• Ana Sayfa
  • İletiÅŸim

Düzenli Spor Yaparak Hayatınızı Kontrol Altına Alın

11 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Hayatımızı daha iyi nasıl planlayıp kontrolümüz altına alabiliriz?

Her sene basında planlar yapar, yeni gelen yılla beraber hayatımızda artık bazı şeylerin değişme vaktinin geldiğini söyleriz. Artık bu sene hayatımızı daha iyi planlamayı hedefleriz. Yeni ajandalar alınır, buraya hedefler yazılır, planlar yapılır ve bir sihirli değneğin gelip, günlük hayatın koşuşturması ve telası içinde isteklerimizi rutinlerimiz araşma girmesini sağlayacağını düşünürüz.

Olur mu ?

Çoğu zaman olmaz. Çünkü bu planları gerçekten istemek, üzerinde detaylı düşünüp planlamak ve bunun için caba sarfetmek gerekir.

Biz ne yaparız ?

Genelde ilk hafta bu plana uymaya çalışır, sonra bahaneler üretmeye başlarız.

Hayatımızın akışına girer mi bu planlar ?

Çoğu zaman girmezler

Peki bizi gerçekten istediğimiz hayatı yaşamaktan ne alı koyar ?

Kendimize dürüstçe şu soruları sorabiliriz. Gerçekten istediğim hayatın içinde neler var? Örneğin düzenli spor yapma alışkanlığını hayatının rutinleri içine yerleştirmek isteyen bir kişiyi düşünelim. Öncelikle kışının bu isteklerini pozitif bir şekilde ifade etmesi önemlidir Çünkü beyin negatifle motive olmaz. Negatifi algılamaz.

“ÖrneÄŸin kilo almak istemiyorum, o yüzden spor yapmam lazım’cümlesı yerine. “SaÄŸlıklı olmak ve istediÄŸim kiloda kalmak için, düzenli spor yapmayı seçiyorum” ifadesi bizde spor yapmak için daha kuvvetli bir motivasyon oluÅŸturacaktır.

Düzenli spor yapmak benim şu anda yaşadığım hayatla uyumlu bir davranış mı?

ÖrneÄŸin çalışma saatleri düzenli olmayan bir kiÅŸinin haftasını programlarken sporu belli saatler içerisine koyması ve o saatlerin is saatleri ile çakışması durumunda kiÅŸinin motivasyonu etkilenecektir. Bu hedefi net, belirgin, ölçülebilir ve gerçekçi biçimde ortaya koymak çok önemlidir. “Ben haftanın ÅŸu günlerinde, ÅŸu kadar saat , ÅŸurada ve ÅŸu sporları yapacağım. O saatlerde bir sorun olabilecekse onu su ÅŸekilde deÄŸiÅŸtireceÄŸim” gibi bir plan. çok daha uygulanabilir bir plandır.

Bu hedefe kararlı bir şekilde inanmak ve bu davranışa rutin bir alışkanlık haline gelinceye kadar da devam etmek cok önemlidir. Aksı takdirde davranışlar alışkanlık haline gelmeden kalıcı olmazlar. Örneğin haftada 2 gün spor yapmak isteyen kişi, spor yapacağı mekana, yapacağı sporlara, gününe, saatine ve hangi sürede spor yapacağına karar vermezse tam olarak bu hedefi gerçekleştirmesi zordur.

Son olarak, hedefin gerçekleÅŸmesi durumunda bu süreçten etkilenecekler açısından deÄŸerlendirilmesi gerekir Çocuklarınız, eÅŸiniz, iÅŸ arkadaÅŸlarınız, dostlarınız sizin programınızdan etkilenecek kiÅŸilerdir. Planlarınızın iliÅŸkileriniz üzerindeki etkisini bilmek gerçekleÅŸme gücünü artırır. Çünkü genellikle aile ya da is sorumlulukları dolayısıyla planlardan vazgeçeriz. Planların sabun köpüğü gibi dağıldığı anlar vardır ve o anlara yakından bakarsanız erteleme halini görürsünüz Planlar deÄŸerlidir, bu nedenle hemen vazgeçilmezler, sadece ertelenirler. “Bu gün geç kaldım, spora zaman kalmadı… Amaaan bende baÅŸka gün gelirim!” cümlesini söylediÄŸiniz an erteleme makinesi harekete geçti demektir Bu makineyi durdurmanın yolu en basta tasarladığınız seçeneklere baÅŸvurmaktır, En iyi plan katı ve kesin kurallı olanlar deÄŸildir. Tam tersine en iyi plan esnek plandır. Esneklik demek içinde çeÅŸitli durumlar için seçenekler bulundurması demektir ki bu beraberinde önemli bir destek getirir: Süreklilik.

Kişinin spor yapmak konusundaki kararlığını bir şekilde hissedip, bu yolda azimli bir şekilde onu neyin tutacağına da karar vermesi gerekiyor. Bu süreç sporu yapma hedefini hayatının rutinleri içine koymak isteyen bir kişi için uygulanabileceği gibi diğer hedefler için de kullanılabilir. Tüm istekler bir şekilde zaman planına yerleştirildiğinde de artık kişi gün geçtikçe hayatını daha iyi programlar ve kontrolü altına almış olur.

Ara Öğünlerle Sağlıklı Molalar

11 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Yazın git gide kendini hissettirmeye başladığı su günlerde sağlıklı ve formda kalma konusu bir çoğumu; için biraz daha öncelikli bir hal almaya başladı. Hem incecik kıyafetler içerisinde daha fit olabilme isteği hem de bir an evvel bahar yorgunluğundan kurtulup daha enerjik hissetme ihtiyacı var içimizde. O zaman sadece kıyafetlerinizi değil, beslenmenizi de yaza uygun hale getirmenin tam zamanı!

SaÄŸlıklı beslenme denilince ilk akla gelen kavram az ve sık beslenmektir. Öncelikle 3 ana öğününüzü hiçbir ÅŸekilde atlamamanız gerektiÄŸini unutmayın. Metabolizmanızın daha verimli çalışabilmesi için bu öğünleri ara öğünlerle de desteklemek çok önemli. “Ne kadar az yersem o kadar iyi kilo veririm”, “Ara öğünlerimi yoÄŸunluktan dolayı atlıyorum” veya “Ara öğünlerde hangi besinlerden ne miktarda tüketmem gerektiÄŸini bilmiyorum” diyenlerdenseniz yazımıza göz gezdirmenizde fayda var.

Ara Öğünler Neden Bu Kadar Önemli?

Aslında ara öğünlerinizi bu kadar önemsememizin temelde 3 nedeni var;

Kan sekerinizi düzenlemek: İki ana öğününüzün arasındaki mesafe uzadıkça kan sekerinizde hızlı bir düsus gerçekleşir. Bu da hem gün içerisinde kendinizi yorgun, halsiz hissetmenize hem de bir sonraki öğüne çok aç olarak girmenize neden olur. Doğru ara öğünler yaparak kan sekerinizi belirli bir seviyede tutmanız gün içindeki performansınızı artırırken aynı zamanda ana öğünlerde daha kontrollü olmanıza ve gereğinden fazla miktarlarda yemenizin önlenmesine de destek olacaktır.

Metabolizmanızı hızlandırmak: DoÄŸru vücut ağırlığının kontrolü için metabolizma hızı en önemli etkenlerden bir tanesi. Burada yapmakta olduÄŸumuz vücut analizi ölçümleri sonucunda da belirleyebildiÄŸimiz “Bazal Metabolizma Hızı” denilen deÄŸer, sizin gün içerisinde hiçbir fiziksel aktivitede bulunmamanız durumunda harcadığınız enerjiyi göstermektedir. Bazal metabolizma hızınız yas. cinsiyet, yaÄŸ-kas oranı gibi bir çok faktörden etkilenir. Nasıl kı spor yaparak kas oranınızı artırmanız metabolizmanızın daha hızlı çalışmasını saÄŸlıyorsa, günlük beslenme planınızı ara öğünlerle desteklemeniz de metabolizmanızın daha fazla enerji harcamasına destek olacaktır. Daha hızlı çalışan bir metabolizma da daha kolay bir kilo kontrolü anlamına gelir.

Gerekli besin öğesi alımını sağlamak: Gün içerisinde herkesin yaşına, kilosuna ve gereksinimlerine özgü alması gereken besin öğeleri vardır. Sadece 3 ana öğün bütün bu gereksinimlerinizi karşılamaya yetmemektedir Ara öğünlerde yapacağınız sağlıklı secimler günlük vitamin ve mineral ihtiyacınızı karşılamaya da yardımcı olacaktır.

Peki Ara Öğünlerde Kaç Kalori Almam Gerekiyor? Günlük alınması gereken kalori miktarı ve bunun karbonhidrat, protein ve yağ oranları tamamen kişiye göre belirlenmesi gereken değerlerdir Genel bir öneride bulunmak gerekir ise. ara öğünler için önerilen kalori miktarı genellikle 100-200 kalori arasında değişmektedir.

Ara Öğünlerde Dikkat Edilmesi Gerekenler

• Ara öğünlerinizin zamanlaması doğru bir kan şekeri kontrolünün sağlanabilmesi için çok önemlidir. Her 2,5-3 saatte bir ufak da olsa bir ara öğün yapabilmeniz kan şekerinizin düşmesinin önlenmesine destek olacaktır.

• Tıpkı ana öğünlerde olduğu gibi ara öğünlerde de porsiyon miktarlarına dikkat edilmeli. Unutmayın ki, gereğinden fazla aldığınız kalorilerin tamamı vücutta yağ olarak depolanmaktadır Referans ürünlere göre kalorisi azaltılmış light ürünler ara öğünler için kurtarıcı olabiliyor ancak kalorisinin az olmasına güvenerek bir defada 2 paket diyet bisküvi tüketmeniz yarardan ziyade zarar getirecektir.

• Lifli besinler hem bağırsaklarınızın düzenli çalışmasına yardımcı olmak hem de uzun süre tokluk sağlamak adına ara öğünlerde tercih etmeniz gereken besin gruplarındandır. Meyve ve sebzeler, tam tahıllı ürünler, keten tohumu gibi destekler lifli besinlere örnek olarak verilebilir.

• Ara öğünlerde yer vermeniz gereken bir diÄŸer besin grubu da proteinlerdir Sadece karbonhidrat içeren bir ara öğün yaptığınızda bir sonraki oÄŸune kadar kan ÅŸekeriniz tekrar düşebilir ancak proteinli bir besini de ara öğününüze eklerseniz kan sekerinizin kontrolünü çok daha uzun süre saÄŸlamış olursunuz. ÖrneÄŸin elma beni acıktırıyor diyenlerdenseniz elmadan sonra 1 bardak süt içmeyi deneyin, daha uzun süre tokluk saÄŸladığınızı göreceksiniz…

Cildinizi Daha Sağlıklı Tutmaya Hazırmısınız ?

11 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Bu yazıyı okumaya baÅŸladıysanız öncelikle bir aynayı elinize almanızı ve kendinize hani denir ya “alıcı gözüyle” bakmanızı isteyeceÄŸim. Mutlaka size uygun, ilginizi çekebilecek küçük notlar bulacağınızı düşünüyorum. İsterseniz zamanın etkilerini en fazla hissettirdiÄŸi ve maalesef hiçbir ÅŸeyin altına saklayamadığımız yüzümüz, boynumuz, dekoltemiz ve ellerimize nasıl ilgi gösterebileceÄŸimizi gözden geçirelim.

Evet, objektif olarak kendimizi test etmeye hazır mıyız, yaşımızı güzel olarak yaşamaya, kendimizi daha iyi hissetmeye, cildimizi sağlıklı tutmaya?

En yaygın ve en bilineninden baÅŸlayalım. Hiçbir mimik yapmadan aynaya baktığınızda iki kasınızın arasında dik ÅŸekilde derinleÅŸmiÅŸ çizgiler var mı, ya da alnınızda yatay olarak yerleÅŸmiÅŸ çizgiler, ya da goz kenarında ve altında yerleÅŸmiÅŸ çizgiler veya en rahatsız edici olanı dudak üzerindeki dik çizgiler…

Bunların giderilmesi ve daha da derinleşmemesi için öncelikle Botox uygulaması ve ince dolgu uygulaması uygundur Dolgu ile mevcut çizgilerin altı hyaluronicasid ile doldurularak çizgiler giderilir. Ancak bu çizgilerin oluşma nedeni olan mimik hareketleri ile kırışıklıkların tekrar olmaması için o bölgelere botox yapılması gerekir. Böyle durumlarda botox ve dolgu uygulaması birbirini tamamlayıcı işlemlerdir.

Önemli bir konunun da altını çizmek gerekirse herkesin benzemekten korktuğu şişmiş ve hareketsiz yüzlerin hyaluronicacid dolgusu ve dozunda botoxla olması mümkün değil, ayrıca yanlış bilinen bir bilgi olarak botox yüzde veya dudakta şişme yapmaz sadece mimikle oluşan kırışıklığı giderir.

Bu bölgelerinizde herhangi bir yerleşmiş çizginiz olmayabilir, ama kaslarınızı çattığınızda (ki bunu farkında olmadan bilgisayara bakarken, güneşte veya uyurken de yapıyorsunuzdur) kas arasında veya kaslarınızı yukarıya kaldırdığınızda alnınızda veya içten güldüğünüzde göz kenarında hemen çizgiler belirginleşiyorsa:

Size de botox uygulaması gerekir, en azından koruyucu olarak ihtiyacınız olacaktır.

Dudak üzerindeki çizgiler sadece konuşurken belirginleşiyorsa hafif bir botox uygulaması çok iyi gelir.
Ağız kenarlarınız biraz aşağıya doğru sarkmış ve sizi mutsuz gibi gösteriyorsa; yine önerim botox olacak, yüzünüze pozitif bir duruş yerleşeceğinden emin olun.

Konuşurken veya hafif gülümserken yanaklarınızın yukarıya doğru kalkması ve ifadenize bir hoşluk katmasını isterseniz; Çene bölgesine uygulanacak özel bir botox uygulaması.
Boyun çizgileriniz belirginse veya dekoltenizde göğüs arasına doÄŸru dikine çizgiler varsa; biraz botox. biraz hyaluronıkacid’le revitalizasyon veya mezolifting veya laser genesisle cilt yenileme uygundur.

Burnunuzun ucunu hafif yukarıya kaldırmak isterseniz: Hafif bir botox uygulaması sizi memnun edebilir. Hiçbir mimik kırışıklığınız yok ama kaşlarınızı özellikle dış kısımlarından yukarı doğru kalkmasını isteyebilirsiniz;Tabii ki kas ve kemik yapınız uygun bulunursa, kasınızın dış bölgesine hafif bir dolgu uygulaması yapılabilir.

Küçük bir uygulamanın bakışlarınızı ne kadar değiştirdiğine inanamayabilirsiniz.

Burun kenarından ağız kenarına hatta çeneye doğru inen derin bir çizginiz varsa ve bu sizi olduğunuzdan yaslı ve mutsuz gösteriyorsa; bu bölgelere kalın dolgu uygulaması yapılır, kendini hemen gösteren bir uygulama olup yüzünüzün ifadesi değişmeden kaybettiğiniz cilt attı destek doku yenilendiği için anında 5-10 yas geriye dönmeniz mümkündür.

Yanaklarınıza baktığınızda biraz daha dolgun görünmesini istiyorsanız veya göz altınız yorgunluk veya zayıflıktan çökmüş görünüyorsa; dolgu uygulamasıyla bunu sağlamak çok çabuk ve acısız bir şekilde mümkün.

Yüzünüze bakarken elinizle de dokunurken yanak ve boyun bölgenizde bir gevşeklik hafif veya ciddi düzeyde sarkma hissediyorsanız; size önerim Titan uygulaması, laser genesis ile cilt yenileme, sıkılaştırıcı özelliği olan mezolifting uygulamalarından bin veya bunların kombinasyonları olacaktır.

Titan kızıl ötesi ışın ile yapılan, cildin dermiş tabakasını yüksek derecede ısıtarak fibroblast dediğimiz hücrelerden cildin elastikiyetini sağlayan kollagen ve elastinin yapımını uyaran özel bir uygulamadır. Acelesi olanlara önermem çünkü maximum etkisine yavaş yavaş 5-6 ayda ulaşıyor ve cilt yapınızı en az 5 yıl öncesindeki haline gelmesini sağlıyor.

Laser genesis cildin elastikiyetini artıran, ciltteki kızarıklığı gideren ve cilt tonunu düzenleyen, gözenekleri sıkılaştıran, ölü hücrelerden arındıran canlı, parlak bir görüntü sağlayan kısaca cildi yenileyen bir uygulamadır.

Mezolifting; cildin ihtiyacı olan vitamin, mineral, aminoasit gibi bir cok bileşeni, cilt dolaşımını artıran, kollagen yapımını uyaran maddeleri içeren özel bir karışımın ince iğneler ile cilt içine özel bir teknikle verilmesi olup sonuç çok memnun edici olmaktadır.

Titan sadece yüz ve boyunda değil cilt sıkılaşması istediğimiz tüm bölgelerde kullandığımız başarılı sonuçlar aldığımız bir uygulamadır. Kol sarkmalarında, karın cildi gevşekliklerinde, bacak içi sarkmalarında sıkılaştırmak için ve popo kaldırma amaçlı olarak da uygulanmaktadır.

Dudaklarınızın kenarında hafif çizgilenmeler görünmeye başladıysa veya dudak kontürünüz belirginleştiğinde dudak kıvrımlarınızın size daha hoş bir hava vereceğini düşünüyorsanız ya da biraz hacimli bir dudak istiyorsanız;

tabii ki dudağa özet dudak dolgusu bu ihtiyaçlarınızı veya daha fazlasını karşılayacaktır.
En etkili uygulama mezoterapi (mezolifting) olacaktır. Burada cilde en uygun olanına karar vererek hücre yenilenmesi, onarılması, anti-aging etkili Somon DNA mezoterapisi. veya lifting etkili sıkılaştırıcı mezoterapi veya nem ihtiyacını karşılamak için hyaluronic acid içerikli mezoterapi uygulanabilir. Bunlar 2-3 hafta aralıklarla ihtiyaca göre kombinasyon yapılarak kür halinde uygulanır. Ayrıca birlikte veya tak basına Laser Genesis kürü uygulanabilir.

Yine bunlarla kombine olacak şekilde veya tek başına revitalizasyon uygulaması veya kimyasal peeling (mevsim uygunsa) yapılabilir.

Bu uygulamalar yüzle birlikte boyun ve dekolteye ve özellikle ellere de uygulanabilir. Yüzünüzden sonra bir de ellerinizi kontrol ederseniz ve evet ellerimin de yüzümün ve dekoltemin cildi kadar özene ihtiyacı var diye düşünüyorsanız; Öncelikle hyaluronic acidli revitalizasyonu öneririm 2-3 seans vital uygulaması (dolgu ve mezoterapi arası bir uygulamadır) ile muhteÅŸem sonuçlar alabilirsiniz. Ellere yine mezoterapi ve laser genesis de uygulanabilir. Evet yüzünüze dekolte ve ellerinize baktınız ama hiçbir sorun göremediniz, cildiniz gergin, canlı, parlak, kırışıklık yok. gayet saÄŸlıklı görünüyorsa. Öncelikle ne mutlu size… Belirli aralıklarla dermokozmetik bir ürünle cilt bakımı, arada mezolifting veya laser genesis gibi cilde destek uygulamalar yaptırırsınız aynı tazeliÄŸi hep yasarsınız.

Her daim saÄŸlıkla ve güzellikle…

Şimdi cildinizi leke yönünden bir inceleyin, yaygın bir lekeniz mı var, yoksa belirgin bir şekilde bazı bölgelerde bir veya birden fazla mı, dekoltenizde de var mı, akne izlerinden kalan lekeler mi, güneşten mi yoksa yaşlılık lekeleri mi?

Leke tedavisi en zor ve sabır gerektiren tedavilerdendir ve birçok nedene baÄŸlı olabilmektedir, bu nedenle iyice incelenmesi ve hangi tedavinin uygun olduÄŸuna hekim tarafından karar verilmesi gerekir. Leke tedavileri arasında en yaygın kullanılan AHA’lı kimyasal peelingdir. Ayrıca TCA ile kimyasal peelıng, IPL veya laser ile yapılan leke tedavileri mevcuttur.

Leke sorununu sonbaharda irdelememiz daha uygun olur çünkü yaz döneminde leke tedavisi yapılmaz, sadece herkese önerim en az 30 faktörlü bir güneş koruyucusunun düzenli olarak kullanılması olacaktır. Güneş koruyucu kremin cok yüksek faktörlü olması gerekmez, önemli olan dışarıda olduğunuz saatlerde 3-4 saatte bir yenilemenizdir.

Yüzünüze baktığınızda cildinizin nemsiz veya ince kırışıklıları bulunan veya donuk, mat, cansız, solgun veya gözenekleri geniÅŸlemiÅŸ olarak – ki bunların hepsi bir arada da olabilir – veya bir sorunu daha baskın olarak görüyorsanız;

Terleme Botoksu

11 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Haberleri

Yaradılışımız gereği hep daha iyisini, daha konforlusunu, daha kalitelisini isteriz, hayatımızı kolaylaştıran her şeyi hemen benimseriz, tercihlerimiz de mümkün olabildiği ölçüde bu yönde olur. Aşırı sıcağı sevmeyiz, soğuktan hoşlanmayız, yorulmak istemeyiz, hep daha iyisini, kolayını ve rahatını ararız.

Teknoloji ve bilim de insanlığın bu güdüleri doÄŸrultusunda sürekli kendini yeniliyor, bizlere her ÅŸeyin bir üstünü sunmaya devam ediyor, Kendimizi medeni insanlar olarak niteleyen bizler ise bunlardan bolca yararlanıyoruz. Bazı ÅŸeyler var ki varlığını bilmeyiz veya biliriz de tatmadığımız, denemediÄŸimiz için önemsemeyiz veya gereksinim duymayız. Ama bir kere denediÄŸimizde, hayatımıza soktuÄŸumuzda ise ‘ah neden daha önce keÅŸfetmemiÅŸim” diye hayıflanabiliriz.

Bunlardan birinin de bölgesel terleme sorunumuzu gidermek için yapılan botox uygulaması olduğunu düşünüyorum.

Kendinizi, en olmadık zamanlarda kıyafetinizin ter yüzünden özellikle koltuk altı bölgesinin ıslanmış, lekelenmiÅŸ, bu yüzden ceketinizi çıkartamadığınız veya bir ÅŸeyleri üstünüze alarak kapatmaya çalıştığınız halde düşünün. Bu: havanın sıcaklığından olabilir veya stresten veya bir olaya sinirlenmenizden, ya da biraz fazla heyecanlanmanızdan olabilir. Mutlaka böyle anlar çok basınıza gelmiÅŸtir, tut ki size olmadı ya da kendinizdeki böyle bir durumu fark etmediniz ama o durumda olan birçok kiÅŸiyi siz eminim fark etmiÅŸsinizdir ve yüzünüze nahoÅŸ bir ifade ister istemez oturmuÅŸtur. Bir de bu terlemeye bakterilerin kontamine olması ile oluÅŸan kötü koku eklenince yapacak fazla bir ÅŸey kalmıyor, eve gidip duÅŸ alıp, kuru kıyafetler giymeyi her ÅŸeyden çok istemek dışında…

Hele bu durum özel bir anınız ise, nişanınız veya düğününüz, veya herkesin gözünün sizin üzerinizde olduğu bir toplantıda, söyleşide olmanız veya eşinizle sevgilinizle yakınlaştığınız bir zaman dilimi. Böyle sıkıntılı anları mutlaka hepimiz kadın erkek fark etmez yasıyoruz ama bazılarımız biraz daha vahim olarak yasıyor.

Böyle sıkıntılı anlar yaşamamak, kendinizi kötü

hissetmemek için size önerim yılda bir kez terleme botoxu yaptırmanız, göreceksiniz “oh be ne rahatmış, ÅŸimdiye kadar çektiklerime deÄŸmezmiÅŸ” diyeceksiniz. Terleme botoxu ile ilgilenen kiÅŸilerin ilk sordukları ÅŸey doÄŸal olarak “saÄŸlığıma zararlı mı?, terlemeyince vücudumuzdaki toksinler nasıl atılacak?” gibi sorular. Bunun yanıtını isterseniz su bilgilere göz atarak verebiliriz.

Terleme fonksiyonu öncelikle insanın yasaması için vazgeçilmez bir öğedir ve vücudumuzu asın ısınmadan korur yani bir çeşit klima gibi görev yapar.

Bir büyük ter damlasının yaklaşık 1 litre kanı 1 derece soÄŸutabildiÄŸin! öğrenmek ÅŸaşırtıcı olabilir. Normal bir yetiÅŸkinin ortalama kan hacminin 5 litre kadar olduÄŸunu düşünürsek özellikle…

Vücut termoregülasyonunda rol oynayan ter bezleri vücudumuzun çeşitli yerlerine dağılmış olarak yaklaşık 2 ile 4 milyon adet kadar bulunur. En yoğun olarak ayak tabanı, avuçlar, alın ve yanaklar ile koltuk altındadırlar.

Ter bezleri otonom yani istem dışı çalışan sinir sistemi komrolündedir. aşırı ter üretimi olarak bilinen hiperhidrozda bu sınır sisteminin fazla uyarılmasının rolü bulunmaktadır.

Temel fonksiyonu ısı düzenlenmesi olan bu bezlerle vücuttan bazı toksik maddeler ve tuz da atılır Homeostazisin gereği olarak dış ortamla vücudumuzun arasında ve vücudumuzun değişik kompartmanları arasında devamlı bir madde ve sıvı değiş tokusu olmasına karşın mevcut sabitlik hep korunur.

GÜNLÜK ALINAN SIVI MİKTARI
Sıvı ve katı besinlerle 2100 ml
Karbohidrat oksidasyonu ile 200 ml
Toplam 2300 ml
GÜNLÜK ATILAN SIVI MİKTARI
Solunum yolu ile 350 ml
Deri yolu ile 350 ml
Feçes ile 100 ml
İdrar ile 1400 ml
Terleme ile 100 ml
Toplam 2300 ml

Yukarıdaki bilgiler Textbook of Medical Physiology’den alınmış olup, görüldüğü gibi vücudumuza alınan günlük sıvı miktarı ile atılan sıvı miktarı birbirine eÅŸittir. Normal koÅŸullar altında solunum sisteminden buharlaÅŸma ile ve deriden difüzyon yolu ile atılan sıvı miktarı (700 ml) terleme ile atılandan (100 mi) çok çok daha fazladır. Bu deÄŸerler tabi ki normal ÅŸartlar altında olan deÄŸerlerdir, sıcak veya asın egzersiz durumunda bu rakamlar deÄŸiÅŸebilir.

Burada üzerinde durmak istediğim husus bölgesel olarak terleme fonksiyonunun azaltılması veya geçici olarak durdurulması vücudumuzun homeostazisini yani dengesini bozmaz. Bu dengeyi vücudumuz herhangi bir patoloji yoksa kendisi rahatlıkla korur. Görüldüğü gibi zaten vücudumuzdan atılan sıvının çok az bir miktarı terle atılıyor, kaldı ki biz sadece koltukaltı gibi bir bölgedeki ter bezlerini inaktif hale getiriyoruz. Kelime anlamı asırı terleme olan hiperhidroz; kişide ter bezlerinin uyarana fazla reaksiyon göstermesi anlamına geliyor.

Burada önemli bir nokta var ki; Hiperhidroz sadece elleri, yüzü, ayakları ve koltuk altını etkilediÄŸinde buna “primer hiperhidroz” denir, bu asın terleme probleminin bağımsız bir durum olduÄŸunu ve altta yatan baÅŸka bir saÄŸlık sorunu ile iliÅŸkili olmadığı anlamına gelir. Hiperhidroz baÅŸka bir saÄŸlık sorunundan veya ilaçtan kaynaklanıyorsa buna “sekonder hiperhidroz” denir. Bunun için terleme sorunu ile gelen kiÅŸide öncelikle bu semptomu gösterebilecek hastalıklar (hormonal. nörolojik bozukluklar, kanser, kronik enfeksiyonlar, menapoz. anksiyete bozuklukları gibi) ekarte edilmelidir. Sonuç olarak koltuk altındaki ter bezlerinin aktivitesinin botox uygulanarak durdurulması ile vücudumuzun normal fizyolojik fonksiyonlarında bir kayıp bir eksiklik bir bozukluk meydana gelmez Hatta diÄŸer terleme tedavileri arasında en zararsız, en doÄŸal ve en uygulaması kolay, konforlu olanı botoks uygulamasıdır. Bu tedavide önce terlemenin yoÄŸun olduÄŸu bölgeyi tespit için küçük bir iyot testi yapılır, ardından 20 dakika kadar anestezik krem ile beklenir. Ve çok ince uçlu insülin iÄŸneleri ile fazla bir acı duymadan kısa sürede iÅŸlem tamamlanır.

Etkisi 1 hafta içinde başlar ve 6-8 hatta 10 ay kadar sürer. Bu kişiden kişiye değişmekle birlikte eğer kişide yoğun hiperhidroz yoksa genelde yılda bir kere yeterli olabilmektedir.

Buna raÄŸmen sadece daha iyi hissetmek için 2 yıldır uyguluyorum ve konforlu olmak adına herkese önerebilirim. SaÄŸlıklı ve kaliteli bir yaÅŸam dileÄŸiyle…

Bu Yaz Bikini Giyebileceksiniz!

11 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Plastik Cerrahi Ameliyatları

En büyük aÅŸkımız “O”

Evet biliyorum, hayatımızın en içinde olan ve en polemik yapılan konulardan biri bu; formda görünen bir vücut…

Her gün gazetelerde, dergilerde, internet sitelerinde, tv programlarında zayıflama, güzellik, fit olma, diyet gibi konulardan, manken vücutlarından geçilmiyor, herkes zayıf ve selülitsiz olmaya, belli oranlarda ve ölçülerde olmaya özendiriliyor. Her şey daha estetik ve güzel olmak için yapılıyor.

Diğer taraftan ise bu duruma karsı çıkan bir görüş var ki; herkes manken ölçülerinde olmak zorunda değil, kilolu kişiler de o haliyle mutlu ve güzel olabilir diyen, şişmanlığın tadını çıkarın, şişmanlar öldü de, zayıflar ölmedi mi diye ironi yapan Zayıflama ve zayıf kalma mücadelesinin getirdiği stresin daha ağır olduğunu ifade eden.

Benim görüşüm ise öncelikle sağlıklı olmak, ister zayıf ister kilolu olalım ama sağlığımızı tehdit eden bir durum söz konusu olmasın. Elbette kilonun, özellikle bel ve karın bölgesinde yoğunlaşmış yağ dokusunun hipertansiyon, diabet, kalp krizi gibi önemli hastalıklara davetiye çıkardığını biliyoruz, uzun süredir bunlar bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.

Ama bunun tersi de geçerli, zayıflık da birçok hastalığa neden olabiliyor. Önemli olan kiÅŸinin saÄŸlıklı olduÄŸu sürece kendisini bulunduÄŸu kilo ve siluette mutlu hissetmesi, vücuduyla barışık olması, kendisini beÄŸenmesi…

Hepimiz güzel görünmek, giydiÄŸimiz kıyafetin yakıştığını hissetmek, karşı cins tarafından beÄŸenilmek isteriz. Gerçi bu konuda biz kadınlar için tam da böyledir diyemeyeceÄŸim, laf aramızda kadınların öncelikle hemcinsleri tarafından beÄŸenilmek, biraz kıskançlık içeren bakışları hissetmek hoÅŸuna gider. Formda görünmek konusunda sadece kadınların muzdarip olduÄŸunu, bir tek onların ilgilendiÄŸini sanmayın, erkekler de bu konuda hassas ama çoÄŸu karın ve bel bölgesinden tasan fazlalıklara “aÅŸk simidi” adı vererek sempatik göstermeye çalışıp kolaycılığa kaçıyorlar.

Hastalarımla sohbetlerimden biliyorum ki birçoÄŸumuz Ajda’nın yüzüne deÄŸil belki ama o yasta o vücuda sahip olmasına hayran. Hayran olmamak da mümkün deÄŸil, çünkü ardında çok büyük bir emek var, yatırım var. Herkesin öyle olması gerekmiyor tabii ama kabul etmek gerekir ki herkes fazla kilolarından özellikle bölgesel birikmiÅŸ yaÄŸ dokularından ve selülitlerinden kurtulmak istiyor.

Bazılarımız istiyoruz. İs emek vermeye zaman ayırmaya gelince vazgeçiyor, tembellik ediyor, buna da mutlaka bir gerekçe buluyoruz.
Bazılarımız kolay, kolay olduğu kadar da yanlış yöntemlere başvuruyor, ilk baslarda iyi gidiyor gibi görünüyor ama sonunda hüsrana uğruyor, ya sağlıklarından oluyorlar ya da ilk başa dönüyorlar, hatta daha kötü sonuçlarla karşılaşıyorlar.
Ama bir grup var ki sağlıklı olan her şeyi yapıyorlar diyetine dikkat etmek, sporunu düzenli yapmak gibi, yinede bir turlu yerleşmiş yağlardan kurtulamıyorlar.

özellikle bu grup için destek olacak, vücudun fızyolojisiyle uyumlu, metabolizmayı motive edecek invaziv olmayan dışarıdan uygulanacak bir yönteme gerek duyuluyor, işte bu noktada devreye biokavitasyon yöntemi giriyor.
Uzun bir süredir bize yakışır iddialı, etkili ve güvenli bir cihaz araÅŸtırmamız sonucunda. Cavitation yöntemini Renevva’ya getirdik.

Bu yöntemi uyguladığımız ve daha seansları devam eden Sinem Hanımın (onu tanımayanız yoktur sanırım, öyleyse de böyle renkli bir kişiliği tanımamış olmak sizin için büyük kayıp) dediği gibi:
Artık “O” biz kadınların en büyük aÅŸkı…
Böyle bir cihaz almaya karar verişimizde etken olan ve bu süreç içinde gelişmeleri ve beklentileri paylaştığımız birçok üyemiz ve hastalarımız oldu. Bu paylaşımların bizi doğru yönlendirdiğine ve verdiğimiz kararın isabetli olmasına çok katkısı olduğuna inanıyorum. Yeni bir cihazımızın geldiği ve tedavi seanslarımızın başladığı konusunda mail ve afişlerimizle üyelerimizi bilgilendirdiğimizde ilk görüşmemi Aysun ŞERBETÇİOGLU ile yaptım.

Doğruyu söylemek gerekirse Aysun Hanım ile ilk karşılaşmamdı, daha önce ne bu konuda konuşmuştuk ne de başka bir uygulama nedeniyle karşılaşmıştık. Ama sonra öğrendim ki kendisi uzun suredir üyemiz hem de düzenli spor yapan devamlı bir üyemizmiş. Ben cihaz hakkında bilgi vermek ve sonra da sağlık durumunu öğrenmek için anamnez almaya çalışıyordum, ama dersine çok iyi çalışmış bir öğrenci gibi Aysun Hanımın (belli kı daha önce bir araştırma yapmış ve inanmış.) çok hazırlıklı olduğunu gördüm.

Sağlığı ile ilgili olarak da cihazı kullanmamıza engel bir durumu yoktu ama yine de bazı tetkikler istemem gerekiyordu. Onları da yaptırıp geldikten sonra seanslarımıza başlayabilirdik. Bu arada nasıl hissedeceğini özellikle duyacağı sesi anlaması için küçük bir demo yaptık.

Seanslar başlamadan önce diyetisyen randevumuzu aldık ve diyetisyenlerimiz tarafından X-Scan cihazı ile vücut analizi ile birlikte değerlendirme yapıldıktan sonra her seans sonrası ilk 5 gün nasıl yağdan ve basit karbonhidratlardan fakir besleneceği üzerine kendisine bilgi verildi.

Aysun Hanım nasıl baslarken iyi bir öğrenci gibi idi ise, seanslar boyunca da aynı performansı sürdürdü. Seanslarını hiç aksatmadı, beslenmesinde dikkat etmesi gereken tum hususlara uydu, arada bir bazen kaçamaklar da oldu ama telafisini fazlasıyla yaptı, sporunu da zaten her zamanki düzeniyle devam ettirdi. Sonuç olarak da tabi hem biz mutlu olduk hem kendisi. İlk hastamız olması itibariyle bizim için ayrı bir önemi vardı, bu nedenle kendisinden bu süreci life time aracılığı ite sizlerle paylaşmamızı önerdim, olumlu baktı. Kendisine çok teşekkür ediyorum.

Evet… Aysun Hanımın da izniyle bazı özel bilgilerini size açıklıyorum ki biliyorsunuz biz kadınlar özellikle yaşımız ve kilomuz hele de yaÄŸlarımız söz konusu olduÄŸunda çok hassasızdır. Ama artık Aysun Hanımın saklamaya gerek duyacağı yaÄŸları ve beden ölçüleri yok, her ÅŸey ideal, umuyorum hep de böyle kalacak. Biz Aysun Hanım ile 2 ay süren tedavi kürümüz boyunca cok keyifli zamanlar geçirdik ve birçok ÅŸeyi paylaÅŸtık, ama sizlerle paylaÅŸmak istediÄŸim konular da var. Bu nedenle bu süreci bir de Aysun Hanım’dan dinleyelim istiyorum

Aysun Hanım kendinizi okurlarımıza tanıtır mısınız?

Ben 33 yaşındayım Bilkent Üniversitesi ic Mimarlık mezunuyum 4.5 yasında bir kızım var Renevva kızımla benim ikinci adresimiz. Renevva ya 2005 den beri üyeyim

Ben sizin kararlığınızdan biraz bahsettim ama gerçekten neydi sizi bize getiren sebep ve nasıl karar verdiniz?

ÇoÄŸu kadının yaÅŸadığı gibi benimde doÄŸum kilolarımla basım çok dertteydi hamilelik dönem inde yaklaşık otuz kilo aldım tanrım hatırlamak bile istemiyorum:) sanırım ilk ölçümümde 75 kilo kadardım tabi ki zayıflamam uzun bir süre aldı ama ne yaparsam yapayım 62 kilonun altına inemedim özellikle karın bölgem beni çok rahatsız ediyordu bu yüzdende artık etkili olabilecek bir yöntem aradım. Bölgesel incelmede en etkili yöntemin kavıtasyon olduÄŸunu birkaç dergide ve saÄŸlık programlarından öğrendim. Ne tesadüf ki o sırada Renevva’da aynı uygulama baÅŸlamış Renewa”ya olan güvenim ve inancımla dışarıda bir araÅŸtırma bile yapmadan paket olarak sunulan bu programı satın aldım iyi ki de yapmışım:)

Tedavi sürecince bizden ayrı olduğunuz zamanlarda neler yaşadınız, beslenmenizde uyum sorunu oldu mu, sizi zorlayan durumlarla karşılaştınız mı? Tabi yemek alışkanlıklarımı tamamen değiştirdim ilk beş gün kısıtlı yağ ve karbonhidrat pek de kolay değildi ama sonuç itibarıyla imkansız da değilmiş:) pek çok insan zaten böyle beslenirsem zayıflayacağımı söyledi ama ben tedavi süresince sadece 5 kilo verdim ve göbeğimden yaklaşık 14 cm inceldim ki bu da bence teknolojik bir mucize:)

Ben biliyorum ama anlatır mısınız hedefiniz neydi? (su yeni kıyafetler)

İncelmenin en güzel tarafı bir kadın için tabı ki yeni cici kıyafetler ben de 2 ayın sonunda kendime 28 beden bir kot pantolon aldım eski 30 badeni ise tarz olsun diye içinde dönerek giyiyorum ve en önemlisi beş senedir giyemediğim ve bir türlü onları atmaya kıyamadığım kıyafetlerimin içme girebiliyorum:)

Bu süreçte ve sonrasında etraftan ve yakınlarınızdan aldığınız tepkiler nasıldı sizin gibi beklentileri olanlara neler önerirsiniz?

Renewa’ya üye olduÄŸumda sanırım kızım üç ya da dört aylıktı, simdi 4.5 yaşında, o yüzden de pek cok üye arkadaşım eski kilolu halimi bildikleri için ÅŸimdi beni görünce gözlerine inanamıyorlar ve tebrik ediyorlar bu da beni cok mutlu ediyor.
Sanırım sadece biraz kararlı olmak gerekiyor sizin gibi gönülden hastasının başarmasını isteyen bir uzmanla bu gerçekten çok kolay her şey için teşekkür ederim.. Sevgiler.

Kilo Vermede Önemli Sorular

9 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Spordan önce ve sonra nasıl beslenmeliyim?

Spordan önce ve sonra akılcı bir beslenme planı uygulamanız, hem spordaki performansınızın artmasını hem de spordan daha iyi sonuç almanızı sağlar.. Zamanlama olarak öğle ve aksam yemeklerinden 2-2.5, kahvaltıdan ise 1-1,5 saat sonra spor yapabilirsiniz. Eğer spordan önce çok acıkırsanız 1 saat öncesinde bir ara öğün tüketmeniz (süt/yoğurt + meyve gibi) yeterli olacaktır.

Spordan sonra protein ve karbonhidrat içeriği yüksek bir öğün tüketilmesi gerekir (ızgara tavuk göğüs/balık + haşlanmış makarna/sandviç gibi) Eğer spordan sonraki öğün geç saate kalacaksa kan şekerini düzenlemek için yanınızda meyve bulundurmanızda fayda var..

Sporunuz akşam çok geç saatte bitiyorsa, o saatlerde ağır bir öğün tüketmek yerine protein ihtiyacınızı süt ürünlerinden, karbonhidrat ihtiyacınızı da meyve/tam tahıllı kahvaltı gevrekleri/diyet bisküvi seçimlerinden biri ile karşılayabilirsiniz..

Kas miktarımı artırmak istiyorum. Ne kadar protein almalıyım?

SaÄŸlıklı olmak ve spor yapmak için yeterli oranda proteine ihtiyacınız vardır. Sporcuların çoÄŸunun gereksinimi spor yapmayanlardan biraz daha fazladır Protein gereksinimi spor yapmayanlar için günlük 0.8-1 gr/kg iken sporcular için bu 1-1,5 g/kg’a kadar çıkmaktadır (Bu gereksinim yapılan sporun türüne göre deÄŸiÅŸiklik göstermektedir)

Spor yapan bir kiÅŸi ihtiyacı olan protein miktarını karşılayamazsa, kas kitlesinde kayıplar oluÅŸabilir. Buna karşılık, kiÅŸi gereksiniminin üzerinde protein alırsa, bu proteinler enerji için kullanılabileceÄŸi gibi, yaÄŸ olarak da depolanabilir, kandaki ürik asit ile kolesterol seviyelerini yükseltebilir ve böbreklere düşen yükü artırabilir. Bu nedenle protein alımının dengeli olmasına dikkat edilmeli ve destek urun (protein tozları, aminoasitler…) kullanımına karar vermeden önce beslenme örüntüsü ayrıntılı olarak incelenmelidir.

Günlük almam gereken sıvı miktarı ne kadar olmalıdır? Spor yaptığım ve çay-kahve tükettiğim günlerde su ihtiyacım değişir mi?

Gün içinde yaktığınız kaloriye denk miktarda sıvı tüketilmesi gerekir. Yani her 1 kalori harcamanıza karşılık 1 ml kadar su tüketmeye calisin Bu da ortalama olarak kadınlar için t 500 ml. erkekler için de 2000ml’ye denk gelmektedir. Ancak aşırı su tüketiminden de kaçınılması gerekir Spor yapmadığınız günlerde 3.5 litrenin üzerinde su içilmesi kandaki sodyum düzeyinin düşmesine dolayısıyla bas aÄŸrılarına, mide bulantılarına, yorgunluÄŸa ve kas kramplarına neden olabilir..

Spor yapılacak günlerde egzersizden 2-2.5 saat önce en az 2 su bardağı, egzersiz sırasında da mümkün olduğunca her 15-30 dakikada bir _-1 su bardağı su içilmesi gerekir

Siyah çay ve kahve, birçok kisi tarafından suyun alternatifi olarak düşünülse de vücuttan atılan su miktarını arttırdıkları için bu içeceklerin su yerme konulmaması ve tüketilen miktarlarının 3-4 kupa ile sınırlandırılması gerektiği de unutulmamalıdır.

Kafein performansı olumlu yönde etkiler mi?

Olabilir de olmayabilir de… Çünkü her kiÅŸinin kafeine olan tepkisi farklıdır. Kafein bazı kiÅŸilerde dikkatli, uyanık ve enerjik olmayı saÄŸlarken, bazılarında da enerji düzeyini olumsuz olarak etkileyebilir Kafeine duyarlı kiÅŸilerde egzersiz öncesi bas aÄŸrısı, mide rahatsızlığı ve diüretik etki (sıvı kaybı) geliÅŸebilmektedir. Dilenirse bir fincan kahveyi deneyebilirsiniz Fakat kafein içeriÄŸi yüksek tabletler veya birkaç fincan kafeinli içecek tüketmekten kaçının Kafeinin diüretik etkisine karşı ve terle oluÅŸan sıvı kaybını karşılamak için bol su içmeyi unutmayın.

Az yağlı besinler düşük kalorili midir?

Genellikle yağı azaltılmış ürünlerde tadını kaybetmemesi için seker eklenir Bu da besinin kalorisinin artmasına neden olur Hatta çoğunuz bir besinin az yağlı çeşidim daha fazla yenilebileceğini düşünür.. Eğer kilonuza dikkat eden bir kişi iseniz bu uygulama bütün çabalarınızı sabote edebilir. Fakat sağlıklı bir beslenme planında doymuş yağ alımının sınırlandırılma sının önemli adımlardan biri olduğunun unutulmaması gerekir Dolayısıyla miktarlarına dikkat edilmesi kaydıyla, beslenme planınızda az yağlı besinlere yer vermek iyi bir fikir olacaktır.

Dikkatli beslendiğim ve düzenli spor yaptığım halde kilo veremiyorum hatta kilo alıyorum neden?

Eğer uyguladığınız programda ağırlık antrenmanınız varsa, kilo almanız normaldir Ancak kilonuzdaki artışın sebebi vücudunuzdaki yağ oranı artışı anlamına gelmez. Bu, sıkılaştığınızı gösterir. Özetle, kilodaki artış, vücudunuzdaki kas oranının artışı ile doğru orantılıdır. Diğer bir deyişle, yağlardan kurtuluyorsunuz onun yerine kas kitlenizi artırıyorsunuz.

Ancak, uyguladığınız programda ağırlık antrenmanı yoksa ve kilo alıyorsanız o zaman durum farklıdır. Beslenme düzeniniz veya antrenman programını uygulama sıklığınızda bir problem var demektir. Yağ yakmak için uygun egzersiz nabzı ile cardio yapmanız ve dengeli ağırlık antrenmanı uygulamanız gerekmektedir.

Mekik çekerek karın bölgesindeki yağlardan kurtulabilir miyim?

Mekik hareketi, karın bölgesindeki kasları aktif şekilde çalıştırır ve şekillenmesini sağlar Bölgesel olarak yağ yakmak mümkün değildir. Yağları yakmak için cardio çalışması yapmanız gerekir. Doğru egzersiz nabzı ile 20 dakikanın üzerinde yaptığınız cardio sizi istemediğiniz yağlardan kurtarır. Cardio çalışmalarınıza paralel götüreceğiniz karın kası egzersizleri programınızı destekler ve istediğiniz forma ulaşmanızı sağlar Buna ek olarak, uygun bir beslenme programını mutlaka uygulamanız gerekmektedir.

Isometric workout nedir?

Kasın boyunun kısalmadan ve eklem acısının değişmeden gerçekleştiği kasılma tipidir. Ayakta beklemek, alışveriş torbalarını taşımak veya iki eli birbirine doğru itmek gibi yapılan hareketlerde kas. izometrik olarak kasıl maktadır. Kaslar ve eklemler için en rahat egzersizlerdir, sakatlanmalardan sonra kasları tekrar geliştirmek için en uygun çalışma yöntemidir.

Izometrik egzersizler çok eski bir vücut çalışma sistemdir Dövüş sanatları ve yogada kası geliştirmek için kullanılır. Izometrik, sabit duruşlarda hareketleri yapmak anlamına geliyor. Konsantrasyonu geliştirmek ve güçlenmek için mükemmel bir egzersiz tipidir. Aslında uygulamaları oldukça kolay: Kaslarınızı 5/10 saniye kasın ve 5/10 saniye kadar gevşetin, sonra tekrarlayın.

BOSU neden faydalıdır?

BOSU İngilizce ‘both sides up. olarak kullanılmakta BOSU’nun iki tarafını da kullanabilirsiniz. Denge geliÅŸtirmek için bir tarafını, kasları kuvvetlendirmek için diÄŸer tarafını kullanabilirsiniz.

Fit olmak için koordinasyon, denge, esneklik ve sağlıktı bir kas-iskelet sisteme sahip olmak gerekir.

Duruş Bozukluğu ile İlgili Bilgiler

9 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Bu yazıda duruş bozukluğu ile ilgili akla ilk gelen sorulara basit ve anlaşılır yanıtlar vermeye çalışacağı/. Duruş bozuklumu en basit ifadesizle vücudumuzun asimetrik ve orantısız oluşu olarak İfade edilebilir. Aşağıdaki resimlere bakıldığında abartılmış şekilde Çözler önüne serilen duruşlardan hangilerinin asimetrik yada orantısız olduğunu tespit etmek son derece kolaydır.
Duruş bozuklukları farklı şekillerde ortaya çıkabilir aşağıdaki resimlerdeki sırayla şu bozukluklar görülmektedir:

Skolyoz

Omurganın sağa sola kavislenmesi ya da kendi ekseni etrafında dönmesi İle görülen bozukluktur.

Bel düzleşmesi

Belde görülen normal kavisin azalması ile görülen bozukluktur.

Hiperlordoz

Bel kavisinin normalden daha fazla olması İle görülen bozukluktur.

Kifoz

Sırt ve omuzların öne doğru yuvarlanması İle görülen bozukluktur.

Boyun düzleşmesi

Başın öne uzanması ve boyun kavisinin azalması İle görülen bozukluktur. Eğer, duruş bozukluğu herkes tarafından fark edilecek kadar ilerlemişçe kişinin genellikle ağrı, gerginlik ve uyuşma gibi yakınmaları mevcuttur. Bu yakınmalar omurganın farklı yerlerinde, omuzlarda, kollarda ya da kalça bölgesinde etkisini gösterebilir. En doğru ve etkin yaklaşım duruş bozukluğunu erken fark edip gelişmemesi için önlem almaktır.

Duruş bozukluğu nasıl fark edilir?

Duruş bozukluğunu fark etmek maalesef, sanıldığı kadar kolay bir olgu değildir, konunun anlaşılabilmesi için bu bölümün özellikle dikkatli okunmasını öneriyoruz.

Vücudumuzun bütün dokuları, yapılarında var olan alıcılar sayesinde, beynimize kendi durumları hakkında sürekli veri gönderirler. ÖrneÄŸin, gözlerinizi kapatsanız dahi elinizin hangi pozisyonda olduÄŸunu %100′e yakın bir netlikte bilebilirsiniz. Bunun nedeni, elinizi oluÅŸturan kemikler, eklemler, baÄŸlar ve kaslarda yer alan alıcıların sürekli kendi durumları ile İlgili veri göndermesidir ancak beyin her an bütün dokulardan gelen verilere avnı anda dikkatini veremez. Siz gözlerinizi kapatıp elinize odaklanana kadar buradan gelen verilerin farkında olmazsınız çünkü beyninize bu alıcılardan her gün milyonlarca kez benzer veriler gitmektedir ancak olaÄŸan üstü durumlar dikkatinizi bu noktaya çeker. Beyin öncelikle önem verdiÄŸi konulara odaklanır ve bu sorunların çözümü için çaba harcar.

Peki, bütün bunların duruş bozukluğu ile ne ilgisi var?

Eğer duruş bozukluğunuz zaman içinde ve yavaş yavaş gelişmişse
omurganızda ver alan eklem ve kaslardan gelen veriler alışılmış ve sıradan veriler gibi İşlem görecektir. KiÅŸi aynada kendi vücuduna dikkatle bakana ya da bir uzman tarafından fark edilene kadar bir surun yokmuÅŸ gibi hayatına devam edecektir. KiÅŸi normalden sapmış olan bu duruÅŸu kendi duruÅŸu olarak benimseyecek soranlara “bu benim normal duruÅŸum” diyecektir.

Artık beyinde vücuttan gelen verilerle ÅŸekillenen ve bedenimizi temsil eden “vücut imajı” bu ÅŸekilde İşlenmiÅŸtir ve kiÅŸi bu duruÅŸu özümsemiÅŸtir. Bu noktaya ulaşıp duruÅŸ bozukluÄŸu yerleÅŸik hale gelmeden tedbir almak en doÄŸrusudur DuruÅŸ bozukluÄŸu ilerleyip bazı dokular zorlanana kadar geçen bu süreç en kritik dönemeçtir. Beyin bir dokunun yaralanma ihtimaline karşı son derece hassas yaklaşır eÄŸer bir doku zorlanıyorsa bu dokudan gelen uyarılara geçte olsa mutlaka reaksiyon verilecektir. Bu reaksiyon genellikle boyun-sırt ve bel aÄŸrısı olarak kendini gösterir.

EÄŸer;
— Daha önce yapabildiğiniz bir hareketi yapmakta zorlanıyorsanız.
— Özellikle boyun, sırt ve bel bölgesinde düşük şiddetli ağrılar veya kaslarınızda gerilimler hissediyorsanız.
— Aynada kendinizi izlerken, her seferinde dik durmak üzere duruşunuzu düzeltme ihtiyacı hissediyorsanız,
— Çevrenizden duruşunuz ve hareketlerinizle İlgili eleştiriler alıyorsanız,
— Denge sorunları yaşıyorsanız ve sık sık düşüyorsanız, duruş bozukluğu sorununuz olabilir.

Duruş Bozukluğum varsa, çözüm mümkün mü?

Soruya verilecek en kestirme cevap evettir. Aşağıdaki çözüm basamaklarının eş zamanlı olarak uygulamaya konması gerekmektedir.

1.DuruÅŸ bozukluÄŸu analiz edilmelidir.

2.Analiz sonucuna göre özel bir eg zersiz/fizyoterapi programı çizilmelidir.

3.Doğru duruş kazanıldıktan sonra günlük hayata devamı sağlanmalıdır.

4.Yaşam ve çevre koşullarında doğru duruşa uygun ergonomik düzenlemeler yapılmalıdır.

1. Duruş bozukluğu nasıl analiz edilir?

İlk adım duruş bozukluğunun doğru şekilde analiz edilmesidir. Bu analiz basit bir gözlemle yapılabileceği gibi teknolojik cihazlar yardımıyla laboratuar ortamında da yapılabilmekledir. En sık kullanılan yöntem, fotoğraf ya da video görüntüleri üzerinden yapılan kapsamlı incelemelerdir.

Gözlemle tespit edilen bozuklukların hangi eklemleri ya da kasları etkilediği ise fiziki muayene sonucu bulunabilir. Fiziki muayenede kişiden belirli hareketleri yapması istenir, bazı eklemler pasif olarak hareket ettirilir ya da bazı dokuların gergin olup olmadıkları elle tespit edilir. Problemin doğru şekilde analiz edilmesi doğru çözüm için anahtar oluşturacaktır, bu kayıtlar daha sonra ilerleme raporlarına referans teşkil edecektir.

2. Analiz sonucuna göre özel bir program nasıl belirlenir?

Duruş bozukluğu analiz edildikten sonra, kapsamlı ve kişiye özel bir egzersiz programı belirlenir. Ancak, duruş bozukluğu eklemlere özel bir müdahaleyi gerektiriyorsa bu durumda manuel fizyoterapi ve bantlama gibi farklı uygulamalar devreye girebilir, örneğin gözlem sonucu öne eğilemediğini tespit ettiğimiz kişinin bu hareketi yapamamasının pek çok nedeni olabilir. Bu nedenleri tespit etmek için özel testler ve manevralar kullanılmaktadır.

-Örneğin ayak bileği, dizler, kalça, bel bölgesindeki yumuşak dokular esnekliğini kaybetmiş olabilir.

-Omurgadan köken alan sinir lifleri ya da siyatik sinir esnekliğini kaybetmiş olabilir.

-Ayak bileği, kalça ve bel bölgesindeki eklemlerde hareket kısıtlılığı olabilir.

Sorun hangi dokudaysa ona uygun yaklaşımlar seçilir.

DuruÅŸ bozukluÄŸu olan kiÅŸi herkes için önerilen standart egzersizleri yaparak soruna çözüm bulamaz, kendi durumuna uygun bir egzersiz programı kesinlikle daha etkin sonuç verecektir. DuruÅŸ bozukluÄŸu olan kiÅŸiler henüz bir saÄŸlık sorunu yaÅŸamıyorlarsa “SaÄŸlıklı Birey” olarak kabul edilirler, direk fizyoterapistlere baÅŸvurup duruÅŸ bozukluÄŸu konusunda hizmet alabilirler. Durum ciddi boyutlarda İse deÄŸerlendirmeyi yapan fizyoterapist, kiÅŸiyi daha ileri kontroller ve konsültasyon İçin ortopedi konusunda uzman bir doktora yönlendirecektir.

3.Doğru duruş kazanıldıktan sonra günlük hayatta devamlılık nasıl sağlanır?

Hatalı bir duruşu, doğrusu ile değiştirmek İçin, kazanılan doğru duruşun devam ettirilmesi sık ve uzun süreli tekrarla mümkündür, Beynimizde bozulan vücut imajı doğru duruş halinde gelen veriler sayesinde yeniden düzeltilir, adeta resetlenir. Kalıcı değişim ancak beynimizdeki vücut imajının değiştirilmesi ile mümkündür. Bu nedenle fizyoterapi/egzersiz/pilates/ yoga seansları ile kazanılan doğru duruşun gün boyu mümkün olduğunca devam ettirilmesi gerekir. Günlük hayatın karmaşası içinde doğru duruşu günlük hayatla devam ettirmek üzere pek çok yardımcı teknik ve araç geliştirilmiştir. Bazen bu araçların kullanımı da gerekebilir. Son yıllarda korse kullanımı yaşattığı zorluklar nedeniyle giderek azalmış, sesli/titreşimli uyarı veren cihazlar, kompresyon tshirtleri ile farklı bantlama alternatifleri daha ön plana çıkmıştır.

4. Yaşam şeklimiz ve çevre koşulları doğru duruşa imkan verecek şekilde nasıl düzenlenir?

Modern hayatın en büyük sorunlarından biri oturma süresinin artmasıdır. Evde, işle ve bu ikisi arasında gidip gelirken farklı şekillerde de olsa oturmak zorunda kalırız, Hareket etmek üzere tasarlanmış insan vücudunun bu çerçevede en büyük düşmanı uzun süre statik ve hareketsiz kalmaktır. Hareketsiz yaşam koşullarından en olumsuz etkilenen yapı maalesef omurgamızdır. Günlük yaşam koşulları omurgamızı doğru kullanmaya İmkân verecek şekilde düzenlenmeli, uzun süre hareketsiz kalmamaya özen gösterilmelidir.

örneğin bilgisayarlı çalışma ortamında şu düzenlemeler yapılmalıdır.

• Tezgah başında ya da ütü yaparken uzun süre ayakta kalacaksanız bir ayağınızın altına mutlaka bir tabure alın.
• Çantanızı simetrik ya da el değiştirerek taşıyın ve olabildiğince hafif olmasına özen gösterin.
• Bir yükü kaldırırken önce diz çökerek alçalın ve çocuğunuzu kucakladıktan sonra doğrulun.

Bu ve buna benzer pek çok öneri günlük hayatla duruşunuzu düzeltmede yardımcı olacaktır.

Kas iskelet sisteminde belirgin bir travma ya da darbe olmaksızın yaşanan bel-boyun-sırt ağrısı gibi sorunların kalıcı çözümü duruş analizi ve sonrasında alınacak tedbirlerle mümkündür.

Popüler diyetlerin zararları nelerdir?

8 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Kalp hastalığı, kanser, yüksek tansiyon ve osteoporoz gibi kronik hastalık risklerini arttırır: Birçok popüler diyet meyve, sebze, süt ürünlerini ve tam tahılları kısıtlar veya diyetten çıkartır. Bu besinler kronik hastalıkların önlenmesinde yardımcı olan birçok besin öğesi ile yüklüdür. Ayrıca diyetlerdeki yüksek protein alımı kalsiyum atımına dolayısıyla osteoporoza neden olabilmektedir.

Spordaki performansınızı düşürür:

Uzun bir süre düşük kalorili bir diyet ile devam ederseniz, kendinizi yorgun ve rahatsız hissedersiniz Özellikle karbonhidratları kısıtlayan diyetler vücudunuzun enerji ihtiyacının karşılanmasında yetersiz kalır ve dayanıklılığın düşmesine neden olur. Enerji için sıvı ve elektrolitlerin kullanılması da tansiyonunuzu düşürebilir.

Böbrek taşı ve gut hastalığı riskini artırır:

Yüksek protein ve düşük karbonhidratlar, ürik asit ve kalsiyum oksalat düzeylerini arttırarak, gut hastalığına ve böbrek taşı oluşumuna neden olur.

Ketozis:

Bu durum genellikle açlık durumlarında gelişir. Ama bazen de yeterli karbonhidrat alınmadığı, yani proteinden yüksek karbonhidrattan kısıtlı veya yoksun diyetleri uygularken bu durumla karşılaşılabilir. Enerji kaynağı olarak karbonhidratların ortamda bulunmamasından dolayı yağlar bınncil enerji kaynağı olarak kullanılır ve ketonlar ortaya çıkar. Bu gibi durumlarda ağız kokusu ve kuruluğu, yorgunluk, uykusuzluk ve mide bulantısı gibi sorunlar yaşanabilir.

Sağlıklı kilo vermenin yolu nedir?

Unutmayın! Uzun süreli ve sık aralıklarla yapacağınız popüler diyetler vücudunuzu olumsuz yönde etkileyerek, hem sağlığınızı tehdit edecek hem de ilerleyen yaşlarda kilo alma olasılığınızı arttıracaktır. Hatta diyet yaptığınız dönemde kilo vermenizi zorlaştıran neden de belki budur, Bu nedenle kilo vermeye karar verdiğinizde yaşamınıza uygun, yeterli protein, karbonhidrat ve yağ dengesini koruyan sağlıklı ve dengeli bir beslenme programına katılın. Bu beslenme programınızın da diyetisyen tarafından hazırlanmış olmasına dikkat edin.

Aldığınız kalori miktarını azaltmak için hangi kilo verme planını seçerseniz seçin, beslenme ihtiyaçlarınızı göz önün de bulundurmazsanız, büyük bir hata yapmış olursunuz, Stanford Üniversitesi ‘nde araÅŸtırmacılar tarafından yürütülen bir çalışmada, popüler kilo verme planlarının hiçbirinin vitamin ihtiyacını göz önünde bulundurmadığı ortaya çıkmıştır. Bunun anlamı, kilo veren kiÅŸilerin saÄŸlığa yaradı besinleri de kaybettiÄŸiydi. AraÅŸtırmacılar, diyet uygulayan kiÅŸilerde A. C. E ve K vitaminlerinin en çok tüketilen vitaminler olduÄŸunu saptamıştır.

GENÇLİK AŞISI

Son zamanların en çok talep edilen ve ilgi gören uygulaması “gençlik aşısı” olarak da bilinen saf Hyaluronıc Acid kürü. DoÄŸduÄŸumuzdan itibaren aidimizde bolca bulunan ama 25-30 yaşından sonra yavaÅŸ yavaÅŸ yapımı azalan, yıkımı artan cildimizin, nemini ve diriliÄŸini saÄŸlayan Hyaluronıc Acid. Bunun özel formüle edilmiÅŸ ÅŸekli; 3′lü kür halinde cildinize (yüz, boyun, dekolte, eller) uygulandığında cildiniz bir bebeÄŸinkı kadar pürüzsüz ve canlı olabiliyor.

Etkisi uzun sürmekle birlikte kişiye göre belli zamanlarda tekrar etmekte fayda vardır. Herkese uygulanabilen bu ürün, ihtiyaca göre 6 ay veya 1 yıl aralıklarla yapılabilir.

DOLGULAR

Dolgu Uygulaması için; kadınların hatta erkeklerin bile en hoÅŸlandığı, raÄŸbet ettiÄŸi uygulama diyebilirim. Etkisini hemen göstermesi yanında tipiniz hiç deÄŸiÅŸmeyecek, yılların getirdiÄŸi izler veya gölgeler anında kaybolacak. Yüzünüz daha saÄŸlıklı ve en az 5-10 yıl önceki haline dönecek. Kim istemez böyle olmasını?.. Artık dünyada medikal estetik alanında dolgu sınır tanımıyor. Yüzünüzde ve vücudunuzda her bölgeye rahatlıkla uygulanabiliyor. Daha az travmatik yöntemler geliÅŸtiriliyor. Neredeyse acısız ve iÄŸne ızsız denebilecek kadar rahat… Klasik nasolabial bölge, dudaklar, yanaklar gibi yerlerden baÅŸka göz kapağı, gözaltı çukuru, kaÅŸlann dış kısmı, burun, çene. eller, göğüs, diz yani neresi aklınıza gelirse… Hatta hem kadın hem erkekte genital bölgeler…

Sizin isteğiniz ve doktorunuzun da uygun görmesiyle artık bir heykeltıraş gibi yüz ve vücudunuza, dolgularla en güzel şekil verilebiliyor.

3D REJUVENASYON

Cilt elastikiyetiniz henüz bozulmamışsa ama yavaş yavaş kaybolmaya başlamışsa veya belirgin şekilde sarkmalar mevcutsa ve aynı zamanda ciltte düzensizlikler kızarıklar. lekeler varsa 3 BOYUTLU CİLT GENÇLEŞTİRME SİSTEMİ sizin için en ideali olacaktır.

Titan, Laser Genesis ve Photo Genesis Bu sistem ile cildin hem üst, hem orta, hem de derin tabakalarında gençleÅŸtirme yapılıyor. “Titan” infrared ışın kaynağını kullanarak derinin dermiÅŸini ısıtma yoluyla ile çalışır ve derideki sarkmaları önler, deriyi daha sıkı ve genç hale getirir. 4-5 yıl önceki sıkılığına gen döndürür, Mevcut kollagenin anında onarılması yanında, yeni kollagen üretimini baÅŸlatır. Etkisi uygulamadan I ay sonra gözlenmeye baÅŸlar, 3-6 ay sonra maksimum deÄŸere ulaşır. Sonuç ise daha sıkı bir cilt.

Titan; Yüz boyun karın kalça ve kollar dahil olmak üzere tüm vücuttaki gevşemiş ve sarkmış cildi sıkılaştırmak için kullanılıyor. Yaşlanma, kilo alıp verme ve hamilelik sonucu oluşan sarkmalara karşı da etki sağlıyor.

“Laser Genesis” iÅŸlemi ise cildin orta tabakasındaki deÄŸiÅŸiklikler nedeniyle oluÅŸan yaÅŸlılık belirtilerini tedavi ediyor. Laser enerjisi kollgen yapımını arttırarak geniÅŸlemiÅŸ gözenekler, derideki kalınlaÅŸma ve kabalaÅŸma, ince kırışıklıklar ve yoÄŸun deri kızarıklığının giderilmesini saÄŸlıyor. Ayrıca akne izlerinin tedavisinde de oldukça etkili.

“Photo Genesis” iÅŸlemi derinin en üst tabakasını yeniliyor. Böylece çiller, güneÅŸ lekeleri, kızarıklıklar ve ince damarsal geniÅŸlemeler tedavi edilebiliyor. Cildin görünümünün daha genç, daha diri ve pürüzsüz olması saÄŸlanıyor.

ROLLER

Acısız güzellik olmaz ama daha az acı isteyenlere uygun bir yöntem de Dermaroller. Bu yöntemle antiaging, saç dökülmesi, skar, akne izi, çatlak, selülit tedavisi, hatta gözaltı morluk ve ödem tedavisi yapılabiliyor. Bu uygulama bir silindir üzerinde bulunan çok sayıda çelik mikro iğnelerden oluşan medikal bir alet ile yapılıyor. Ne amaçla kullanacağımıza karar vererek iğne boyutları seçiliyor, sorunlu bölgeye özel tekniği ile sayısız mikro kanallar açılıyor ve tedaviye özel ürünler ciltteki bu kanallar kapanmadan cilde yediriliyor. Bu uygulamayla 6-8 seanslık kürler sonunda cildinizi yenilenmiş, genç ve canlı olarak bulacaksınız.

Popüler Diyetler

8 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Yaza girmeye hazırlanırken kendinizi “Acaba hangi diyeti yapmam gerekir?” sorusunu sorarken buluyorsanız; bu diyet bombardımanında size vereceÄŸimiz bilgileri muhakkak okumalısınız.

Herkes ideal kilosuna bir defada ulaşmak ve bu hedefini de hızlı ve kolay yöntemlerle gerçekleştirmek ister. Bu gerçeği bilen medya da her gün yeni bir popüler diyetin sizi zorlamadan vücudunuzda inanılmaz değişiklikler yapacağına dair haberler yayınlar. Bu diyetlerin ortak özelliği düşük kalorili olması, tek bir besine dayalı olması, bazılarının protein yönünden zengin veya düşük olmasıdır. Peki, bu diyetler gerçekten işe yarıyor mu? Hangi diyetler popüler diyet kavramına giriyor?

Popüler diyetler işe yarar mı?

Kilo verme zor bir süreçtir. Mucizevi bir çözüm olarak görülen popüler diyetler bazı besin gruplarını kısıtlayarak kısa sürede kilo vermenizi sağlasa da kişiye uzun süreli yeme davranışı değişikliğini benimsetmediğinden; verilen kiloların geri alınmasına, hatta belirli besinlerin kısıtlanmasından dolayı besin yetersizliklerine ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Endişe uyandıran en önemli konu ise bu diyetlerin metabolizmanız üzerindeki etkisidir. Vücudunuz kendisini açlık konumuna ayarlayarak metabolizmasını yavaşlatır. Bu diyetleri uzun süreli takip etmek zor olduğu için diyete devam etmemeniz durumunda metabolizmanızın yavaşlamasından dolayı, büyük bir ihtimalle kaybettiğiniz kiloları gen alacaksınızdır. Hatta bazı kişiler diyete başladıktan kiloların üzerine de çıkabilmektedir.

Popüler diyetlerin özellikleri nelerdir?

Uygulamayı düşündüğünüz diyette aşağıdaki durumlar söz konusu ise bu diyetlerden uzak durmalısınız:

• Kolay ve hızlı kilo vermeniz vaat ediliyorsa
• YaÄŸ yakıcı özelliÄŸi olduÄŸu iddia edilen besinler öneriliyorsa (Greyfurt, ananas… gibi)
• Karbonhidrat veya süt ürünleri gibi besinlerin kısıtlanması veya uzak durulması gerektiği belirtiliyor ve bu diyeti yaparken yüksek dozlarda vitamin ve mineral takviyesinin alınması isteniyorsa
• Tek tip besinin yenilmesi öneriliyorsa (lahana çorbası… gibi) •Besinlerin belirli kombinasyonlarla yenilmesi öneriliyorsa
• Uzun süreli uygulanamayacakça
• Diyet sırasında egzersiz yapmanıza izin verilmiyorsa
• Sağlık yararlarından çok fiziksel görünüşe odaklanmıyorsa

TaÅŸ devri diyeti:

DiÄŸer diyetlerde olduÄŸu gibi bu diyetin de içeriÄŸi; düşük karbonhidratlı, yüksek proteinli olmasıdır. Fakat diÄŸerlerinden farklı olarak; daha fazla meyve-sebzeyi, yaÄŸlı tohumlan ve daha az yaÄŸlı besinleri içermektedir. Buna karşın ekmek, makama, pirinç, kahvaltı gevrekleri, süt ve ürünleri, alkol, tuz, ÅŸeker ve iÅŸlenmiÅŸ besinler yasaklanmıştır. Bu tür bir beslenme planının kan ÅŸekerinin dengelenmesinde, kan yaÄŸlarının ve kan basıncının düşürülmesinde rol oynayacağı bilinmektedir. Fakat bu diyet ile ilgili en önemli kaygı ise sut ve süt ürünlerinin, kuru baklagillerin tüketilmemesinin kalsiyum ve D vitamini alımının da yetersizliklere neden olabileceÄŸidir. Diyette her besinin doÄŸal, yani organik olmasının istenmesinden dolayı tam olarak uygulanabilirliÄŸi zordur…

Atkins diyeti:

Bu diyette yağ ve protein serbest bırakılırken, şekerli tüm besinler yasaklanmıştır. Et, balık, yumurta, mayonez ve tüm şarküteri ürünlerini istediğiniz gibi tüketebilirsiniz. Diyetin doymuş yağ ve kolesterol oranının yüksek olması nedeniyle koroner kalp hastalığı açısından risk taşımaktadır. Egzersiz yapanlar için kesinlikle uygun olmayan bu diyet vücuttan kas dokusu ve su kaybedilmesine neden olabilir..

Kan grubu diyetleri:

Her kan grubu için önerilen ve yasaklanan besin listelerinden oluşmaktadır. Kan grubunuza göre besin ihtiyaçlarınızın belirlenmesinin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Eğer kan grubunuza göre hastalık riskleriniz belirlenebiliyor olsaydı, doktorunuzun sağlık kontrollerinizde ilk baktığı şey kan grubunuz olurdu.

Lahana ve greyfurt diyeti:

Tek besine dayalı diyetlerdir. Bu tür diyetler genellikle çok düşük kalorilidir ve yeterli vitamin-mineral ihtiyacınızı karşılayamaz. Ayrıca uzun süre katı besin yememekten kaynaklı yorgunluklar ve baş dönmeleri ile karşılaşılabileceği gibi, açlıktan dolayı metabolizma hızınız da düşebilir, Bu diyetler, proteinden düşük olması nedeniyle kas kaybına neden olur. Kalıcı kilo kaybı sağlamaz, hızlı kaybedilen kilonun nedeni su kaybıdır.

Formula diyetler:

Özellikle yemek yapmayı sevmeyen, fast-food besin tüketimi çok olan, öğününü planlayamayan, porsiyon kontrolü sağlayamayan kişilerin kullandığı toz olarak hazırlanmış öğün karışımlarıdır. Bu ürünlerin kişilerin yaşam tarzında kalıcı bir değişiklik yapmamasından ve dengeli beslenmeyi öğretmemesinden dolayı önerilmemektedir. Bu ürünlerin maliyetinin sağlıklı bir beslenme için harcanan paradan daha pahalı olduğu, ürünlerin standart besin içeriklerinin bilinmediği ve bunun için yasal bir düzenlemenin de olmağı unutulmamalıdır.

Dukan diyeti:

Bu diyet dört aşamadan oluşmaktadır. Yaklaşık 30 gün süren ilk iki aşamada yüksek protein (et ve süt ürünleri), düşük karbonhidrat (sadece sebzeler) ile kilo kaybı hedeflenirken diğer aşamalarda az miktarda meyve ve tahıl ürünlerinin diyete eklenmesi ile kaybedilen kiloların gen alımını önlemek amaçlanır. İlk aşamada yapılan diyette lif alımı az olduğundan konstipasyon ile karşılaşılabileceği gibi yüksek protein alımına bağlı olarak kışının ürik asit ve kolesterol düzeylerinin yükselmesi de söz konusu olabilir. Diyette yulaf kepeğinin her gün kullanılması demir ve çinko gibi minerallerin bağlanmasına neden olarak emilimlerini ve vücut tarafından kullanımlarını azaltabilir.

Kuvvet Egzersizleri

8 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

KUVVET EGZERSİZLERİNİN DOĞRU VÜCUT KOMPOZİSYONUNA ETKİLERİ

Günümüzde insanlar çeÅŸitli nedenlerden dolayı fiziksel aktivitelere ve sporsal faaliyetlere yönelmektedir. Bu nedenler kiÅŸilere göre deÄŸiÅŸiklik gösterse de genelde çoÄŸunluÄŸun sahip olduÄŸu ortak nedenler, saÄŸlık ve estetiksel görünümdür, insanlar estetiksel görünümün genellikle kilo vermeyle doÄŸru orantılı olduÄŸunu düşünürler. Bayanlar öncelikli olmak üzere, spora baÅŸlayan tüm kiÅŸilere “SPOR YAPMAKTA Kİ AMACINIZ NE?” sorusu yöneltildiÄŸinde, hemen hemen büyük bir çoÄŸunluÄŸu kilo vermek cevabını verir. Bu kısmen yanlış bir cevap olmasa da, aslında kilo vermenin beraberinde her zaman estetiksel, fit bir görünümü getireceÄŸi doÄŸru deÄŸildir. DoÄŸru cevap “DOÄžRU VÜCUT KOMPOZİSYONU”nu oluÅŸturmak olmalıdır, Çünkü insanlara estetiksel görünümlerini kaybettiren, vücut yaÄŸ oranlarının yüksek ve kas kütlelerinin düşük olmasıdır. EÄŸer tartılarla bir problemi yoksa ya da belli bir sıklette müsabakaya hazırlanan profesyonel bir sporcu deÄŸilse, spora baÅŸlayan her insanın öncelikli amacı “DOÄžRU VÜCUT KOMPOZİSYONU”nu oluÅŸturmak olmalıdır.

KİLO VERMEK MI YAĞ ORANINI DÜŞÜRMEK Mİ

Doğru vücut kompozisyonu fiziksel görünüm açsından değerlendirildiğinde; herhangi bir postural dengesizliği bulunmayan, yağ oranı düşük, kas kütlesi orantılı bir şekilde gelişmiş olan vücut şekli olarak tanımlanır.

Doğru vücut kompozisyonuna her zaman kilo verilerek ulaşılamayabilinir. Bu kişiye göre farklılık gösteren bir durumdur. Kimileri doğru vücut kompozisyonuna kilo alarak ulaşabilir, kimi ise kilosunda bir değişiklik olmadan bu, ideal oranı yakalayabilir..

Hassas bir tartı düşünün..Bu tartının içine vücut yağ miktarınızı temsil eden ağırlıklar koyalım. Bu ağırlıklarla beraber tartının göstermiş olduğu değeri de, vücut kütleniz kabul edelim. Siz spor yapmaya başladığınız zaman bu tartının üzerinde her zaman bir artma ve azalma işlemi gerçekleşecektir. Tartıda gösterilen değer belki beklentinizin altında olacaktır, belki hiç değişmeyecek ya da artacaktır. Bu sizin sporda sonuç alamadığınızı göstermez. Bu sadece yağ oranınızı düşerken bir yandan da kas kütlenizin artmasının bir sonucudur. Kaslarınız direnç ve kuvvet egzersizleriyle antrene edildiği takdirde gelişmeye başlar.

Kaslarınızı, içi boÅŸ hortum ÅŸeklindeki liflerden oluÅŸmuÅŸ bir demet olarak düşünün. Siz her kuvvet egzersizi yaptığınızda bu hortumun çapı biraz daha geniÅŸleyecek ve hacmi artacaktır. Hacmi geniÅŸleyen her lif içine daha fazla besin ve su depolayacaktır. Bu da kasın ağırlığında büyük bir artış meydana getirecektir. Vücudumuzun %70′ inin su olduÄŸunu düşünürsek, bu durum kaslar içinde geçerlidir. Kaslar da su tutarak büyür ve ağırlaşırlar. EÄŸer ki direnç ve kuvvet egzersizleri ile çalışıyorsanız, kilonuzda mutlaka bir artış olacaktır. Fakat buna baÄŸlı olarak da vücut yaÄŸ oranınız azalma gösterecektir. Çünkü geliÅŸmiÅŸ kas kütleli her zaman yüksek metabolizma hızıyla doÄŸru orantılıdır. Bunu ÅŸu ÅŸekilde’ örneklendirebiliriz.. Boyutları aynı olan iki araba düşünelim. Biri yüksek motor hacmi ve beygir gücüne sahip, performansı yüksek spor bir model olsun, diÄŸeri ise motor hacmi ve beygir gücü düşük, ÅŸehir içi için tasarlanmış bir model olsun, Bu iki aracın depolarının limitlerine kadar benzinle dolu olduÄŸunu düşünelim. Bu iki aracın da kontak anahtarlarını çalıştırdığınızda ve beklediÄŸinizde, spor model aracın benzininin çok kısa süre içerisinde tükeneceÄŸini göreceksiniz. Dışarıdan bakıldığında hacim ve boyut olarak aynı olan bu iki araçtan, güçlü olan çok daha fazla benzin harcamaktadır. Bu örnekte arabanın motor gücünü, kas gücünüz, benzini de besinlerle aldığınız kalori olarak düşünebilirsiniz. Motor gücünüz yüksek olduÄŸu zaman hareket etmezseniz bile, kalbiniz attığı sürece vücudunuz normalden çok daha fazla benzin yakacaktır. Kaldı ki bu aracı sürmeye baÅŸladığınız zaman vücudunuz: sürüş hızınızla doÄŸru orantılı olarak, çok daha fazla miktarda kalori yani benzin harcayacaktır.

Bu nedenle amacınız ne olursa olsun, ister bayan, ister erkek, ister yaÅŸlı, ister genç olun spor programınızda MUTLAKA kuvvet egzersizlerine yer vermeniz gerekir…

Haftada 0,5 kg yağ kaybı için günlük 500 kalorilik enerji açığı yaratmanız gerekir. Bunun için 1 kutu gazlı-şekerli içecek ve 1 dilim pastadan vazgeçmeniz yeterli olacaktır.

Hızlı İpucu:Balık yağı, depresyon (Klinik Depresyon Dergisi), göğüs kanseri (Kanser Epidemiolojisi, Biyolojik Gösterge ve Önleme) ve bağırsak kanser (Amenkan Epidemiyoloji Dergisi) riskini azaltmakla ilişkilendirilmektedir. Balık yağını yemeğin yanında günde en fazla toplam 6 gr olmak üzere iki veya üç kez 1-2 gr alabilirsiniz.

KUVVET EGZERSİZLERİYLE ÇALIŞMANIN AVANTAJLARI

Kuvvet egzersizleri, cardio egzersizlerinden farklı bir enerji sistemi kullanırlar. Bu enerji sistemi vücut tarafından daha kısa süreli ve güç gerektiren durumlarda faaliyete geçer. Biz bu sisteme anaerobik enerji sistemi adını veriyoruz. Cardio egzersizleri (yürüyüş, bisiklet, koşu vs.) ile yapılan aktivitelerde kullanılan enerji sistemine de aerobik enerji sistemi denir. Aynı sürelerde yapılan anaerobik antrenman, aerobik nitelikli antrenmana göre daha fazla enerji (kalori) harcanmasını sağlar. Aerobik antrenmanın tek avantajı, daha düşük nabız değerlerinde yapıldığı için daha uzun süreli olması ve buna bağlı olarak kısmen fazla kalori yaktırmasıdır. Halbuki anaerobik kuvvet antrenmanlarında, kalp atım hızı %85-95 gibi değerlere ulaşmaktadır, Bu değerler aerobik antrenmanda %50-70 arasında değişir. Vücut, 80-90 nabız aralıklarına, sık aralıklarla devamlı bir şekilde ulaşırsa kas dokularında çok yüksek miktarda oksijen açığı meydana gelir. Aerobik egzersizlerinde bu oksijen borçlanması çok fazla değildir. Çünkü nabız ılımlı ve orta şiddette seyrederken, vücut o an bu oksijenin büyük bir kısmını karşılayabilmektedir. Fakat yüksek şiddetli anaerobik kuvvet egzersizlerinde bu oksijen borçlanması çok fazladır ve vücudun bu açığı gün içerisinde bir şekilde kapatması gerekir. Bunu da şu şekilde yapar. Anaerobik kuvvet egzersizinden sonra, vücut toparlama ve dinlenme safhasındayken, kalp normalden biraz daha fazla çalışarak, bu oksijen açığını kapatmak için dokulara sön kan pompalar. Bu, vücut metabolizma hızının normale göre olduğunun göstergesidir. Yapmış olduğunuz antrenmanın şiddet değerlerine göre (%80-90) bu süreç daha da uzar. Yani kuvvet den sonra dinlenme anında bile bir şekilde spor yapmaya devam ediyorsunuz Oksijen borçlanmasındaki toparlanma süreci, anaerobik antrenmana göre çok daha fazladır. O nedenle burada çok önemli bir nokta açığa çıkıyor. Önemli olan antrenmanda ne kadar kalori yaktığınız değil, antrenman yaptığınız gün içinde ne kadar kalori yaktığınızdır.

10-15 dakikalık yüksek tempolu bir koşu size gün içinde, 90 dakikalık orta tempolu bir yürüyüşten daha fazla kalori harcatacaktır. 10-15 dakika yüksek tempolu bir koşu anaerobik enerji sistemini kullanır ve bir nevi kuvvet egzersizi sayılabilir. Burada koşuyu sadece bilinen bir egzersiz olduğu için vurguluyorum. Her egzersizi anaerobik veya aerobik şekilde yapabilirsiniz, önemli olan şiddetinin ve süresinin ne olduğudur. Bu şekilde gün içinde yakacağınız toplam kaloriyi arttırabilirsiniz.

Sayfalar: ◄ 1 ... 2 3 4 5 6 ... 555 ►

stumbleupon

techme


Yeni Yazılar

  • Aging Management Estetik Uygulaması
  • SoÄŸuklar Cildinizi Bozmasın
  • Kadın Beslenmesi
  • DoÄŸum Sonrası Depresyon
  • Lazer Epilasyon
  • Sonbahar ve Cildimiz
  • Zayıflamak Mı Yoksa Kilonuzu Korumak Mı Önemlidir ?
  • Kozmetikte Organik Bakım Ürünleri
  • Cilt ve Saç Bakımı İçin Mucize BuluÅŸlar
  • El ve Ayaklarınızın Bakımı

Çok Okunanlar

  • Uçuk Nasıl Geçer
  • Estetik Doktorlara Hastalardan Sorular
  • Göz Altı Morlukları ve Tedavisi
  • Kepçe kulak EstetiÄŸi Fiyatları
  • YaÄŸ Aldırma EstetiÄŸi - Liposakşın
  • Çarpık Bacak ve Estetik Tedavi
  • Ben Aldırma Tedavisi
  • Estetik Operasyon Ücretleri
  • Estetik Video Görüntüleri
  • Estetik Maliyeti
  • Estetik

Kategori

  • Aesthetic Plastic Surgery
  • DiÅŸ EstetiÄŸi Uygulamaları
  • Estetik Güzellik Bilgileri
  • Estetik YaÅŸam Bilgileri
  • Hastalardan Bilgiler
  • Lazer Epilasyon Uygulamaları
  • Plastik Cerrahi Ameliyatları
  • Plastik Cerrahi DerneÄŸi
  • Plastik Cerrahi Fiyatları
  • Plastik Cerrahi Haberleri
  • Plastik Cerrahi Hastalardan Bilgiler
  • Plastik Cerrahi Resimleri
  • Plastik Cerrahi Videolar
  • Plastik Cerrahi İstanbul
  • Plastik Cerrahlar
  • Saç Ekimi Uygulamaları

Yeni Yorumlar

  • ismihan in Cerrahi Yanık İzleri Nasıl …
  • muhammed in Estetik Doktorlara Hastalardan…
  • zeynep karameÅŸe in 2011 Tekbir giyim pardesü mod…
  • alper yılmaz in Kepçe kulak EstetiÄŸi Fiyatla…
  • bahar in Kızlık Zarı Sorunu Bekaret …
  • muammer in DiÅŸ Teli Ücretleri FiyatlarÄ…
  • rıdvan in 2011 Erkek Mont Modelleri
  • günel gasımova in Göz Altı Morlukları ve Teda…
VN:D [1.9.13_1145]
Derecelendirme: 10.0/10 (1000 votes cast)
VN:D [1.9.13_1145]
BeÄŸenme: +1000 (1000 votes)
Barkod, 10.0 out of 10 based on 1 rating

ArÅŸiv

  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • AÄŸustos 2011
  • Temmuz 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Åžubat 2011
  • Ocak 2011
  • Aralık 2010
  • Kasım 2010
  • Ekim 2010
  • Eylül 2010
  • AÄŸustos 2010
  • Temmuz 2010
  • Haziran 2010
  • Mayıs 2010
  • Nisan 2010
  • Mart 2010
  • Åžubat 2010
  • Ocak 2010
  • Aralık 2009
  • Kasım 2009
  • Ekim 2009
  • Eylül 2009
  • Haziran 2009
  • Mayıs 2009
  • Nisan 2009
  • Mart 2009
  • Åžubat 2009
  • Ocak 2009
  • Aralık 2008
  • Kasım 2008
  • Ekim 2008
  • Eylül 2008
  • Nisan 2008
  • Aralık 2007

Plastik Cerrahi | Plastik Cerrahi Haberleri | Estetik Ameliyatlar | Plastik Cerrahi Videoları | İletiÅŸim | Plastik Cerrahi Fiyatları | Plastik Cerrahi Resimleri | Plastik Cerrahi DerneÄŸi
Lazer Epilasyon Uygulamaları | Diş Estetiği | İstanbul Estetik Cerrahi | Lazer Epilasyon Uygulamaları | Plastik Cerrahi Hastaları | Estetik Saç Ekimi
Burun Estetiği Resimleri | Sitemap | Gizlilik Sözleşmesi