Bu konumuzda insanda görülen bazı ruhsal bozukluklara değinmek istedik ruhsal
bozukluk plastik cerrahi dalıyla birebir örtüşmekte ve yapılacak olan estetik
operasyonlarda ilk olarak kişinin ruh sağlığı kontrol edilmektedir.
Duygulanım Bozuklukları
Depresyon:
İki haftadan uzun süren çökkünlük, karamsarlık, moralsizlik, hayattan keyif
alamama, iştah ve uyku değişiklikleri, isteksizlik, enerji düşüklüğü,
değersizlik, suçluluk düşünceleri gibi belirtiler vardır. Tedavi edilmediğinde
önemli iş gücü kaybı, sosyal kayıplar hatta intihar görülebilir. Tedavisinde
antidepresanlar kullanılır. Tedavi sonrası hasta tamamen normal bir yaşam sürer.
Bipolar Bozukluk:
Yineleyen mani ve depresyon nöbetleri ile tanınır. Mani depresyonun aksine aşırı
coşkulu, kendine güvenli, enerjik hal, konuşma, düşünce ve hareketlerde
hızlanma, her zamankinden aşırı cesur, renkli ve dikkat çekici giyinme, dikkat
dağınıklığı, uyku ihtiyacında azalma, aşırı sakınmasız, riskli davranışların
olduğu bir haftadan uzun süren bir duygudurum yükselmesi halidir. Tedavisinde
antipsikotikler ve benzodiazepinler kullanılır. Bipolarda en önemli tedavi
hastalığın yinelemesini önleyici tedavidir. Duygudurum düzenleyici ilaçlarla
gelecek nöbetler önlenebilir. Tedavi ile hasta yaşamını normal olarak
sürdürebilir.
Siklotimi:
Bipolar bozukluğun hafif formu olarak tanımlanabilir. Hafif depresyon ve
hipomani nöbetlerinin yinelediği bir durumdur. Tedavisi Bipolar bozukluğa
benzer.
Distimi:
İki yıldan uzun süren depresyon kadar derinleşmeyen depresif duygudurum halidir.
Genel keyifsizlik, neşesizlik, hayatttan keyif alamama, enerjisizlik vardır.
Tedavisi zordur. Antidepresanlar ve psikoterapi birlikte
uygulanmalıdır.
Anksiyete Bozuklukları
Obsesif Kompulsif Bozukluk:
Saçma olduğu bilindiği halde akıldan çıkarılamayan takıntılı düşünceler
(obsesyonlar) ve bu düşünceleri gidermek için anlamsız olduğu bilinse de yapılan
yineleyici hareketler (kompülsiyonlar) vardır. OKB çok sık görüldüğü halde
düşünce ve hareketlerin hastaya saçma gelmesi nedeniyle çoğu kez gizlenen, bu
nedenle geç tanı konan, bazen hastalık olduğu hasta tarafından kabullenilmeyen
bir rahatsızlıktır. Tedavi edilmezse hayatı çok zorlaştırabilir, işgücü ve
sosyal kayıplara neden olabilir. Tedavide yüksek dozda antidepresanlar ve bazen
antipsikotikler kullanılır. İlaç tedavisi yanısıra bilişsel davranışçı terapi
oldukça faydalıdır.
Panik Bozukluğu:
Nedensiz yere ölüm ya da aklını kaçırma korkusu, panik hali, terleme, üşüme,
titreme, ateş basması, göğüs ağrısı, nefes yetmezliği, bulanık görme gibi
belirtilerin ortaya çıktığı ve 30-90 dakika sürdüğü yoğun bunaltı ataklarıdır.
Panik nöbetlerinin yanısıra yeniden nöbet gelmesi korkusu da vardır. Tedavi
edilmezse kaçınmalar ile hasta yaşamını kısıtlayabilir, yeni nöbet beklentisi
ile evden çıkamayacak hale gelebilir. Tedavide antidepresan ve anksiyolitikler
kullanılır. İlaç tedavisi yanısıra bilişsel davranışçı terapi oldukça
faydalıdır.
Yaygın Anksiyete Bozukluğu:
Gün içerisinde genel tedirginlik, huzursuzluk hali, kötü birşey olacak
beklentisi, bunaltı, keyifsizlik hali vardır. Bunaltının bedensel belirtileri
panic bozukluğundaki kadar şiddetli değil ancak gün boyu süreklidir. Tedavide
antidepresan ve anksiyolitikler kullanılır.
Sosyal Fobi:
Yabancı ortamlarda, topluluk önünde aşırı gerginlik, heyecan, sıkılma, terleme,
ses kısıklığı, yüz kızarması gibi belirtiler vardır. Tedavi edilmezse sosyal ve
akademik yaşamı, iş yaşantısını, kariyer edinmeyi olumsuz etkileyebilir. Genelde
hastalar durumu basit bir çekingenlik ve kişilik özelliği sanarak geç başvurur.
Tedavide bazı antidepresanlar ve özgül ilaçlar kullanılır. Tedavi yüz
güldürücüdür.
Post Travmatik Stres Bozukluğu:
Deprem, yangın, kazalar, felaketler, ağır askerlik koşulları gibi travma olarak
tanımlanan bir zedeleyici olaydan 1-6 ay sonra ortaya çıkan olaya dair kötü
anılar ve “flashback”ler, kişilik ve davranış değişiklikleri, duygulanım
bozuklukları vardır. Tedavisi antidepresan ve anksiyolitiklerle, yanısıra
psikoterapi ile yapılır.
Akut Stres Bozukluğu:
Deprem, yangın, kazalar, felaketler, ağır askerlik koşulları gibi travma olarak
tanımlanan bir zedeleyici olaydan hemen ya da en geç 1 ay sonra ortaya çıkan
yoğun bunaltı, depresyon belirtileri, uyku bozuklukları ve olaya dair anıların
yarattığı huzursuzluk vardır. Kendiliğinden, psikoterapi desteği ile ya da
antidepresan ve anksiyolitiklerle düzelebilir.
Psikotik Bozukluklar
Şizofreni:
Belirtiler tipik değildir, çeşitlilik gösterir. Tanı koymak uzmanlık
gerektirir. Düşünce, duygulanım, ilişki kurma, bilişsel becerilerde belirgin
bozulma olur. Uygun duygusal tepkileri verememe, akademik başarıda düşme, dikkat
ve konsantrasyon sorunları, sosyal olarak içe çekilme iletişim kuramama, kendi
yarattığı dünyada yaşama gibi belirtilerin yanısıra çoğu hastada görülen algı ve
düşünce bozuklukları önemlidir. Varsanılar (halusinasyon) uyanıkken, ortada
görüntü ya da ses yokken hayaller görme, sesler duyma ya da dokunma duyuları
algılama halidir. Sanrılar (delüzyon) gerçek olmayan düşüncelere gerçekmiş gibi
inanma halidir. Sanrılar kendini şüphecilik, aşırı alınganlık, insanlardan
huylanma, zarar göreceği, takip edildiği düşüncelerinin başkalarınca
etkilendiği, değiştirildiği ya da yayınlandığı şeklindeki fikirler olarak
kendini gösterebilir. Hasta bu düşüncelerine inandığı için bunlara uygun
davranarak sosyal uyum sorunları yaşayabilir. Hastalık süregendir. Tedavide
antipsikotikler, alevlenme dönemlerinde antipsikotiklerin yanısıra ek tedaviler
ve EKT kullanılabilir. Alevlenme dönemleri hastaneye yatmayı gerektirebilir.
Tedavi ve düzenli izlem ile çoğu hasta normale yakın bir yaşam sürebilir.
Sanrılı Bozukluk (Paranoid Bozukluk):
Hastada genelde bir yada birkaç alanda sanrılar vardır. Kişi gerçek olmayan bir
durumun gerçekliğine inanır. Bunun dışında düşüncenin yapısında bozukluk yoktur.
Tek alanda görülen bu sanrılı hal hastanın tüm hayatına ve sosyal yaşamına etki
edebilir. Yaşamını sanrısına göre düzenleyebilir, ilişkileri zedelenebilir.
Aşırı kıskançlık, aşırı şüphecilik ya da mahkemelerde hakkını arama şeklinde
davranışlara yol açabilir. Tedavisi zordur. Antipsikotiklerden ve düzenli
izlemden yarar görebilir.
Pseudopsikoz:
Yoğun bunaltıdan kaynaklandığı düşünülen, kısa süreli, geçici ve düşünce
sürecinde bozukluğa neden olmayan sanrılar ve özellikle renkli ve belirgin
varsanılarla karakterizedir. Tedavisinde düşük doz antipsikotikler,
antidepresanlar ve psikoterapi kullanılır.
Kişilik Bozuklukları
Kişilik bozukluğu kişide, kendisi ve toplumla uyumunu bozan, duygusal
ilişkilerinde, iş ilişkilerinde, kişinin benimsenmesinde önemli sorunlar yaratan
davranış bozuklukları ve duygulanım değişiklikleri olmasıdır. Genellikle 18
yaşından sonar tanı konur ve ömür boyu sürer.. Bazı kişilik bozukluklarında (Borderline
KB) dönem dönem ilaç tedavileri gerekse de genel olarak ilaçlarla tedavi
edilebilen bir durum değildir. Uzun süreli psikoterapiler gereklidir. Pek çok
psikoterapi akımı temelde kişilik bozukluklarını anlamak ve düzeltmek amacıyla
geliştirilmiştir. Klinik olarak tanımlanmış kişilik bozuklukları şunlardır:
Narsisistik Kişilik Bozukluğu
Bağımlı Kişilik Bozukluğu
Sınır Kişilik Bozukluğu (Borderline Kişilik)
Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu
Şizoid Kişilik Bozukluğu
Şizotipal Kişilik Bozukluğu
Paranoid Kişilik Bozukluğu
Antisosyal Kişilik Bozukluğu
Tüm insanların birbirinden farklılığını ve renkliliğini sağlayan çok çeşitli
kişilik özekllikleri vardır. Kişilik özellikleri insana kimliğini, karakterini
veren onun gerçekte kim olduğunu belirleyen özelliklerdir. Herkeste farklı
oranlarda bu kişilik özelliklerinden bulunur ve bu çok doğaldır. Burada bozukluk
olarak tanımlanan, kişinin belirli bir kişilik özelliğini sorun yaratacak kadar
hayatının her alanında göstermesi ve bunun ilişkilerine ve uyumuna zarar verecek
kadar etki etmesi durumudur.
Cinsel işlev Bozuklukları
Erkek Cinsel İşlev Bozuklukları:
Erkeklerde en sık görülen cinsel işlev bozuklukları iktidarsızlık olarak bilinen
empotans ve erken boşalma olarak bilinen ereksiyonun kısa sürmesidir. Empotansın
organik bir nedene bağlı olup olmadığı genellikle bir üroloji uzmanınca
belirlenir. Psikojenik kökenli empotans tedavisinde kişiye göre değişen nedenler
olabilir. Tedavi nedene yöneliktir ve psikoterapi ya da ilaçlarla yapılır. Erken
boşalmada sebep genellikle psikojeniktir. Tedavide davranışçı öneriler ve ilaç
tedavileri kullanılır. Kadın Cinsel İşlev Bozuklukları: En sık görülen cinsel
işlev bozuklukları cinsel isteksizlik, anorgazmi (orgasm olamama) ve
vajinismustur. Cinsel isteksizlik ve anorgazmide nedene yönelik tedaviler
uygulanır.
Vajinismus vajinanın 1/3 dış tarafındaki kaslarda istemsiz kasılmalar oluşması
sonucu cinsel birleşmenin gerçekleşememesi durumudur. Nedenleri çeşitli olmakla
birlikte en sık yanlış bilgilenmeler, cinsel travmalar, önyargılar, toplumsal ve
kültürel engeller sorumludur. Tedavide bireysel eğitim, psikoterapi ve
davranışçı yöntemler, rahatlama teknikleri, özgül kolaylaştırıcı teknikler
kullanılır.
Yeme Bozuklukları
Anoreksiya Nervoza:
Aşırı zayıf olma isteği ve kendini kilolu bulma sonucu yemek yememe, aşırı kilo
verme durumudur. Aşırı kilo kaybına bağlı sağlık sorunları olur. Yağ dokusu
kaybına bağlı adet görememe, beynin beslenme bozukluğuna bağlı unutkanlık,
bilişsel sorunlar, aşırı halsizlik olabilir. Gelişen sağlık sorunlarına ve aşırı
zayıflamaya rağmen kişi kendini sürekli şişman bulur. Gerçeği değerlendirme bu
alanda bozulmuştur. Tedavi edilmeyen vakalar ölümle sonuçlanabilir. Tedavisi
zordur, ilaçlar ve psikoterapi bir arada uygulanır, çoğu vakada genel durum
kötüleşirse hastaneye yatış gerekebilir. Tedavide bireysel terapi yanısıra aile
terapileri de gerekebilir.
Bulimia Nervoza:
Kilolu olduğunu düşünme ile kilo verme gayreti ve aşırı yeme atakları bir
aradadır. Aşırı ve tıkınırcasına yeme atakları sonrasında yoğun bir bunaltı,
pişmanlık ve üzüntü olur ve kişi kusarak ya da aşırı egzersiz yaparak
yediklerini çıkarma ve harcama çabasına girer. Hasta zayıf, kilolu ya da normal
olabilir. En büyük sorun kilo değişiklikleri ile değil kusmaya bağlı elektrolit
kayıpları ile ilişkilidir. Tedavide psikoterapi, ilaç tedavileri bir arada
kullanılır.
Yeme Bozukluklarının oluş nedenleri arasında en önemlilerinden bazıları
günümüzün moda anlayışı, medyanın zayıflığı kışkırtması ve dış görünüme verilen
aşırı önem vardır. Bu bakımdan yeme bozuklukları toplumsal bir sorun olarak
kabul edilebilir.
Uyum Bozuklukları
Kişinin taşınma, sosyal statü değiştirme, göç, yakınların kaybı gibi her
zamankinden farklı ve yeni bir durumla karşılaşıldığında yeni duruma uyum
sağlayamaması nedeniyle ortaya çıkan kısa süreli duygulanım bozukluklarıdır.
Depresif ya da bunaltılı tipte olabilir. Uyku bozukluğu, ağlamalar, huzursuzluk,
kaygı ve davranış sorunları görülebilir. Kendiliğinde düzelebilir, tedavi
gerektiğinde antidepresan ya da hafif kaygı giderici ilaçlar kullanılabilir.
Dürtü Kontrol Bozuklukları
Dürtülerden kaynaklanan, kişiye ve çevresine zarar verdiği bilindiği halde kolay
önüne geçilemeyen davranışların görüldüğü rahatsızlıklardır. Trikotillomani
(aşırı saç, tüy yolma), piromani (yangın çıkarma), kleptomani (gerekmediği halde
eşya çalma), kumar oynama, takıntılı alışveriş yapma gibi yineleyici davranışlar
olabildiği gibi, yineleyici öfke patlamaları gibi öfke kontrolünün olmadığı
durumlar da bu gruptadır. Dürtü kontrol bozuklukları bazı durumlarda bağımlılığa
ya da kompulsiyonlara benzer ve tedavide bu göz önünde tutularak ele alınması
gerekir. Tedavide dürtü kontrolünü sağlayan ilaçlar ve psikoterapi kullanılır.
Uyku Bozuklukları
Uyku iki türlü bozulur. Ya süresi, miktarı zamanlamasında bozukluk olur ya da
uyku kalitesinde, derinliğinde bir anormallik olur. İlk durumda uykusuzluk yani
uykuya dalamama, erken uyanma, uykunun bölünmesi, aşırı uyuma, uyku uyanıklık
düzeninin bozulması gibi durumlar ortaya çıkabilir. Aşırı uyuma durumunda
narkolepsi (gündüzleri geliveren uyku nöbetleri) ile uyku apne sendromu (uykuda
solunumun kısa sürelerce durması) özgül tedavi gerektirebilen bir durumdur.
Kabuslar, uykuda korkma, uyurgezerlik, bruksizm (çene kasılması) ise uykunun
kalitesindeki bir bozulmadan kaynaklanır. Tedavi tabloyu ortaya çıkaran nedene
yönelik yapılır.
Hiperaktivite Bozuklukları
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHAS):
Sıklıkla erken çocukluk yaşlarında başlayan bir rahatsızlıktır. Dikkati
toplamada ve sürdürmede bozukluk, öğrenmede güçlükler, sakarlık, dalgınlık aşırı
hareketlilik, dürtüsellik, kendini sakınmayan tavırlar, arkadaş ilişkilerinde
sorunlar, başkalarını rahatsız edecek davranışlar, kurallara uyamama gibi
belirtilerle başlar. Genellikle erken okul döneminde farkedilerek tanısı konur.
Rahatsızlıkta dikkat eksikliği baskın tip ya da hiperaktivite baskın tip olacak
şekilde iki alt tip vardır. Tedavide dikkati toplamayı kolaylaştıran
antidepresanlar, ve paradoksal olarak dikkati yoğunlaştırarak dürtüselliği
azalttığı gösterilmiş olan uyarıcılar kullanılır. Aile tutum önerileri ve
bireysel destek bu çocuklarda önemlidir.
Erişkin tip DEHAS da kişiye çocukluk çağıunda tanı konmuş ya da konmamış
olabilir. Erişkinde aynı belirtiler olabilmekle birlikte rahatsızlık kendini
genellikle akademik yaşam ve iş başarısında genel yetenek düzeyi ile uyumsuz bir
yetersizlik, çok iş değiştirme, ilişki sorunları, başladığı işi bitirememe,
maymun iştahlılık, huzursuzluk, yetersizlik duyguları ile gösterir. Tedavi
edilmezse kişinin genel yaşam başarısında yeteneği ile uyumsuz düşüklük, yoğun
duygulanım bozuklukları, kişilik bozuklukları, madde ve alkol bağımlılıkları
görülebilir. Tedavide bazı antidepresanlar ve uyarıcılar kullanılır. Tedavi
sonrası alınan sonuçlar genellikle çok yüz güldürücü ve kişinin yaşam
kalitesinde dramatik düzelmeye yol açan düzeydedir.
Somatoform Bozukluklar
Ağrı Bozukluğu:
Ağrı bedenin uyum mekanizmasının aracı olan bir uyarı sinyalidir. Organik bir
nedeni olmadığı halde hissedilen ağrılar psikojenik ağrı olarak kabul edilir.
Genellikle çok nadirdir. Tedavisinde ağrının merkezi kontrolünü sağlayan ilaçlar
ve antidepresanlar kullanılabilir.
Konversiyon Bozukluğu:
Organik bir nedene bağlı olmayan duyu, hareket ve iç organlara ait belirtilerin
olduğu, genellikle yoğun bir bunaltıdan kaynaklanan, genellikle stressli olay
tarafından tetiklenen belirtilerdir. En sık görülen belirtiler, kasılmalar,
yürüyememe, ses kısıklığı, uyuşmalar, duyu azalması, görememe, konuşamama, hava
yutma, boğazda takılma hissi gibi belirtilerdir. Bu belirtilere tablo ile
uyumsuz, aldırmaz bir duygulanım eşlik eder. TEdavi edilmezse ilişkilerde,
sosyal konumda kayıplara, kişinin bunaltıyla başetmede zorlanmasına yol
açabilir. Tedavide bunaltı gidermeye yönelik ilaçlar kadar ail eve çevresine
verilecek tutum önerileri de önemlidir.
Vücut Dismorfik Bozukluğu:
Bedenin bir kısmı ya da tümünü hasta tarafından büyümüş, küçülmüş, uzamış ya da
şekli bozulmuş olarak algılandığı, yoğun bunaltı yaratan bir rahatsızlıktır.
Bazen bu çarpıtılmış algılama kişinin kendine saygısını yitirmesine, sosyal
çekilmeye, bedenine zarar vermesine ya da gereksiz estetik girişimlere
kalkışmasına neden olabilir. Tedavide psikoterapi ve ilaç tedavileri kullanılır.
Hipokondriasis (Hastalık Hastalığı):
Hasta kendisinde gerçekte olmayan bir hastalığın olduğuna inanır. Her türlü
hekim kanaati ya da hastalık bulgusu olmayan tahlillere rağmen ikna olmaz ve
tıbbi arayış içerisine girer. Bu inancını desteklemek üzere sıklıkla tansiyon
nabız kontrolü yapar, bedenindki tüm değişimlere duyarlıdır, her an hastalıkla
ilgili konuşmak ister. Aşırı kaygı vardır. BEdensel belirtiler ve hastalık
düşüncesi zamanının çoğunu kapsar. Tedavide antidepresan, antipsikotikler ve
bazı durumlarda EKT kullanılabilir. Tedavisi zordur.
Psikomatik Bozukluklar
Bedende yapısal bir değişiklik ya da işlev bozukluğu gösteren ve ortaya
çıkışında ya da alevlenme döneminde psikojenik etkenlerin rol oynadığı bedensel
(somatik) rahatsızlıklardır. Migren, mide ülseri, ülseratif kolit, irritable
kolon, astım, hipertansiyonun bazı türleri, ürtiker, eklem ağrıları, adet
düzensizlikleri, infertilite bu rahatsızlıklardan bazılarıdır. Tedavisinde
hastalığın özgül tedavisi yanısıra psikiyatrik ilaç tedavisi ve psikoterapi
kullanılabilir.
Dissosiyatif Bozukluklar
Disosiyasyon çözülme anlamı taşır. Dissosiyatif bozukluklarda kişinin bellek,
bilinç ve algılamasında bozulmalar olur. Bayılmalar, hafiza kayıpları,
donakalma, kimlik yitimi olabilir. Disosiyatif Amnezi ve Depersonalizasyon
Derealizasyon Bozukluğu ile çok nadir görülen Çoğul Kişilik Bozukluğu ve
Disosiyatif Füg, bu gruba girer.
Genellikle bir nöbet gibi gelir, bir sure sonar kendiliğinden düzelir ancak kişi
bu sırada şaşkın, bilinçsiz görülebilir. Genellikle nöbet sırasında etrafında
olanları duyup görebildiğini ancak yanıt veremediğini belirtir.
Bunlarda en sık görüleni Depersonalizasyon Derealizasyon Bozukluğudur.
Depersonalizasyon Derealizasyon Bozukluğu:
Depersonalizasyon kişinin benliğini, bilincini ya da bedeninin tümü ya da bir
kısmını eskisinden farklı, yabancı olduğunu hissetmesi ve kendisini yabancı bir
varlık gibi algılaması halidir.
Derealizasyon kişinin çevresindeki doğayı, eşyaları ya da insanları farklı,
değişmiş, yapay hissetmesi ve çevresine yabancılık hissetmesi halidir.
Her ikisinin de kökeninde yoğun kaygı yatar. Geçici ve kısa süreli olarak
özellikle genç yaşlarda sık görülebilen bir belirtidir. Bazı ruhsal
rahatsızlıklara eşlik de edebilir. Tedavi gerekiyorsa nedene yönelik tedavi
uygulanır.
Organik Beyin Bozuklukları
Doğrudan beyni etkileyen ve beynin işlevini bozan hastalıklara ya da etkene
bağlı bozukluklardır. Deliriyum, bunama, organik amnezik sendromlar en önemli
rahatsızlıklardır.
Deliriyum:
Akut beyin sendromu da denir. Herhangi bir nedenle tüm beynin yaygın ve kısa
süreli etkilenmesi ile ortaya çıkan bilinç bozukluğudur. Birkaç saat ile birkaç
hafta arası sürer. Bilinç arada açılıp daha da kapanabilir, dahili
hastalıklarda, enfeksiyon durumlarında, ameliyat sonrası metabolik
dengesizliklerde sık görülür.
Bunama (Demans):
Beyni yaygın olarak zedeleyen etkenlerin sonucunda oluşan kalıcı ve genellikle
ilerleyici bellek, soyut düşünme ve yargılama yetisindeki bozulmadır.Çeşitli
nedenleri olabilir. En yaygın ve önemli nedenlerin ikisi damar bozukluğuna bağlı
bunamalar ve Alzheimer hastalığıdır. Bunama tedavisinde nedene yönelik tedaviler
ve Alzheimer’da özgül tedaviler uygulanır.
Bağımlılıklar
Bağımlılık, bir nesneye, kişiye, ya da bir varlığa duyulan önlenemez istek;
veya bir başka iradenin tahakkümü altına girme durumu olarak tanımlanır. Bu
tanımdan hareketle hemen her şey bağımlılığın nesnesi olabilir. Bağımlılıkta
kişi nesne, kişi ya da durumun kenidisine zarar verdiğini bildiği halde kendini
o eylemden alıkoyamaz. Bağımlılıklarda esas mekanizma tolerans ve fiziksel
bağımlılıktır. Kişi her denemede aynı etkiyi daha fazla madde ile elde edebilir
ve keyif için kullanmak istemediği zamanlarda rahatsız edici bedensel bağımlılık
belirtileri gidermek amacı ile kullanması gerekir.
Sigara Bağımlılığı: Günümüzde en yaygın bağımlılıktır. Sigaranın bedensel
zararları ve bunların ölümcül risklerini bilse de kişi sigara içmekten kendini
alıkoyamaz. İçmeyen kişileri de etkilediği için kişisel olmanın ötesinde
toplumsal bir sorundur. Tedavide nikotin yerine koyma tedavileri, sigara
isteğini azaltan ilaçlar ve psikoterapi kullanılır. Alkol Bağımlılığı: Toplumda
en yaygın bağımlılık türlerindendir. Ilerledikçe ağır sosyal ve bedensel yıkıma
neden olan bir rahatsızlıktır. Ortaya çıkışında genetik ve sosyal etkenler de
rol oynar. Deliriyum tremens denen organik beyin bozukluğuna neden olabilir.
Deliriyum tedavisi özgüldür ve tablo ölümcül olabilir.
Alkol bağımlılığı tedavisinde arındırma tedavisi, antidepreanlar, psikoterapi ve
grup psikoterapileri kullanılır. Alkol kullanımına bağlı diğer bozukluklar akut
zehirlenme, tehlikeli kullanma ve zararlı kullanmadır. Madde Bağımlılığı: Geçici
bilinç düzeyi değişiklikleri yapan psikoaktif maddelerin bu etkileri amacıyla
kullanılmasına bağlı gelişen bağımlılıklarıdr. Tolerans gelişmesi nedeniyle daha
fazla madde kullanarak aşırı doz ile ölüme neden olabilir, madde etkisine bağlı
psikolojik ve bedensel bozukluklar oluşabilir.
Psikoaktif maddeler, esrar, yatıştırıcı özellikteki ilaçlar, uyarıcılar,
opioidler ve hallusinojenlerdir. Tedavide etkene yönelik tedavinin yanısıra
psikoterapi, grup terapileri kullanılabilir. Bağımlılık olarak kabul edilen
diğer durumlar (Alışveriş, Yeme, gibi) da gerekli görülürse
uygun ilaç tedavisi ve bunun yanısıra psikoterapiden yarar gören durumlardır.


