• Ana Sayfa
  • İletiÅŸim

Erkeklerde Estetik Ameliyatlar

26 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

Estetikolgusu yanlızca kadınlara özgü bir şey değildir.. İlk olarak bayanlarımızın keşvettiği mükemmeliyete olan ilgiyi günümüzde beylerde doyasıya yaşamaya başladı.. Estetik hiç bir zaman kadınların özeli olmamıştır.. Erkeklerde pekala bu duyguyu tadabilir, daha güzel ve daha hoş görünmek onlarında hakkıdır..

Zamanın değiştiğini şuradan anlarız ki yıllar önce estetik cerrahi uzmanları ile görüşmek bepenmediği bir bölgesini estetik yaptırmak bunun anlaşılması korkunç derecede kişiyi utandırırken şimdilerde ise bu durum çok sıradanlaşmış ve rutin söyleşiler sıralamasında yerini almaktadır. Bu durumun başlıca nedeni ise teknolojinin bir hayli ilermesi ve estetik alanının bu teknolojiden son derece hızlı ve en iyi şekilde yararlanması olmuştur.

Erkeklerin açısından zaman değerlendirmesi yaptığımızda erkekler eskilerde estetik uygulamalarının para kaybı olduğu konusunda son derece ısrarlıyken bu zamanda bayanların en büyük destekçisi olması yanı sıra kendilerine de bu uygulamayı yaptırmayı içtenlikle düşünmektedirler.. Erkekler iş dünyasında daha kaliteli daha genç ve daha hoş bir görünüm ile kariyerlerinin doğru orantılı olduklarını bilmekte ve düşüncelerini buna göre yontmaktadırlar.

Eşler arasında ise estetik ameliyatlarının büyük bir önemi var.. Erkekler bir çok uygulama sonrasında çok daha güzel görünümlere kavuşan bayanlardan daha yaşlı ve bakımsız görünmek kesinlikle istemezler bu konudaki estetik uygulamalarda sırası ile fazla olan yağları aldırmak, büyük burunlardan kurtulmak, kepçe kulakları düzelttirmek olarak sıralanmaktadırlar.

2012 Estetik Cerrahi Yılı

25 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

Estetik cerrahi kişilerin kendilerine olan güveni yeniden sağlayan görsel anlamda kişileri olduklarından daha genç ve güzel kılan bunun yanı sıra kişinin vücudundaki fonksiyonle problemleride düzelten bir tıp dalı olarak karşımıza çıkmaktadır..

Estetik cerrahi operasyonları ile plastik cerrahiler kişilerin vücutlarında doğuştan ya da sonradan oluşan fonksiyonel problemleri giderebilmekte ayrıca bu bölgelerede doğal estetik bir görünüm kazandırmaktadırlar. Bu konudaki en iyi örneği burun estetiği ameliyatlarıyla verbiliriz.. Burunda sonradan yada doğuştan var olan problemler estetik uygulamaları sayesinde düzeltilmekte buruna estetik bir görünüm kazandırılmasının yanı sıra burunda var olan nefes alıp verme problemleride giderilmektedir..

Son yıllarda estetik cerrahi alanına olan ilgi gösteriyor ki artık estetik operasyonlarına karşı olan ön yargı ortadan yavaÅŸ yavaÅŸ kalkıyor.. Ameliyat sonrası duyulacak olan acı yada burun estetiÄŸi operasyonları sonrasında kullanılan tamponlar kiÅŸileri bu ameliyata olan kaygıyı gündeme getiriyordu.. Teknolojik ilermeler estetik dünyasında oldukça hızlı kullanılmakta artık ameliyatlar sonrasın aÄŸrılar en aza indirilmekte neredeyse morarmalar ve ÅŸiÅŸmeler hiç görülmemektedir. Kullanılan tamponların yerine artık silikonlu ve hastayı rahatsız etmeyecek uygulamalar yer almakta…

Kadınları Çılgına Çeviren Anlar

25 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Gün içinde stresli ortamlarda kalıyor ama her ÅŸeye raÄŸmen sakinliÄŸinizi koruyabiliyorken öyle anlar geliyor ki çılgına dönüyor ve kontrolden çıkıyor musunuz? O zamanlarda ne yapmanız gerektiÄŸini size fısıldayan birileri var! Åžimdi size düşen yazımızı okumak ve kriz anlarında bunları hatırlamak…

Kuaför Krizi

Aynanın karşısına otururken düz fon islediÄŸiniz söylediniz ama kuaför sizi düğüne gitmeye hazır hale mi getirdi. Sakın paniÄŸe kapılmayın. Bu kriz, aşılması en kolay olanlardan… Åžimdi sakinliÄŸiniz koruyun! Eve gelir gelmez hemen duÅŸa girip o garip görüntüden kurtulmak isliyor Alabilirsiz ancak harcadığınız nakit ve vakidi düşünerek bunu ertelemelisiniz. Saçlarınızı öne doÄŸru eÄŸerek iyice bir karıştırdıktan sonra kabaran saçlarınıza parlaklık veren serumunuzu da sürerek çok daha doÄŸal ve canlı bir görünüm elde edebilirsiniz.

Gelecek Planları Krizi

Henüz çok kısa bir dönemdir birlikte olduğunuz erkeğe gelecek planlarınızdan bahseder bahsetmez sizi daha az mı aramaya başladı. Krize girip, olayı büyütmenize gerek yok. O sizi daha az aradığı dönemde siz kendinizi sorgulayıp: bunu, bu adama gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğinizi kendi içinizde tartışın. Size attığı mesajlara heyecanınızı kontrol ederek cevap verir ve bu isteğinizi biraz daha kontrol altında tutarsanız kendiliğinden size geri dönecektir.

Eski Sevgili Krizi

Markette ansızın önünüze eski sevgiliniz çıktı ve yanında da niÅŸanlısı. Sizin ise yanınızda olan sadece ondan ayrıldıktan sonra aldığınız fazla kilolarınız ve elinizde diyet ürünleriniz var, panik yapmayın! Öncelikle derin bir nefes alın. Gülümseyin ve “merhaba” diyin. NiÅŸanlısını büyük ihtimalle sizinle tanıştırmak
istemeyecektir ancak siz yine de kibarlıkla onada selam verin. Halinizi hatırınızı sorarlarsa fazla detaya girmeden cevap verin. Sonrasında, eve koşarak gidip en yakın arkadaşınıza bağıra çağıra duygularınızı anlatabilirsiniz!

Dedikodu Krizi

ÇoÄŸu iÅŸ yerinde insanlar birbirinin ayajını kaydırmaya çalıştı lat. Bu liıi insanlar genellikle onun koltuÄŸuna oturmak için çamur bile atabilirler. Böyle insanların sizin üzerinize çıkmalarını önlemek ise sizin ne kadar soÄŸukkanlı davrandığınızla orantılıdır. Öncelikle sizin dedikodunuzu yapan kiÅŸinin kim olduÄŸunu öğrenerek iÅŸe baÅŸlayın. Daha sonra onu karşınıza alın ve tüm çalışma arkadaki arınızın içinde, böyle bir davranışı neden sergilediÄŸini sorun. EÄŸer dedikodular patronunuza kadar ulaÅŸmışsa patronunuza, bu dedikoduları çıkaran kiÅŸiyle yüzleÅŸmek islediÄŸinizi ve o sırada onun da odada bulunmasını islediÄŸinizi söyleyin. Sonrasını merak etmeyin, çorap söküğü gibi gelecektir. Ancak dikkat etmeniz gereken tek nokta, sakin kalmanız olacak…

En Yakın Erkek Arkadaş Krizi

Uzun yıllardır her şeyi paylaştığınız, her an yanınızda olan ve kardeş gibi gördüğünüz erkek arkadaşınızın size karşı farkı duygular beşlediğini mi öğrendiniz? Öncelikle uğradığınız yıkımı ona tadı seti bir dille anlatmanız gerekecek. Bu işin en kolay tarafıydı. Bundan sonra daha da dikkatli olmanız gerekecek çünkü eğer onunla ilişkinizi sonlandırmayı düşünmüyorsanız artık ona karşı daha mesafeli bir tavır sergilemeli ancak tamamen buz gibi de durmalısınız. Başka anlamlara kolaylıkla çekebileceği ve umutlanacağı cümlelerden uzak durmalısınız.

Sivri Dil Krizi

En akın arkadaşınızın ofisine gittiniz ve uzun süredir hoşlandığı erkeği gölükten sonra baladınız dedikoduya. Tanı onun hakkında olumsuz düşüncelerinizi sıralarken birde baktınız o çoktandır arkanızda ve tüm dediklerinizi duymuş. Arkadaşınızı ezil ettiğiniz gibi nasıl özür dilenmesi gerektiği de böyle anlarda bir krize dönüşür. Söylediklerinizi kıvırmanızın pek faydası yoktur. Öncelikle onun hakkında önyargılı bir tavır da sergilemiş olabileceğinizden bahsederek, belki de tam tersi bir insan olabileceğini anlatın. Daha sonra hu konuşmayı böyle bir ortamda yaptığınız için nc kadar utandığınızı belirten birkaç cümle kurun. Daha sonra ikisi için bir yemek ısmarlayıp, ikisine de kendinizi affettirebilirsiniz.

Kendinizle İlgili Bir Dedikoduyu Duyma Krizi

Yemekhanede sizin saçınızla ilgili yapılan bir yoruma ÅŸahitlik ediniz ve o anda konu, sizin saç renginiz ve size hiç yakışmadığı… Böyle anlarda kadınlar çılgına dönüyorlar ama bu konuÅŸmayı yapanlar sizin hiç tanımadığınız insanlarsa ve siz saç renginizden memnunsanız bu konuÅŸma hiç umurunuzda olmasın. Sancak sizin arkanızdan dedikodunuzu yapmalarına da asla göz yummayın. Onların yanına gidin, sakin olun ve saçınızdan çok memnun olduÄŸunuzu, ama bir dahaki boyatmada isterlerse onları da yanınızda götürebileceÄŸinizi mizahi bir dille söyleyip yanlarından ayrılın.

Teknoloji Krizi

Deniz kenarında gezinirken telefonunuz, elinizden kaydı ve suya düştü. Ve tabii ki beklendiği gibi artık çalışmıyor. İlk yapmanız gereken telefonu sudan mümkün olduğunca çabuk almak. Derhal SİM kartını ve bataryasını çıkarın. Bir havlu ile telefonun her yerindeki sulan temizleyin. Islaklığın tamamen yok olması biraz zamanınızı alacaktır, sabırla bekleyin. Telefonun tamamen kurumasını beklemeden şarj etmeye kalkışmayın. Eğer bir gün sonra telefonunuz hala çalışmıyorsa onu yetkili servise götürün.

Makyaj Temizleme Krizi

Akşam eve geldiğinizde saat 12 ye yaklaşıyor, tam uyumak üzeresiniz ama makyaj temizleme sütünüz bilmiş. Siz, akmış makyajla öylece kalakalmışsınız. Sakın bunu problem yapmayın eskiden her makyaj ürünü için ayrı bir temizleme losyonu mu varmış. Hemen nemlendirici kreminizi ahn ve makyajınızı çıkarmaya başlayın.

Mor Halka Krizi

işe aceleyle giderken ıslak saçınız yolda kurur ve kırmızı ışıklarda makyajınızı tamamlayabilirsiniz. Peki ya mor halkalar, onları nasıl yok edeceksiniz? Bunun için renksiz dudak nemlendiricinizi kullanabilir ve canlı bir görünümle güne merhaba diyebilirsiniz.

Deodorant Krizi

Evden acilen çıkmanız gerekiyor ve siyah kıyafetinizde deodorantınızın izinin çıktığını fark ediyorsunuz. Şimdi hemen elinize kuru bir havlu alın ve o yeri silin. Kâğıt mendili sakın o yere dendirmeyin, elbisenizin üzerinde beyaz topaklar bırakmasını istemiyorsanız tabii.

PiÅŸti elbise Krizi

Sevgiliniz size bir sürpriz yaptı ve uzun zamandır istediÄŸiniz o elbiseyi aldı. Tam da katılmanız gereken davet öncesi bu hediye o kadar güzel geldi ki… AkÅŸamki davete bir heyecan gittiniz ama kıyafetinizin aynısından baÅŸka birinde daha var! İşte kadınların çıldırma anı… Üzerinize alacağınız bir kot mont ya da ÅŸalla b durumu toplayabilirsiniz. Yoksa, olabilecek en uzak köşede, onun varlığından bir haber eÄŸlenmenize devam edeceksiniz.

Günün Yıldızlı Öğünü Kahvaltı

18 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Hareketli bir günün başlangıcında kimimizin işe, kimimizin okula gitme telaşında olduğu veya kimimizin de 10 dk daha uyuma isteğiyle yataktan kalkamadığı sabah saatlerinde kahvaltı çoğu zaman geçiştirilen bir öğün olur. Oysa ki yeni bir güne dengeli ve güçlü bir kahvaltıyla başlamak en sağlıklı beslenme davranışlarından biridir.

Kahvaltı öğününü atlayanlarda dikkat eksikliÄŸi, yorgunluk, gerginlik, öğrenme – odaklanma güçlüğü, iÅŸyerinde ya da okulda verimsizlik söz konusu olabiliyor. Özellikle çocukların ve gençlerin kahvaltıya önemli derecede gereksinimleri vardır. Öğün atlama, okul performansı üzerinde negatif etkiler gösterir. Sabah yapılan kahvaltı çocuÄŸun okulda daha enerjik ve daha baÅŸarılı olmasını saÄŸlar AraÅŸtırmalar, kahvaltı yapan çocuklarda ileri dönemde ÅŸiÅŸmanlık görülme oranının daha az olduÄŸunu kanıtlamıştır.

Kahvaltı yapmadığınız günlerde yorgun, bitkin ve neşesiz bir şekilde günün temposuna ayak uydurmakta zorlanabilirsiniz.

İlk kalori durağı!

Gece boyunca yaklaşık 10-12 saatlik uzun sureli bir açlığın ardından sabah vücudunuza hiçbir yakıt göndermezseniz metabolizmanızın savunma olarak kalori harcama potansiyelini yavaÅŸlatması kaçınılmazdır Sabah kahvaltınız yoÄŸun bir günün baÅŸlangıcında vücudunuzun ihtiyaç duyduÄŸu enerjiyi saÄŸlayacak ilk yakıtınızdır. Kahvaltıda aldığınız besinler azalan kan seker düzeyinizi normal seviyeye yükseltecektir. Basta beyniniz ve kaslarınız olmak üzere pek çok organınız ihtiyaç duydukları yakıta ve yaÅŸamsal pek çok maddeye kahvaltı sonrasında kavuÅŸabileceklerdir. EÄŸer sız bu enerjiyi bedeninizden esirger, açlık hissini dikkâte almazsanız kan sekeriniz daha da düşecektir. Kan sekerinin düşmesi (hipoglisemi) beyninizin glikoz ihtiyacına iÅŸaret eden sinirlilik, hırçınlık, gerginlik, algılama ve ifade etme güçlüğü, odaklanma bozukluÄŸu, düşünce karmaÅŸası, uyku hali gibi belirtilere neden olabilir. Kahvaltıyı atladığınızda öğlene daha çok acıkarak kalori içeriÄŸi yüksek besinlere yönelir ve daha sık atıştırma isteÄŸi duyabilirsiniz… Oysa ki günlük alacağınız toplam kalorinin %30-40 kadarını kahvaltıda almanız gerekmektedir Aksi halde kilo fazlalığı sorunu ile karsı karsıya gelebilirsiniz Yapılan çalışmalarda kilo sorunu olan kiÅŸilerin kahvaltı öğününü çoÄŸunlukla atladıkları gösterilmiÅŸtir.

Ayrıca düzenli kahvaltı alışkanlığı olmayanlarda kolesterol sorununun da sık görüldüğü ve kalp hastalığı riskinin arttığı belirtilmektedir.

“Kahvaltı edince daha çok acıkıyorum” diyenlerden misiniz?

Bu şekilde hissetmenizin nedeni tercih ettiğiniz besinlerin çeşidiyle ilgili olabilir. Aynı zamanda açlık hissi son derece sağlıklı ve kabullenmeniz gereken fizyolojik bir sinyaldir. Kahvaltıda sadece poğaça, börek, kurabiye veya meyve / meyve suyu tüketerek, açlık hissinizi tetikler ve vücudunuzun yağ depolamasını kolaylaştırabilirsiniz.

Gizli tuzaÄŸa dikkati

Kana hızla karışan bu tip besinler düşük olan kan sekerinizde hızlı bir artışa sebep olur. Ardından insülin salgılanması artar, kan şekeri birden düşerek açlık belirtilerini hızlandırır. Bu tuzağa düşmek istemiyorsanız kahvaltıda tokluk hissinizi uzatacak protein içerikli (süt, yoğurt, yumurta, peynir, fındık vb.) ve yanında rafine edilmemiş tahıl ürünlerini (tam tahıllı ekmek, kahvaltı gevrekleri) tercih edin. Kana yavaş kansan posa içeriği yüksek söğüş sebze ve meyveleri de kahvaltınıza ekleyebilirsiniz.

Somon DNA ile Mezolifting

18 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

DOĞALLIĞI BOZMADAN YAŞIMIZIN GÜZELLİĞİNİ YANSITMAK

Hızla gelişen teknoloji ve bilimin yaşam süremizi önemli ölçüde uzattığı bir dönemde yaşadığımız için şanslıyız. Tıptaki gelişmeler bize ine olmadığı kadar uzun ömürler vaad ediyor Bilim ve gelişen teknoloji sayesinde insanın yasam süresinin uzamasıyla yaslanma sürecini yavaşlatabilme veya geciktirebilme konusundaki çalışmalara da sürekli yenileri ekleniyor.

Zamanın hızla akıp gittiğini daha fazla hissettiğimiz günümüzde hepimizin dış görümümüze, güzelliğimize ve sağlığımıza verdiğimiz önem de aynı hızda artıyor, dolayısıyla yaşlanmayı daha doğrusu yaslı görünmeyi çok da kolay kabul edemiyoruz.

Daha güzel daha sağlıklı gözükmek isteği ile günümüz estetik dünyası da zamanla yarışıyor.
Yasımızın güzelliğini doğallıktan ayrılmadan yansıtabilmek, yasımızın güzeli ve sağlıklı olmak artık günümüzün yükselen trendi..

Vücudumuzun vitrini olan cildimiz yani derimiz aynı zamanda en geniş ve herkes için görünür bir organımız. Doğal olarak diğer tüm organlar gibi kronolojik olarak o da yaslanır. Cildimiz yaslandığında durumunu tüm dünyaya bildirir. Bu: zamana bağımlı bir süreç olup. kaçınılmazdır. Ancak diğer organlardan farklı olarak derimiz, doğrudan dış dünya ile karşı karşıyadır ve çevresel hasarın etkisiyle de yaslanır. Derimizin yaslanmasında en önemli çevresel faktör de güneşin ultraviyole ışınlarıdır.

Ancak cildin tek düşmanı güneş ışını değildir içtiğimiz sigara, ilaçlar, yanlış kozmetik kullanımımız, alkol, stres, kuvvetli mimiklerimiz, dengesiz beslenmemiz, uyku pozisyonumuz bile ve maalesef yerçekimi de cildimizin yaslanmasında katkılarını esirgemezler.

Yaşlanan derimizde de birtakım değişiklikler göze çarpar. Bunlardan en önemlisi: kuruluk, kırışıklık ve lekelerin artmasıdır Kuruyan deri kırışır, kırışan deri de daha çok kurur ve bu durum bir kısır dongu halini alır. Yaşlanan deri aynı zamanda mat ve soluk bir görünüm alır, elastikiyeti azalır ve tonus (derinin sıkılığı) kaybolur. Yerçekiminin etkisiyle de zamanla deride gevşeklik ve sarkma oluşur.

Her ne kadar yılların ilerlemesini durduramasak da cildin kırışmasını sarkmasını ve donuklaşmasını bazı önlemler ile geciktirmek ve sağlıklı tutmak mümkün. Kaybedilen nem. parlaklık ve pembeliği tekrar kazandırmaya yönelik tedavi protokollerinde bugün en başarılı olanların basında mezoterapi – mezolifting geliyor.

MEZOTERAPİ – MEZOLİFTİNG

Mezoterapi yöntemi: bazı özel ilaçların, vitaminlerin, eser elementlerin cilde çok küçük dozlarda enjeksiyonudur.

Mezoterapi deyince en çok bilinen selülit tedavisinde kullanılan mezoterapi akla gelir. Evet selülit ve lokal yağlanma sorunlarının giderilmesinde en etkili yöntemlerin basındadır, ancak mezoterapi sadece bu alanla kısıtlı bir tedavi yöntemi değildir Aslında mezoterapi; ağrılı hastalıklarda, ağrıyı lokal olarak uygulanan mikro enjeksiyonlar yoluyla kontrol altına alan ya da tedavi eden bir tıbbı uygulamadır Bu doğrultuda; romatoloji, eklem hastalıkları, spor yaralanmaları ve birçok ağrılı olguda başarıyla uygulanmaktadır.

Ancak estetikte de yukarıda söz ettiğim gibi selülit dışında cilt gençleştirme ve saç dökülmelerini önlemek amacıyla kullanılmakta ve gittikçe artan bir basarı grafiği çizmektedir.
Yüz gençleştirme amaçlı yapılan yöntem, Mezolifting olarak adlandırılmaktadır. Bu alanda yapılan araştırma ve çalışmalar son hızla devam etmekte ve her seferinde daha etkili ürünler kullanımımıza sunulmaktadır. Bu ürünlerden cok güzel sonuçlar aldığımız bir tanesi de SOMON DNA dır ve bununla yıllara meydan okumak artık mümkün.

Nedir bu Somon DNA (X-ADN), ne yapar da bizi gençleştirir güzelleştirir?

DNA; hücrenin kopyalanmasını ve genetik yapının yavru hücrelere geçiÅŸim saÄŸlar. Tüm canlılarda aynı kimyasal yapıya sahiptir ve protein sentezini yönlendirir. Bir hücrenin geliÅŸip, yasamasını saÄŸlayan olayları yönlendirir Derimizin yaÅŸlanmasıyla DNA’da da bozulmalar gözlenir.

Somon DNA ile yapılan mezoliftingde; somon sütünden elde edilen ve insan DNA’sına çok benzeyen yüksek polimerize DNA kullanılır. İnsan DNA’sı ile aynı kimyasal yapıya sahip olan Somon DNA’sı: mezoterapi yöntemiyle deri içine verildiÄŸinde, cilt hücreleri kendini yeniler ve onarır. Bu urun yüksek oranda su tutucu özelliÄŸe sahiptir, hacminin birkaç bin katı suyu tutarak, derinin nem dengesini saÄŸlamaya yardımcı olur. Unutmamalıyız ki, kırışıklığın önlenmesinde ilk ve en basit adım derinin nemlendirilmesidir

Somon DNA sının, aynı zamanda güneşin zararlı UV ısınlarını absorbe etme kapasitesi de çok yüksektir: dolayısıyla güneş ve/veya sigara nedeniyle bozulan ve kuruyan ciltleri tedavi eder. Derinin tekrar nemli, canlı ve parlak görünümünü kazanmasına yardımcı olur.

Derimizin tonusunu ve elastikiyetini artırarak sarkma başlangıcındaki derin kırışıklıkların önlenmesinde de kullanılır. Ciltteki yaslanmayı geciktirir. Kırışıklıkları tıbbi anlamda tedavi eder. Hassas ve kuru ciltlerdeki göz çevresinde oluşan ince kırışıklıkları giderir. Alındaki yerleşmeye yüz tutmuş yatay çizgileri hafifletir, yerleşmesini engeller. Hepimizin en sevmediğimiz ve olmasını istemediğimiz gözaltı torbalarımızın ve yaşlanmanın belirtisi olan dudak kenarlarındaki çizgilerimizi önlemeye yardımcı olur.

Somon DNA’sı: ince ve çok küçük iÄŸneler yardımı ile bir çok vitamin, mineral, aminoasit karışımı, mikrodolaşımı ve oksijenlenmeyi artıran maddelerle birlikte deri içine enjekte edilir. Enjeksiyon elle yapılmakla birlikte özel tabancası ile de yapılabilmektedir. Böylece iÅŸlem daha konforlu, acısız ve güvenli olmaktadır. Her ne kadar tabanca iÄŸne falan diyerek korkutucu bir tablo gözünüzün önüne serdiysem de henüz uygulama yatağından kaçıp giden olmadı…

İşin ÅŸakası bir yana gerçekten iÅŸlem acısız ve güvenlidir. Sadece uygulamadan 20 dakika önce cildimizi bir anestezik krem ile hazırlıyoruz. Uygulama 15-20 dakika sürüyor, o gun 6-8 saat yüzünüzü yıkamamanızı ve terleyecek aktivitelerde bulunmamanızı istiyoruz. Seanslar, kiÅŸinin cilt yaşı ve cilt tipine gore ayarlanmakla birlikte genellikle 3-4 hafta aralıklarla 3-4 kere uygulanmalıdır. Daha sonrasında ise cildinizin durumuna göre üç ayda bir veya altı ayda bir uygulama yapılır. Somon DNA’sı uygulaması: rahatlıkla diÄŸer tedavilerle birlikte uygulanabileceÄŸi için çoÄŸu zaman çildin ihtiyacına göre kombine tedaviler uyguluyoruz, ilk seansdan bir iki gün sonra deride canlı ve parlak görünüm hem kendiniz hem çevrenizdekiler tarafından fark edilmeye baslar, cilt gerilir, nem ihtiyacı azalır. İlerleyen zaman ve seanslarda DNA tamiriyle birlikte uzun vadeli kalıcı deÄŸiÅŸiklikler meydana gelir, ince kırışıklıklar dolar, cildin rengi açılır, akne izleri azalır. Özellikle yazdan çıktığımız ÅŸu mevsimde cildimizi hem güneÅŸ, nem ve denizin zararlı etkilerinden arındırmak hem de kışın zor ÅŸartlarına hazırlamak için somon DNA’lı mezolifling çok iyi gelecektir. 30 yasından sonra ise anti-aging amaçlı kırışıklık, kuruluk, sarkma ve lekelenme problemi olan herkese güvenle uygulanabilir.

Mezolifting tedavisinde kullandığımız diğer ürünlerden birkaçından daha kısaca söz etmek isterim Örneğin VİTAL dediğimiz dolgu ve mezoterapi arası bir uygulamamızın hammaddesi hyaluronik asittir. Bu madde vücudumuzda dokuları destekleyip dokuların nemli ve canlı kalmasını sağlar. Bol miktarda suyu bağlayarak genç ciltlere özgü taze görüntünün oluşmasına, uygun miktarda nemlenmesine, kırışıklıkların azalmasına neden olur.

Yine içerisinde 13 vitamin 23 Aminoasit 6 mineral 5 nukleık asit 6 koenzım ve hyaluronic acid olan NCTF HA 135 isimli bir ürünü de kullanıyoruz. Bu uygulama sonrasında cildiniz çok daha sağlıklı ve parlak, içerisindeki hyaluronic acid yani dolgu maddesi sayesinde de cok daha dolgun görünüyor. Aynı zamanda, cilde sıkılık ve form kazandırmak için kullandığımız CELLULİFT ile cildin kollajen sentezi aktive olur. Cildin elastikiyeti artar gerilir, kırışıklıklar hafifler ve cilt sarkması azalır.

MCDB 106 ise özellikle insan dermal hücrelerinin uyarılması için geliştirilmiştir. MCDB 106 nin içinde vitaminler, aminoasitler, mineraller ve aktif bileşenler olarak 4 ana bileşen (toplam bb madde) bulunmaktadır.

Estetikte Altın Oran Nedir ? Altın Oranın Tanımı

18 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

ESTETİK MÜKEMMELLİĞİN TANIMI NEDİR?

Estetik mükemmelliÄŸin sözlükteki karşılığına, hata kaldırmayan ölçüde göze hoÅŸ görünme diyebiliriz. DoÄŸadaki karşılığı ise Altın Oran’dır. Altın Oran. sanatçıların ve mimarların yüzyıllardır uyguladığı bir estetik kuraldır. Asıl hayranlık uyandıran ise sadece insanların deÄŸil, doÄŸanın da bu kusursuz oranı uyguluyor oluÅŸudur.

BANA ALTIN ORAN’IN RESMİNİ ÇİZEBİLİR MİSİN?

Abidin Dıno mutluluÄŸun resmini çizebilmiÅŸ mi bilemeyiz fakat Altın Oranı özellikle Rönesans dönemi sanatçılarına sorabiliyor olsaydık alacağımız cevap kesinlikle evet olurdu Bu dönemin sanatçıları Altın Oranı tablolarında ve heykellerinde, denge ve güzelliÄŸi elde etmek amacıyla sıklıkla kullanmışlardır. Leonardo da Vinci. Raphael, Rubens, Boticelli gibi sanatçıların birçok eseri altın oran ile estetik mükemmelliÄŸe eriÅŸmiÅŸtir. ÖrneÄŸin Leonardo da Vinci, Son Yemek adlı tablosunda, İsa’nın ve havarilerin oturduÄŸu masanın boyutlarından, arkadaki duvar ve pencerelere kadar Altın Oran’ı uygulamıştır. Aynı ÅŸekilde Da Vinci’nin Mona Lısa tablosunda da altın oran uygulanmıştır. Bu tablonun boyunun enine oranı altın oranı verir. Mısır’daki piramitlerde ve eski yunan mimarisinde de bu orana sıklıkla rastlanmaktadır.

DOÄžANIN KUSURSUZLUÄžU

Ağaçlarda, bitkilerde, hayvanlarda ve tabi ki insan vücudunda Örneğin insanın boyunun bacak boyuna oranı ve aynı şekilde parmak boğumlarının parmağa olan oranı Altın Orandır. Yüzümüz için de yine Altın Oran ölçümlemeleri geçerlidir.

Arı kovanlarında yaşayan dişi arıların sayısının erkek arıların sayısına bölündüğünde hep aynı sayı elde edilir. Yani 1.618

Çam kozalağındaki taneler kozalağın altındaki sabit bir noktadan kozalağın tepesindeki baÅŸka bir sabit noktaya doÄŸru spiraller (eÄŸriler) oluÅŸturarak çıkarlar, iste bu eÄŸrinin eÄŸrilik acısı Altın Oran’dır.

Fibonacci sayıları ve Altın Oran

MatematiÄŸin en ilgi çekici konuları arasında yer almaktadır, insan gözünün estetik açıdan sürekli olarak Altın Oran’a uygun ÅŸekil ve yapıları tercih etmesinde, doÄŸada bu orana hemen hemen her yerde rastlıyor oluÅŸumuzun etkisi büyüktür.

Günümüz teknolojisinde de bir çok alanda Altın Orandan faydalanılıyor Örneğin. Ipod Altın Orana göre ölçülendirilerek kusursuz güzelliğe ulaşmıştır.

KEOPS PİRAMİDİ VE ALTIN ORAN

Tarihte ‘Altın Oranın” ilk kullanıldığı yapı Mısır’daki Keops piramidi olarak bilinmektedir. Keops piramidinde tabanın yüksekliÄŸine oranı Altın Oranı yani phı sayısını vermektedir. Mısırlılar büyük piramit Keops’un yapımında sadece phi sayısından deÄŸil pi sayısından da yararlanmışlardır. Keops piramidinde pisagor teoremi (MÖ 500) ve Altın Oran’ın (Phi sayısı – MÖ 400) kullanılmasına raÄŸmen, piramidin yapıldığı zaman aralığında pisagor teoreminin bilindiÄŸine ya da Altın Oran’ın bilindiÄŸine dair yazılı bir kaynak bulunmamıştır.

Bu durum piramidin çözülemeyen ve gizemli yanlarından birini oluÅŸturmaktadır. Yapımının 30 yıl sürdüğü tahmin edilen Keops piramidi, dünyanın yedi harikasından birisi olarak günümüze kadar ulasan tek eserdir. MÖ 2600′lu yıllarda inÅŸa edildiÄŸi tahmin edilen Büyük Keops piramidini ilk kabul edersek. Allın Oran yaklaşık 4600 yıldır biliniyor ve kullanılıyor demektir.

YUMUŞAKÇALARDA ALTIN ORAN

Deniz dibinde yaÅŸayan ve yumuÅŸakça olarak sınıflandırılan bu canlıların kabuklarındaki kusursuz yapı Altın Oran’ın yasayan bir biçimidir. YumuÅŸakçaların kabuklarındaki kusursuzluÄŸu inceleyen bilim adamları, bu canlıların pek çoÄŸunun kabuklarının logaritmik spiral seklinde büyüdüğünü gözlemlediler. YumuÅŸakçalar için en ideal koruma olan ve tasarımındaki kusursuzluÄŸuyla dikkat çeken bu kabuklar; içten dışa doÄŸru büyüdükçe (gnom büyüme) kabuk Altın Orana göre ÅŸekillenmekte ve form kazanmaktadır.

” ..EÄŸer uygulama veya iÅŸlev unsurları açısından hoÅŸa giden ya da son derece dengeli olan bir forma ulaşılmışsa, orada Altın Sayı’nın bir fonksiyonunu arayabiliriz… Altın Sayı. matematiksel hayal gücünün deÄŸil de, denge yasalarına iliÅŸkin doÄŸal prensibin bir ürünüdür.”‘

SON SÖZ

Bundan sonra bir kozalağa veya kelebeğe bakarken içindeki matematiksel mucizeyi görebilmek ve kusursuzluğu tanımlayabilmek ayrı bir keyif verecektir.

Ultrasonic YaÄŸ Alma

16 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

Estetik cerrahi denilince akla ilk gelenler arasında yağ aldırmak denilebilir. Ultrasonic Yağ Alma; klasik liposuction ve-veya yağ alma yöntemlerinde görülebilen çökme, dalgalanma ve düzensizlik gibi vücut korttur sorunlarına çözüm aranırken tıbbın başka alanlarında kullanılan ultrasonic dalga tedavisinin estetik cerrahide de kullanılması ile adaya çıkmış bir yöntemdir. Bu sistemde ultrason dalgalarından yararlanılmaktadır.

Ultrason dalgalarının aktif frekansı yağ hücrelerine göre ayarlanmakta, yağ hücreleri bu frekanstaki etkinlikten dolayı eriyerek kaybolmaktadır. Böbrek taşının ultrason dalgalarıyla kırılmasında nasıl yalnız taş kırılıp böbrek dokusu ve vücudun diğer dokuları zarar görmezse. Ultrasonic Yağ Almada da yalnız yağ hücreleri erimekte, o bölge içinde bulunan damar, sinir sistemi bu dalgalardan etkilenmemektedir. Bunun sonucu olarak Ultrasonic Yağ Alma diğer müdahalelere nazaran hasta lehine önemli kolaylıklar ve faydalar sağlamaktadır.

1- Klasik Liposuctionda yağlar koparılıp emilirken yol üzerindeki yüzeysel damarlarda koparıldığından ameliyat sonrası o bölgede şişlik ve morluk meydana gelmektedir. Ultrasonic sistemde ise damarlar ultrason dalgalarından etkilenmediğinden, bu istenmeyen durum görülmez.

2- Klasik Liposuction deri ekleri arasında çildi tutan bağlantılar da zedelediğinden, o bölgede uzun süren hissizlik ve dalgalanmalar meydana gelebilir. Ultrasonic Yağ Almada bu tip durumlarla karşılaşılmaz.

3- Ultrasonic enerjiyle derinin derin yüzeyinin aktif uyarılması sonucu o bölgede gerçek bir lifting (germe) sağlanır. Dolayısıyla o bölgenin cildinde diğer sistemlerde olduğu gibi sarkma kalmaz. Tersine gerilir.

4- Ultrasonic Yağ Alma çok az zedeleyici bir girişim olduğu için hastanın ameliyat sonrası iyileşmesi de son derece kısa olur. Aynı gün evine gidebilir. Bir gün sonra yıkanabilir ve araç kullanabilir. İş yaşamından ve ev yaşamından feragat etmek zorunda kalmaz.

5- Ameliyat sonrası ağrı ve şişlik şikâyetleri son derece azdır.

Nerelere Uygulanabilir:

Vücudun her bölgesine, uygulanabilen son derece güvenli bir girişimdir. İnatçı karın yağları, jokey pantolonu biçimindeki yağlar, diz üstü, bacak içi, ayak bileği, bel kenarı, gıdı bölgesi, kol altı yağları ve hatta sutyen izi yaratan sırt yağları bu yöntemle inceltilir. Erkeklerde büyük meme problemlerinde, bayanlarda kolluk altına doğru uzanan meme kıvrımlarının düzeltilmesinde özellikle etkilidir. Çok İnce kanüllerle çalışıldığı İçin, ince bir delikten tüm işlem yapılabilmektedir. Kesi ve dikiş gerektirmez. Dolayısıyla iz kalmaz. Dokulara ve damarlara zarar vermeyen hassas kanüllerle çalışıldığından, minimal kızarıklık ve mor lekeler yapabilir. Bunlar maksimum 10 günde kaybolur. Klasik yöntemlere göre çok daha güvenlidir. Hızlı iyileşme sağlanır ve normal yaşantınıza dönmeniz çok daha kolay olur. İşlem bittikten sonra aynı gün evinize gidebilirsiniz.

Ultrasonic Yağ aldırmak için en uygun adaylar, vücutlarının belirli bölgelerinde aşırı yağ birikimleri bulunan, elastik cilde sahip normal ağırlıktaki kişilerdir. Özellikle vücut alt yansı, üst yarısından bir beden büyük olanlar için bu girişim idealdir. Fiziksel olarak sağlıklı, psikolojik açıdan dengeli ve beklentilerinizde gerçekçi olmalısınız. Yaşınız öncelikli bir önem teşkil etmez; bununla birlikte, ileri yaşa sahip hastaların cildi elastikiyetini kaybetmiş olabilir ve cilt yapısı daha Sıkı olan genç hastalarda elde edilen sonuçların aynıları elde edilemeyebilir. Genellikle uygulamanın hemen ardından bile gözle görülür değişiklikleri fark edebilmektedirler. Her zaman alınan miktardan daha fazla yağ kaybedilmektedir, çünkü ultrasonic olarak eritilmiş ancak emilememiş yağ parçacıları operasyondan sonraki ilk ayda kaybedilmeye devam ederler. Sağlığımız için kilo kontrolü ve sporu bir kenara asla bırakmazken, çözemediğimiz bazı vücut kontur bozukluklarımız için Ultrasonic Yağ Alma yöntemi bir alternatiftir.

İyi Bir Beslenme Stratejisi

16 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Yeni yıl ile birlikte herkes kendisine yeni hedefler belirler ama kaçınız daha sağlıklı olmayı hedefler? işte biz sizi düşünerek; vakit geçmeden daha sağlıklı olmanız için belirlediğimiz 10 beslenme stratejisi ile bu yolda ilk adımı atmanızı sağlayacağız. Hayatınızda yapacağınız bu değişiklikler ile bir önceki yıla göre daha sağlıklı olmayı hedefleyin.

Strateji 1 Sağlıklı, bir sindirim sistemine sahip olun: Sağlıklı bir sindirim sisteminin en temel öğesi diyetsel liftir. Yeterli lif alımı ile bağırsaklarınız düzgün çalışır, sindirim sisteminiz temizlenir ve bu şekilde sindirim sistemine bağlı hastalık riskinizi de azaltabilirsiniz. Diyetsel lif bitkisel kökenli besinlerden elde edilir. Eğer lif alımınızı artırmak istiyorsanız günde ortalama 5 porsiyon meyve ve sebze tüketmeye çalışın, işlenmiş besinler (beyaz ekmek, beyaz pirinç-makarna) yerine tam tahıllı besinleri (kepekli ekmek, bulgur, kepekli makarna) tercih edin. Diyetsel lif diyabet riskini azalttığı gibi kilo kontrolünde ve zayıflamada da etkin bir üstlenmektedir.

Strateji 2 Fazla kilolarınızdan kurtulun ve kilo yönetimini öğrenin: Yeni yılda fazla kilolarınızdan kurtulmak veya sağlıklı kilonuzu korumak vücudunuzu güzelleştireceği gibi çeşitli sağlık risklerini de azaltarak kendinizi daha sağlıklı hissetmenizi sağlayacaktır. Bunun için günlük beslenme planınızda ihtiyacınız olan besin öğelerini almanız ve besinlerden aldığınız kalorileri 5-6 öğüne dağıtmanız gerekir. Bu şekilde daha az acıkır, daha fazla kalori yakarsınız Günde en az 1.5 litre su içmeye calisin ve bunu tüm güne dağıtmayı unutmayın. Yağ oranı yüksek yiyecek ve içeceklerden uzak durun. Bunlar gibi yapacağınız değişikliklerin bir listesini çıkarıp her hafta birisini uygulayıp yasam tarzı haline getirmeye çalısın. Eğer bu değişikliklere rağmen kilo veremiyor veya kilonuzu kontrol edemiyorsanız belki de size özgü beslenme planınızı çıkartmanıza yardımcı olacak bir diyetisyene başvurma zamanınız gelmiştir ne dersiniz?

Strateji 3 Sağlıklı atıştırmalarla zinde kalın: Ara öğün yapıyor olabilirsiniz ama ara öğünde ne yediğiniz çok daha önemlidir. Ara öğünleri gerekli besin ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz bir yol olarak düşünmeniz gerekir. Ara öğünlerde taze veya kuru meyveler, az yağlı yoğurt, ayran, çiğ sebzeler ve az miktarda kuruyemiş tercih edilebilir.

Strateji 4 Meyve ve sebze tüketiminizi artırın ve çeşitlendirin: Meyve ve sebzeler yağ içermeyen, sodyum açısından düşük, C vitamini ve folik asit gibi elzem besin öğelerinin yanı sıra lif acısından da zengin besinlerdir. Bu özellikleri ile Kalp damar hastalıkları ve kanser gibi sağlık sorunlarından korunmaya yardımcı olmaktadır. Sebze ve meyve tercihinizde en koyu renkte olanları seçmeye çalışın ve mümkün olduğunca seçimlerinizi çeşitlendirin.

Strateji 5 Antioksidanların gücünden yararlanın: Vücuda zarar vererek, yaşlanma sürecini hızlandıran, cildin kırışmasına ve hastalıklara neden olabilen serbest radikallerin etkisiz hale getirilmesinde antioksidanların rolü büyüktür. Başlıca antioksidanlar A. C ve E vitaminleri, beta-karoten (A vitamini oncusu), selenyum ve çinko mineralleridir. Fitokimyasallar olarak bilinen flavonoidler (soya, nar, yeşil cay, yaban mersini), likopen (domates ve her türlü domates ürünü, kırmızı greyfurt karpuz) ve luteın (brokolı, Brüksel lahanası, ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler) de antioksidan olarak kabul edilir. Antioksidanların en bilinen özelliklen bağışıklı sistemini güçlendirmesidir. Bu nedenle kanser ve bir çok enfeksiyon riskini de azalttığı bilinmektedir.

Strateji 6 Omega-3 yağ asitlerini hayatınızdan çıkarmayın: Somon, uskumru, sardalye, ton balığı ve alabalık gibi birçok yağlı balık omega-3 yağ asidinin en zengin kaynaklarındandır iyi (HDL) kolesterolünüzü yükselerek, kötü (LDL) kolesterolünüzü ve trigliseridinizi düşürerek kalp-damar sağlığınızı korur. Ayrıca eklemlerdeki iltihaplanmaların ve depresyonun azaltılmasında olumlu etkilerinin olduğu bilindiği gibi bağışıktık sisteminizin güçlendirilmesinde de önemli bir rolü vardır. Bu etkileri sağlamak için haftada en az 2 gün balık tüketmeniz gerekir. Eğer balık sevmiyorsanız veya vejetaryansanız doktorunuza danışarak balık yağı kapsülleri ile de bu faydalardan yararlanabilirsiniz.

Strateji 7 Probiyotik-prebiyotik ürünleri kullanmaktan çekinmeyin: Probiyotık ürünler: kısmin sağlığı üzerine pozitif etki yapan yararlı, canlı mikroorganizmalar içeren gıdalardır. Probiyotikler bağırsak florasında dengeyi geliştirerek sağlığı olumlu yönde etkiler. Prebiyotikler ise kalın bağırsaktaki yararlı bakterilerin gelişimini ve aktivitelerini olumlu yönde etkileyen maddelerdir. Günümüzde probiyotik-prebiyotik ürünlerin ülser, bağırsak enfeksiyonlarını azalttığı, kabızlık ve spastik kolon hastalığına iyi geldiği, bağırsak ve kolon kanserini azalttığı, kalsiyum, demir, çinko, magnezyum, fosfor ve B vitaminlerinin yararlılığını artırdığı belirtilmektedir. Ayrıca laktoz intoleransı olan kişilerin probiyotik-prebiyotik ürünleri tolere edebildikleri bilinmektedir. Radardaki probiyotik-prebiyotik ürünlerin yanı sıra bunların eczanelerde hap veya karışım formlarını da bulabilirsiniz.

Strateji 8 Ruhunuzu da beslemeyi unutmayın: Kendinizi ruhsal olarak kötü mü hissediyorsunuz? Ve bunun suçunu da geçen yıllara mı atıyorsunuz? Belki de yanılıyorsunuzdur. Belki de ruh durumunuzu etkileyen beslenmenizdeki bazı hatalarınızdır. Evet! Besinler ruh durumunuzu ve beyin fonksiyonlarınızı deÄŸiÅŸtirebilecek en güçlü araçlardan biridir. Depresyonlarda sıklıkla folik asit. B12 vitamini. B6 vitamini ve omega-3 yaÄŸ asidi yetersizlikleri ile karşılaşılmaktadır. Folik asitten zengin olan besin kaynakları arasında kuru baklagiller ve koyu yeÅŸil yapraklı sebzeler bulunmaktadır. B12 kaynakları arasında ise beyaz ve kırmızı etler, balık, süt, yumurta ve yoÄŸurt yer alırken bu kaynaklar B6 vitamini açısından da zengindir ayrıca islenmemiÅŸ pirine, soya fasulyesi, yulaf, buÄŸday ürünleri, mercimek, yer fıstığı ve ceviz de B6′nın önemli kaynaklarındandır. Omega-3 yaÄŸ asitleri yaÄŸlı balıklarda, cevizde ve keten tohumunda bulunmaktadır. Depresyonun geliÅŸiminde ve önlenmesinde rolü olan mineraller ise kalsiyum, demir, magnezyum, selenyum ve çinkodur. Buna karşın saf ÅŸeker, doymuÅŸ yaÄŸlar, kolesterol ve iÅŸlenmiÅŸ besinler beynin düzgün çalışmasını engelleyebilir. Alkol tüketimi de hipoglisemiye neden olur ki bu da depresyonun sıklıkla görülen nedenidir.

Strateji 9 Çocuğunuzun beslenmesini önemseyin: Yasamın farklı dönemlerinde beslenmenizin vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığına emin olmanız gerekir. Bu dönemlerden en önemlisi de çocukluk dönemidir Dengeli bir beslenmenin çocuğunuzun ruhsal ve bedensel gelişimi üzerinde çok önemli etkisi vardır. Her zaman çocuğunuzun yeterli kaloriyi alıp almadığını bu kaloriyi doğru besin grupları ile karşılayıp karşılamadığını kontrol etme görevi ise sizlere düşmektedir. Bu dönemde özellikle kalsiyum, demir ve protein alımları ön planda tutulmalıdır. Çocuklarınızın sizi örnek aldıklarını asla unutmayın ve onlarla beraber kendinize de daha fazla özen gösterin.

Strateji 10 Harekete geçin: Egzersiz size fazla enerji verirken rahatlamanıza da yardımcı olur. Düzenli egzersizin ise yaşlanmanızı yavaşlatacağına ve birçok sağlık sorununu önleyeceğine dair pek çok araştırma vardır. Bu yararları düşünerek yeni yılda hangi sporları, hangi mekânda yapacağınızın kararını verip, hayatınızı değiştirmek sızın elinizde.

Zayıflama Hapları

14 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Son zamanlarda internet sitelerinde hangi sayfayı tıklasam karşıma sürekli bir zayıflama hapları çıkıyor, insanların hayatını riske atan bir çok kişininde ölümüne sebep olan bu tür ilaçların nasıl eczane raflarında yer bulabildiğine de hala bir anlam veremiyorum.Bu hafta madem ki böyle bir desteğe ihtiyaç duyuyorsunuz bu hapları seçerken nelere dikkat etmeli, zayıflama haplarının zararları nelerdir, ve zararları bulunan zayıflama hapları nasıl anlaşılır bunu paylaşalım istedim.

Türkiye’de zayıflamaya destek substramin etken maddesi bu tür ilaçların içinde aşın ve orantısız bir biçimde kullanıldığı için bir çok kiÅŸinin hayatını kaybettiÄŸini biliyoruz.

Bu ilaçları yapan firmalar sağlığa zararlı maddeler içeren ve reçeteli ilaç statüsünde satılması gereken bu zayıflama haplarını piyasaya daha kolay sürebilmek adına tarım bakanlığından onay alarak gıda destek takviyesi olarak gösteriyorlar ki Sağlık Bakanlığının denetiminden kolaylıkla kaçabilsinler. Sağlık Bakanlığının denetiminde olmadığı için bir çok insanı bu yüzden kaybediyoruz.

Ölümcül zayıflama haplarının diğer bir kısmında ise ülkemizde de yasak olan ephedra maddesi bulunmaktadır. Efedrin olarak ta bilinen Ephedra maddesi, geçen yıllarda piyasadan toplatılan bazı zayıflama haplarında anormal düzeyde kullanıldığı tespit edilmiştir.

Bu tür ilaçlar almadan önce özellikle sağlık bakanlığından onaylı, içerisinde prospektüs olmasına özen gösterin. Bunları kullanmak için sadece bu yeterli değildir kalp ve damar hastalığınız bulunuyorsa, karaciğer ve böbrekleriniz de bir sorununuz varsa, anti depresan kullanıyorsanız mutlaka doktorunuza danışın.

Cerrahisiz Operasyonlar

12 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Lazer Epilasyon Uygulamaları

Yaptığı başarılı cerrahisiz operasyonlarla ve müşteri memnuniyeti ile adından sıklıkla söz ettiren Dr. Erkan Aldemir..

Dr. Erkan Aldemir, son dönemde baÅŸarıyla gerçekleÅŸtirdiÄŸi iÅŸlem ve uygulamalarla Antalya’da, alanında konuÅŸulan isimlerden biri. Kendisiyle son dönemlerin estetik uygulamaları hakkında merak edilenler üzerine küçük bir sohbet etmek ve kendisinden edindiÄŸimiz bilgileri de sizlerle paylaÅŸmak istedik.

Dr. Erkan Bey, sohbetimize başlamadan önce başarıyla yapmış olduğunuz işlemleri, memnun ve büyük bir müşteri portföyüne sahip olduğunuzu biliyoruz. Bu başarının sırrı nedir?

Öncelikle çok teÅŸekkür ederim. En baÅŸta güven ve samimiyet, ayrıca yaptığınız iÅŸin arkasında her ne olursa olsun durabilmek. Tüm erkek ve kadınların özellikle 30′lu yaÅŸlarla birlikte yüz dokularının sarkması ve canlılığın giderek kaybolması gibi estetik kaygılarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Dr Erkan Aldemir, bu yeni yöntem hakkında ÅŸunları söylüyor: “Ultra V Lift Canlandırıcı yöntemi, sadece lokal anestezi ile çok hızlı bir ÅŸekilde gerçekleÅŸtirilebilen, deride yara izleri bırakmadan gerdirme iÅŸleminin cerrahisiz olarak uygulanabildiÄŸi yepyeni devrimsel bir yöntemdir. Yüz ifadesini deÄŸiÅŸtirmeden yüzü gerdiren ve yeniden konumlayarak, canlandıran bu iÅŸlemi özel koni polikliniÄŸinde bu uygulamaya baÅŸlamaktan çok mutluyuz.”

Dr. Erkan Bey sizi yeni yöntemler ve memnun bıraktığınız müşterinizin sizi ve koniyi konuşmalarından sıkça duyuyoruz. Bu ay bize hangi konu hakkında bilgi vereceksiniz?

Teşekkür ederiz. 16 yıllık emeğimiz emeğimize ve müşterimize duyduğumuz saygı etik kurallar içinde çalışmamıza borçluyuz. 8u hafta size ultra lift yüz askılama yöntemi hakkında bilgi vereceğim. Ultra V Lift (yüz asma yöntemi) Cildi germe ve toparlama yöntemi olarak son 1-2 senede tüm dünyada aşırı ilgi ile karşılaşan ULTRA V LİFT uygulaması, estetik de devrimsel bir yöntem olarak gözükmekte, uygun ellerde yapıldığında son derece basit ve risksiz bir yöntem. Yöntemin temeli cilt altına yerleştirilen iplerle o bölgeye lift uygulamak yani gerdirmek, yüz, boyun, göğüs ve kalçalar göz kapakları ise bu yöntemde en çok baş vurulan bölgeler.

Ultra V Lift nasıl bir yöntem?

Ultra V lift ve ya diğer adıyla asma yöntemi, deride her hangi bir yara ve kabuk izi bırakmadan, hızlı ve pratik bir şekilde gerçekleştirilen bir yöntem.

En çok hangi yaş grubuna ve nasıl uygulanıyor?

Sarkmaları toparlayabilen ve dolayısıyla yüzde genel bir gerginlik ve canlılık yaratan bu yöntemde insan dokusuna yabancı olmayan ve uzun bir süre dayanabilen Polilatit ve Kaprolaktondan yapılmış ipler kullanılıyor.8-12 ay içinde deri altında erimeye başlıyor ve aynı bölgede ipin yerinde bağ doku oluşmaya başlıyor. Bağ doku, yani sert doku gelişmesi ile birlikte deride toparlama ve sertleşme meydana geliyor. Bu yöntem kadın ya da erkek herkeste uygulanabilen bir yöntemdir. Bölgeye ve cilt yasına göre 25 li yaşlar itibari ile uygulanabilir.

En çok hangi bölgelerde uygulanıyor?

En çok yüz ve boyun ve göz kapaklarında uygulanmakla birlikte, göğüs ve kalça kaldırmak amacı ile uygulanabiliyor.

LAZER EPİLASYON

Epilasyonda nelere dikkat etmek gerekir?

Cildinize ve kıl yapınıza uygun lazer sistemi seçilmelidir.

Alexandrite lazerler: uzun zamandır epilasyon amacı ile kullanılan lazerlerdir. Türk insanı tipine en uygun lazer tipidir. Bu lazerler sadece açık cilt rengine sahip kimselerde kullanılabilirler. Koyu cilt renklerinde kullanımı önerilmez. Alexandrite lazerler kullanımı pratik lazerlerdir. Önemli avantajı uygulama alanındaki kılların hemen yüzeyden temizlenmesi sayesinde uygulama alanında uygulama sonrası kıl kalmaz. Bir miktar tüy uzar gibi olur ve dökülür. Ağrısı en az lazer epilasyon tipidir.

Nd-yag lazerler:

• Melanin tarafından oldukça az emilir.
• Bu nedenle çok koyu ciltlerde tercih edilir.
• Long pulsed tipleri tüylerin derin yerleşimli tüyler de iyi sonuç verebilir.
• Soğutma sistemi bunda da aktif olarak kullanılmaktadır.
• Alexandrite lazerin görmediği sarı yakın ayvacı kıllarda başarılıdır.

Lazer epilasyon öncesi dikkat edilmesi gerekenler

• Lazer uygulamasından önce en az 1 ay bronzlaşılmamalıdır.
• Uygulamadan 4 hafta öncesine kadar uygulama yapılacak bölgeye ağda, epilatör, depilatör cımbız uygulanmamalıdır.
• Uygulamadan 2-3 gün önce bölgedeki tüylere eğer öncesinde jilet uygulaması yapılmışsa jilet yapmak gerekir jilet yapılmamışsa sadece alt bacağa genital bölgeye kolluk altına yapmak gerekir.
• Lazer epilasyona başlamadan en az 3 ay önceden jilet yapılması gereken bölgelere jilet sürekli yapmak başarıyı arttırır.
• Uygulamadan önce cilde herhangi bir işlem yapılmamış olmalıdır. Kimyasal peeling yada cildi soyucu başka işlemler yada kremler kullanılmamış olmalıdır,
• Herhangi bir cilt hastalığı, yada alerjik hastalığınız varsa uygulayıcıya bildirilmesi gerekir.
• Uygulama öncesi sarartıcı krem kullanılmamalıdır.
• Uygulama öncesi tüy dökücü krem kullanılmamalıdır,
• Uygulama öncesi bir ay içinde solaryuma gidilmemiş olunmalıdır.
• Takip gerektiren tüm hastalıklarınızı ilgili merkezlerdeki doktorlara bildirin.
• Psoriosus (sedef) hastalıkları, epilepsi

Lazer epilasyon kimlere ve hangi bölgelere uygulanır ne kadar sürede biter?

Bay ve bayanlarda tüm bölgelere uygulanabilirin hızlı sonuç alacağını bölgeler sırasıyla bacak alt bölgeleri, özel bölge, kolaltı, bıyık, kol, yüz…

LAZER LEKE TEDAVİSİ

Leke tedavisinde başlangıç zamanını kaçırmayın. Leke tedavilerinde başarı sağlamak için lekenin iyi teşhis edilmesi gerekir. Ciltteki renk değişiklikleri, cilt lekeleri olarak adlandırılır. Cilt lekeleri hem kadınlara hem erkeklere en yaygın uygulama yaptığımız işlemdir. Cilt lekelerin bir çoğu özellikle yanak alın ve çenede yerleşir yüze kötü mat ve pürüzlü bir görünüm verir. Bunun dışında sırt göğüs ve el üstünde çıkabilir.

Sık uygulama yaptığımız Cilt lekeleri:

• Doğum Lekeleri
• Güneş Lekeleri
• Gebelik Lekeleri
• Yaşlılık Lekeleri
• Çiller
• Ton Farklılıkları

Leke tedavisinin süreci ciltteki lekenin yoğunluğunu ve derinliğine cildin yapısına göre değişir. Ciltteki ton farklılıkları veya sigaradan kaynaklanan mat görüntü tek seanslık bir uygulama ile giderilebiliyor.. Diğer lekeler birkaç seanslık uygulamalar ile giderilebiliyor. Her tip lazer uygulaması lekelerde başarılı olmaz aksine daha sıkıntılı durumlarda yaratabilir. Yaptığımız lazer bu konuda kendini ispatlamış bir lazerdir.

İşlem sonrası:

Lazer sonrası cilt kendini birkaç gün içinde toplar. Ciltte kızarıklık incelme gibi sıkıntılar yaşanmaz.
Lekeler açıldıktan sonra mutlak bir yıl uzmanımızın vereceği ürünleri kullanmakta fayda var, bu ürünler cildi yapılandıran aynı zamanda melanini baskılayan ürünlerdir.

Sayfalar: ◄ 1 2 3 4 ... 555 ►

stumbleupon

techme


Yeni Yazılar

  • Aging Management Estetik Uygulaması
  • SoÄŸuklar Cildinizi Bozmasın
  • Kadın Beslenmesi
  • DoÄŸum Sonrası Depresyon
  • Lazer Epilasyon
  • Sonbahar ve Cildimiz
  • Zayıflamak Mı Yoksa Kilonuzu Korumak Mı Önemlidir ?
  • Kozmetikte Organik Bakım Ürünleri
  • Cilt ve Saç Bakımı İçin Mucize BuluÅŸlar
  • El ve Ayaklarınızın Bakımı

Çok Okunanlar

  • Uçuk Nasıl Geçer
  • Estetik Doktorlara Hastalardan Sorular
  • Göz Altı Morlukları ve Tedavisi
  • Kepçe kulak EstetiÄŸi Fiyatları
  • YaÄŸ Aldırma EstetiÄŸi - Liposakşın
  • Çarpık Bacak ve Estetik Tedavi
  • Ben Aldırma Tedavisi
  • Estetik Operasyon Ücretleri
  • Estetik Video Görüntüleri
  • Estetik Maliyeti
  • Estetik

Kategori

  • Aesthetic Plastic Surgery
  • DiÅŸ EstetiÄŸi Uygulamaları
  • Estetik Güzellik Bilgileri
  • Estetik YaÅŸam Bilgileri
  • Hastalardan Bilgiler
  • Lazer Epilasyon Uygulamaları
  • Plastik Cerrahi Ameliyatları
  • Plastik Cerrahi DerneÄŸi
  • Plastik Cerrahi Fiyatları
  • Plastik Cerrahi Haberleri
  • Plastik Cerrahi Hastalardan Bilgiler
  • Plastik Cerrahi Resimleri
  • Plastik Cerrahi Videolar
  • Plastik Cerrahi İstanbul
  • Plastik Cerrahlar
  • Saç Ekimi Uygulamaları

Yeni Yorumlar

  • ismihan in Cerrahi Yanık İzleri Nasıl …
  • muhammed in Estetik Doktorlara Hastalardan…
  • zeynep karameÅŸe in 2011 Tekbir giyim pardesü mod…
  • alper yılmaz in Kepçe kulak EstetiÄŸi Fiyatla…
  • bahar in Kızlık Zarı Sorunu Bekaret …
  • muammer in DiÅŸ Teli Ücretleri FiyatlarÄ…
  • rıdvan in 2011 Erkek Mont Modelleri
  • günel gasımova in Göz Altı Morlukları ve Teda…

ArÅŸiv

  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • AÄŸustos 2011
  • Temmuz 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Åžubat 2011
  • Ocak 2011
  • Aralık 2010
  • Kasım 2010
  • Ekim 2010
  • Eylül 2010
  • AÄŸustos 2010
  • Temmuz 2010
  • Haziran 2010
  • Mayıs 2010
  • Nisan 2010
  • Mart 2010
  • Åžubat 2010
  • Ocak 2010
  • Aralık 2009
  • Kasım 2009
  • Ekim 2009
  • Eylül 2009
  • Haziran 2009
  • Mayıs 2009
  • Nisan 2009
  • Mart 2009
  • Åžubat 2009
  • Ocak 2009
  • Aralık 2008
  • Kasım 2008
  • Ekim 2008
  • Eylül 2008
  • Nisan 2008
  • Aralık 2007

Plastik Cerrahi | Plastik Cerrahi Haberleri | Estetik Ameliyatlar | Plastik Cerrahi Videoları | İletiÅŸim | Plastik Cerrahi Fiyatları | Plastik Cerrahi Resimleri | Plastik Cerrahi DerneÄŸi
Lazer Epilasyon Uygulamaları | Diş Estetiği | İstanbul Estetik Cerrahi | Lazer Epilasyon Uygulamaları | Plastik Cerrahi Hastaları | Estetik Saç Ekimi
Burun Estetiği Resimleri | Sitemap | Gizlilik Sözleşmesi