• Ana Sayfa
  • İletiÅŸim

Obezite Cildi Bozuyor

24 Nisan 2010 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

obezite

Obezite cildin temel fonksiyonları olan bariyer fonksiyonlarını, yağ bezi aktiviteleri ile yağ yapımını, ter yapımını, lenf sisteminin akışını, cildin kollajen yapısını ve fonksiyonlarını, yara iyileşmesini, hem ince kılcal damarlardaki hem de kalın damarlardaki kan dolaşımı ile cilt altı yağ dokusunu çok ciddi bir şekilde bozmaktadır.

Güneşli ve sıcak günlerin yaklaştığı, bizleri örten hatta daha doğru bir ifade ile kamufle eden üzerimizdeki kalın, kat kat giysilerimizi çıkarmaya başladığımız şu günlerde gözümüz daha fazla aynalara ve aynadaki vücut hatlarına takılmaya başlar. Özellikle kış döneminde gerek hareketsizlik, gerek soğuk ve karanlığa bağlı kış depresyonları ve bunlardan daha da önemlisi ev iş ortamlarındaki lezzetli atıştırmalar bizlere büyümüş göbekler veya genişlemiş kalçalar olarak geri döner. Çikolata için ne derler bilirsiniz; Ağız da bir dakika , midede bir saat, kalçada bir ömür. Yaz yaklaştıkça bu gittikçe amoflaşan yapımızdan kısa sürede ve zahmetsizce nasıl kurtulacağımızı kara kara düşünmeye başlarız.

Hepimizin bildiği bir gerçek var ki, Temel de sağlıklı olmak için değil, güzel görünmek için sıkı, formda bir vücut yapısına kavuşmak isteriz. Görüntümüz bizi, iç organlarımızın durumundan çok daha fazla ilgilendiriyor.

Tüm gazete ya da dergilerde çıkan haber veya bilgilendirici yazılarda kilo vermenin kalp -damar hastalıklarının önlenmesi, beyin ve vücut saÄŸlığının korunması üzerine ne kadar büyük önemi olduÄŸu yazılmakta. Aslında daha da derinlere inilecek olursa, obezite; kalp krizi ya da felce yol açan kalp – damar hastalıkları, hipertansiyon, hiperlipidemi (kanda kolestrol ve diÄŸer yaÄŸların artması), diyabet, osteartrit (kireçlenme), uyku sırasında solunum durması (uyku apnesi) meme , rahim , barsak kanseri , safra kesesi hastalıkları, iskelet ve kas sistemi hastalıkları, pankreas iltihabı, fertilite bozukluÄŸu çocuk yapabilme potansiyelinde azalma ve daha çok hastalığın ortaya çıkmasında baÅŸrol oyuncusundur.

Şimdi soruyoruz ; Kime ne ? Kim ilerde hipertansiyonum olacak diye diyet programları uyguluyor ya da kim ileride uykuda solunum problemi yaşayabilirim diye spor yapıyor. Varsa bile bu sayı çok azdır. Hepimiz kilo alımının sağlık için ne kadar olumsuz etkileri meydana getirdiğini hep okuyor ancak hiç umur-samıyoruz. Ta ki bir kalp krizi geçirene kadar. Böyle bir kalp hastalığı geçirdikten sonra artık kilo vermek sizin yaşam kalitenizi kısmen arttırır ancak sağlığınızı geri kazandıramaz. İş işten geçti, insanoğlu gördüğüne inanır. Gorbaçovun dediği gibi bir defa görmek 50 kere duymaktan iyidir.

Kalori Hesabı

18 Nisan 2010 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

kalori hesabı

SİZ HALA KALORİ HESABI YAPMIYOR MUSUNUZ?

Dünya haberlerini takip ediyor musunuz bilemiyorum ama geçen harla çok tartışılma olan Amerika’nın BaÅŸkanı Obama’nın yeni saÄŸlık paketi meclisten geçti. Bu, teferruatı çok paketin içerisinde, bir yerlerde bulunan büyük restoran zincirlerine, ürünlerinin kalori içeriklerini menülere yazma ÅŸartı getiriliyor Böylece hamburger ısmarlamadan önce kiÅŸi, kaç kalori tüketeceÄŸini içinde ne kadar protein, yaÄŸ ve karbonhidrat olacağını bilip daha saÄŸlıklı bir seçim yapabilecek.

Bugün kilo kontrolü için en temel birkaç ilkeden bahsedeceÄŸim- Bunların başında, ÅžOK REJİMLER’den kaçınmanız geliyor. Size bir haftada birkaç kilo vereceÄŸinizi vadeden rejimler çok tehlikelidir. Bu tip rejimlere itibar edenler, eninde sonunda daha fazla kilo alırlar Bunu birçoÄŸunuzun kendi deneyimlerinden bildiÄŸine

KAÇ KALORİ

Kilolu insanlara dikkat ederseniz, bu kişiler yediklerinin kalorisine asla dikkat etmezler ve genellikle öğün atlarlar. Yemek yerine tatlı, sandviç, hamburger, pop corn, cips gibi abur cuburları yerler, Büyük çoğunluğu sabah kahvaltısı etmezler, bazıları fazla kahve, meşrubat veya alkol alırlar, akşam yemeğini geç yerler v.s. Bu lip insanlar bir yandan kilo alırken zaman içinde hastalıklarla da boğuşmak zorunda kalırlar.

Sonuç olarak, rejim yapmanın temel prensibi tükettiğiniz kalorilere dikkat etmek, düzenli ve sağlıklı beslenmektir. İyi bir diyet programı daha iyi beslenmenizi sağlar, metabolizmanızı hızlandırır, vücudunuzdaki kas kütlesinin artmasına yardımcı olur. SOK diyetler genellikle yağlan eritmek yerine su ve kas kaybına yol açarlar, insanın aç kalması vücudun kenefini koruma altına alıp, enerji üretimini durdurmasıyla sonuçlanır Bu durumda kilo vermek mümkün olmadığı gibi yaşam kalitesi de kaybolur, İnsan halsiz, karası karışık bir şekilde sarhoş gibi dolaşır.

ZAYIFLAMA FORMÜLÜ

Her kilo kontrol programı için geçerli olan sabit tek bir formül vardır. Kilo verebilmek için 24 saatlik bir periyotta yediklerinizin kalori miktarı fiziksel aktivite ile yakılan kalori miktarından daha az olmak zorundadır. Bu formülü daha net bir şekilde anlatabilmek adına verilen kilolara X diyelim. O zaman yakılan kalorilere yediğiniz kalori miktarına doz dememiz gerekecektir.
X = ( y – z ) / 7700

1 KİLO KAÇ KALORİDİR

Besin maddelerinin vücuda kazandırdığı enerji değerleri protein ve karbonhidratlarda 1 gramları için 4 kalori iken yağlarda 9 kaloridir. 1 kilo verebilmek için 7700 kalorilik ekstra harcama yapmak gerekir, çünkü vücut yağı anlamında 1 kg ortalama 7710,17 kaloridir.

Aşırı kilolu iseniz, doktora görünmeniz iyi olur çünkü hormonel sorunlarınız olması muhtemeldir. Ama hedefiniz 3-5 kilo veya en fazla 10-15 kilo vermekse bunu kendi başınıza veya bir sağlık uzmanının tavsiyeleri ile başarabilirsiniz.

Aşağıdaki temel ilkeleri de hiç aklınızdan çıkarmayın:

1. Diyet yaparken mutlaka kalori hesabı yapın, hiçbir öğünü allamayın ve yararlı besinler almaya özen gösterin. Aç kalmayı aklınıza bile getirmeyin.
2. Beyaz un, beyaz şeker, hayvansal yağlar, kızartmalar, hazır yiyeceklerden, kafeinden ve soslardan uzak durun.
3. Hedefiniz, haftada sadece 1 kilo vermek olsun, daha fazlası sağlığınızı bozabilir.
4. Egzersiz yapmayı ihmal etmeyin. Günde en az bir saat yürüyüş yapın veya yüzün. Özellikle sellülit sorunu olanlar bunu mutlaka yapmalıdır, çünkü spor kan dolaşımını düzenler.
5. Hangi Fiziksel aktivitenin ne kadar zamanda kaç kalori harcatacağını bilin.
6. Sabah uyanır uyanmaz 1 bardak ılık su için. Gün boyunca en az 2 litre su içmeyi de unutmayın.
7. Diyet süresince bol bol balık, taze meyve, sebze ve baklagiller yemelisiniz. Ancak üzüm, muz, havuç, patates ve mısırdan uzak durun.
8. Sabah kahvaltısını ihmal etmeyin. Akşam yemeklerini de elinizden geldiği kadar erken saatle yemeye çalışın.
9. Yemeğinizi yavaş yiyin ve her lokmayı iyice çiğneyin Eskisine göre ne kadar çabuk duyabildiğinize şaşıracaksınız.
10. Kilo verdikten sonra, 1 yıl süre ile kendinize dikkat edin. Bu süre içinde formunuz ve alışkanlıklarınız yerleşmiş olacaktır.

Bir de ideal kilo meselesi var. Bu konuda gerçekçi bir yaklaşım gerekir. Her insanın vücut yapısı farklıdır. Herkes kendi “normal” ini hedeflemelidir. Beklentileriniz normallik sınırları içinde olursa, düş kırıklıkları yasamazsınız. Pek çok özellikleri yanında büyük bir ÅŸair olan Kanuni Sultan Süleyman’ın hastalığında yazdığı ÅŸu beyti zaman zaman zihnimde dolaşır durur: “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”

Ramazanda Beslenmeye Dikkat

15 Nisan 2010 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

ramazanda beslenme

Ramazanda gün içinde nasıl iradenizi koruyabiliyorsanız, iftarla sahur arasındaki zaman diliminde de sizi kışkırtan, buzdolabının önünde dolaÅŸmanızı saÄŸlayan yiyeceklere karşı da iradeli olmalısınız. Ölçülü ve yerine tüketim ile hem damak tadınızı hem de saÄŸlığınızı memnun edebilmeniz mümkün…

öncelikle bilmek gerekir ki, oruç tutmak saÄŸlıklı insanlar içindir, herhangi bir hastalığı olan ve ilaç kullanan kiÅŸilerin oruç tutmadan önce mutlaka doktoruyla görüşmesi gerekmektedir. Peki Ramazan’da nasıl beslenmeliyiz?

Mutlaka sahura kalkılmalıdır.
Sahurda yenilen hamur işleri, kızartmalar vb yüyecekler sabah kalkınca midede ağırlık, ekşime, yanmaya sebep olabilmektedir. Sahurda sütlü veya sulu çorbalar, meyve, kahvaltı türü yiyecekler tercih edilmelidir.

İftar ve sahur arasındaki sürede sık sık ve azar azar beslenmelidir. beslenme düzeni iftar, sahur ve 1 – 2 ara öğün ÅŸeklinde olmalıdır.

İftar sahur arasındaki sıvı ihtiyacını karşılamak için ortamalama 2-2.5 litre su tüketilmelidir.

İftarda oruç hafif bir yemekle açılmaldır. Mümkünse ne çok sıcak ne de çok soğuk olan bir kase çorba ile yanında salata ve tam tahıllı 1-2 dilim ekmek veya 2-4 boğum pide ile başlayarak 10-15 dakika kadar yemeğe ara verilmeli, ardından ana yemeklere devam edilmelidir.

Ana yemek olarak etli veya etsiz sebze yemekleri, haftada 1-2 gün kırmızı et, 3-4 gün beyaz et, 1-2 gün de kuru baklagil yemekleri tercih ediniz. Menünüzde yoğurt, ayran, cacık gibi protein ve kalsiyum yüksek besinlere de yer verilmeldir.

Sadece su içerek oruç tutmak sakıncalıdır. bu durumda yorgunluk, dikkate azalmalar olur. Sahura kalkılmadan oruç tutulursa aç kalma süresi artacağından kan şekeri ve metabolik hız düşer ve halsizlik, baş ağrısı veya ciddi rahatsızlıklar görülebilir.

şeker hastaları için oruç tutmak son derece sakıncalı olabilir. Kan şekeri kontrolü vücut tarafından sağlanamadığı için hayati tehlikeler söz konusu olabilmektedir. Döneminde özellikle gebeliğin 3. ayından sonra; annenin kan şekeri düzeyi gebelik öncesine göre daha inişli çıkışlı olduğu için yemek sonrası kan şekeri hızla yükselebileceği gibi açlık dönemlerinde de çok daha çabuk düşebilir.

Bu nedenle annelere gebelik süresince sık sık küçük miktarlarda yemeği öğütleriz. Gebeliğin ilk aylarında görülen bulantı, uzun süre açlıklarla daha kötü bir hal alabilmektedir. özellikle çalışan anne adayları, ergenlik yaştaki hamileler, hamilelik öncesi hastalıkları olan veya düşük kilolu hamile kalanlarda bu dönemde daha dikkatli karar vermemiler.

Tümörler, Beyin Tümörü, Tümör Tedavisi

10 Nisan 2010 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
2 Yorum var Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

beyin tümörleri

Özel bir teknik ile baÅŸarılan görüntüleme yönteminin ışık tuttuÄŸu ameliyatta, 6 yaşındaki B.D’nin beyin sapındaki tümör tamamen çıkarıldı.

Bundan kısa bir süre önce altısına henüz basmış B.D ve ailesi o güne dek duymadıkları bir hastalıkla tanışıyorlar. Ailenin iki çocuÄŸundan ilki olan dünya tatlısı B.de. daha önce ortaya çıkan ve 2 kez operasyon geçirdiÄŸi ÅŸaşılığa, yürüme ve nihayet solunum bozukluÄŸunun eklenmesiyle aile harekete geçiyor. Panikle ve peÅŸ peÅŸe müracaat ettikleri beÅŸ hastanede de hekimlerce, hastalığın tanısında ve B.nin hastalığının geldiÄŸi aÅŸamada görüş birliÄŸi saÄŸlanıyor: Hastalık ‘Beyin Sapı Tümörü’, Tedavi: Ameliyat edilemez.

Ameliyat edilemez kararı ve bu aşamada çaresizlikten yapılan radyoterapi önerisi M.A.D ve R.D çiftinin hayatını karartıyor. Kısa sürede çaldıkları bütün kapıların tek tek kapanması giderek umutlarını daha da söndürüyor. Geçen her günün kendilerini kötü sona yaklaştırdığının bilincinde olan aile çaresiz radyoterapiyi kabulleniyor ve bu uygulama için Medicana Ankara Hastanesi ne geliyorlar. Talih onları burada radyoloji ekibinden Prof. Dr. Barış Diren, Uzm. Dr. Hakan Ulubay ve Beyin Cerrahisinden Dr. Hakan Yakupoğlu ile karşılaştırıyor.

“Ben bu ameliyatı yaparım…”

Prof. Dr. Barış Diren ve ekibi B.nin filmleri üzerinde yaptıkları çalışmalar neticesinde, ancak deneyimli, yöntemi bilen ve tümörü iyi tanıyan bir cerrahın girebileceği bir boşluk tespit ediyorlar. Ekip için bu boşluk, cerrahın da çok hassas müdahalesiyle B.nin yaşama yeniden açılan penceresi olabileceği anlamına geliyor. Barış Hoca, gördüğü bj pencereyi cerrah Dr. Hakan Yakupoğlu ile paylaşır ve ameliyatın ancak bu küçük noktadan girilerek yapılabileceğini söyler.

Risk büyüktür, Dr. Hakan YakupoÄŸlu, hiç vakit kaybetmeden gerek farklı vakaların ve gerekse minik B.nin filmleri üzerinde çalışmalarını ilerletir ve ameliyatı kendi aklında sanal olarak birkaç kez yapar Karşılaşılabilecek her olasılığı ve en ufak ayrıntıları dikkate alarak akıldan yapılan bu ameliyatlardan yüzde yüz baÅŸarı ile çıkan Dr. Hakan YakupoÄŸlu, anne ve babayla minik B.nin hayata dönmesini saÄŸlayacak konuÅŸmayı yapar. Ameliyat olmaması durumunda neler olabileceÄŸini, ameliyat olursa; olumlu ya da olumsuz neticeleri neredeyse yüzdeleri ile anlatır ve görüşmenin sonunda, umutları yeÅŸerten ve duyulmak istenen o cümleyi söyler; “Ben bu ameliyatı yaparım,..”

Aileye bir umut olan bu cümle ağzından dökülene dek Dr. Hakan Yakupoğlu için çalışan psikolojik süreç, bu kez aile için başlar. Düşünmek, değerlendirmek ve karar vermek için istenen sürenin sonunda aile kendisini hazırlayarak üzerine titredikleri, canlarından kıymetli evlatlarını cerrah Dr. Hakan Yakupoğlu. radyolog Prof. Dr. Barış Diren ve ekiplerine emanet ederler.

“Dr. Hakan YakupoÄŸlu ve Prof. Dr. Barış Direnin özgüvenleri, donanımları ve gözlerindeki ışık bizi İkna etti.

Baba M.A,D hastalığın belirtilerinden biri olan şaşılık nedeniyle kızlarının iki kez ameliyat olduğunu ancak doktorların bir beyin araştırmasına girmediklerini, ardından gelen yürüme bozukluğunu kendilerinin biraz şaşılığa ve gözlüğe biraz da küçük B.nin çocuksu şımarıklığına bağladıklarını anlatıyor.

Ardından ara ara yaÅŸanan solunum zorlukları ve mide bulantıları ÅŸikayetiyle gittikleri hastanede reflüden şüpheleniliyor Muayene esnasında bir ara anne R D doktorlara “Sanki ara sıra da aÄŸzı kayıyor” deyince doktorlardaki hareketlenme ve telaÅŸ aileyi de gerçeÄŸe yaklaÅŸtırıyor. Bu kez doÄŸru teÅŸhis konuyor: Beyin sapı tümörü.

“Cuma günü tanı kondu, çözüm ise yoktu. Ameliyat edilebilecek bir durumda olmadığı söyleniyordu. Ben yerimde duramadım kızımın MR’larını alarak peÅŸ peÅŸe hastanelere ve doktorlara gittim”.

Aile içinde kopan fırtınayı dındiremez. Ufacık bir umut ışığı için çalmadık kapı bırakmazlar ve son olarak yine büyük bir hastaneden de ameliyat edilemez ancak bir iyileştirme için radyoterapi yapılabilir denilerek dosyaları kendilerine verilince çaresiz durumu kabullenirler
Baba M.A.D. radyoterepiyi çaresiz kabul ettikten sonraki kısa süreyi; “Salı günü. Medicana’da radyasyon onkolojisi olduÄŸu bilgisini verdiler. Hiç vaktimiz yoktu.

Radyoterapiye girmek için süreyi kısaltabilmek adına bir tanıdıktan ısım alarak hastaneye geldiÄŸimizde dosyayı inceleyerek, radyolojik tetkik yapacaklarını söylediler. Ailemiz için saatler ifade edilemez duygular içensinde geçiyordu. Kızımızın filmleri tekrar alındı. Cuma günü Dr, Hakan YakupoÄŸlu bizimle, ailemiz ve geleceÄŸimiz için çok çok önemli olan o görüşmeyi yaptı. Hastalık, riskleri ve hastalığın geleceÄŸi hakkında çok detaylı bilgiler aldık. Tüm ümitlerimizin söndüğü bir anda Hakan ve Barış Hocaların özgüvenleri, donanımları ve gözlerindeki ışık bızı ikna etti”, diyerek özetliyor.
“Ameliyata 2 çocuklu bir aile olarak girdik,..”

Aile yine de içinde bulundukları tarifsiz duygularla hemen cevap veremez. Bir hastane, bir ekip ilk kez kendilerine çözümden bahsediyordu. Yine de daha önce “ameliyat edilemez” diyen önceki hekimlerden birisine danışma ihtiyacı hissederler. Hekim kararsızdır. Bunun üzerine Medıcana ekibinin kararlılığını ve özgüvenini tekrar deÄŸerlendirirler. Evet! Evlatlarını bu ekibe teslim edeceklerdir.

“Dr. Hakan YakupoÄŸlu ile yaptığımız son görüşmede bana Pazartesi günü için ameliyathaneyi hazırlattım bile’ demesi, ailemizi bu zor kulvar için her yönüyle hazırlaması, çabalaması, kendine olan güveni, sorumluluk alması bize bir hekimin nasıl olması gerektiÄŸini gösterdi.” Aile, fark edilmeden minik B.D. için sona yaklaşıldığını ameliyat öncesi son gece çocuÄŸun solunumunun yine kesilmesi ve Medicana Ankara Hastanesi Acil Servis’e gelmek zorunda kalmalarıyla bir kez daha anlar.

Aile acil servisle kararlılığını bırkez daha sergiler; “O gece öylesine garip duygular içerisindeydik ki bütün telefonları elimizde olmasına ve tembihi! olmamıza raÄŸmen, sabah kızımın ameliyatına uykusuz girmesin diye Dr. Hakan Bey i aramaya elimiz gitmedi. Kızımıza yapılan müdahalenin ardından büyük bir güven ve inançla ameliyat saatini bekledik. Biz bu tümöre kızımızı teslim etmeyecektik.”

Ekip, 5 saaf süren ameliyattan çıkmıştır. Anne ve baba, onlar için yaşamın adeta yeniden başladığını, yorgun ama yüzleri gülen ekibi görür görmez anlamışta. Güneş hiç batmamak üzere yeniden doğmuştur. B.D. solunum cihazına dahi bağlanma gereği kalmadan çıkmıştır ameliyattan ve iki günlük bir yoğun bakımın ardından mutlu yuvasına dönecektir.

“Biz aile olarak normal, sıradan bir hayat yaşıyorduk. YaÅŸadığımız bu film gibi süreç omuzlarımızda anlatılamaz bir yüktü. YaÅŸamda bundan daha ağır bir ÅŸey olamazdı. YaÅŸadıklarımız bize elimizde nasıl bir deÄŸer olduÄŸunu gösterdi. Ameliyata iki çocuÄŸumuzla birlikte gelmiÅŸtik ve hekimlerimiz sayesinde yine iki çocuÄŸumuzla evimize döndük.”

Beyin Sapı Tümörü;

Belirtileri ve Sonuçları Nelerdir?

Beyin dokusu içinde gelişen ve farklı hücrelerden köken alan çeşitli tümörler vardır. Çoğunlukla bilinen kanserlerden farklı olarak diğer organlara sıçramazlar ancak, bunların büyük bir bolümü, geliştikleri yerde beyin dokusunu tahrip ederek klinik bulgulara yol açarlar. Hastalar; epilepsi (sara), değişik düzeylerde felçler, duysal işlev bozuklukları (tad alma, koklama, görme, işitme vb. gibi) ve diğer organların (mide-barsak-sol un um-hormon) bozukluklarına bağlı yakınmalarla başvururlar. Hastalığın erken dönemde doğru tanısı önemlidir ve bu doğrultuda uygun tedavi planlaması île yaşam riski göz önünde bulundurularak bir an önce girişimde bulunulmalıdır.

İftarda Yeme Sonra Yemek Ye

9 Nisan 2010 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

iftardan sonra ye

Uzmanlarla sağlıklı bir beslenme için iftar zamanından sonra yemek yemeyi öneriyor. İftarda aşırı derece yağlı yemekler yemenin ve hamur işi gıdaların tüketilmesinin insan sağlığı açısından son derece zararlı olduğunu vurguluyor.

İftar zamanı daha hafif kahvaltı tarzı bir sofranın kurulması ve sanki bu günün ilk sofrasıymış gibi hareket edilerek hafif yiyeceklerin tüketilmesi tüm gün çalışmayan metobilizmanın birden bire yüklenilerek sağlığımıza zarar vermesini önleyecektir. Bu sayede metobilizma düzgün bir şekilde çalışacak hormon ve enzimler harekete geçerek besinler daha kolay ve çabuk bir şekilde öğütülecektir.

Yapılan bu beslenme sonrası asıl yemeğin yenmesi en az 2.5 ila 3 saat sonra olması gerekmektedir. Burada da kesinlikle aşırıya kaçılmamalıdır. Bir porsiyon ana yemekten olmak üzere salata ve tatlı olarak bitirilmelidir.

Tatlı seçimide sizin kilo almanızı kolaylaştıran en önemli öğünlerden biridir. Yine uzmanlar ramazan aylarında tatlı seçiminin sütlü tatlılardan yana kullanılmasını önermektedir. Hamur işi tatlılardan uzak durulması hem midenizi rahatlatacak hem de kilo alımının önüne geçicektir. Ayrıca bol bol su ve meyve tüketilmesinin gerekliliğide bu aşamada kaydedilmektedir.

İbrahim Saraçoğlu Anne Sütünü Arttırma Yolları

9 Nisan 2010 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

anne sütü

İbrahim Saraçoğlu anne sütünü arttırmanın doğal yollarını size sunuyor. Annelerin sütlerini arttırma yolundaki girişimleri hem sağlıksız beslenmeyi hem de aşırı derece de kilo alımına yol açıyor. Bu durum sağlıksız bir yaşamı tetiklediği gibi ağlıksız beslenmeninde sonucu olarak emzirilen çocuğa yansıyor.

En uygun yöntem olarak İbrahim SaraçoÄŸlu‘nun sizlere önerdiÄŸi besin maddelerini tüketmektir.

Anne sütünü artırmak için tüketilmesi gerekenler:

Tahin pekmez ve helva
Meyve olarak incir, dut ve beyaz üzüm

ve bunlara ilaveten günlük olarak su tüketiminin arttırılmasıdır. Bu gıdalar tüketildiğinde yeterli miktarda süt üretimi sağlanacaktır. Bunun dışında extra bir beslenme ürününe gerek yoktur. Unutmayın ki aşırı beslenme yarardan çok kişiye zarar getirmektedir.

Kış Aylarında Beslenme

9 Nisan 2010 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Yoğun iş temposu, soğuk kış aylan azalan vücut direnci gibi nedenlerle bu günlerde daha halsiz ve yorgun hissediyorsanız, beslenme durumunuzu gözden geçirmekte fayda var.

Kış mevsiminde beslenme alışkanlığında meydana gelen değişikliklerden biri daha yağlı ve şekerli yiyeceklerin tüketilmesidir. Özellikle katı yağ olarak bilinen tereyağı ve margarinleri tüketmekten kaçınmalı, yemeklerinize ekleyeceğiniz zeytinyağı ve diğer sıvı yağları kontrollü tüketmelisiniz. Kışın uzun gecelerde tatlı, çerez gibi abur cubur tarzı besinlerin tüketim miktarına dikkat etmeli, yoğun bir aksam yemeği sonrası tatlı ıhtiyacını karşılamak adına taze veya kuru meyvelere yer vermeliyiz.

Kış mevsiminde güneş yüzünü daha az gösterdiğinden, D vitamininden yoksun kalınmaktadır. Özellikle kemik ve diş gelişimi için önemli olan D vitamininin diğer bir kaynağı da balıktır. Artan D vitamini ihtiyacımızı karşılamak için kışın daha fazla balık tüketmeye dikkat etmeliyiz.

Kış Sofrasında Kuru Baklagiller

Kış mevsimin vazgeçilmez yiyeceklerinin başında kum baklagiller ile hem bitkisel kaynaklı protein hem de posa
gereksinimlerimizi sağlamaktayız. Ancak özellikle diyabet hastaları bu tarz besinlerin yanında pilav, makarna gibi kan şeker düzeyinden yükselme yapabilen besinleri tüketmek yerine yoğun ilave edilmiş haşlanmış veya közlenmiş sebze salatalarına yee vermelidirler.

Yazın olduğu gibi kış mevsiminde de kızartma ve kavurmadan kaçınmalı, yağ tüketimimize dikkat etmeliyia. Kırmızı et yerine beyaz et ve balık eti, öğünlerimizin vazgeçilmez yüyeceği olmadır. Mevsime bağlı sebeplerden dolayı tazesini bulmakta zorlanıldığı için daha az tüketilen sebze yemeklerini, kışın da aynı sıklıkla tüketmek gerekmektedir, dondurulmuş veya konserve edilmiş sebzeleri kullanarak yiyecekler çeşitlendirilebilir.

C vitamini direncinizi arttırır

Salatalar, kış mevsiminde de ideal yiyeceklerden biridir. Salata denilince aklmıza sadece doğranmış çiğ sebzeler gelmesin, haşlanmış veya közlenmiş sebzeler Üzerine yaklaşık 1 yemek kaşığı zeytinyağı
ve çeşni vericiler (limon, nar ekşisi veya sirke gibi) ilave edilerek rahatlıkta tüketilebilirler.

Yazın bolca tükettiğimiz salatalar; kışın da öğle ve akşam yemeklerimizin vazgeçilmez yiyeceklerinden biri olmalıdır. Özellikle fazla kilo problemi olan kişilere; kuru baklagilli, peynirli, ton balıklı salata çeşitleri ile de tokluk hissinin sağlaması ve kabızlık problemini çözmesi açısından yardımcı olabilmektedir.
Bu aylarda C vitamininden zengin besin tüketimini artırmakta fayda var, özellikle kuşburnu, kırmızı ve yeşil sivri biber, kivi, maydanoz, roka gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, portakal, mandalina ve limon gibi besinleri tüketerek; azalan vücut direncini desteklemek açısından olumlu bu adım atılmaktadır.

Tüm bunların yanımda kısın azalan su tüketimine de dikkat edilmeli, bireysel özelliklerle deÄŸiÅŸmekle beraber ortalama 2 – 2,3 litre tüketilmelidir. Sevdiklerinizle Birlikte SaÄŸlıklı günler dileÄŸiyle.

Sayfalar: ◄ 1 ... 440 441 442

stumbleupon

techme


Yeni Yazılar

  • Kendi Yağınız İle Gençlesin
  • Masa Başında Çalışmak Kilo Aldırıyor
  • Meme Kanserinde Hayat Kurtaran Bir Adım
  • Lazer lipoliz (smartlipo)
  • 30′lu YaÅŸlara İlk Estetik DokunuÅŸlar
  • Aging Management Estetik Uygulaması
  • SoÄŸuklar Cildinizi Bozmasın
  • Kadın Beslenmesi
  • DoÄŸum Sonrası Depresyon
  • Lazer Epilasyon

Çok Okunanlar

  • Uçuk Nasıl Geçer
  • Estetik Doktorlara Hastalardan Sorular
  • Göz Altı Morlukları ve Tedavisi
  • Kepçe kulak EstetiÄŸi Fiyatları
  • YaÄŸ Aldırma EstetiÄŸi - Liposakşın
  • Çarpık Bacak ve Estetik Tedavi
  • Ben Aldırma Tedavisi
  • Estetik Operasyon Ücretleri
  • Estetik Video Görüntüleri
  • Estetik Maliyeti

Kategori

  • Aesthetic Plastic Surgery
  • DiÅŸ EstetiÄŸi Uygulamaları
  • Estetik Güzellik Bilgileri
  • Estetik YaÅŸam Bilgileri
  • Hastalardan Bilgiler
  • Lazer Epilasyon Uygulamaları
  • Plastik Cerrahi Ameliyatları
  • Plastik Cerrahi DerneÄŸi
  • Plastik Cerrahi Fiyatları
  • Plastik Cerrahi Haberleri
  • Plastik Cerrahi Hastalardan Bilgiler
  • Plastik Cerrahi Resimleri
  • Plastik Cerrahi Videolar
  • Plastik Cerrahi İstanbul
  • Plastik Cerrahlar
  • Saç Ekimi Uygulamaları

Yeni Yorumlar

  • sevgi in DiÅŸ Teli Ücretleri FiyatlarÄ…
  • cemre in DiÅŸ Teli Ücretleri FiyatlarÄ…
  • aylin in Göz Altı Morlukları ve Teda…
  • derler in Sakal Çıkarma Yolları
  • yanaksorunsali in Dolgu Maddesi Enjeksiyon Fiyat…
  • Funda in Göz Altı Morlukları ve Teda…
  • Anonym in Estetik Doktorlara Hastalardan…
  • Unhappy in Kepçe Kulak Yapıştırıcıl…
VN:D [1.9.13_1145]
Derecelendirme: 10.0/10 (100 votes cast)
VN:D [1.9.13_1145]
BeÄŸenme: +100 (100 votes)
Barkod, 10.0 out of 10 based on 1000 rating

ArÅŸiv

  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • AÄŸustos 2011
  • Temmuz 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Åžubat 2011
  • Ocak 2011
  • Aralık 2010
  • Kasım 2010
  • Ekim 2010
  • Eylül 2010
  • AÄŸustos 2010
  • Temmuz 2010
  • Haziran 2010
  • Mayıs 2010
  • Nisan 2010
  • Mart 2010
  • Åžubat 2010
  • Ocak 2010
  • Aralık 2009
  • Kasım 2009
  • Ekim 2009
  • Eylül 2009
  • Haziran 2009
  • Mayıs 2009
  • Nisan 2009
  • Mart 2009
  • Åžubat 2009
  • Ocak 2009
  • Aralık 2008
  • Kasım 2008
  • Ekim 2008
  • Eylül 2008
  • Nisan 2008
  • Aralık 2007

Plastik Cerrahi | Plastik Cerrahi Haberleri | Estetik Ameliyatlar | Plastik Cerrahi Videoları | İletiÅŸim | Plastik Cerrahi Fiyatları | Plastik Cerrahi Resimleri | Plastik Cerrahi DerneÄŸi
Lazer Epilasyon Uygulamaları | Diş Estetiği | İstanbul Estetik Cerrahi | Lazer Epilasyon Uygulamaları | Plastik Cerrahi Hastaları | Saç Ekimi
Burun Estetiği Resimleri | Sitemap | Gizlilik Sözleşmesi