• Ana Sayfa
  • İletiÅŸim

Kendi Yağınız İle Gençlesin

25 Nisan 2012 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

Yaşlanmaya bağlı olarak vücudumuzun yağ dokusunda azalma olur, bundan en çok yüz bölgesi etkilenir ve belli bir süre sonra yüzümüzde kırışıklık, içeri çökme gibi yaşlılık belirtileri gözükmeye başlar. İşte tüm bu kötü görüntülerden kendi yağımızı kullanarak yarım saat gibi kısa bir sürede kurtulabiliriz. Başta göbek olmak üzere vücudumuzun yağ fazlalığı olan bölgelerinden alınan yağın birtakım işlemlerden geçirilerek yüzümüzdeki çökmüş bölgelere, kırışıklık bulunan bölgelere verilmesine yağ enjeksiyonu denilir.

Estetik uzmanları bu yöntemin uygulandığı alanları şöyle sıralamaktadır; yüzdeki yaşlanmaya bağlı çizgilerin derinliğini azaltmak, dudakları dolgun hale getirmek, zayıf yüzlere, özellikle elmacık kemikler alanına daha dolgun görünüm vermek için kullanılır. Ancak bu yöntem, en sık olarak yaşlılığın oluşturduğu belirginleşen ve derinleşen yüz çizgilerini doldurmak için kullanılır.

Yüzünün zayıf-çökmüş görüntüsünden rahatsız olanlara ise, yanak, ağız çevresi ve çeneye yağ enjekte edilebiliyor. Erkan Dodanlı Yağ alma işleminin,ofis şartlarında, hafif sedasyon anestezisiyle 10-15 dakika içinde yapılabildiğini ve işlemden hemen sonra hastanın gidebileceğini söyledi. Ne kadar yağ alınacağı, enjeksiyon işleminde ne kadar yağ kullanılacağına bağlı olarak değişir.

Alınan yağın özelliğini kaybetmemesi için havayla temas etmeden hemen verilmesi gerekirve çok nazik olan yağ hücresinin beslenebilmesi için doku katmanlarına azar azarenjekte edilmesi gerekiyor. Kullanılmayan yağlar ise daha sonra kullanılmak üzere özel koşullarda saklanır. Enjekte edilen bölgede kişiye göre değişmek kaydıyla hafif şişlik ve morarma oluşabiliyor.

1-2 gün içerisinde bu şişlik ve morarmalar kayboluyor. Vücut daha sonra reaksiyon el dokuları oluşturarak bir denge sağlıyor. Kişiden kişiye değişse de, verilen yağın tümü vücutta kalmıyor, ilk 6 ay içinde, verilen yağların yaklaşık yarısı vücut tarafından emiliyor, geri kalanı sabit hale geliyor. İşlem tekrarlandığında, her seferinde daha fazla yağ dokusu destek doku olarak enjekte edildiği yerde kalıyor.

İşlemi her zaman tekrarlamak mümkün, yani tekrarlamanın hiçbir sakıncası yok. Daha genç görünmenin en kolay yolu kendi yağınızla güzelleşmektir.

30′lu YaÅŸlara İlk Estetik DokunuÅŸlar

3 Mart 2012 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

YaÅŸlanmanın ilk sinyallerinin verildiÄŸi yaÅŸlar 30′ların ortaları… Ama bu sizi kesinlikle endiÅŸelendirmesin! Yeni teknikler hem cildinizdeki kusurları minimuma indirmeye yardımcı oluyor hem de ileriye dönük önlem almanızı saÄŸlıyor.

PROBLEM: ORTA YÜZ DEFORMASYONU ÇÖZÜM: YAĞ ENJEKSİYONU

30lu yasların İlk yarısından sonra yüzün art ve üst yüz bölgesinde genellikte yer çekimine baÄŸlı bir düşme ve hacim kaybı meydana geliyor diyor. Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanları… Üst yüz bölgesindeki çözüm yolunun genellikle botoks olduÄŸunu ekliyor. Fakat problem orta yüzde yaÅŸanıyorsa burada yaÄŸ enjeksiyonu devreye giriyor, “YaÄŸ enjeksiyonu, orta yüzde oluÅŸan hataları yok etmeye yardımcı oluyor. KiÅŸinin elmacık kemiklerinin çıkık olması her zaman daha hoÅŸ bir görüntü yaratır. Yapısal olarak bazı insanların orta yüzü basık olur. Yasla birlikte yanak kısmındaki yaÄŸ paketi hem aÅŸağıya düşer hem de küçülür. Bu bölgeler için çözüm olarak yaÄŸ enjeksiyonunu öneriyoruz. Uygulama vücudun yaÄŸlı bölgelerinden alınan yaÄŸ İle gerçekleÅŸiyor. Özel enjektelerle yaÄŸ alınıyor, iÅŸleniyor ve yüzün gerekli bölgelerine enjekte ediliyor. iÅŸlem lokal olarak yapılıyor.

YAĞ ENJEKSİYONUYLA KALICI ÇÖZÜM

Yağ enjekte edilen bölgede sürekli bir çözüm sağlanıyor ve genellikle herhangi bir geri dönüş gerçekleşmiyor. Alınan yağ ile burun ve dudak çizgilerinin yanı sıra yüz konturu doldurulabiliyor, çene kemiği güçlendirilebiliyor, çene ucu belirginleştirilebiliyor.

Son zamanlarda yağ enjeksiyonunun kullanıldığı bölgelerden bir diğeri de alın bölgesi. Bombeli bir alın yaratılabiliyor, Orta yüz bölgesinde yağ enjeksiyonu çok olumlu sonuç veren bir çözüm yolu olarak karsımıza çıkıyor.

PROBLEM: İNCE ÇİZGİ, NEM KAYBI, SARKMA ÇÖZÜM: SOFT BOTOKS, IŞIK DOLGUSU, ULTHERAPY

İNCE ÇİZGİLER “Doktor Bey yüzümde bir problem var ama ne olduÄŸunu çözemiyorum” diyo gelen hastalarımın genel yas ortalaması 35 diyor Estetik plastik cerrahi uzmanları.. “Çünkü 30′lu yasların ortaları cildin sinyaller vermeye baÅŸladığı yaÅŸlar. Özellikle açık tenli ve hassas ciltlerde ilk ÅŸikayetler; ince çizgiler, ciltteki lekelenmeler ve hacim kaybı oluyor.” ince çizgilerin daha da belirginleÅŸmemesi icin ‘Soft botoks’ uygulamasını öneriyor. Botoks uygulamasının genç ciltlerde daha hızlı çözüm vereceÄŸinden endiÅŸe duyulmaması gerektiÄŸini de vurguluyor. “15 ya da 30 gün aralıklarla enjeksiyon sistemi ile yapılan üç seanslık botoks tedavisiyle bir yıllık anti-aging etkisi hissedebiliyorsunuz. Bu, özellikle 35′li yaslardaki kiÅŸilerin en sık yaptırdığı uygulamalardan biri. Böylece ileriye donuk önlem almış oluyorlar.”

NEM KAYBI

Uzmanlar bu dönemde ciltteki nem dengesini korumanın çok önemli olduÄŸunu söylüyor. Kaybolan nemi tekrar yerine koymak için son dönemlerin en çok kullanılan uygulamalarından biri ise ‘ısık dolgusu’. Estetik uzmanı, dolgu ve vitamin terapisi arasında olan ısık dolgusu’nun cildin parlamasını ve yeniden onarılmasını saÄŸladığını söylüyor: “Bu uygulamayla ciltte dolgu efekti yaratılmıyor çünkü içinde çapraz baÄŸları çok gevsek yapılandıran hyalüronlk asit var, aynı enjeksiyon içinde cildin parlamasını ve yeniden onarılmasını saÄŸlayan vitaminler de yer alıyor. Bu vitaminler cildinize anti-aging bakım da saÄŸlıyor.”

ALT YÜZ BÖLGESİNDEKİ SARKMALAR

35 li yaÅŸlarda ortaya çıkan diÄŸer problemlerden biri de alt yüz bölgesindeki sarkmalar. Uzmanlar bu yaslarda yüzün baÅŸka bir seklide hacimlenmeye baÅŸladığını ve bu nedenle de sarkma meydana geldiÄŸini belirtiyor. Estetik plastik cerrahi uzmanı, bu yaslarda yanaklarınızı içe çekip, boynunuzu gergin tuttuÄŸunuzda daha İyi göründüğünüzü hissedersiniz diyor. “Burada sorun tam olarak çene hattının bozulması ve yüz ovalinin artık oval deÄŸil de yuvarlaklaÅŸmaya baÅŸladığının görülmesi. Bu durumda dolgudan uzak durulmalı..

Olabildiğince alt yüz daraltılmalı ve sıkılaştırılmalı. Burada yeni estetik tekniklerinden biri olan Ultherapy devreye girebilir. Ultherapynin ne olduğuna gelince; Cildinizi yaylı bir yatak gibi düşünün, o yaylı yatağı kaldırın ve dik bir konuma getirin. Eskimiş ve yayları gevşeyen yatak dik konuma gelince üstüne yattığınız taraf aşağıya doğru kayacaktır. İste cildimiz de bu yaylı yatak gibi, Sarkmanın fizyolojisi bu: cildin tüm katlarda aşağı yönde yer değiştirmesi… Cildin en alt tabakası kasın üzerine yapışık olan hattır ki Ultherapy bu katı sıkılaştırır ve daraltır. En art ile üst arasındaki bağlantıyı sağlayan yaylar da sizin kolajeninizdir. En üst tabaka da cildinizin görünen üst yüzeyidir. Bu nedenle buradaki akılcı çözüm bozulmaya başlayan yatağın önce oturduğu zemini tamir etmek arkasından da yayların yeniden yapılanmasını sağlamak. Ultherapy, cilt altına 3 ve 5 milimetre derinliğe ayrı ayrı verilebiliyor, Böylece, iki soruna da çözüm sunuyor. 3 milimetrelik başlıkla yaylar yani kolajen onarılması tetikleniyor, 5 milimetre baslıkla daha derinde yaylı yatağın en alt kısmı daraltılıyor, Böylece belirgin elmacıklar ve ön plana çıkan çene ve çene konturu oluşuyor, zamanla yanlış şekillenen yüz hacmi tekrar eski formuna kavuşuyor, 35 yaş hayatın en verimli çağının başladığı dönem. Doğru tedavilerle uzun süreler 35 yaşıda görünmek mümkün..

PROBLEM: GÖZ KAPAĞI SARKMASI ÇÖZÜM: BLEFAROPLASTİ (GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ)

“35 yas civarındaki hastalarımızın genellikle en sık baÅŸvuru nedenleri göz çevresindeki sorunlar oluyorâ„¢ diyor Estetik Plastik Cerrahi Uzmanları “Ailesel ve çevresel faktörlere baÄŸlı olarak özellikle kaÅŸlarda düşme, üst göz kapağında sarkma en çok rastlanan ÅŸikayetlerden. Göz çevresinde, yaslanmanın en önemli belirtilerinden biri olan göz çevresi ve kas düşüklüğü tedavisinde, düşüklüğün ÅŸiddetine göre birçok yöntem kullanılabiliyor. Botoks uygulaması İle kas yüksekliÄŸinde 0.5-1 santimetre artma saÄŸlanabileceÄŸi gibi dolgu uygulamalarıyla özellikle kasın dıs kenarında yükselme saÄŸlanabiliyor, Bazen kasın pozisyonu normal olduÄŸu holde, üst göz kapağındaki cilt ve yaÄŸ fazlalığından dolayı, kas göreceli olarak düşük gözükebiliyor, Bu durumda göz kapağı estetiÄŸi tek başına yeterli olabiliyor.”

GÖZLERE GENÇLİK DOKUNUŞU

Göz kapağı operasyonu (Blefaroplasti) orta yaslarda erken yapılan estetik, operasyonlarından biri. Blefaroplasti, göz kapaklarındaki fazla deriyi uzaklaÅŸtıran ve sarkmayı gideren bir uygulama. Estetik Cerrahi Uzmanları göz kapağı estetiÄŸi hakkında ÅŸunları söylüyor: “Taslanma İle üst göz kapağındaki deri fazlalaşıyor. Burada ki yaÄŸ dokusu öne doÄŸru bombeleÅŸiyor. Alt göz kapağında deri fazlalıkları katlar yapıyor, yaÄŸ dokusu, zarların gevÅŸemesiyle öne doÄŸru fıtıklaşıyor, göz artında yer yer çökmeler olabiliyor, Standart olarak bu operasyonda üst göz kapaklan kapak kıvrımından, alt göz kapaklar kirpik altından açılarak yaÄŸ dokusu fıtıklaÅŸmaları (herniasyon) için (gerekirse fazla yaÄŸ doku lan da alınarak) gerekli takviyeler yapılıp, deri fazlalıkları alınarak kapaklar gerginleÅŸmiÅŸ bir ÅŸekilde dikiliyor. Bu yolla yanağın üst dış kısmı bir miktar gerilebiliyor. Operasyon için genelde lokal anestezi tercih ediliyor. Birkaç hatta dış etkenlere duyarlı olunabileceÄŸinden, güneÅŸ gözlüğü takılması gerekiyor.”

PROBLEM: CİLT LEKELERİ ÇÖZÜM: GLİKOLİK ASİTLİ PEELING

“30 lu yaslardan sonra cildin rengi ve yapısı deÄŸiÅŸmeye baÅŸlıyor, Özellikle güneÅŸ ve solaryumu seven kiÅŸilerin cildinde lekeler oluÅŸuyor, çizgiler belirginleÅŸiyor ve elastikiyette kayıplar meydana geliyor, Sürekli aynı pozisyonda yatmak bile kırışıklıklar, yüzdeki doku kayıplarını artırıyor. Bir kiÅŸinin sürekli aynı bölgesine gelen güneÅŸ ısınları, aynı bölgeye yüzünün üzerine yatması 35 li yaÅŸlarda yüzdeki asimetrik yaÅŸlanmaların oluÅŸmasına neden olabiliyor.

YÜZEYSEL PEELING AJANI

Plastik Cerrahi Uzmanları bu durumda glikolik asitli peeling ve kremlerle cildi arındırmanın mümkün olabileceÄŸini söylüyor, “Glikolik asit yöntemiyle derinin epidermis tabakası kontrollü bir seklide kaldırılarak hücrelerin kendilerini yenilemeleri ve cildin canlanması saÄŸlanıyor. Glikolik asit günümüzde kullanılan en yaygın yüzeysel peeling ajanlarından biri. DeÄŸiÅŸik yüzdelerde glikolik asit bileÅŸiÄŸi İçeren ürünlerle hazırlanan peeling, hekim tarafından uygulanmalı. Bu İşlem genellikle 4-6 seans sürüyor. Sonrasında mutlaka nemlendirici, leke açıcı kremler, güneÅŸ koruyucuların kullanılması gerekiyor. Glikolik asit; akne tedavisinde, parlaklığını kaybetmiÅŸ ve güneÅŸten hasar görmüş ciltlerde de tedaviye yardımcı oluyor.”

Erkeklerde Estetik Ameliyatlar

26 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

Estetikolgusu yanlızca kadınlara özgü bir şey değildir.. İlk olarak bayanlarımızın keşvettiği mükemmeliyete olan ilgiyi günümüzde beylerde doyasıya yaşamaya başladı.. Estetik hiç bir zaman kadınların özeli olmamıştır.. Erkeklerde pekala bu duyguyu tadabilir, daha güzel ve daha hoş görünmek onlarında hakkıdır..

Zamanın değiştiğini şuradan anlarız ki yıllar önce estetik cerrahi uzmanları ile görüşmek bepenmediği bir bölgesini estetik yaptırmak bunun anlaşılması korkunç derecede kişiyi utandırırken şimdilerde ise bu durum çok sıradanlaşmış ve rutin söyleşiler sıralamasında yerini almaktadır. Bu durumun başlıca nedeni ise teknolojinin bir hayli ilermesi ve estetik alanının bu teknolojiden son derece hızlı ve en iyi şekilde yararlanması olmuştur.

Erkeklerin açısından zaman değerlendirmesi yaptığımızda erkekler eskilerde estetik uygulamalarının para kaybı olduğu konusunda son derece ısrarlıyken bu zamanda bayanların en büyük destekçisi olması yanı sıra kendilerine de bu uygulamayı yaptırmayı içtenlikle düşünmektedirler.. Erkekler iş dünyasında daha kaliteli daha genç ve daha hoş bir görünüm ile kariyerlerinin doğru orantılı olduklarını bilmekte ve düşüncelerini buna göre yontmaktadırlar.

Eşler arasında ise estetik ameliyatlarının büyük bir önemi var.. Erkekler bir çok uygulama sonrasında çok daha güzel görünümlere kavuşan bayanlardan daha yaşlı ve bakımsız görünmek kesinlikle istemezler bu konudaki estetik uygulamalarda sırası ile fazla olan yağları aldırmak, büyük burunlardan kurtulmak, kepçe kulakları düzelttirmek olarak sıralanmaktadırlar.

2012 Estetik Cerrahi Yılı

25 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
1 Yorum var Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

Estetik cerrahi kişilerin kendilerine olan güveni yeniden sağlayan görsel anlamda kişileri olduklarından daha genç ve güzel kılan bunun yanı sıra kişinin vücudundaki fonksiyonle problemleride düzelten bir tıp dalı olarak karşımıza çıkmaktadır..

Estetik cerrahi operasyonları ile plastik cerrahiler kişilerin vücutlarında doğuştan ya da sonradan oluşan fonksiyonel problemleri giderebilmekte ayrıca bu bölgelerede doğal estetik bir görünüm kazandırmaktadırlar. Bu konudaki en iyi örneği burun estetiği ameliyatlarıyla verbiliriz.. Burunda sonradan yada doğuştan var olan problemler estetik uygulamaları sayesinde düzeltilmekte buruna estetik bir görünüm kazandırılmasının yanı sıra burunda var olan nefes alıp verme problemleride giderilmektedir..

Son yıllarda estetik cerrahi alanına olan ilgi gösteriyor ki artık estetik operasyonlarına karşı olan ön yargı ortadan yavaÅŸ yavaÅŸ kalkıyor.. Ameliyat sonrası duyulacak olan acı yada burun estetiÄŸi operasyonları sonrasında kullanılan tamponlar kiÅŸileri bu ameliyata olan kaygıyı gündeme getiriyordu.. Teknolojik ilermeler estetik dünyasında oldukça hızlı kullanılmakta artık ameliyatlar sonrasın aÄŸrılar en aza indirilmekte neredeyse morarmalar ve ÅŸiÅŸmeler hiç görülmemektedir. Kullanılan tamponların yerine artık silikonlu ve hastayı rahatsız etmeyecek uygulamalar yer almakta…

Somon DNA ile Mezolifting

18 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

DOĞALLIĞI BOZMADAN YAŞIMIZIN GÜZELLİĞİNİ YANSITMAK

Hızla gelişen teknoloji ve bilimin yaşam süremizi önemli ölçüde uzattığı bir dönemde yaşadığımız için şanslıyız. Tıptaki gelişmeler bize ine olmadığı kadar uzun ömürler vaad ediyor Bilim ve gelişen teknoloji sayesinde insanın yasam süresinin uzamasıyla yaslanma sürecini yavaşlatabilme veya geciktirebilme konusundaki çalışmalara da sürekli yenileri ekleniyor.

Zamanın hızla akıp gittiğini daha fazla hissettiğimiz günümüzde hepimizin dış görümümüze, güzelliğimize ve sağlığımıza verdiğimiz önem de aynı hızda artıyor, dolayısıyla yaşlanmayı daha doğrusu yaslı görünmeyi çok da kolay kabul edemiyoruz.

Daha güzel daha sağlıklı gözükmek isteği ile günümüz estetik dünyası da zamanla yarışıyor.
Yasımızın güzelliğini doğallıktan ayrılmadan yansıtabilmek, yasımızın güzeli ve sağlıklı olmak artık günümüzün yükselen trendi..

Vücudumuzun vitrini olan cildimiz yani derimiz aynı zamanda en geniş ve herkes için görünür bir organımız. Doğal olarak diğer tüm organlar gibi kronolojik olarak o da yaslanır. Cildimiz yaslandığında durumunu tüm dünyaya bildirir. Bu: zamana bağımlı bir süreç olup. kaçınılmazdır. Ancak diğer organlardan farklı olarak derimiz, doğrudan dış dünya ile karşı karşıyadır ve çevresel hasarın etkisiyle de yaslanır. Derimizin yaslanmasında en önemli çevresel faktör de güneşin ultraviyole ışınlarıdır.

Ancak cildin tek düşmanı güneş ışını değildir içtiğimiz sigara, ilaçlar, yanlış kozmetik kullanımımız, alkol, stres, kuvvetli mimiklerimiz, dengesiz beslenmemiz, uyku pozisyonumuz bile ve maalesef yerçekimi de cildimizin yaslanmasında katkılarını esirgemezler.

Yaşlanan derimizde de birtakım değişiklikler göze çarpar. Bunlardan en önemlisi: kuruluk, kırışıklık ve lekelerin artmasıdır Kuruyan deri kırışır, kırışan deri de daha çok kurur ve bu durum bir kısır dongu halini alır. Yaşlanan deri aynı zamanda mat ve soluk bir görünüm alır, elastikiyeti azalır ve tonus (derinin sıkılığı) kaybolur. Yerçekiminin etkisiyle de zamanla deride gevşeklik ve sarkma oluşur.

Her ne kadar yılların ilerlemesini durduramasak da cildin kırışmasını sarkmasını ve donuklaşmasını bazı önlemler ile geciktirmek ve sağlıklı tutmak mümkün. Kaybedilen nem. parlaklık ve pembeliği tekrar kazandırmaya yönelik tedavi protokollerinde bugün en başarılı olanların basında mezoterapi – mezolifting geliyor.

MEZOTERAPİ – MEZOLİFTİNG

Mezoterapi yöntemi: bazı özel ilaçların, vitaminlerin, eser elementlerin cilde çok küçük dozlarda enjeksiyonudur.

Mezoterapi deyince en çok bilinen selülit tedavisinde kullanılan mezoterapi akla gelir. Evet selülit ve lokal yağlanma sorunlarının giderilmesinde en etkili yöntemlerin basındadır, ancak mezoterapi sadece bu alanla kısıtlı bir tedavi yöntemi değildir Aslında mezoterapi; ağrılı hastalıklarda, ağrıyı lokal olarak uygulanan mikro enjeksiyonlar yoluyla kontrol altına alan ya da tedavi eden bir tıbbı uygulamadır Bu doğrultuda; romatoloji, eklem hastalıkları, spor yaralanmaları ve birçok ağrılı olguda başarıyla uygulanmaktadır.

Ancak estetikte de yukarıda söz ettiğim gibi selülit dışında cilt gençleştirme ve saç dökülmelerini önlemek amacıyla kullanılmakta ve gittikçe artan bir basarı grafiği çizmektedir.
Yüz gençleştirme amaçlı yapılan yöntem, Mezolifting olarak adlandırılmaktadır. Bu alanda yapılan araştırma ve çalışmalar son hızla devam etmekte ve her seferinde daha etkili ürünler kullanımımıza sunulmaktadır. Bu ürünlerden cok güzel sonuçlar aldığımız bir tanesi de SOMON DNA dır ve bununla yıllara meydan okumak artık mümkün.

Nedir bu Somon DNA (X-ADN), ne yapar da bizi gençleştirir güzelleştirir?

DNA; hücrenin kopyalanmasını ve genetik yapının yavru hücrelere geçiÅŸim saÄŸlar. Tüm canlılarda aynı kimyasal yapıya sahiptir ve protein sentezini yönlendirir. Bir hücrenin geliÅŸip, yasamasını saÄŸlayan olayları yönlendirir Derimizin yaÅŸlanmasıyla DNA’da da bozulmalar gözlenir.

Somon DNA ile yapılan mezoliftingde; somon sütünden elde edilen ve insan DNA’sına çok benzeyen yüksek polimerize DNA kullanılır. İnsan DNA’sı ile aynı kimyasal yapıya sahip olan Somon DNA’sı: mezoterapi yöntemiyle deri içine verildiÄŸinde, cilt hücreleri kendini yeniler ve onarır. Bu urun yüksek oranda su tutucu özelliÄŸe sahiptir, hacminin birkaç bin katı suyu tutarak, derinin nem dengesini saÄŸlamaya yardımcı olur. Unutmamalıyız ki, kırışıklığın önlenmesinde ilk ve en basit adım derinin nemlendirilmesidir

Somon DNA sının, aynı zamanda güneşin zararlı UV ısınlarını absorbe etme kapasitesi de çok yüksektir: dolayısıyla güneş ve/veya sigara nedeniyle bozulan ve kuruyan ciltleri tedavi eder. Derinin tekrar nemli, canlı ve parlak görünümünü kazanmasına yardımcı olur.

Derimizin tonusunu ve elastikiyetini artırarak sarkma başlangıcındaki derin kırışıklıkların önlenmesinde de kullanılır. Ciltteki yaslanmayı geciktirir. Kırışıklıkları tıbbi anlamda tedavi eder. Hassas ve kuru ciltlerdeki göz çevresinde oluşan ince kırışıklıkları giderir. Alındaki yerleşmeye yüz tutmuş yatay çizgileri hafifletir, yerleşmesini engeller. Hepimizin en sevmediğimiz ve olmasını istemediğimiz gözaltı torbalarımızın ve yaşlanmanın belirtisi olan dudak kenarlarındaki çizgilerimizi önlemeye yardımcı olur.

Somon DNA’sı: ince ve çok küçük iÄŸneler yardımı ile bir çok vitamin, mineral, aminoasit karışımı, mikrodolaşımı ve oksijenlenmeyi artıran maddelerle birlikte deri içine enjekte edilir. Enjeksiyon elle yapılmakla birlikte özel tabancası ile de yapılabilmektedir. Böylece iÅŸlem daha konforlu, acısız ve güvenli olmaktadır. Her ne kadar tabanca iÄŸne falan diyerek korkutucu bir tablo gözünüzün önüne serdiysem de henüz uygulama yatağından kaçıp giden olmadı…

İşin ÅŸakası bir yana gerçekten iÅŸlem acısız ve güvenlidir. Sadece uygulamadan 20 dakika önce cildimizi bir anestezik krem ile hazırlıyoruz. Uygulama 15-20 dakika sürüyor, o gun 6-8 saat yüzünüzü yıkamamanızı ve terleyecek aktivitelerde bulunmamanızı istiyoruz. Seanslar, kiÅŸinin cilt yaşı ve cilt tipine gore ayarlanmakla birlikte genellikle 3-4 hafta aralıklarla 3-4 kere uygulanmalıdır. Daha sonrasında ise cildinizin durumuna göre üç ayda bir veya altı ayda bir uygulama yapılır. Somon DNA’sı uygulaması: rahatlıkla diÄŸer tedavilerle birlikte uygulanabileceÄŸi için çoÄŸu zaman çildin ihtiyacına göre kombine tedaviler uyguluyoruz, ilk seansdan bir iki gün sonra deride canlı ve parlak görünüm hem kendiniz hem çevrenizdekiler tarafından fark edilmeye baslar, cilt gerilir, nem ihtiyacı azalır. İlerleyen zaman ve seanslarda DNA tamiriyle birlikte uzun vadeli kalıcı deÄŸiÅŸiklikler meydana gelir, ince kırışıklıklar dolar, cildin rengi açılır, akne izleri azalır. Özellikle yazdan çıktığımız ÅŸu mevsimde cildimizi hem güneÅŸ, nem ve denizin zararlı etkilerinden arındırmak hem de kışın zor ÅŸartlarına hazırlamak için somon DNA’lı mezolifling çok iyi gelecektir. 30 yasından sonra ise anti-aging amaçlı kırışıklık, kuruluk, sarkma ve lekelenme problemi olan herkese güvenle uygulanabilir.

Mezolifting tedavisinde kullandığımız diğer ürünlerden birkaçından daha kısaca söz etmek isterim Örneğin VİTAL dediğimiz dolgu ve mezoterapi arası bir uygulamamızın hammaddesi hyaluronik asittir. Bu madde vücudumuzda dokuları destekleyip dokuların nemli ve canlı kalmasını sağlar. Bol miktarda suyu bağlayarak genç ciltlere özgü taze görüntünün oluşmasına, uygun miktarda nemlenmesine, kırışıklıkların azalmasına neden olur.

Yine içerisinde 13 vitamin 23 Aminoasit 6 mineral 5 nukleık asit 6 koenzım ve hyaluronic acid olan NCTF HA 135 isimli bir ürünü de kullanıyoruz. Bu uygulama sonrasında cildiniz çok daha sağlıklı ve parlak, içerisindeki hyaluronic acid yani dolgu maddesi sayesinde de cok daha dolgun görünüyor. Aynı zamanda, cilde sıkılık ve form kazandırmak için kullandığımız CELLULİFT ile cildin kollajen sentezi aktive olur. Cildin elastikiyeti artar gerilir, kırışıklıklar hafifler ve cilt sarkması azalır.

MCDB 106 ise özellikle insan dermal hücrelerinin uyarılması için geliştirilmiştir. MCDB 106 nin içinde vitaminler, aminoasitler, mineraller ve aktif bileşenler olarak 4 ana bileşen (toplam bb madde) bulunmaktadır.

Ultrasonic YaÄŸ Alma

16 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

Estetik cerrahi denilince akla ilk gelenler arasında yağ aldırmak denilebilir. Ultrasonic Yağ Alma; klasik liposuction ve-veya yağ alma yöntemlerinde görülebilen çökme, dalgalanma ve düzensizlik gibi vücut korttur sorunlarına çözüm aranırken tıbbın başka alanlarında kullanılan ultrasonic dalga tedavisinin estetik cerrahide de kullanılması ile adaya çıkmış bir yöntemdir. Bu sistemde ultrason dalgalarından yararlanılmaktadır.

Ultrason dalgalarının aktif frekansı yağ hücrelerine göre ayarlanmakta, yağ hücreleri bu frekanstaki etkinlikten dolayı eriyerek kaybolmaktadır. Böbrek taşının ultrason dalgalarıyla kırılmasında nasıl yalnız taş kırılıp böbrek dokusu ve vücudun diğer dokuları zarar görmezse. Ultrasonic Yağ Almada da yalnız yağ hücreleri erimekte, o bölge içinde bulunan damar, sinir sistemi bu dalgalardan etkilenmemektedir. Bunun sonucu olarak Ultrasonic Yağ Alma diğer müdahalelere nazaran hasta lehine önemli kolaylıklar ve faydalar sağlamaktadır.

1- Klasik Liposuctionda yağlar koparılıp emilirken yol üzerindeki yüzeysel damarlarda koparıldığından ameliyat sonrası o bölgede şişlik ve morluk meydana gelmektedir. Ultrasonic sistemde ise damarlar ultrason dalgalarından etkilenmediğinden, bu istenmeyen durum görülmez.

2- Klasik Liposuction deri ekleri arasında çildi tutan bağlantılar da zedelediğinden, o bölgede uzun süren hissizlik ve dalgalanmalar meydana gelebilir. Ultrasonic Yağ Almada bu tip durumlarla karşılaşılmaz.

3- Ultrasonic enerjiyle derinin derin yüzeyinin aktif uyarılması sonucu o bölgede gerçek bir lifting (germe) sağlanır. Dolayısıyla o bölgenin cildinde diğer sistemlerde olduğu gibi sarkma kalmaz. Tersine gerilir.

4- Ultrasonic Yağ Alma çok az zedeleyici bir girişim olduğu için hastanın ameliyat sonrası iyileşmesi de son derece kısa olur. Aynı gün evine gidebilir. Bir gün sonra yıkanabilir ve araç kullanabilir. İş yaşamından ve ev yaşamından feragat etmek zorunda kalmaz.

5- Ameliyat sonrası ağrı ve şişlik şikâyetleri son derece azdır.

Nerelere Uygulanabilir:

Vücudun her bölgesine, uygulanabilen son derece güvenli bir girişimdir. İnatçı karın yağları, jokey pantolonu biçimindeki yağlar, diz üstü, bacak içi, ayak bileği, bel kenarı, gıdı bölgesi, kol altı yağları ve hatta sutyen izi yaratan sırt yağları bu yöntemle inceltilir. Erkeklerde büyük meme problemlerinde, bayanlarda kolluk altına doğru uzanan meme kıvrımlarının düzeltilmesinde özellikle etkilidir. Çok İnce kanüllerle çalışıldığı İçin, ince bir delikten tüm işlem yapılabilmektedir. Kesi ve dikiş gerektirmez. Dolayısıyla iz kalmaz. Dokulara ve damarlara zarar vermeyen hassas kanüllerle çalışıldığından, minimal kızarıklık ve mor lekeler yapabilir. Bunlar maksimum 10 günde kaybolur. Klasik yöntemlere göre çok daha güvenlidir. Hızlı iyileşme sağlanır ve normal yaşantınıza dönmeniz çok daha kolay olur. İşlem bittikten sonra aynı gün evinize gidebilirsiniz.

Ultrasonic Yağ aldırmak için en uygun adaylar, vücutlarının belirli bölgelerinde aşırı yağ birikimleri bulunan, elastik cilde sahip normal ağırlıktaki kişilerdir. Özellikle vücut alt yansı, üst yarısından bir beden büyük olanlar için bu girişim idealdir. Fiziksel olarak sağlıklı, psikolojik açıdan dengeli ve beklentilerinizde gerçekçi olmalısınız. Yaşınız öncelikli bir önem teşkil etmez; bununla birlikte, ileri yaşa sahip hastaların cildi elastikiyetini kaybetmiş olabilir ve cilt yapısı daha Sıkı olan genç hastalarda elde edilen sonuçların aynıları elde edilemeyebilir. Genellikle uygulamanın hemen ardından bile gözle görülür değişiklikleri fark edebilmektedirler. Her zaman alınan miktardan daha fazla yağ kaybedilmektedir, çünkü ultrasonic olarak eritilmiş ancak emilememiş yağ parçacıları operasyondan sonraki ilk ayda kaybedilmeye devam ederler. Sağlığımız için kilo kontrolü ve sporu bir kenara asla bırakmazken, çözemediğimiz bazı vücut kontur bozukluklarımız için Ultrasonic Yağ Alma yöntemi bir alternatiftir.

Estetik Teknolojisi

12 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

Göğüsler Artık Daha Formda

Kadınların yüzde on beÅŸi çok büyük göğüsler isterken, teknoloji onlara yeni fırsat sunuyor. Bu yıl, meme büyütme operasyonun da son trend endoskopi yöntemi. Dekoltesi iyi olsun, göze çarpsın ama yaptırdığıma deÄŸsin diye düşünen kadınlar artık bu yöntemi tercih edecek. Bir saat süren bu estetik ameliyatta, koltuk altından mevcut olan çizgilerden girilerek memeye jel protez konuluyor. Eskisi gibi su bazlı olmayan bu protezlerin akması, delinmesi, su kaçırması, güneÅŸlenme sonucu sönmesi olmuyor. En önemlisi de uzun dönem kullanılıyorlar. Koltuk altından yapılmasının avantajı ise meme bölgesinde iz olmaması ve daha çabuk iyileÅŸiyor olması.. Çizgi altı ay ya da en fazla bir yıl sonra kayboluyor. Meme dokusunun bütünlüğü bozulmadan gerçekleÅŸtirilen estetik operasyonla, asimetrik bozuklukların, sarkmaların giderilmesi çok kolay…

Minicik Burunlar Yaratmak Şimdi Mümkün.

Çene cerrahisinde de kullanılan Ultra mikro-motor sistemi, mikro başlıkları sayesinde burun çatısının kemiklerini kırmak yerine kibar bir şekilde kesip, törpü ile şekil verilmektedir. Bu sistemle doku kaybı ve hasar engellenirken şekil vermek daha kolay, Ameliyat sonrası oluşan şişlik ve morluk klasik burun estetiği gibi uzun süre yerine iki üç gün gibi az zamanda geçmekte ve iyileşme hızlanmaktadır. Bu son teknoloji sistemi çene ve yüz bölgesinin kemik cerrahisinde dünyaca tanınmış durumda. Dünyada en ünlü burun cerrahları tarafından tercih edilen yöntem, tasarımları sayesinde daha da ince, küçük kısacası hokka gibi bir burun yaratırken: nefes darlığı çeken hastalar içinde çözüm sunuyor.

Sütün Gibi Bacaklara Kavuşmak Hayal Olmaktan Çıktı.

Son dönemde kadınların en çok tercih ettiği estetiklerden biri de alt bacak estetiği.

Eğer alı bacaklarda çarpıklık varsa ya da alt bacaklar çok zayıfsa bacak protezi ile kolu bir işlemle istenilen şekle sokmak mümkün. Yaklaşık yarım saat süren operasyonun ardında, bacakları zayıflıktan çıkartmak ve sporcu hatlar sağlamak mümkün. Estetik perasyon sonrasında hasla bir hafta yürüme sıkıntısı çekse de sonrasında kişi yeni ayaklan ile kolaylıkla gündelik yaşamına dönebiliyor. Operasyonun izi diz arkasında saklaması da avantajlardan biri.

Fazlalıklardan Kurtulmak çok kolaylaştı.

2011-2012 sezonunun zayıflama yöntemlerindeki trendi ” hat oluÅŸturma” trendi. Vaser sistemi denilen yöntemde “Ultrasonik Liposuction” uygulanarak, fazlalık ulan bölgeye ultrason veriliyor ve o bölgedeki yaÄŸ eritiliyor. Bu sistemle basenlere ÅŸekil verilmesi kaçırtılmaz olurken, bel kısmında yaÄŸlardan kurtulmak ve yeniden o yaÄŸlan popoya enjekte etmek mümkün. Eskiden görülen çökmeler bu yöntemle oluÅŸmazken, islenilen hatların oluÅŸturulması çok kolay. Popo kaldırma, bel oyma, karın ÅŸekillendirme gibi yöntemlerde de kullanılan Vaser., cildi içeriden toparlıyor.

Terleme Botoksu

11 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

Yaradılışımız gereği hep daha iyisini, daha konforlusunu, daha kalitelisini isteriz, hayatımızı kolaylaştıran her şeyi hemen benimseriz, tercihlerimiz de mümkün olabildiği ölçüde bu yönde olur. Aşırı sıcağı sevmeyiz, soğuktan hoşlanmayız, yorulmak istemeyiz, hep daha iyisini, kolayını ve rahatını ararız.

Teknoloji ve bilim de insanlığın bu güdüleri doÄŸrultusunda sürekli kendini yeniliyor, bizlere her ÅŸeyin bir üstünü sunmaya devam ediyor, Kendimizi medeni insanlar olarak niteleyen bizler ise bunlardan bolca yararlanıyoruz. Bazı ÅŸeyler var ki varlığını bilmeyiz veya biliriz de tatmadığımız, denemediÄŸimiz için önemsemeyiz veya gereksinim duymayız. Ama bir kere denediÄŸimizde, hayatımıza soktuÄŸumuzda ise ‘ah neden daha önce keÅŸfetmemiÅŸim” diye hayıflanabiliriz.

Bunlardan birinin de bölgesel terleme sorunumuzu gidermek için yapılan botox uygulaması olduğunu düşünüyorum.

Kendinizi, en olmadık zamanlarda kıyafetinizin ter yüzünden özellikle koltuk altı bölgesinin ıslanmış, lekelenmiÅŸ, bu yüzden ceketinizi çıkartamadığınız veya bir ÅŸeyleri üstünüze alarak kapatmaya çalıştığınız halde düşünün. Bu: havanın sıcaklığından olabilir veya stresten veya bir olaya sinirlenmenizden, ya da biraz fazla heyecanlanmanızdan olabilir. Mutlaka böyle anlar çok basınıza gelmiÅŸtir, tut ki size olmadı ya da kendinizdeki böyle bir durumu fark etmediniz ama o durumda olan birçok kiÅŸiyi siz eminim fark etmiÅŸsinizdir ve yüzünüze nahoÅŸ bir ifade ister istemez oturmuÅŸtur. Bir de bu terlemeye bakterilerin kontamine olması ile oluÅŸan kötü koku eklenince yapacak fazla bir ÅŸey kalmıyor, eve gidip duÅŸ alıp, kuru kıyafetler giymeyi her ÅŸeyden çok istemek dışında…

Hele bu durum özel bir anınız ise, nişanınız veya düğününüz, veya herkesin gözünün sizin üzerinizde olduğu bir toplantıda, söyleşide olmanız veya eşinizle sevgilinizle yakınlaştığınız bir zaman dilimi. Böyle sıkıntılı anları mutlaka hepimiz kadın erkek fark etmez yasıyoruz ama bazılarımız biraz daha vahim olarak yasıyor.

Böyle sıkıntılı anlar yaşamamak, kendinizi kötü

hissetmemek için size önerim yılda bir kez terleme botoxu yaptırmanız, göreceksiniz “oh be ne rahatmış, ÅŸimdiye kadar çektiklerime deÄŸmezmiÅŸ” diyeceksiniz. Terleme botoxu ile ilgilenen kiÅŸilerin ilk sordukları ÅŸey doÄŸal olarak “saÄŸlığıma zararlı mı?, terlemeyince vücudumuzdaki toksinler nasıl atılacak?” gibi sorular. Bunun yanıtını isterseniz su bilgilere göz atarak verebiliriz.

Terleme fonksiyonu öncelikle insanın yasaması için vazgeçilmez bir öğedir ve vücudumuzu asın ısınmadan korur yani bir çeşit klima gibi görev yapar.

Bir büyük ter damlasının yaklaşık 1 litre kanı 1 derece soÄŸutabildiÄŸin! öğrenmek ÅŸaşırtıcı olabilir. Normal bir yetiÅŸkinin ortalama kan hacminin 5 litre kadar olduÄŸunu düşünürsek özellikle…

Vücut termoregülasyonunda rol oynayan ter bezleri vücudumuzun çeşitli yerlerine dağılmış olarak yaklaşık 2 ile 4 milyon adet kadar bulunur. En yoğun olarak ayak tabanı, avuçlar, alın ve yanaklar ile koltuk altındadırlar.

Ter bezleri otonom yani istem dışı çalışan sinir sistemi komrolündedir. aşırı ter üretimi olarak bilinen hiperhidrozda bu sınır sisteminin fazla uyarılmasının rolü bulunmaktadır.

Temel fonksiyonu ısı düzenlenmesi olan bu bezlerle vücuttan bazı toksik maddeler ve tuz da atılır Homeostazisin gereği olarak dış ortamla vücudumuzun arasında ve vücudumuzun değişik kompartmanları arasında devamlı bir madde ve sıvı değiş tokusu olmasına karşın mevcut sabitlik hep korunur.

GÜNLÜK ALINAN SIVI MİKTARI
Sıvı ve katı besinlerle 2100 ml
Karbohidrat oksidasyonu ile 200 ml
Toplam 2300 ml
GÜNLÜK ATILAN SIVI MİKTARI
Solunum yolu ile 350 ml
Deri yolu ile 350 ml
Feçes ile 100 ml
İdrar ile 1400 ml
Terleme ile 100 ml
Toplam 2300 ml

Yukarıdaki bilgiler Textbook of Medical Physiology’den alınmış olup, görüldüğü gibi vücudumuza alınan günlük sıvı miktarı ile atılan sıvı miktarı birbirine eÅŸittir. Normal koÅŸullar altında solunum sisteminden buharlaÅŸma ile ve deriden difüzyon yolu ile atılan sıvı miktarı (700 ml) terleme ile atılandan (100 mi) çok çok daha fazladır. Bu deÄŸerler tabi ki normal ÅŸartlar altında olan deÄŸerlerdir, sıcak veya asın egzersiz durumunda bu rakamlar deÄŸiÅŸebilir.

Burada üzerinde durmak istediğim husus bölgesel olarak terleme fonksiyonunun azaltılması veya geçici olarak durdurulması vücudumuzun homeostazisini yani dengesini bozmaz. Bu dengeyi vücudumuz herhangi bir patoloji yoksa kendisi rahatlıkla korur. Görüldüğü gibi zaten vücudumuzdan atılan sıvının çok az bir miktarı terle atılıyor, kaldı ki biz sadece koltukaltı gibi bir bölgedeki ter bezlerini inaktif hale getiriyoruz. Kelime anlamı asırı terleme olan hiperhidroz; kişide ter bezlerinin uyarana fazla reaksiyon göstermesi anlamına geliyor.

Burada önemli bir nokta var ki; Hiperhidroz sadece elleri, yüzü, ayakları ve koltuk altını etkilediÄŸinde buna “primer hiperhidroz” denir, bu asın terleme probleminin bağımsız bir durum olduÄŸunu ve altta yatan baÅŸka bir saÄŸlık sorunu ile iliÅŸkili olmadığı anlamına gelir. Hiperhidroz baÅŸka bir saÄŸlık sorunundan veya ilaçtan kaynaklanıyorsa buna “sekonder hiperhidroz” denir. Bunun için terleme sorunu ile gelen kiÅŸide öncelikle bu semptomu gösterebilecek hastalıklar (hormonal. nörolojik bozukluklar, kanser, kronik enfeksiyonlar, menapoz. anksiyete bozuklukları gibi) ekarte edilmelidir. Sonuç olarak koltuk altındaki ter bezlerinin aktivitesinin botox uygulanarak durdurulması ile vücudumuzun normal fizyolojik fonksiyonlarında bir kayıp bir eksiklik bir bozukluk meydana gelmez Hatta diÄŸer terleme tedavileri arasında en zararsız, en doÄŸal ve en uygulaması kolay, konforlu olanı botoks uygulamasıdır. Bu tedavide önce terlemenin yoÄŸun olduÄŸu bölgeyi tespit için küçük bir iyot testi yapılır, ardından 20 dakika kadar anestezik krem ile beklenir. Ve çok ince uçlu insülin iÄŸneleri ile fazla bir acı duymadan kısa sürede iÅŸlem tamamlanır.

Etkisi 1 hafta içinde başlar ve 6-8 hatta 10 ay kadar sürer. Bu kişiden kişiye değişmekle birlikte eğer kişide yoğun hiperhidroz yoksa genelde yılda bir kere yeterli olabilmektedir.

Buna raÄŸmen sadece daha iyi hissetmek için 2 yıldır uyguluyorum ve konforlu olmak adına herkese önerebilirim. SaÄŸlıklı ve kaliteli bir yaÅŸam dileÄŸiyle…

Plastik Cerrahide Efsaneleşen Yanlışlar

24 Kasım 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

Bu efsanelerin bazısı yaÅŸanmış olsa da kimisi de halkın kulaktan dolma bilgilendirmesinden kaynaklanmaktadır. Yazımızda silikondan botoksa, burun estetiÄŸinden benlere kadar birçok doÄŸru bilinen yanlış ve onların asıl cevaplarını bulabilirsiniz…

Plastik Cerrahide Silikonlu Memeler ile İlgili Bilinen Yanlışlar

1- Silikonlu meme patlar mı?

Her daim patlayacak sanılan silikonlu memelerin patlaması için çok güçlü bir darbe alması gerekir ancak birçoğu bu bilgiyi yanlış tanımlar. Teknolojiyle birlikte silikonlarda artık jel kıvamında değil, jöle kıvamında olmaya başladı. Böylece herhangi bir delici darbede silikon vücuda yayılmaz ve çıkarımı çok daha kolay olur.

2- Silikonlu memeler ile bebek emzirilir mi?

Bu da doğru bilinen yanlışlardandır. Birçok kişi silikonlu meme yaptırma kararını doğumdan çok sonraya erteler ancak silikonlu meme ile bebek emzirmekte hiçbir sakınca yoktur.

3- Silikon protez ile meme kanseri riski artar mı?

Kesinlikle böyle bir durum söz konusu değildir. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken, silikon protezin olası bir meme kanseri gözlemini ortadan kaldırıp kaldırmayacağıdır.

4- Yağ enjeksiyonuyla meme büyür mü?

Bu uygulama şu an denenen yeni bir uygulama olup, oldukça zor bir operasyondur. Protez meme kadar kolay bir yöntem olmadığı kesindir. Ancak meme rekonstrüksiyonu için kullanılıyor. Kişiye kendi dokusu ya da protezle meme yapıldıktan sonra bazı rötuş prosedürleri uygulamak gerekir. Bunlardan birisi de eksik kalan dokunun yağ enjeksiyonu yöntemiyle yerine konuşmasıdır. Bu tür uygulamalar iyi sonuç verir.

Plastik Cerrahide Botox ile İlgili Bilinen Yanlışlar

1- Botoks yüz felcine yol açar mı?

Bu konu oldukça fazla tartışılmaktadır. Botoksun etki mekanizması felç tarzında olup sinirden kasa geçen iletiyi bloke ederek meydana gelir. Blokaj Suresince kaslar hareket ettirilmediğinden harekete bağlı kırışıklıklar da meydana gelmez. Ancak botoksu yaptıran kişiye herhangi bir zararı yoktur.

2- Botoksta mimik biter mi?

Bu da yanlış bilinen bir bilgidir, iyi yapılan bir botoks uygulamasından sonra böyle bir durum söz konusu bile olamaz ancak burada önemli olan kişiye verilen dozun iyi ayarlanmasıdır. Botoks uygulamasının iyi yapıldığı bir yüzde, kişinin böyle bir operasyon geçirdiği bile anlaşılmaz.

3- Botokstan sonra bazı bölgelerde kırışıklıklar artar mı?

Botoks ile bir bölgenin kas çalışımı aza indirilir ancak bu durum, başka bir bölgede bulunan kasın çalışma hızını arttırmaz.. Bu sadece varsayıma dayanan bir bilgidir.

4- Botoks beyin İçin zararlı mıdır?

Bugüne kadar yapılmış hiçbir operasyonda böyle bir sonuç alınmamıştır. Hatta bazı migren hastalarının yararına sonuçlar alındığı bile görülmüştür. Ancak herkes için bu sonuç geçerli olmamaktadır.

Plastik Cerrahide Bu Yanlışları Aklınızdan Çıkarın

Estetikte En İyi Yöntemler, En Yeni Yöntemlerdir…

Bilimde teknikler her geçen gün deÄŸiÅŸmekte ve kendini yenilemekledir. İdeal yöntemi bulabilmek için her geçen gün yeni yöntemler denenmektedir. Ancak bundan şöyle bir sonuca ulaşılmamalıdır “En iyi yöntemler, en yeni yöntemlerdir…” Bunun tam tersi sonuçların elde edildiÄŸi de görülmüştür. Bunun yerine, plastik cerrahide geçerliliÄŸi kabul edilmiÅŸ yöntemlerin en iyi yöntemler olduÄŸunu düşünmek daha doÄŸrudur.

Estetik Operasyonun Mevsimi Kış Değildir.

Bu kesinlikle yanlıştır çünkü bunun aksine estetik operasyonlar kış aylarında daha kolay yapılmaktadır. Bir estetik operasyonun ardından 10-15 gün kadar bir dönem geçmelidir. Ancak bu rakam ameliyattan ameliyata farklılık gösterebilir. Yaz aylarında güneş ışınlarının olumsuz etkileri olabilir, özellikle yüze yapılan estetik ameliyatlarda yazın güneş ışınları pigmentasyon değişikliklerine neden olabilir.

Bir Bölgeye Bir Kere Estetik Yapıldı Mı, Bunu Sürekli Yenilemek Gerekir…

Burun operasyonlarında böyle bir durum asla söz konusu değildir. Ancak diğer estetik operasyonlar deforme olabilir. İnsan vücudunda değişim her zaman devam eder. Dolayısıyla operasyonu tekrarlamanız gerekebilir ancak her operasyon için bunu söylemek de yanlıştır.

Burun Estetiği Ameliyatları İle İlgili Bilinen Yanlışlar

1- Estetikli burun düşer mi?

Eski teknolojide, operasyondan sonra burun ilk önce kaldırılır: ardından estetikli hunin aşağıya doğru eğim verirdi. Bu da burunun düşmesi olarak düşünülürdü. Ancak gelişen teknolojide geliştirilen teknolojilerle bu durum da ortadan kalktı. Artık septumun (burun deliklerinin ortasındaki kemik) tamamının alınması gibi hatalı bir uygulama yapılmıyor. Dolayısıyla bu sorun da tarihe gömülen sorunlardan oluyor.

2- Buruna ameliyata gerek kalmadan estetik yapılabilir mi?

Öncelikle burunun 3 boyutlu bir organ olduğunu belirtmek gerekir. Burun estetiğinde kullanılan geçici yöntemlerden birisi de dolgu maddesidir. Rinoplasti (burun estetiği operasyonu) geçirmiş Ve küçük düzensizlikleri olan olgularda dolgu maddesi kullanılabilir. Botoksla burun kaldırmak, iple tek basma asmak gibi yaklaşımlar esasında doğru değildir. Bu tür uygulamalar yapılsa bile sürekli çözümler olmaz.

Zayıflama Uygulamaları İle İlgili Bilinen Yanlışlar

1- Liposuction sonrasında ameliyat olan bölgeler dana fazla kilo alır mı?

Böyle bir durum söz konusu değildir. Kişi doğduktan sonra sabitlenen yağ hücre sayısı vardır ve şişmanladığımız zaman bu hücrelerin sayısında bir artış olmaz, sadece hacimleri artar. Liposuction yöntemiyle de bu hücrelerin sayısı azaltılır. Hacmin artması için dc her bir hücrenin hacminin artması gerekmektedir. Bu nedenle bu düşünce yanlıştır. Ancak her uygulamadan sonra olduğu gibi bu uygulamadan sonra da yediklerimi/e dikkat etmemiz gerekmektedir.

2- Liposuction ile 20-30 litre yağ alımı söz konusu olabilir mi?

Beş litreyi geçmemek esastır ancak en fazla on litre yağ alınabilir. Ancak aynı bölgede uzun süreli aralıklarla Liposuction yapmak mümkündür. Zaten 20-311 litre yağ alınması gereken kişiye Liposuction uygulaması yapılmamaktadır Ideal Liposuction hastalan, kilo vermesine rağmen bazı bölgelerde zayıflamaya direnç oluşanlardır.

3- Liposuction’da yaÄŸ entbolosi olur mu?

Yağ embolosi riski, tüm cerrahi prosedürlerde vardır. Ama bunun önemi standart olarak uygulanmaktadır. Örneğin hastaya varis çorabı giydirilerek veya kas sulandırıcı ilaç verilerek önlem alınabilir. Risklerin aşamasına göre farklı yöntemleri de vardır.

Benler ve Ben Aldırma Hakkında Bilinen Yanlışlar

Benlere bıçak değince kansere dönüşür mü?

Aslında böyle bir durum eski uygulamalarda söz konusu olabilirdi. Beni almak çok kolay bir operasyondur ancak oluşan defektî kapatmak zordur. Eski yöntemlerde oluşan defekti kapatabilmek için lezyon güvenli sınırdan kesilemiyordu. Böyle bir durumda da ben, yineliyordu. Ben alınırken mikroskopik olarak güvenli bir sınır oluşturulmalıdır. Aksi taktirde önada kalan tümör dokusu daha sonra agresif bir şekilde tekrarlar. Ancak günümüzde artık tümörler güvenli sınırlardan çıkartılıp, bölge uygun şekilde kapatıldığı için tekrarlanması mümkün
deÄŸildir.

Benler ve Ben Aldırma Hakkında Bilinen Yanlışlar

24 Kasım 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
1 Yorum var Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

Benlere bıçak değince kansere dönüşür mü?

Aslında böyle bir durum eski uygulamalarda söz konusu olabilirdi. Beni almak çok kolay bir estetik operasyondur ancak oluşan defektî kapatmak zordur. Eski yöntemlerde oluşan defekti kapatabilmek için lezyon güvenli sınırdan kesilemiyordu. Böyle bir durumda da ben, yineliyordu. Ben alınırken mikroskopik olarak güvenli bir sınır oluşturulmalıdır. Aksi taktirde önada kalan tümör dokusu daha sonra agresif bir şekilde tekrarlar. Ancak günümüzde artık tümörler güvenli sınırlardan çıkartılıp, bölge uygun şekilde kapatıldığı için tekrarlanması mümkün
deÄŸildir.

Sayfalar: 1 2 3 ... 39 ►

stumbleupon

techme


Yeni Yazılar

  • Kendi Yağınız İle Gençlesin
  • Masa Başında Çalışmak Kilo Aldırıyor
  • Meme Kanserinde Hayat Kurtaran Bir Adım
  • Lazer lipoliz (smartlipo)
  • 30′lu YaÅŸlara İlk Estetik DokunuÅŸlar
  • Aging Management Estetik Uygulaması
  • SoÄŸuklar Cildinizi Bozmasın
  • Kadın Beslenmesi
  • DoÄŸum Sonrası Depresyon
  • Lazer Epilasyon

Çok Okunanlar

  • Uçuk Nasıl Geçer
  • Estetik Doktorlara Hastalardan Sorular
  • Göz Altı Morlukları ve Tedavisi
  • Kepçe kulak EstetiÄŸi Fiyatları
  • YaÄŸ Aldırma EstetiÄŸi - Liposakşın
  • Çarpık Bacak ve Estetik Tedavi
  • Ben Aldırma Tedavisi
  • Estetik Operasyon Ücretleri
  • Estetik Video Görüntüleri
  • Estetik Maliyeti

Kategori

  • Aesthetic Plastic Surgery
  • DiÅŸ EstetiÄŸi Uygulamaları
  • Estetik Güzellik Bilgileri
  • Estetik YaÅŸam Bilgileri
  • Hastalardan Bilgiler
  • Lazer Epilasyon Uygulamaları
  • Plastik Cerrahi Ameliyatları
  • Plastik Cerrahi DerneÄŸi
  • Plastik Cerrahi Fiyatları
  • Plastik Cerrahi Haberleri
  • Plastik Cerrahi Hastalardan Bilgiler
  • Plastik Cerrahi Resimleri
  • Plastik Cerrahi Videolar
  • Plastik Cerrahi İstanbul
  • Plastik Cerrahlar
  • Saç Ekimi Uygulamaları

Yeni Yorumlar

  • sevgi in DiÅŸ Teli Ücretleri FiyatlarÄ…
  • cemre in DiÅŸ Teli Ücretleri FiyatlarÄ…
  • aylin in Göz Altı Morlukları ve Teda…
  • derler in Sakal Çıkarma Yolları
  • yanaksorunsali in Dolgu Maddesi Enjeksiyon Fiyat…
  • Funda in Göz Altı Morlukları ve Teda…
  • Anonym in Estetik Doktorlara Hastalardan…
  • Unhappy in Kepçe Kulak Yapıştırıcıl…
VN:D [1.9.13_1145]
Derecelendirme: 10.0/10 (100 votes cast)
VN:D [1.9.13_1145]
BeÄŸenme: +100 (100 votes)
Barkod, 10.0 out of 10 based on 1000 rating

ArÅŸiv

  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • AÄŸustos 2011
  • Temmuz 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Åžubat 2011
  • Ocak 2011
  • Aralık 2010
  • Kasım 2010
  • Ekim 2010
  • Eylül 2010
  • AÄŸustos 2010
  • Temmuz 2010
  • Haziran 2010
  • Mayıs 2010
  • Nisan 2010
  • Mart 2010
  • Åžubat 2010
  • Ocak 2010
  • Aralık 2009
  • Kasım 2009
  • Ekim 2009
  • Eylül 2009
  • Haziran 2009
  • Mayıs 2009
  • Nisan 2009
  • Mart 2009
  • Åžubat 2009
  • Ocak 2009
  • Aralık 2008
  • Kasım 2008
  • Ekim 2008
  • Eylül 2008
  • Nisan 2008
  • Aralık 2007

Plastik Cerrahi | Plastik Cerrahi Haberleri | Estetik Ameliyatlar | Plastik Cerrahi Videoları | İletiÅŸim | Plastik Cerrahi Fiyatları | Plastik Cerrahi Resimleri | Plastik Cerrahi DerneÄŸi
Lazer Epilasyon Uygulamaları | Diş Estetiği | İstanbul Estetik Cerrahi | Lazer Epilasyon Uygulamaları | Plastik Cerrahi Hastaları | Saç Ekimi
Burun Estetiği Resimleri | Sitemap | Gizlilik Sözleşmesi