kırışmış, kalınlaşmış ve leke oluşmuş ciltlerde düzelme için daha uzun süre gereklidir. Klinikte yapılan profesyonel yüzeysel peeling uygulamaları evde kullanılan düşük asitli solüsyon veya kremlerle desteklenirse daha başarılı sonuçlar elde edilir.

Hidroksi Asitler (Glikolik Asit Peelingi)

Yüzeyel Peeling amacıyla kullanılan hidroksi asitlerin kullanımı cilt yenilemede yeni bir yöntem olarak görülsede esasında çok eskilere dayanır. Günümüzden 2000 yıl önce Kleopatta’nın süt banyoları ve fermante edilmiÅŸ ÅŸaraplarla yaptığı güzellik kürleri bilinmektedir. Eski Mısırlıların ekÅŸitilmiÅŸ sütle süt banyoları yaptığı bilinmektedir. (Laktik Asit) Romalılar ÅŸarap fıçılarının dibinde biriken tortuları yüz. maskesi olarak kullanırlardı. İspanyol soyluları portakal posasını yüz maskesi olarak kullanırlardı. Tüm bu tarihsel birikimler genel adıyla hidroksi asitler denilen kimyasal asil ürünlerinin ilham kaynağı olmuÅŸtur. Bunlara meyva asitleri adı da verilir. Meyvelerin dışında zencefil, ÅŸarap, ÅŸeker kamışı, domates suyu, sütten de elde edilir. 1970′li yıllarda ilk defa Dr.Eugene Van ScafFın saflaÅŸtırdığı hidroksi asitlerle toksin kullanımına girmiÅŸtir. Son 20 yılda modern kozmetiÄŸin en yaygın uygulama alanlarından birini oluÅŸturmuÅŸlardır.

Hidroksi Asit çeşitleri:

• AHA’lar (Alfa Hidroksi Asitler) • BHA’lar (Beta Hidroksi Asitler) • PHA’lar (Poli Hidroksi Asitler)

Hidroksi asitlerin tümü cildi hafif soyarlar (yüzesel peeling) ve oldukça etkili bir ÅŸekilde nemlendirirler. Cildin en üst tabakalarında ölü deri tabakalarını temizlerler, cildin kan dolaşımını hızlandırırlar. Böylece cilt ölü ve saÄŸlıksız hücreleri atar, yenilenir ve daha fazla kollajen üretmeye baÅŸlar. Bu özellikleriyle hidroksi asitler ‘fotoyaÅŸlanma’ adı verilen özellikle güneÅŸin zararlı ışınlarının neden olduÄŸu kırışıklık ve lekenin tedavisinde kullanılırlar. Ayrıca skar ve akne izlerinin tedavisinde kullanılırlar. Hidroksi asitlerin akne tedavisinde özel bir yeri vardır. Sivilceler, deri gözeneklerinin ölü deri tarafından tıkanması sonucu oluÅŸur. Peeling gözeneklerin açılmasını ve cildin temizlenmesini saÄŸlar. Kullanılmaya baÅŸlandıktan birkaç hafta sonra cilt düzelmeye baÅŸlar. Hidroksi asit tedavileri muayenehane koÅŸullarında doktor tarafından yüksek konsantrasyon asitler kullanılarak etkili bir ÅŸekilde uygulanır.

Glikolik Asitler (Öğle Tatili Peelingleri)

Glikolik Asit peelingleri çok kolay uygulandığı ve uygulama sonrasında ciltte hiç bir hasara neden olmadığı için öğle tatili peelingleri de denir. Cik yenilemede, fotoyaşlanmanın etkilerinin giderilmesinde, leke tedavisinde, genişlemiş cilt gözeneklerinin daraltılmasında, akne tedavisinde kullanılır. Ayrıca cilt altında kan dolaşımını hızlandırır ve hücre çoğalması ve kollajen oluşumuna destek olur.

Beta hidroks asitler

En fazla kullanılan BHA Şahsilik Asittir. Sahsilik Asit uzun yıllardır akne tedavisinde aktif madde olarak kullanılmaktadır.

2. Orta Derinlikte Kimyasal Peelingler TCA (Trikloroasetik Asit)

TCA orta derinlikte bir peelingdir. Ayrıca bu derinlikteki peelinglerde en çok kullanılan ajandır. Sadece hekimler tarafından uygulanabilir. TCA üstderiyi ve altderinin (dermiş) üst tabakalarını soyar. Bu işlemden sonra üst deri 5-7 gün içinde pul pul soyulur. Birkaç gün süreyle cilt kabuklu, kırmızı bir görünüm alır. Kabuklar da soyulduktan sonra, üstderi canlanır ve cilt tazelenir. Bu arada tahriş olan altderi, genel olarak iki-üç hafta içinde toparlanır ve canlanır. Peeling altderiye inerken kollajen sentezi uyarılır ve bu faaliyet altı ay boyunca kendi kendine devam eder. Böylece orta derecede bir TCA pcelingintn etkisi 6 ay kadar devam eder. Cildin tipine ve alınan sonuçlara göre 2 veya 6 ay sonra tekrar edilebilir. Genelde orta dereceli peelingler sivilce izleri, güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri, kerotoziar ve kırışıklıklar için uygulanır. TCA uygulamaları güneşten hasar görmüş ciltlerde, kırışıklıklarda ve düzensiz pigmentasyonların tedavisinde, ayrıca güneşe bağlı erken tanı kanser vakalarında etkili olur.

Jessner Peeling

Jessner Peeling, cildin yüzeysel ve orta tabakalarında etkili olan kimyasal bir karışımdır. Kırk yıldan daha uzun bir süre önce Doktor Max Jessner, düşük güçteki birkaç farklı ajanı kimyasal peelinglerle karıştırarak, yeni bir bileÅŸim yaratmıştır. Lakrik asit, salisilik asit gibi AHA’ların karışımıyla oluÅŸan bu madde bazı dermatologlar tarafından, akne ve kırışıklıkların tedavisinde kullanılmaktadır.

3. Derin Kimyasal Peelingler

Kimyasal peelingin ağır bir çeÅŸidi olan ‘fenol peeling’ ancak hastane koÅŸullarında ve anestezi altında uygulanabilir. İşlemden sonra hastanın yüzü pansuman amacıyla tümüyle sargılanır. İlk hafta boyunca deri yanık bir durumda olur. Yanıklar yavaşça iyileÅŸir ve birkaç ay sonra yeni taze bir deri oluÅŸur.

Leke ve Tedavisi

20 Kasım 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Fasial Hiperpigmentasyon (Yüz Lekeleri) deri renginde koyulaşmayı belirten genel bir terimdir. Lokal (Yerel) olabileceği gibi yaygın da olabilir. Genellikle derinin rengini veren melanin adlı renk maddesinin üretildiği melanosit hücrelerinin sayılarında ve fonksiyonlarında artma sonucunda oluşan deri renginde koyulaşmayı ifade eder. Çoğunlukla iyi huylu bir durum olmasına rağmen bazı durumlarda altta yatan önemli bir hastalığın göstergesi olabilir.

Hiperpigmentasyon (Leke) özellikle insanlar arasında sosyal etkileşim ve iletişimde önemli rol oynayan yüz bölgesinde yerleştiğinde, kozmetik ve psikososyal sorun oluşturarak yaşam kalitesin kötü yönde etkiler. Leke oluşumunda güneş ışınları, kozmetik ürünler, hormonların etkileri en sık suçlanan etkenlerdir. Lekeye (Pigmantasyona) neden olan etkeni bulmak her zaman olası değildir ve giderilmesi güç ve uzun uğraşılar gerektirir. En sık yüz pigmantasyonuna (leke) neden olan hastalıklar arasında melezme, post inflama-tuvar hiperpigmatasyon (PİH),ilaçlara bağlı olarak oluşmuş lekeler sayılabilir.

Melazma

Chloasma ve Gebelik Maskesi olarak da bilinen melasma yüzde, boyunda ve ön kollarda düzensiz lekeler ve benekler olarak yaygın görülen ve sonradan oluşan sınırları belirgin hiperpigmentasyon (Leke) durumudur. Kadınlarda daha sık görülürken % 10 oranında erkeklerde de gorülebilir.Melaznıanın oluş nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber pek çok neden oluşumundan sorumlu tutulmaktadır. En önemlileri, melazmaya genetik yatkınlık ve güneş ışınlarına (Ultraviole ışınlarına) maruz kalmaktır. Gebelik, doğum kontrol haplarının kullanımı ve bazı kozmetik ürünlerinin kullanımı oluşumunda etkili olan diğer ncdenlerdir. Doğum sonrasında oluşması nedeniyle gebelik maskesi olarak da bilinir.

Melasma lezyonları sadece güneşe maruz kalan deride meydana gelir. Kahverengi, gri ve hatta mavi olan lekeler düzensiz şekilde beneklere dönüşürler. Lezyonlar doğrusal veya bir yıldız patlaması dağılımı şeklinde oluşabilir.

Klinik muayenelere dayanarak üç çeÅŸit dağılım ÅŸekli vardır. Yüz merkezli yapı en yaygın ortaya çıkan biçimidir ve melasma hastalarının 2/3′ünde ortaya çıkar. Alnı, burnu, çeneyi ve yanağın iç kısmını kapsar. Yanak tutulumu % 20′ sinde, çene tutulumu ise % 15′ inde ortaya çıkar. Tedaviye baÅŸlamadan önce hangi histolojik melasma ripinin meveut olduÄŸunu belirlemek önemlidir. Wood Lambası kullanılarak yapılan muayenede lekenin derinliÄŸi saptanır. EÄŸer melasma dermal (derin) yerleÅŸimliyse pigment rengini açmak için yapılabilecekler kısıtlıdır.
Yinede yerleşim yeri ne olursa olsun güneşe maruz kalma minimuma indirilmeli ve cildi UV ışınlarından korumak için günlük yüksek koruma faktörlü güneş koruyucuları kullanılmalıdır. Epidermal (yüzeyel) tipli melasma hastalarında renk açıcı maddeler uzun süreli kullanıldığında faydalı olabilir. Uygulanacak tedavi, klinik durumun ağırlığı, hastanın işbirliği, tedaviye uyumu, ekonomik alım gücü vb. değişkenlere göre hekim tarafından belirlenir. Melasmaya eğilimli bayanların sık gebelikten kaçınmaları çok önemli bir koruyucu önlemdir.

Hastalıkta melanositler ultraviyole ile kolayca uyarılabldiği için hastaların güneş ışınlarından ve ultraviyole kaynaklarından (solaryum v.s.) kaçınılması, yüksek faktörlü
güneş koruyucu kremler kullanılması gerekir.

LEKEDE KULLANILAN SAĞALTIM YÖNTEMLERİ

Kimyasal Peeling

Peeling, cilt yüzeyinin uyarılmaşıdır. Bu suretle cildin ölü tabakası atılır, altderideki kan dolaşımı, hücre üretimi ve kollajen doku canlanır. Cildin düzeltilmesi söz konusu olduÄŸunda en temel yöntemlerin başında ‘peeling’ gelir. Kırışıklıklar, akneler, iz ve leke tedavilerinin tümünde, çeÅŸitli peeling yöntemleri kullanılır, Tüm çeÅŸitlerinin ortak noktası, cilt yüzeyinin yani üstderinin kontrollü bir ÅŸekilde soyulmasıdır. Uyarılmaya, soyulmaya, yeni dokular oluÅŸmaya baÅŸladıktan sonra, cilt daha parlak ve düzgün görünmeye baÅŸlar. Düzenli uygulamayla ince çizgi ve kırışıklıklar giderilebilir, cilt tonu ve yapısı geliÅŸme gösterir, güneÅŸ hasarları sonucunda oluÅŸan lekeler yani pigment düzensizlikleri iyileÅŸtirilebilir, kalMIaÅŸan deri incelir ve sivilce izleri tedavi edilebilir. Hastalar birkaç peelingden sonra, ciltlerinde canlanma lekelerde açılma ve ince çizgilerde hafifleme olduÄŸunu fark ederler.

Karbon maske ile lazer peeling

Yaz mevsimi kimyasal peeling için uygun dönem değildir.Bu yöntemle ciltteki ölü ve hasarlanmış deri tabakasının atılıp sağlıklı deri tabakasına ulaşmak amaçlanır. Mat soluk cilt yapısına sahip olanlar, cilt lekeleri bulunanlar, ağız ve göz çevresinde yüzeysel kırışıklıkları olanlar uygun hasta guruplarıdır. Ancak diğer tüm cildi soyma yöntemleri gibi yaz aylarında uygulanamazlar. Bu tip olgularda yaz aylarında da rahatlıkla uygulanabilen Karbon Maske ile Q-Swich lazer peeling altarnatif bir yöntemdir.Her cilt tipine ve her mevsim yapılabilen bir işlemdir.Bu uygulamalar mutlaka hekim tarafından yapılmalıdır.

Cilt bakımı

Cildimiz güneş ışınlan, olumsuz çevre koşulları, uzun süreli rahatsızlıklar ve ilaç kullanımları, hormonlu gıdalar, dengesiz beslenme, sigara gibi etkenlerle yıpranır. Doğal olan yaslanma süreci ise hormonal ve genetik ailesel) faktörlere de bağlı olarak yasam boyunca devam eder. Zamanla cildimizde kırışıklıklar, renk değişikliği (sararma, kahverengi lekeler, ince kırmızı damarlanmalar) gevşeklik ve esneklik kaybı gözlenir. Bu durum bakımsızlıkla birleştiğinde gözle görülür şekilde hızlanır ve derinleşir. Bununla beraber, zamanın ve olumsuz faktörlerin cildimizde yaptığı tahribatı yumuşatmak ve geciktirmek elimizdedir! Cildinizi güzelleştirmek için yapabileceğiniz çok şey var. Bu yöntemler cildinizi doğru tanımaktan başlayan ve cildin ihtiyaçlarına yönelik bakım ve uygulamaları içeren bir süreci kapsar. Uzman kişilerin size önerip titizlikle uygulayacakları profesyonel cilt bakımı, ev bakımınızda kullanmanızı önerecekleri cilt bakım ürünleri, sağlıklı ve taze bir cilde sahip olmanıza yardımcı olacaktır.

Fraksiyonel Lazerler

2005 yılında Dr. Andcrson tarafından Fraksiyonel lazer teknolojisinin dünyaya tanıtılmasıyla yeni bir dönem başladı. Cildi soymadan, ciltte lazer ışınlarıyla mikro kanallar açılarak da, cildin alt katmanlarına inilebileceğini ve böylece ciltte kırışıklıkların, gözeneklerin, lekelerin giderilebileceğini ve kollajen sentezinin uyarılarak cilt sıkılaşmasının sağlanacağını ispatladı. İyileşme süresinin kısalığı ve yan etkilerin çok az olması, bu sistemi bir anda çok tercih edilen ve aranan bir sistem haline getirmiştir.

Fraksiyonel Lazer Nasıl Çalışır?

Fraksiyonel lazer teknolojisi ile çok ince bir lazer ışığı kullanılarak cilt üzerinde .lazer ışığının minik sütunlar halinde deride ısı hasarı yaratması ile , birbiri ardına binlerce iğne deliği gibi delikler açılır. Cildin sadece belli bir kısmı lazer ışınlarına hedef olarak etkilenir. Bu sucun halindeki ısı hasar alanlarına, mikrotcrmal tedavi bölgeleri {iVİTB} denir. Fraksiyonel teknolojilerde MTB akınlarının etrafındaki deri alanı sağlam kalır.

Deliklerin aralarında etkilenmeyip sağlam kalan bu dokular iyileşme sürecinin çok hızlı olmasını sağlamaktadır, İyileşme süreci sırasında yeniden yoğun kolajen oluşumu tetiklenmekte, bu da cildin gerginleşmesini ve elastikiyetinin artmasını sağlamaktadır. Bunun sonucunda akne izlerinin belirginliği azalmakta, kırışıklıklar giderilmekte, gözenekler sıkışmakta, cilt daha canlı ve genç bir görünüm kazanmakta

Cilt Lekelerinin Tedavisinde Fraksiyonel Lazerlar;

Bu amaçla kullanılan fraksiyonel C02 ve Krbiyum-Yag laserlerle güneş lekeleri önemli oranda giderilebilişyor. Lazerler lekeli doku üzerine uygulandığında dokudaki pigmetnt hücrelerini parçalar. Parçalanan bu pigmentler yavaş yavaş cildin savunma hücrelerince uzaklaştırılır. Ve leke azalır ya da kaybolur..

MIKRONEEDLING (DERMAL TERAPİ, DREMAROLLER) UYGULAMALARI

Dermaroller, dünyada “mesoroller” ve “mkroneedling” isimleri ile de bilinmektedir. Silindirik bir tamburun üzerine dizilmiÅŸ son derece ince, özel olarak hazırlanmış 192 adet çelik iÄŸneden oluÅŸur, iÄŸnelerin boyları cildin sorununa göre deÄŸiÅŸir(leke, kırışıklık, çatlak tedavisi, saç dökülmesi terapisi v.b.)İğne boyutları O.25mm,0.5mm,l mm, 1,5mm,2mm ÅŸeklindedir. Dermaroller cilt üzerine uygulandığında lcm. karede yaklaşık 250-300 kadar mikro. Kanallar kapanmadan önce deri yüzeyine uygulanan topikal kremler veya solüsyonlar mikro kanallar aracılıyla cildin içine yaklaşık 200 kat daha fazla geçiÅŸ kanallar açar. Açılan mikro kanallar cilt tarafından yaralanma olarak algılanır. Vücudun yara tamir mekanizması uyarılır ve cilt kendi kendini tamir eder. Yeni kollajen ve baÄŸ dokusu sentezi baÅŸlar ve cilt yenilenir.

Doğal yara iyileşme mekanizmasını harekete geçirerek ve deride yeni kollajen oluşumunu artırarak etkili olur. Ayrıca açılan mikro kanallardan tedavi amacıyla kullanılan ilaçların deriye emiliminin artmasını ve lekenin giderilmesini sağlar.

Q-switched Nd: YaÄŸ lazer ve leke melazma tedavisi

Q-switched Nd: YAĞ lazerdermatolojik ve estetik uygulamalar için 4 farklı dalga boyu üretme kapasitesine sahiptir. Foto-mekanik bu sistemle pigmentli birçok lezyon tedavi edilebilmektedir. Q-switched Nd: YAĞ lazer lazer ışığının kuvvetli pulslarını kullanarak pigmentleri etrafındaki sağlıklı dokuya zarar vermeden tamamen yok eder. Melanozomlar ve dövme panikülleri lazer ışığına maruz kaldıklarında, vücudun doğal drenaj sistemi tarafından emilen ufak parçalara bölünürler. Çok yönlü kullanıma sahip Q-switched Nd: YAĞ lazer cildi soymaksızın melasma tedavisinde kullanılmaktadır. Melazmadan, solar ve senil lentigoya, posttravmatik hiperpig-mentasyona kadar tüm leke tedavilerinde kullanımı anlam taşımaktadır. 7-10 gün tedavi aralıklarıyla leke ve melazmada istenen sonuca ulaşılana dek güvenle uygulanabilir.

Karbonun Güzelleştirici Etkisi

20 Kasım 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Karbon atomu yaÅŸamın temel elementlerinden bir tanesidir. YaÅŸamsal olaylarda yer alan elementler içerisinde en çok yönlü olanıdır. Bu özelliÄŸi ile bileÅŸiklerin %94′ünde yer alır. ÇeÅŸitli yaÅŸamsal olaylarda, temel iÅŸlevleri yerine getirmek için karmaşık düzenlemeler oluÅŸturarak baÅŸka elementlerle birleÅŸme yeteneÄŸi sadece karbonda vardır. Karbon canlılardaki maddelerin % ]18 ini oluÅŸturur. Karbon gereÄŸine göre elektro pozitif yada elektro negatif davranabilmektedir.

Elektriksel Yük

Myolift düşük düzeyde elektriksel akım ile cilt yüzeyine uygulanan ürünün cilt altına geçmesini sağlayan kozmetik bir yöntemdir. Karbonlu myolift uygulaması sırasında cildin yüzeyine uygulanacak ürünün elektriksel yükü önemlidir. Pozitif (+) iyon yüklü bir ürün, ancak + (artı) bir akımla cilde yedirilcebilir. Myoliftin başarılı ollması için bu özelliğin bilinmesi önemlidir. Aksi halde yeterince başarılı sonuçların alınması zordur. Karbon atomu diğer tüm moleküllerden farklı olan yerine göre (-) eksi, yerine göre (+) artı yüklü davranma ve diğer moleküllerle yüksek oranda birleşme özelliğinden dolayı karbon maskeye yedirilmiş ürünlerin cilt içerisine etkin ve hızlı bir biçimde gönderilmesini sağlayabilir.

Yüz bölgesi ve diğer bölgeler

Beaution Karbonlu Myolift yönteminde karbon maskesi içerisindeki Arbutinin ,C Vitamini, Hyaluronik Asit, Kollagen ve Alcovera özü cilde yedirilerek yüz lekelerinin giderilmesinde, cildi nemlendirmede, ince kırışıklık ve antiaeging uygulamalarında etkin bir şekilde kullanılabilmektedir. Uygulama yüz bölgesi dışında, dekolte, el sırtı,göz altları ve boyun bölgelerine de yapılmaktadır. Hiçbir yan etkisi bulunmayan bu yöntemde,uygulanacak bölge yerleştirilen karbon maskeye bağlanan özel bir cihaz yardımı ile myolift işlemi yapılmaktadır.Aynı zamanda cihazın sağladığı vibrasyon (titreşim) la yüz kasları çalıştırılarak myotonik etki sağlanmakta ve yüz bölgesindeki sarkmalar da bir miktar düzelebilmektedir. Karbon maske-Beaution uygulaması kozmetik uygulamalar içerisinde önemli yer tutan myolifting tedavisine yeni bir bakış açısı gctirmistir.

Yaz Aylarında Artan Kadın Sorunları

17 Kasım 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Yaz yaklaÅŸtıkça bize sık gelen sorulardan biridir bu Bu sorunun yanıtı: ‘Evet, maalesef evet’ Sıcakla birlikte artan sorunlar var kadınlarda.. Bunların başında akıntı ve akıntıyı doÄŸuran nedenlerin oluÅŸturduÄŸu kaşıntı geliyor. Åžimdi size sorsam ‘Akıntınız var mı? diye. Belki siz gerçekten ÅŸanslı grup içinde olanlardan yani hiç bu sorunu yaÅŸamayanlardan olabilirsiniz. Ama çoÄŸunluÄŸun bu soruya yanıtı: ‘Evet. normal bir akıntım var” ÅŸeklinde olmaktadır. İşte sorun burada normalde kadında akıntı olmamalıdır.

Vücudumuzda salgı olması için, o bölgede ‘bez’ dediÄŸimiz yapılar olmalıdır. Mesela gözyaşı bezi. tükürük bezi gibi.. Vajinada bez yapısı yoktur. O bölgede salgı yapacak olan 2 yer var birincisi iç kısımda ‘rahim aÄŸzı” dediÄŸimiz yer, burada adet döneminin ortalarında ‘mukus’ diye adlandırdığımız bir salgı olur. 1-3 gun kendini hissettirir, saydamdır, akıcı deÄŸildir ve asla kokmaz, ikincisi ise, vajina giriÅŸinde, her 2 yanda birer adet olmak üzere, ‘bartolin bezleri’dir. Bu bezlerin salgı fonksiyonu ise iliÅŸki öncesi salgılanarak iliÅŸkiyi kolaylaÅŸtırmaktır.

Bu yapıların dışında salgı yapan baÅŸka bez yoktur. Bu durumda da, kadının devamlı akıntısının olmasını normal karşılamak mümkün deÄŸildir. Bilmeniz gereken diÄŸer özellik ise, vajinanın kendisine ait çok ciddi bir koruma mekanizmasının olduÄŸudur. Bu koruma mekanizmalarının temelinde de, vajinadaki mikroplar vardır. Vajinadaki mikroplar o bölgede ‘laktik asit dediÄŸimiz bir üretim yaparlar ve bu nedenle vajina koruma altındadır. Asidik ortamın bazik hale gelmesi ile birlikte, koruma mekanizması kırılır ve vajinadaki mikroorganizmalar çoÄŸalmaya baÅŸlarlar ve akıntı olacak karşımıza çıkarlar Bu durumu en fazla yaratan mikroorganizma ise ‘mantar’dır.

Bu durumun yaz mevsimi ile ne ilişkisi var diye sorarsanız, yanıtı: ıslak mayolardır. Mayonuzu değiştirmediğiniz takdirde o bölge nemli kalacaktır ve bu durum mantarların çoğalması için en uygun zemindir. Hemen akıntı başlar. Akıntıya çoğunlukla kaşıntı eşlik eder Akıntının kendine ait özelliği vardır. Sarımsı- beyaz renktedir, süt kesiği diye benzetme yapılır ve kesinlikle kokmaz. Çok ciddi bir sağlık sorunu olmamakla birlikte, yaşam kalitenizi çok düşürecek bir durumdur ve çok kolay tedavi edilir İyisi mi siz, önlem alın ve tedavilik bir durum oluşmasın..

Tatile gidiyorum ama tatilde kanamam başlarsa! Yaz yaklaştıkça bize sık gelen sorulardan bir diğeri de budur Tatil planlan yapılıyor ve zaten çok uzun olmayan tatil sürecinde, kı bu çoğunlukla bir hafta, adet olduğunda kadın tatilin tüm keyfi kaçıyor. Denize girenleri uzaktan seyretmek..

Bu durumu yaÅŸamamak elinizde… Aslında son derece kolay.. Ben size önce mekanizmayı anlatmak istiyorum Adet nasıl görülüyor’ Bu mekanizmayı kabaca bilen birisi, adetle oynamanın da çok kolay olacağını ve bunun saÄŸlık sorunu yaratacak bir durum olmadığını anlayacaktır.

1 aylık süreci düşünün adetinizin birinci gününden diÄŸer adetinizin birinci gününe kadar. Bu süreç yaklaşık 28-32 gün arasında deÄŸiÅŸiyor. KiÅŸinin biyolojik yapısı ile iliÅŸkili olarak oluyor bu deÄŸiÅŸiklik. Adetin birinci gününden itibaren her 2 yumurtalıktan saÄŸdan ve soldan yumurtalar büyümeye baÅŸlar. Çok sayıda yumurta büyür ve büyüdükçe bir hormon salgılar. Bu hormon çok meÅŸhur bir hormon adı “ostrojen’ Halk arasında kadınlık hormonu diye bilinir. Ostrojen salgılanmaya ve kandaki düzeyi artmaya baÅŸlar. Bu hormonun en önemli özelliÄŸi, rahim ıçını kalınlaÅŸtırmaktır.

Sistem şöyle çalışır: Yumurtalar büyür, ostrojen salgılanır ve salgılanan hormonla rahim içi kalınlaşır Adetin yaklaşık 8 – 9 günlerinde büyüyen yumurtalardan birisi atak yaparak öne geçer, daha hızlı büyümeye baÅŸlar ve daha çok ostrojen salgılar. DiÄŸer yumurtalar ne oluyor diye hemen aklınıza geldi deÄŸil mi? O yumurtalar, vücudun programlı hücre ölümü denilen mekanizması ile yok olurlar. Tek kalan yumuna daha da büyür ve 20 mm çapına gelir, yaklaşık 2 cm olur. Bu yaklaşık 14. günde olur Bu aÅŸamada rahmin içini döşeyen tabakanın kalınlığı da 9-12 mm’ ye ulaşır. Ve 20 mm çapına gelen yumurta çatlar, içinden döllenecek hücreyi atar ve kanallar bu hücreyi kapar.

Artık ostrojen salgılanması eskisi gibi deÄŸildir, azalır ve baÅŸka bir hormon aktif hale gelir Bu hormonun adı ‘progesteron” Ostrojen kadar meÅŸhur deÄŸildir halk arasında ama en az onun kadaT önemli ve etkili bir hormondur, Anlayacağınız üzere, ilk 14 gün aktif ve etkili olan ostrojen sonraki 14 gün ise progesterondur Progesteron kalınlaÅŸan rahim içini olgunlaÅŸtınr Rahim içi artık kalınlaÅŸmıyor, olgunlaşıyordur. Aslında olayın felsefesinde, rahmin içini döşeyen tabakanın kendisini gebelik için hazırlıyor olması vardır EÄŸer o ay gebelik olmadıysa bir süre sonra progesteron vücuttan çekilir, yanı kandaki düzeyi azalır. Bu durumun sonucu ise. tabakanın desteÄŸini kaybetmesidir ve tabaka dökülmeye baÅŸlar. Bunun adı da halk arasında adettir. Bu mekanizmayı düşündüğümüzde, adeti nasıl ilen atabiliriz diye uyguladığımız tedavinin, progesteron tedavisi olduÄŸunu kolaylıkla anlamışsınızdır. Adetinizin yaklaşık 5-7 gün öncesinden baÅŸlamak kaydıyla yani progesteron düzeyi azalmaya baÅŸlamadan önce, verilecek olan progesteron tedavisi adet görmenizi engelleyecektir.

Bu tedavinin sakıncası yok mudur? diye sorarsanız, çok özel durumlar hanemde, yoktur Progesteron hormonunun kullanılmasının sakıncalı olduğu çok az durum vardır Bu tedavi size. tatilinizi daha rahat geçirmenizi sağlayabilir, fakat çok uzatılmamalıdır. 20 günden fazla kullanıldığı durumlarda lekelenme şeklinde kanamalar başlayabilir, lütfen uzatmayın tedaviyi. Ne zaman adet görürüm sorusunun yanıtı ise. ilacı bıraktıktan sonraki 1-2 gündür Bir de. ben bu mekanizmayı öğrendim kendim ayarlarım demeyin, durumu lütfen jinekologunuzla paylaşın.
Hepinıze güzel bir tatil dilerim..

KALICI KILO KONTROLÜ İÇİN METABOLİZMA HIZININ ÖNEMİ

17 Kasım 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

GözlemlediÄŸim en büyük hata, sadece tartıdaki toplam kilo deÄŸerinin düşüşünün baÅŸarı sayılmasıdır. Herkese önerim lütfen sadece kilo vermeye odaklanmayın. Kilo vermek zor deÄŸildir. Önemli olan “KORUMAYI BAÅžARMAK” Zayıflamanın pek çok yöntemi var gibi gözükmektedir. Oysa ki, yanlış uygulamaların tümünün ardından verilen kilolar, çoÄŸu zaman da fazlasıyla geri’alınır. Tüm emek, çaba, umutlar ve zaman boÅŸa gider. Çünkü kısa sürede toplamda verdiÄŸiniz büyük kilolar, incelmeyi saÄŸlayan yaÄŸ yerine, kas ve su kütlenizden olur.
Oysaki Kalıcı kilo kontrolü için doğru yöntem tektir. Metabolizma hızı ölçülmeli, kişinin diğer tüm özelliklerine dayanarak diyet + egzersiz uygulanmalı ve bu yaşam şekli haline getirilmelidir.

Bunun İçin, Kişinin Parmak İzi, Metabolizma hızı da, kişinin parmak İZİ gibi kendisine özeldir. Nasıl parmak izi kimsenınkine benzemiyorsa, metabolizma hızı da benzemez. Metabolizma hızı kişiye özeldir ve kişiye özel bir beslenme programından söz edilecekse, en temel nokta metabolizma hızının ölçülmesidir.

METABOLİZMA HIZINIZ DAHA ÖNCE HİÇ “ÖLÇÜLDÜ MÜ ?

Pek çok kişi buna evet demiş olabilir ama: Eğer nefes alıp vermenize dayanan 6-10 dakikalık bir ölçüm yapılmadıysa siz metabolizma hızınızın ölçüldüğünü zannediyorsunuz.

PEKİ DOĞRU ÖLÇÜM NASIL YAPILMALIDIR?

Bunun bilimsel temele dayanan cevabı, gerçek metabolizma hızının formüllerle hesaplanmaması gerekliliğidir. Yapılması gereken, kişinin oksijen tüketimi ile yapılan ölçümdür 6-10 dakika arası süren bu ölçümde, burun tıkalıdır Tüm solunum tek merkezden (ağızdan) yapılır.
Metabolizmanın temeline dayanan tüm iÅŸlemlerde gÖTev alan “Oksijen” tüketim kapasitesine göre metabolizma hızınız ölçülür.

Metabolizmayı hızlandırarak KALICI kilo kaybının kolaylaştırılması Uzun sürelerle hatalı veya düşük enerjili diyetlerin yapılması nedeniyle yaşanan kas kayıpları, uzun süreli açlıklar, öğün atlamak, hipotroiti olmak, antidepresan kullanmak günümüz teknolojisi nedeniyle az hareket etmek, yaşın ilerlemesi gibi durumlar metabolizma hızımızı azaltabilecek faktörlerdir.

Yoganın Vücuda Yararları

13 Kasım 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Yoga, bedeni, zihni ve ruhu tamamen eğiten, huzur veren her şeyle uyumlu olmasını sağlayan dünyadaki en eski sağlık metodudur. Yoga uygulamak; kişiyi stresten, gerginlikten, sıkıntılardan ve depresyondan kurtarmaktadır. Dünyada yapılan hiçbir spor aktivitesinde böyle bir rahatlama söz konusu değildir.

DoÄŸru hoca ile yapılan doÄŸru duruÅŸlar, vücudun saÄŸlığını korumakta kan dolaşımını düzenlemekte, iç organlara masaj yapmakta, kasları, tendonları, eklemleri saÄŸlıklı kılıp, bağışıklık sistemini güçlendirmekte kilo ve vücut ısı dengesini korumakta bio enerji akımını düzenlemekte ve enerji blokajlarını çözüp, manyetik alanı güçlendirmektedir. “Manyetik alan ile ilgili daha detaylı bilgi vereceÄŸim’

Yoga yapan kiÅŸiler, yoga’nın uygulamaları sonucunda sürekli saÄŸlıklı ve dinç kalabilirler. Batı dünyasından en çok bilinen yoga ‘HATHA” yogadır Bunlar; ASANALAR ‘DuruÅŸlar’, PRANAYAMA ‘Nefes egzersizleri”. SAVAÅžANA ‘GevÅŸeme’ teknikteridir.

ASANALAR “duruÅŸlar”: Eklemleriniz çalışır, omurganız esner, kaslarınız kuvvetlenir. Lemfatik sistem muntazam çalışır. Dolaşım, kan. sindirim ve boÅŸaltım sistemi muntazam çalışır Sinir sistemi sakinleÅŸir Solunum sistemi güçlenir. Üreme sistemi dengeye girer Sabit duruÅŸlarda kalındığında kaslar bir sünger gibi sıkılıp, esner. Böylelikle kaslardaki kanı dışan pompalar ve dolaşımdan gelen oksijenli kanla kaslar yıkanır ve toksinlerin atılmasına yardıma olur. Düzenli yaptığınız taktirde, tüm fizyolojik sisteminiz gençlesir ve hastalıklara karşı korunmanızı saÄŸlar. 20 dakikalık bir yoga çalışması 1 saatlik jimnastikten daha etkilidir. Bunun için her hareketin biliçli, yavaÅŸ ve nefesle yapılıp; duruÅŸlarda bir süre kalınmasıdır. Yoga’ya baÅŸladığınızda kaslarınız sert olabilir, ancak 2-3 hafta içersinde esnekliÄŸiniz artar. Devam ettiÄŸiniz takdirde, kendınızdeki deÄŸiÅŸime oldukça ÅŸaşıracak ve bundan çok mutlu olacaksınız

PRANAYAMA “nefes teknikleri”: Nefes egzersizlennin çok çeÅŸit iyileÅŸtirici ve hastalıkları önleyici etkisi vardır. Her gün aldığımız toksinlerin % 70′inı nefes ile açabiliriz Aslında bilinçli olmadan bunu yapıyoruz. Ancak bilinçli bir nefes çalışması bundan daha fazla verim almamızı saÄŸlar. DoÄŸru nefes almayı bilmemek bedenimizde kronik gerginliÄŸe yol açar Bazı sabahlar yataktan kalkmaya kuvvet bulamayışımızın sebebi yeterli oksijen almamamızdır Hastalanmamızın, erken yaÅŸlanmamızın ve hücrelerimizin erken ölmesi ve deÄŸiÅŸime uÄŸraması da, Yoga’da tam nefes dediÄŸimiz ‘diyafram’ karın, kaburga ve göğüs nefesini birleÅŸtirerek nefes almalıyız. Nefes yolu ile aldığımız oksijenin % 20’si beynimiz tarafından kullanılır. Beyne giden kanda oksijen miktarı azalınca, beyin glikozu kullanamaz ve geç algılama, unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü baÅŸlar. Bebeklerin nefes alışlarına dikkat ederseniz karınlarından nefes aldıklarını görürsünüz. Yaklaşık 2 yaşına kadar da bu böyle devam eder. Karın, vücudumuzda bulunan bağışıklık hücrelerinin % 70 – % 80′ini üretmektedir.

Hastalıkların en önemli nedeni bağırsaklara yerleÅŸen üst mikroplardır. Karın nefesi kanı arındırır Karın ve beyin arasındaki “vagus sinin’ kalp damar sistemi, solunum sistemi ve sindirim sisteminden geçer. Günlük doÄŸru nefes egzersizleri ile sistemin tamamına fayda saÄŸlar. Kalbin yukunü hafifletir, uyku sorunlarını düzene sokar, iÅŸtahımızı kontrol altına alır. Aldığımız fazla oksijen yaÄŸlarımızı yakar, migren ve baÅŸ aÄŸrılarına depresyona ve kanser hastalığına çok iyi gelmektedir. Kanser hastaları için uygulanan tedavilerin yan etkileriyle baÅŸa çıkmaya yardımcı olur.

SAVAÅžANA “derin gevÅŸeme”: 1 saatlik savaÅŸana, bir gecelik kesintisiz uyku gibidir Yaptığımız, Asanalar’dan sonra vücudumuz ve bedenimiz için ödüldür aslında Sırt üstü uzanır, bacaklarımızı ve kollarımız simetri olarak ‘30 derece kadar” yana açarız Yoga eÄŸitmeninin telkinleri ile bedenimiz, kas yapımız ve en önemlisi zihnimiz gevÅŸer. Her Asana hareketlerinin arasında 1-2 dakikalık kısa gevÅŸemeler, duruÅŸların bitiÅŸinde ise en az 10, en çok 15 dakikalık uzun savaÅŸana yapılmalıdır. SavaÅŸana ile birlikte yogamızı tamamlar, zihnimizin günlük endiÅŸelerinden kurtulup; hayata daha güvenli, neÅŸeli, endiÅŸesiz ve uyumlu bakabiliriz.

SAÄžLIK ESTETİK ; Bedenin. Zihnin ve Ruhun birbiri ile uyum ve denge içinde olmasıdır…

Vücudun Güç Merkezi ve TİROİT

13 Kasım 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Başparmak büyüklüğündeki bir salgı bezi, bel genişliğini, menerji düzeyini ve ruh hâlini belirleyebiliyor. Ancak yaklaşık 10 milyon kadında bu kontrol birimi arızalı. Acaba sende onlardan biri misin?

Yazar Kristin Angelow, fiziksel olarak tükenmeyi” baÅŸladığını hissettiÄŸinde henüz 26 yaşındaydı. Sabahları uyanmak, onun için insan üstü bir güç gerektiriyordu. Kasvetli ve sıkıntılı ruh haliyle baÅŸa çıkmak da benzer bir mücadeleydi. “İş yerinde toplantıdayken inanılmaz derecede yorgun olduÄŸumu, her an düşüp bayılacakmışım gibi hissettiÄŸimi hatırlıyorum” diyor. Bir zamanlar enerjik biri olan Kristin, saÄŸlıklı besleniyor olmasına raÄŸmen iki hafta gibi kısa bir süre içinde iki buçuk kilo alıvermiÅŸti. Dahası, soÄŸuk havaya çıktığı anda el ve ayak tırnakları aniden belli belirsiz ÅŸekilde mavileÅŸiyordu. Belirtilerin ardından aile hekimi ile görüşmeye gitti ve birçok test yaptırdı. Sonuçta anlaşıldı ki, yaÅŸadığı problemlerin kaynağı boÄŸazındaki tiroit beziydi.

TİROİT NASIL BİR ŞEY?

Gırtlak ve köprücük kemiÄŸi arasında konumlanmış, soluk borusuna dolanmış ÅŸekilde duran tiroit, bedenindeki enerji kaynaklarının kontrolüne yardımcı olur. New York’taki Northern Westchester Hastanesinden Endokrinolog Jeffrey Powell, kelebek bilimindeki bu salgı bezinin, metabolizmayı ve vücut ısısını düzenleyen tiroit hormonu salgıladığını belirtiyor. Ayrıca bedenindeki neredeyse bütün sistemlerle birlikte çalışarak, beynini daima etkin ve bağırsaklarını hareket hâlinde tutar. Regl döngünün düzenli olmasını, deri, tırnak ve saçlarının saÄŸlıklı kalmasını saÄŸlar. Tiroit bezini bir anlamda araçlardaki gaz ve fren pedallarının birleÅŸimi ÅŸeklinde düşünebilirsin. Yani vücudunun yaktığı yakıtı arttırıp azaltabilir.

Åžu da var ki, aracın bir bölümü arızalandığında bütün sistem durabilir. Ve Amerika’daki 25 milyon tiroit hastasının büyük bir çoÄŸunluÄŸu kadın. Yapılan tahminlere göre, kadınlarda erkeklere nazaran 12 kat daha fazla tiroit bozukluÄŸuna rastlanıyor. Cleveand’daki University Hospitals Case Medical Center’ın Endokrinoloji Bölümü yöneticilerinden Doktor Armand Krikorian, “Büyük ihtimalle bunun nedeni, lupus ve eklem romatizması gibi otoimmün (bağışıklık sisteminden kaynaklanan) hastalıkları geliÅŸtirmeye kadınların daha yatkın olması. Böyle rahatsızlıklar tiroidi bozabiliyor” diyor. ÇoÄŸunlukla genetik sebeplerden kaynaklanan tiroit düzensizlikleri, sıklıkla hamilelik sonrasında, kalıcı veya geçici olarak ya tiroit hormonunun az salgılanması (hipotiroidizm) ya da bezin fazla çalışması (hipotiroidizm) ÅŸeklinde ortaya çıkar. Ayrıca son yapılan araÅŸtırmalar, yapışmaz piÅŸirime kaplarının, halı ve koltukların su geçirmez kaplamalarının üretiminde kullanılan bir kimyasalın tiroit rahatsızlıkları riskini arttırdığını gösteriyor.

PROBLEMİN BELİRTİLERİ

Hipo ve hipertİroidizmin birbiriyle zıt semptomları vardır. Kristin’in de başına gelen ilk türe daha fazla rastlanır. Pek çok vakada, hipotiroidizmin belirtileri hastalığın ilk baÅŸlarında anlaşılmayabilir ama zaman geçtikçe ÅŸiddeti artar. Hiç beklenmedik ÅŸekilde aniden kilo alınabilir. Fakat bu baÅŸka birçok ÅŸeyin etkisiyle de olabileceÄŸinden, hemen tiroide baÄŸlamak doÄŸru olmaz. Bazı uzmanlar cilt kuruluÄŸu, saç dökülmesi, unutkanlık, yorgunluk, üşüme, kabızlık ve düzensiz regl döngüsü gibi ÅŸikâyetlere de dikkat eder. Ayrıca, bir zamanlar hiçbir sorun yaÅŸamadan egzersiz yaparken artık yorulmaya baÅŸlamışsan, bu da hipotiroidizm iÅŸareti sayılabilir. Harvard Tıp Fakültesi’nden Doçent Doktor Jeffrey R. Garber, Tiroit hormonu, kas hücreleri de dâhil olmak üzere tüm hücrelere ne kadar enerji gittiÄŸini düzenler” diyor.

Hipeniroidizme baktığımızda onun biraz daha farklı olduÄŸunu görürüz. Öncelikle anlaşılması daha kolay olan bu rahatsızlık esnasında, tiroit bezi gereÄŸinden fazla hormon salgılamaya baÅŸlar. “Zehirli guatr” olarak da bilinen Graves hastalığı, en sık rastlanan türüdür. Ani kilo kaybı, hızlı kalp ritmi, uykusuzluk veya ishal gibi belirtilerle bedeni ÅŸoka uÄŸratır. KiÅŸi kendini sürekli gergin hisseder, iç ısısı yüksek olur ve titremeler yaÅŸayabilir. Hipotiroidizm gibi bunda da zaman ilerledikçe belirtiler güçlenir ve kütüleÅŸir. Ancak her iki bozukluk da ilaçla tedavi edilebilir.

BOÄžAZINI KONTROL ET

Aynaya her baktığında, sağlığına dair bir şey sana yansır. Büyümüş bir tiroit, bu salgı bezinin çok fazla ya da çok az hormon ürettiği anlamına gelebilir. Önemli olan, neleri takip etmen gerektiğini bilmen. İki ayda bir, aşağıda belirtilen şekilde kendini kontrol etmelisin.

1 Eline bir ayna al. Boğarının alt kısmına, köprücük kemiğinin bittiği yere bak
2 Ağzına bir yudum su al.
3 Katanı geriye doğru eğ ve aynada kendim tak pet
4 Yutarken tiroit bölgeni izle; garip bir şişkinlik ya da çıkıntı gözüne çarpıyor mu? (Not: Daha yukarıda olan Adem elmasını tiroit ile karıştırma.)
5 Eğer şüpheli bir şey görürsen doktora git.

KENDİNİ KORU

Enerji merkezini korumanın en iyi yolu problemin önceden farkına varmak. EÄŸer herhangi bir ÅŸeyden kuÅŸkulanmaya baÅŸlarsan hemen doktorunla görüş. Basit bir kan testi ile TSH (troit uyarıcı hormon) deÄŸerlerine baktırabilirsin. Bilmen gereken ÅŸey, testin kendisinin güvenli olduÄŸu ama kimin test yaptırması gerektiÄŸiyle ilgili etrafta farklı fikirlerin dolaÅŸtığı.,. Tiroit hastalıklarındaki artış ile ilgili farkındalık geliÅŸtikçe, herhangi bir belirti gözlemlemese bile (yani ne olur ne olmaz düşüncesi ile) birçok genç kadın doktora gidip TSH testi yaptırmak istediÄŸini söylüyor. Bazı doktorlar bunu gereksiz görse de, gelen talepler üzerine bir kısmı tüm kadın hastalarını kontrolden geçiriyor. Garber, “Düzenli test yaptırmakla ilgili sorun, hipotiroidizm sınırında olup hiçbir belirti göstermeyen kadınların doktor tarafından hemen ilaca baÅŸlatılması ve sonuçta problemin hipertiroidizme dönüşmesidir” diyor. DiÄŸer yandan tedavi edilmemiÅŸ tiroit, kısırlık, kronik depresyon, kalp hastalıkları
ve yüksek kolesterole neden olabiliyor. Kısacası, eğer bahsedilen belirtilerden herhangi biri sende varsa ve doktorun test yapmak istemediyse, ikinci bir görüş almalı ya da bir endokrinolog ile görüşmelisin.

New York’taki Montefiorc Medical Specialists’ten Endokrinolog Eric Epstein, hipotiroidizm teÅŸhisi konulduÄŸu takdirde günlük belli bir doz “levolhyroxine”olarak bilinen sentetik tiroit hormonu kullanman gerekeceÄŸini ve doÄŸru dozu tanımlayabilmek için doktorunun ilk altı ay boyunca, altı haftada bir testlere girmeni isteyeceÄŸini belirtiyor. Hipertiroidizmin tedavisinde, fazla çalışan bezi yavaÅŸlatmak için günlük bir ilaç verilebilir. ÇoÄŸu vakada tiroit ilaçları oldukça etkili olmasına raÄŸmen, tabii ki en iyisi konuyu en baÅŸta çözümlemektir. Genetik ve bağışıklık sistemi kaynaklı risk faktörlerine karşı bir ÅŸey yapman pek mümkün deÄŸil ama yeteri kadar iyot alarak boÄŸazını koruyabilirsin.

İyot, tiroit hormonu üretilmesiyle yakından ilgilidir. Bu element en basit ÅŸekilde tuza ve bazı ekmeklere ilave edilin Garber, glütensiz ve düşük sodyumlu diyet yapan birçok kadının, sonunda iyot eksikliÄŸi ile karşılaÅŸabildiÄŸini belirtiyor. Önerisi, içeriÄŸinde 150 mikrogram iyot bulunan bir multivitamin kullanmak. (Bu miktar hamileler için günde 220 mikrogram, emzirenler içinse 290 mikrogram ÅŸeklinde olmalı.) Önemli konulardan biri de sigaranın acilen bırakılması gerektiÄŸi… Sigaradaki kimyasallar, hipertiroidizmin bir türü olan Gravcs riskini arttırıyor.

EÄŸer tiroidinde bozukluk tespit edilirse, yaÅŸamını kısa sürede eski hâline getirmenin mümkün olduÄŸunu bilmelisin. Kristin ÅŸu an 37 yaşında ve her gün aldığı ilaç sayesinde 10 yıldan uzun süredir herhangi bir belirti yaÅŸamadı. “Artık bitkin ÅŸekilde dolaÅŸmıyorum, kilom da kontrol altında ve iki kez hamile kalabildim. Hayatım gayet güzel” diyor.

Sayfalar: ◄ 1 2 3 4 5 ... 442 ►

stumbleupon

techme


Yeni Yazılar

  • Aging Management Estetik Uygulaması
  • SoÄŸuklar Cildinizi Bozmasın
  • Kadın Beslenmesi
  • DoÄŸum Sonrası Depresyon
  • Lazer Epilasyon
  • Sonbahar ve Cildimiz
  • Zayıflamak Mı Yoksa Kilonuzu Korumak Mı Önemlidir ?
  • Kozmetikte Organik Bakım Ürünleri
  • Cilt ve Saç Bakımı İçin Mucize BuluÅŸlar
  • El ve Ayaklarınızın Bakımı

Çok Okunanlar

  • Uçuk Nasıl Geçer
  • Estetik Doktorlara Hastalardan Sorular
  • Göz Altı Morlukları ve Tedavisi
  • Kepçe kulak EstetiÄŸi Fiyatları
  • YaÄŸ Aldırma EstetiÄŸi - Liposakşın
  • Çarpık Bacak ve Estetik Tedavi
  • Ben Aldırma Tedavisi
  • Estetik Operasyon Ücretleri
  • Estetik Video Görüntüleri
  • Estetik Maliyeti
  • Estetik

Kategori

  • Aesthetic Plastic Surgery
  • DiÅŸ EstetiÄŸi Uygulamaları
  • Estetik Güzellik Bilgileri
  • Estetik YaÅŸam Bilgileri
  • Hastalardan Bilgiler
  • Lazer Epilasyon Uygulamaları
  • Plastik Cerrahi Ameliyatları
  • Plastik Cerrahi DerneÄŸi
  • Plastik Cerrahi Fiyatları
  • Plastik Cerrahi Haberleri
  • Plastik Cerrahi Hastalardan Bilgiler
  • Plastik Cerrahi Resimleri
  • Plastik Cerrahi Videolar
  • Plastik Cerrahi İstanbul
  • Plastik Cerrahlar
  • Saç Ekimi Uygulamaları

Yeni Yorumlar

  • ismihan in Cerrahi Yanık İzleri Nasıl …
  • muhammed in Estetik Doktorlara Hastalardan…
  • zeynep karameÅŸe in 2011 Tekbir giyim pardesü mod…
  • alper yılmaz in Kepçe kulak EstetiÄŸi Fiyatla…
  • bahar in Kızlık Zarı Sorunu Bekaret …
  • muammer in DiÅŸ Teli Ücretleri FiyatlarÄ…
  • rıdvan in 2011 Erkek Mont Modelleri
  • günel gasımova in Göz Altı Morlukları ve Teda…
VN:D [1.9.13_1145]
Derecelendirme: 10.0/10 (1000 votes cast)
VN:D [1.9.13_1145]
BeÄŸenme: +1000 (1000 votes)
Barkod, 10.0 out of 10 based on 1 rating

ArÅŸiv

  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • AÄŸustos 2011
  • Temmuz 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Åžubat 2011
  • Ocak 2011
  • Aralık 2010
  • Kasım 2010
  • Ekim 2010
  • Eylül 2010
  • AÄŸustos 2010
  • Temmuz 2010
  • Haziran 2010
  • Mayıs 2010
  • Nisan 2010
  • Mart 2010
  • Åžubat 2010
  • Ocak 2010
  • Aralık 2009
  • Kasım 2009
  • Ekim 2009
  • Eylül 2009
  • Haziran 2009
  • Mayıs 2009
  • Nisan 2009
  • Mart 2009
  • Åžubat 2009
  • Ocak 2009
  • Aralık 2008
  • Kasım 2008
  • Ekim 2008
  • Eylül 2008
  • Nisan 2008
  • Aralık 2007

Plastik Cerrahi | Plastik Cerrahi Haberleri | Estetik Ameliyatlar | Plastik Cerrahi Videoları | İletiÅŸim | Plastik Cerrahi Fiyatları | Plastik Cerrahi Resimleri | Plastik Cerrahi DerneÄŸi
Lazer Epilasyon Uygulamaları | Diş Estetiği | İstanbul Estetik Cerrahi | Lazer Epilasyon Uygulamaları | Plastik Cerrahi Hastaları | Estetik Saç Ekimi
Burun Estetiği Resimleri | Sitemap | Gizlilik Sözleşmesi