• Ana Sayfa
  • İletiÅŸim

Hızlı Kilo Vermenin Doğru İpuçları

7 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

1- Çok terlemek yağ yakmaktır:

Terlemek bir kalori kaybı ölçütü değil, vücudun kendini soğutma yoludur. Hiç terlemeden dahi yağlan yakmak mümkündür. Ter, egzersiz şiddetinin bir göstergesi olarak kullanılamaz. Kalp hızı ve harcanan güç seviyesi ölçüt olarak alınması gereken daha önemli araçlardır.

2- Sadece kardiyo ile kilo verebilirim, ağırlık çalışmasam da olur:

Kardiyo egzersizlerinin yağ yakmanın en iyi yolu olduğunu zannetmek yaygın bir hatadır. Ağırlık egzersizleri yağ yakma hedefli tüm programlarda önemli bir yere sahiptir. Bu konuda yapılan pek çok araştırmada ağırlık antrenmanının düşük ve orta yoğunluklu kardiyo egzersizlerinden çok daha üstün olduğu görülmüştür. Ağırlık çalışması yağ yağmakla kalmaz ayrıca yeni kas kütleleri kazandırıp bir sonraki egzersizde daha fazla kalori yakmanızı ve antrenman dahilinde ve dışındaki vücut metabolizma hızınızın artmasını sağlar.

3- Step veya spinning yapmak bacakları kalınlaştırır:

Yanlış. Kaslara hacim kazandırmak istiyorsanız “hipertrofık” çalışma yapmanız gerekiyor. Hipertrofık çalışma kasları yüksek ağırlık ve düşük tekrar sayısı ile çalıştırmak anlamına gelir. Step ya da spinning yaparken kastaki geliÅŸim hipertrofi çalışmasındaki kadar fazla olmaz. Bu egzersizler mevcut kalça ve bacak kasınızı forma sokup ÅŸekillendirir, daha sıkı ve dayanıklı kaslara sahip olmamızı saÄŸlarlar.

4- Sadece egzersiz yaparak kilo verme beklentisi:

Birçok kişi ılımlı bir hızda 30 dakika egzersizle bol kalori ve yağ yakmış olduğuna inanıyor. Ne yazık ki, durum bu kadar basit değil. Her ne kadar egzersiz kalori yakmanızı sağlasa ve kilo kaybedip ideal kiloda kalmanın en iyi yolu olsa da, sadece egzersiz yaparak vücut yağından kurtulmak çok zordur. Gerçekten kilo vermek istiyorsanız, düzenli egzersizle birlikte yediklerinizi sağlıklı ve doğru besinlerle değiştirerek, kilo kaybı hedeflerinize yardımcı olmalısınız. Beslenme ve spor bir kuşun iki kanadı gibidir; birlikte kullanamazlarsa bizi hedefe ulaştırmaları çok zordur.

5- Yanlış ölçümlerle sonuç alma beklentisi:

Birçok insan antrenmanlarından sonra aynaya bakıp işe yaramadığını düşünür çünkü sonuçlan doğru şekilde ölçüp değerlendirmezler. Oysa, fiziksel ilerlemeyi ölçmek için daha iyi yollar vardır. Belirli bır tempoda kalp hızını izleme, kaldırılabilir ağırlık miktarını izleme, ya da kendinizi günlük işler sırasında nasıl hissettiğinizi yazmak en temel izleme araçlarıdır. Egzersizin yararları çoğu zaman aynaya bakarak görünmez. Eğer gelişiminizi ölçmek ve düzenli antrenmanın hayatınızdaki etkilerini değerlendirmek istiyorsanız, kolesterol düzeyi, kan basına ve günlük işleri ne kadar kolay yapabildiğiniz; düzenli takip edildiği takdirde en az aynada görülen değişiklikler kadar motive edici olabilir.

Spor Yapmanın Doğru İpuçları

7 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

1- Spor sırasında vücuda naylon poşet sarmak kilo verdirir:

Bu yaygın olarak duyulmasına rağmen son derece yanlış bir bilgidir. Terlemenize yol açsa da daha fazla kilo vermeniz için size yardımcı olmaz. Üstelik, vücudun ısı dengesini bozarak doku zedelenmesine yol açmak gibi çok ciddi riskleride bilinmektedir. Sizsiz olun spor kıyafetlerinizden şaşmayın.

2- Aç karnına spor daha çok kilo kaybettirir:

Aç karnına spor yapmak çeÅŸitli sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle, aç karnına asla spor yapmayın. Spor yapmak için en ideal zaman yemeklerden 1.5 – 2 saat sonrası olarak kabul edilir; buna uymaya çalışın.

3- Sauna gibi sıcak ortamlarda terlemek zayıflatır:

Sauna gibi sıcak ortamlarda terleyerek kaybedilen yağ değil, sudur. Bu gibi sıcak ortamlar, organizmanın toksinlerden arınmasını, kasların gevşemesini, kırgınlığın atılmasını sağlar ancak zayıflatmaz, Hatta kilo kaybetme açsından bakacak olursak, soğuk sıcaktan çok daha etkilidir. Soğuk ortamda vücut ısı üretmek için çok daha fazla kalori harcar (Titremek vücudun ısı üretmek için gerçekleştirdiği bir reaksiyondur).

4- Ağırlık çalışması vücudu fazla genişletir ve hantallaştırır:

Düzenli ve bilimsel kurallarla yapıldığında ağırlık çalışmak kaslarır mükemmel derecede çalıştırır, kuvvetlendirir, geliştirir ve doğru esneme egzersizleriyle esneklik ve estetik kazandırır.

5- Karın kaslarınızı her gün çalıştırmalısınız:

Ağırlık çalışmalarıyla ilgili kurallar der ki: “Kaslarınızın kendine gelmesi için en azından bir gün dinlendirin.” Bu kural karın kaslan için de geçerlidir. Her gün çalışmak yerine gün aşın ya da haftada 3 gün çalışın.

6- Egzersiz sırasında su içilmemeli:

Bizler için su düzenli alınması gereken temel bir gerekliliktir. Su içmek için çok susamayı beklemeyin, egzersiz öncesi, sırası ve sonrasında bol sıvı alın.

Egzersiz ve Kilo Vermenin Doğru İpuçları

7 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Reklamlar, dergi, televizyon ve arkadaşların çelişkili tavsiyeler verebildiği bir dünyada, beynimiz neredeyse her gün birçok yanlış bilgiye maruz kalıyor. Egzersiz ve spor konusundaki m itler de bu yanlış bilgi selinin içi de kendine has bir yere sahip. Sınırlı bir kısmı zararsız olan bu mitlerin, büyük bir kısmı ise zarar verebilecek inanışlara sebep olur. Bu yanlış inanışlar çalışmalarımızın sonucunda kesinlikle hayal kırıklığına uğramamıza neden oldukları gibi, bazen de yaralanmalara yol açarlar.

Düzenli egzersiz yapmanıza rağmen henüz istediğiniz sonuçlan göremediniz mi? Egzersiz hatalarının size engel olmasına izin vermeyin. Aşağıdaki egzersiz ipuçlarını antrenman rutininizi geliştirmek ve fiziksel gelişiminizi engelleyen sorunları ortadan kaldırmak için hemen bugün kullanmaya başlayabilir ve etkisini gözlemleyebilirsiniz.

1- Günde 2-3 saat süren antrenman yapmak:

“HerÅŸeyin azı karar çoÄŸu zarar” atasözünü diyette olduÄŸu gibi egzersiz konusunda da temel ilke olarak benimsemelisiniz. Bilimsel çalışmalar, günde 1-1.5 saatten uzun yapılan ÅŸiddetli egzersiz programlarının, kortizol seviyelerini artırarak beklenenin tam tersi yönde etki gösterebileceÄŸini göstermektedir. Kortizol kas kaybına neden olabilecek yıkım odaklı bir hormondur. Kaslannızı dinlendirdiÄŸinizde, kas liflerine kendilerini onarmak için bir ÅŸans vermiÅŸ oluyorsunuz. Onlar da kendilerini tamir ederek, daha büyük ve daha güçlü olarak geri gelirler. Bu nedenle kendi performansınızı çok zorlamadan, düzenli yapılan makul yoÄŸunluktaki spor en ideal olanıdır.

2- Ağırlık çalışması kadınları genişletir, erkeksi yapar:

Kadınlar, erkeklerin üçte biri kadar testosteron hormonuna sahiptir. Bir başka deyişle, ne yaparlarsa yapsınlar bir erkeğin geniş kaslı görünümüne kavuşamazlar, Dergilerde gördüğümüz aşın kaslanmış kadınlar ise, bu görünümlerini muhtemelen steroid ve benzeri büyüme hormonlarına borçludur. Ağırlık çalışması kadınların genel estetik ve atletik yapı avantajları elde etmelerine yardımcı olur. Buna ek olarak düzenli yapıldığında selülit ve inatçı kilolarla mücadele etmekte yardımcı olur. Vücut bölümlerinin ayrı ayrı forma sokulması konusunda ise en etkili spor yine ağırlık çalışmasıdır.

3- Pilates boyu uzatır :

Pilates, omurga üzerinde çok etkili bir egzersizdir. Omuzların arasını açarak omurganın daha dik durmasını sağlar. Düzenli yapıldığında kaslarınızı gererek uzamalarına ve esnekliklerinin artmasına faydalı olur. Ancak sonuçta pilates sizin boyunuzu değil, vücudunuzdaki kasların boyunu uzatır.

4- Egzersizle bölgesel yağ yakımı gerçekleştirmek:

Herkesin genetik olarak yağ dokusunun fazla olduğu bir bölüm vardır. Bu doku kimi kişilerde basenlerde, kimisinde göbek çevresinde, kimisinde kollarda olabilir. Sadece basen eritmeye veya kol inceltmeye yarayan bir egzersiz veya diyet ise en sık rastlanan egzersiz mitlerinden biridir ve kesinlikle gerçek değildir. Sorunlu bölgelerin nispeten daha formda görünmesini sağlamak ancak sağlıklı beslenme ile birleştirilmiş düzenli bir egzersiz planı uygulayarak mümkün olabilir. Vücudunuzun tek bir bölgesine odaklanmayın ve tüm vücudunuzu düzenli olarak çalıştırmayı seçin. Bir süre sonra bölgesel problemlerin birer birer kaybolduklarına şahit olacaksınız.

İncelmenin ve İnce Görünmenin Sırrı

7 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Spora yeni başlayan bayanların en büyük endişelerinden biri fitness ve ağırlık çalışmalarıyla kaslanarak erkeksi bir görünüme sahip olacakları korkusudur. Oysaki herhangi bir kadının ağırlık çalışmalarıyla kaslanması ve erkeksi hatlar kazanması neredeyse imkansızdır. Nedense spora başlayan çoğu kadın kendi vücudunun kaslanmaya yatkın bir yapısı ve kas kazanma açısından genetik bir üstünlüğünün olduğunu zanneder. Eğer she-hulk değilseniz inanın diğer kadınlardan genetik bir üstünlüğünüz yoktur. Eğer ki steroid ve benzeri anabolizan hormon türevlerini kullanmıyorsanız, ne kadar uğraşsanız da erkeksi ya da kaslı bir vücuda sahip olamazsınız. Çevrenizde ya da medyada görmüş olduğunuz bütün kaslı kadınların o şekilde bir görünüme sahip olmalarının tek bir nedeni vardır o da steroid ve türevlerini kullanıyor olmalarıdır. Sız doğal yollarla çalıştığınız ve beslendiğiniz sürece hiçbir zaman kaslı, erkeksi ve doğal yaradılışınıza aykırı bir görünüme sahip olmayacaksınız.

Bu zamana kadar birçok bayan öğrencim oldu. Kimleri sadece incelmek istiyordu, kimileriyse kas hacimlerini arttırmak. Kas hacimlerini arttırmak isteyen bayanlarda dahi çok ağır ve yorucu çalışmalar yapmamıza rağmen bir erkeğe oranla çok küçük kas kazanımları elde edebildik. Kimi erkekten daha ağır kilolarla çalışabilen bayan öğrencilerimde vardı. Onlar bile kendisinden daha hafif kilolarla çalışan erkeklerden daha kaslı olamadılar. Çünkü IGF ve testosteron gibi büyüme ve protein sentezinden sorumlu olan başlıca hormonlar kadınlarda erkeklere nazaran çok az sallanmaktadır. O nedenle gereksiz endişelere kapılarak sizin için en büyük önem taşıyan kuvvet ve direnç egzersizlerinden kaçınmayın.

Spora yeni başlayan kadınların hızlı bir şekilde kaslanmaya başlamalarının aslında birkaç nedeni var. Bunlardan ilki ağırlık egzersizleriyle birlikte kaslarında hissettikleri sertleşme ve sıkılaşma duygusu onlarda kaslarının boyutunun büyüdüğü hissini uyandırır. İkinci olarak da antrenman esnasında çalıştırılan kas grubuna kalbin kan pompalamasıyla, bu kas grubunda bir şişkinlik olur. Sadece antrenman boyunca olan bu şişkinlik antrenmanınız bittikten 15-20 dakika sonra kaybolur. Üçüncü neden ise, kaslar hacim olarak yağlardan daha az yer kaplamasına rağmen yağlardan daha ağır bir kütleye sahiptirler. Bundan dolayı kas miktarında bir artış gerçekleştiren bir bayan, eskisinden daha ince bir orana sahip olmasına rağmen tartı üzerinde aynı ya da birkaç yüz gram daha ağır görünebilir. Bunu şu şekilde örneklendirebiliriz: aynı boyda ve aynı kiloda iki kadını ele alalım. Bu iki kadından kas kütlesi yüksek olan, kas kütlesi düşük olan bayana göre daha ince ve fit görünür.

Ağırlık çalışarak kollarının çok kaslandığını ve kalınlaştığını düşünen bütün kadınlar o bölgedeki yağ kütlesinin ortadan kalkmasıyla kollarının birer spagettiden farksız olduğunu göreceklerdir.

Kuvvetli ve Gelişmiş Kasların Avantajları

Kaslar vücudun aktif olan tek kısmıdır ve gün boyunca devamlı çalışarak kalori harcarlar. Otururken, uyurken, antrenman yaparken kaslarınız devamlı kalori yakar. Yakılan kaloride sahip olduğunuz kas miktarıyla doğru orantılıdır. Ne kadar yüksek kas kütlesine sahipseniz durduğunuz yerde o kadar fazla yağ yakarsınız. Bu da kaslandığınız zaman saatte ekstradan 30-40 kcal daha fazla yakmanız demektir. Bu oran daha fazla miktarda yağ yakmanızı ya da günlük beslenmenize fazladan bir 500-700 krallık bir öğün koymanızı sağlayabilir.

Profesyonel vücut geliştiriciler; saatte ekstradan 100 kcal den fazla kalori harcayabilirler. Bu da onların günlük 5000-6000 kcal almalarına rağmen daha düşük yağ yüzdesine sahip olduklarının bir açıklamasıdır.

Çalışan ve gelişmiş kaslar yaşlanmayı önler ve daima genç görünmenizi sağlar.

Genç yaşlarda insan vücudunda sürekli bir hücre yenilenmesi ve artışı meydana gelir. Yaş ilerledikçe hücre yenilenmesindeki bu artış azalır ve vücudumuzda yaşlanma belirtileri ortaya çıkar. Eğer çevrenizde uzun yıllardır fitness yapan ve ağırlık çalışan bayan ve erkekler varsa onlara yaşlarını sorduğunuz takdirde çok şaşıracaksınız. Çünkü ağırlık çalışmaları vücudunuzu sürekli hücre yenilenmesine teşvik edecektir.

Bedeninizin ve yüzünüzün genç görünümünü koruyan en önemli nedenlerden biride Growth hormon(büyüme hormonu) dur. Growth hormonu, genç yaşlarda ve büyüme çağında çok fazla miktarda salgılanmasına karşın, yıllar geçtikçe daha az salgılanmaya başlar. Bu hormonun daha az salgılanmasıyla da vücutta yaşlılık belirtileri hızlı bir artış gösterir. Growth hormon aslında bir nevi gençlik iksiridir. Bu hormon ne kadar çok salgılanırsa vücut o derece genç, diri ve güçlü bir görünüm kazanır.

Growth hormon seviyenizi ileriki yıllarda da mümkün olduğunca yüksek tutmanın tek yolu yorucu ağırlık antrenmanları yapmaktır. Growth hormonunu tetikleyen başlıca iki etkenden biri şiddetli ağırlık çalışmaları diğeri de derin uykudur, Growth hormonunun bir diğer önemli özelliği ise salgılandığı zaman, vücut yağ dokusunda azalma meydana getirmesidir. Bu yüzden yağ yakımı çalışmalarında ağırlık antrenmanları öncelikli olmalıdır.

Aşırı antrenman kas kaybına yol açar

Antrenmanın süresi ve çeşitliliği, antrenmanınızın kalitesinin bir göstergesi değildir. Çevremde gördüğüm bazı kadınların fıtness alanından çıkıp pilates dersine, oradan çıkıp spinning seansına oradan da eğer yetişebilirlerse kinesis yapmaya çalıştıklarını görüyorum, Hâlbuki bu kadınların birçoğunun ortak noktası bu kadar gayrete ve zamana karşı, çok büyük bir kazanım elde edememeleridir. Yaptığınız antrenman yüksek şiddetli olduğu sürece antrenmanlarınızdan sonuç alırsınız. Eğer ki 2-3 saat boyunca devamlı spor yapabiliyorsanız. İnanın antrenmanınız değil yüksek orta şiddetli bile değildir.

Sporunuzun süresi ne kadar uzarsa kortisol hormonuna bağlı olarak kas kütle miktarınızda azalır. Kas kütle miktarınız azaldığı ya da artmadığı sürece yağ yakabilmeniz çok zordur.

Çoğu bayan kaslarının küçülmeye başladığının farkına varamıyor. Çünkü fazla yağlan incelen kaslarının üstünü kaplıyor, Bundan dolayı da kadınlar, yağ oranlarını düşürene kadar kas miktarlarındaki azalmayı gözlemleyemiyorlar. Halbuki sizi her yaşta genç ve diri gösterecek olan düşük yağ oranlı ince fiziğiniz değil, kaslarınızın sert, çizgisel ve hatlı görünümüdür.

Ağırlık çalışarak orta yaşlardan sonra bile her yıl kas miktarınızı belli ölçülerde artırarak vücudunuzu en az 10 yıl daha genç gösterebilirsiniz.

Kaslar kemik gücü ve yoğunluğu artırır

Orta yaşların üstündeki bayanlar, ilerleyen zamanla birlikte kemik yoğunluklarında ve gücünde azalma yaşayabilirler. Ağırlık çalışmaları kemik yoğunluğunu arttırarak osteoporoz yani kemik erimesi riskini ortadan kaldırmaktadırlar.

Düzenli olarak kuvvet ve direnç egzersizleri yaptığınız sürece kemik erimesi tehlikesi sizden çok uzak olacaktır. Çünkü yüksek şiddetli ağırlık antrenmanları sadece kaslarınız üzerinde değil, kemiklerinizin üzerinde de bir baskı oluşturacaktır. Buda kemiklerinizin daha güçlü ve dayanıklı olmasını sağlar. Eğer mevcut osteoporozunuz varsa bile ağırlık çalışarak bu süreci tersine çevirebilirsiniz.

Yoğun ağırlık antrenmanlarıyla çalıştırılan kaslar belinizi inceltir.

Hiç bir zaman kol egzersiz yaparak kolunuzdaki yağlan, mekik çekerek belinizdeki yağlan, kalça çalışarak basenlerinizden yağlan azaltamazsınız. Bu günümüzde kanıtlanmış bilimsel bir gerçektir. Bölgesel kas gelişimi vardır ama bölgesel yağ yakımı yoktur. Siz hangi egzersizi yaparsanız yapın vücut yağı vücudun her yerinden genel olarak yakılır. Bir egzersiz size ne kadar çok kalori yaktırıyorsa, belinizden giden yağ miktarı da o kadar çoktur. Hangi egzersizi yaptığınız ya da hangi kas grubunu kullandığınız önemli değildir. Önemli olan size en fazla kaloriyi yaktıracak olan egzersizi seçmektir. Siz programınızda göğüs, sırt, bacak gibi büyük kas gruplarını çalıştırmak yerine karın, bel, iç-dış bacak gibi daha küçük ve zayıf kas gruplarını çalıştırmayı tercih ediyorsanız, yağ yakma ihtimaliniz en azından yarı yarıya azalır.

Yüksek ağırlıklarla büyük kas gruplarını çalıştırmaktan korkmayın. Bu size hem antrenman içinde hem de gün boyunca daha fazla kalori yaktıracaktır. Gün boyunca daha çok enerji harcatmasının nedeni ise ağırlık çalışması gibi anaerobik fazda egzersizde gün içi bazal metabolizma hızını daha da artırmasıdır.

İlerleyen yaşın ağırlık çalışmalarına etkileri

Toplumda bilinen yanlışlardan biri de otuzlu yaşlardan sonra kas kazanımının çok büyük oranda gerçekleşmeyeceğidir. Yapılan son araştırmalar; hangi yaşta olursa olsun vücudun kas yapma kapasitesinin asla değişmeyeceğini gösteriyor.

Her spor branşında yaş bir dezavantaj olmayabilir. Futbol, basketbol, güreş gibi hızın ve refleksin ön planda olduğu branşlarda yaş ilerledikçe elde edilen kazanımlar azalabilir. Fakat ağırlık ve fıtness alanında ilerleyen yaş herhangi bir dezavantaj teşkil etmiyor. Bunu profesyonel seviyedeki vücut geliştirme sporcularına bakarak anlayabilirsiniz. Çoğu vücut geliştirmeci kariyerinin en üst noktalarına 35-40 yaşlarından sonra çıkabiliyor, ilerleyen yaşlarda da kas kapasitesini artırmanız kesinlikle mümkündür. 35 yaşının üstünde birçok öğrencim düzenli ağırlık çalışmalarının sonucu kendilerinden 15 yaş küçük, hem cinslerinden çok daha güçlü, dayanıklı ve atletik bir görünüme sahipler. Hangi yaşta olursanız olun, ağırlık çalışmaya başladığınız an kas kazanmaya da başlayacaksınız.

Erkek bakımının püf noktaları

7 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Türkiye’de erkek bakım ürünü olarak: kolonyadan yeni yeni vazgeçiyoruz. Sizce nereden geldik nereye gidiyoruz ve Shiseido bu geçiÅŸin neresinde?

Tabii dediÄŸiniz doÄŸru, bizler tıraÅŸ sonrası babalarımızdan limon kolonyası gördük. Veya çoÄŸu erkek eÅŸiyle aynı el veya yüz nemlendiricisi kullanıyordu. Kadınlar için üretilmiÅŸ kremler yeterli tesiri göstermiyordu. Günümüzde ise her ürün erkek genetik yapısına göre tasarlanıyor. Shisedo’nun erkek bakım ürünleri dünya ile aynı anda Türkiye’ye 2004 yılında satışa sunuldu ve sektördeki ilk markalardan biri olmuÅŸtu. O zamanlar altı farklı erkek bakım ürününü müşterilerimize sunmuÅŸtuk. Åžimdilerde ise sadece bizde deÄŸil sektörde sadece yüz deÄŸil, vücut bakım ürünleri, saç bakımı saÄŸlayan ürünler ve yaÅŸlanmayı geciktiren anti-aging kremlere kadar her soruna cevap verecek bir yelpaze var.

Erkeklerin tercih ettiği ürünlerin başında ne geliyor?

Yine en çok talep edilen ürünlerin başında tıraş ürünleri, temizleme jelleri ve göz lininleri geliyor. Anti-aging ürünlere oları talep de fazlalaştı.

Bir erkeğin şahsi bakımı için olmazsa olmazları nelerdir?

TıraÅŸ sonrası yanmalar, kıl dönmeleri özellikle Türkiye’de sık karşılaşılan bir durum. Bunun yanı sıra göz ve alın bölgesindeki kırışıklıklar için anti-aging serumları önerebilirim. Åžunu da belirtmek gerekiyor. Yaşı, cilt yapısı ve genetik özellikleri çok ayırt edicidir ve çok önemlidir. Bunu bilerek ürünlere yönelmelerinde fayda var. Ayrıca, kulaktan dolma ve baÅŸkalarına iyi gelen bir kremi, jeli kullanmayı da doÄŸru bulmuyorum.

Kozmetik ürünün kullanımı nasıl olmalı?

En basilinden örnek vermek gerekirse tıraş sonrası ciltteki hasarı gidermek için bir krem alırız, üç tıraşda bir kullanırız. Düzenli kullanmazsanız, cildinizi her akşam yarım şarj edilen telefon durumuna sokmuş oluyorsunuz. Yarım şarjlı telefonlar zamanla batarya ömrünü de kısaltır. Cildimizin de ömrünü kısaltmış oluyoruz. Kremler ise sabah ve akşam kullanılmalı.

Erkeklerin bakım ürünlerine olan yaklaşımında eskiye oranla değişlikler nedir?

Erkekler ÅŸimdilerde çok daha rahat ve ne İstediklerini biliyorlar. Metroseksüel tartışmaları çıktığı zaman bu “yararlı mı olur, yararsız mı olur” diye düşünüyorduk ama ÅŸimdi yeni nesil bakımlı olmaya çok daha sıcak bakıyor. Ayrıca Shiseido unisex bir marka… İmaj olarak kadınsı bir marka deÄŸil. Shisedo. “DoÄŸu felsefesi ve Batı teknolojisi” der.

Yeni ürününüz “Body Creator Abodomen Toning Gel”, göbek ve bel bölgesindeki yaÄŸlanmalara karşı üretildi. Nasıl bir ürün? Bol bol üç ay kullanılsa Brad Pitt baklavası çıkar mı?

Karın ve bel bölgesindeki yağlanmayı sıkılan ırmak ve gidermek için kullanılan bir ürün. Doğru beslenenle ve doğru egzersizle kullandığınızda inanılmaz derecede gözle görülür sonuçlar veriyor. Baklava olayına girersek tabii ki kremle karın kası çıkmaz. Bu krem o bölgeyi daha sıkı. daha şekilli bir hale getirmeye yardımcı oluyor.

Kullanımı nasıl?

Sabah akşam dairesel hareketlerle istenilen bölgeye sürülüyor. Mentollü bir havası var. Aynı zamanda içeriğindeki aromatik bir koku dolaysıyla vücudun yağ yakan hormonları salgılanmasını artırıyor. Ürünün etkisini artırmak için 15 dakika parfüm, deodorant gibi değişik kokulardan uzak durmak gerekiyor.

Bu o kadar etkili mi? Diğer ürünlerde kullanılıyor mu?

Shiscido’nun erkek cilt bakım ürünlerinde de kedi otu kullanılıyor. Anti depresan etkilidir. Kedi otu kullanımındaki amaç; stresin ciltteki etkilerini en aza indirmektir. Hem yüzeysel hem de zihinsel rahatlama saÄŸlıyor diyebiliriz.

Artık kuaförler bile saç ekiyor

6 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Saç Ekimi Uygulamaları

Saç ekimi konusunda en önemli nokta nedir?

Ülkemizde saç ekimi öyle bir hal aldı ki, kuaför salonlarından merdiven altlarına kadar herkes saç ekiyor, Kişinin buna çok dikkat etmesi gerekiyor. Çünkü belli bir süre sonra ekilen saçlarda kayıplar meydana geliyor. Öte yandan kişi ne kadar kel olursa olsun yöntemin onun beklentisiyle ne kadar örtüşeceginin anlatılmasıdır. Tam olarak kel bir insan üç ay sonra lepiska gibi saçlar bekliyorsa, burada açıklanması gereken şeyler vardır.

Saç ekimi yaptıracak birinin operasyondan önce ve sonra en çok dikkat etmesi gereken hususlar nedir?

Saç ekimi öncesi yapılacak çok bir ÅŸey yok. Sadece bizim uyguladığımız lazer yönteminden önce lazer terapisi için kliniÄŸe davet ediyoruz.. Lazer yönteminin en büyük avantajı ve diÄŸer teknikler arasındaki farkı ne? Türkiye’de sadece bizim uyguladığımız ve Avrupa’da 13 merkezde kullanılan bir yöntem. Saç ekiminde yeni bir cağın baÅŸlangıcı olarak bahsediliyor. Lazerle hazırlanan alana saç ekimi yapılıyor. Böylece basan oranı (tutan saç oranı) yüzde 70′lerden yüzde 90′lara çıkıyor.

Ekim sonrası dökülmeler ve tam iyileşme ne kadar zamanda olabilir?

Ekim sonrası saç kökleri yeni yerlerine adapte olana kadar belli bir süre tel üretimi gerçekleşmiyor. Ama üç aydan sonra önceden de belirttiğim gibi yüzde 90-95 oranında tel üretimine geçip dört-altı ay civarında son derece yoğun bir görüntü oluşturuyor.

Saç ekimi yerine kullanılan alternatif yöntemler, jeller ve kremler ne kadar etkili?

Lazer kullanımına başlamamdan beri saç ekimlerini son seçenek olarak görüyorum. Çünkü sadece bu yöntemle mevcut saçları güçlendirebiliyor daha a fazla saç çıkarabiliyoruz. Losyonlar, spreyler veya tablet seklinde ilaçlar kullanılabiliyor ama inanın piyasada bulunan ürünlerin onda biri işe yarıyor ve ilaç olarak kabul ediliyor. Gerisi sadece kozmetik ürün ve çok fazla bir etkisi yok.

LTC yöntemiyle saç ekimi sonrası bir dinlenme durumu oluyor mu? Bu ne kadar sürüyor?

Hastanın herhangi bir dinlenme zorunluluğu yok. Ekimden hemen sonra yurt dışına yolculuk yapan hastalarımız var. Bir gün çok yoğun çalışmamak tercih edilebilir.

Operasyonlar yaklaşık ne kadar sürüyor?

Açıklığın boyutuna göre dört-sekiz saat süren operasyonlar olabilir. Fakat bu süre zarfında hasta istediÄŸi an İhtiyaçlarını giderebiliyor, bizimle sohbet edebiliyor, televizyon seyrediyor veya kitap okuyor. Yani bilinci açık ve rahat…

Fiyatlar hangi aralıkta değişiyor?

Açıklığın genişliğine göre üç bin ila on bin TL arasında değişen ücretler var. LCT yönteminin beş saatlik yani beş seanslık ücreti ise 2500 TL.

Kişisel Saç Ekimi ve Bakım Rehberi

6 Aralık 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik YaÅŸam Bilgileri

Kişisel Bakım Rehberi

18 yaşını geçen her on erkeÄŸin yedisinde saç problemi baÅŸ gösteriyor. Türkiye’de de aynı sorunu birçok erkek bazen gençlik dönemlerinde bazen de daha geç yaşıyor. Saçların dökülmesinin en büyük olumsuz etkisi tabiiki psikolojik yönden yaÅŸanıyor. Tıbbın geldiÄŸi son noktada ise saç dökülmelerinin durdurulmasından, saç ekimine, saç teli güçlendirmeden, yeni saçın korunmasına kadar artık her ÅŸey daha pratik ve daha olumlu sonuçlar veriyor.

Saç ekim teknikleri

Bir yıl içinde oluÅŸan durum…
Tıp geliÅŸiyor dedik ama ÅŸu ana kadar tamamıyla dökülmüş saçların yeniden çıkartılması için geliÅŸtirilmiÅŸ bir ilaç mevcut deÄŸil. Bu nedenle “kellik” sorununu çözebilmenin tek yolu saç ekiminden geçiyor. Saç ekim tekniklerine ÅŸu ana kadar geliÅŸmiÅŸ iki yöntem olan FUT ve FUE’ye lazer tedavisi olan LCTde eklenmiÅŸ durumda.

FUT (Foliküler Ünite Transplantasyonu): FUT yönteminde iki kulak arası ve ensenin üst bölgesinden, ekim yapılacak alanın boyutuna göre saçlar şerit halinde cerrahi yöntemlerle çıkarılır. Alınan saç kökü sayısı sınırlı ve nispeten ağrılı ve İz bırakan bir yöntem olarak kabul edilir. Zamanla yerini FUE yöntemine bıraktı.

FUE (Foliküler Ünite Ekstrasyonu): Son yılların en popüler saç ekim tekniÄŸi… Google’a bile saç ekimi yazdığınızda ilk karşınıza çıkan teknik FUE… Doktor kontrolünde olan veya olmayan, lisanslı veya lisanssız timi sac ekim merkezlerinde FUE yöntemi hakkında bilgi verilebilir. FUE yönteminde saç başın yan veya arka tarafından çıkarılıyor. Saçın çıkması planlanan bölgeye lokal anastezi uygulanarak nakil edilir. Aynı zamanda göğüs ve sırt kıllarının nakline de izin verir. Bu bölgelerden alınan saÄŸlıklı kıllar zamanla nakil edildiÄŸi yerin görüntüsüne ve ÅŸekline kavuÅŸur.

LCT Yöntemi (Laser Conditioned Transplantation): Saç dökülmesi veya seyrelmesi yaşayan hastalarda inaktif yani uyur vaziyetteki saç kökü hücresi yüzde 30 ve 50 arasında değişir. Zamanla saç teli oluşturamayan ve uykuda olan kökler lazer enerjisiyle uyarılır. Aktif hale gelerek sac teli üretimi sağlanır. Aynı zamanda güçsüz ve cansız saç tellerinde de yoğunlaşma sağlanabilir.

Saç Ekimi Sonrası

Özellikle FUE yöntemiyle saç ekimi yaptırmışsanız ekim sonrasındaki iki-üç günlük dönem çok önemli. Kendinizi fazla zorlamadan yatış pozisyonda olmaya özen gösterin. Yüzde ÅŸiÅŸlikler doÄŸaldır, ilk günler ise hafif baÅŸ ağırılı da olabilir. Dışarıya çıkacaksanız güneÅŸ ısınlarına maruz kalmamak için ÅŸapka takmaya özen gösterin. Ekim yapılan bölgesini çarpmamak… Stada o hafta gitmeyin, evden maçı seyredin.

Bakım: Ekimin ilk gecesi ağır ve yorucu işlerden kaçının. Cinsel birlikteliğinize biraz ara verin, Fitness gibi ağır sporlar yapmayın ve en önemlisi alkol tüketmeyin. Saç ekimi sonrası yapılan pansuman ve yıkamalar nedeniyle kanama, şişlik ve morarma genellikle görülmez.

Dökülme: Yaklaşık on günlük zamanda iyileşme tamamlanır. Ekilen sacların bir kısmımla yarıya yakın bir dökülme olsa da endişelenmeyin. İki aylık zaman zarfında kaybettiğiniz saçlar geri gelir ve normal şekilde uzamaya başlar.

Yıkama: Saçınızı yıkamak için verilen süre üç gün… Fakat saçlarınızı kendiniz yıkamak yerine birinden yardım almaya çalışın. Ense ve yan bölgelerinize normal, saç ekimi yapılan bölgeyi ise yumuÅŸak, okÅŸar vaziyette ovalayın. Doktorun önereceÄŸi losyonları kullanın.

Dökülmenin sebepleri

Testesteron benzeri hormanların saç yuvalarında kimyasal tepkimeler göstermesi saçlarda incelme seyrelmeye yol açar. Ailevi faktörlerin etkisi büyüktür. Genetik koda baÄŸlı olarak saç köklerinin durumu kiÅŸiden kiÅŸiye deÄŸiÅŸir. Bu genetik kodu taşıyan kiÅŸilerde dehidrotestesteron saç geliÅŸimini bozarak, saç köklerinin saç üretimini azaltır. Erkeklerde görülen saç dökülmelerinin yüzde 95′inin temelinde babadan oÄŸula genetik aktarım söz konusudur. Stres de saç dökülmesinin en önemli etkenlerinden biridir. YoÄŸun stres altında çalışanlarda saç dökülmesi kaçınılmaz. Saç boyası, Jöle ve benzeri kimyasalların çok sık ve bilinçsiz kullanımı da saç köklerine zarar verip saç dökülmesine sebep olabilir.
Dengesiz beslenme, kullanılan ilaçlar ve hava kirliliği, çevresel etkenler de saç dökülmesine yol açabilir.

Pataloji nedenleri de olabilir. Ciddi bir hastalıkların tedavi sürecinde alınan ilaçlar (antitroid ilaçlar, antikoagulantlar, kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar); hormon seviyelerinde radikal değişiklikler (troid hastalıkları, hipoliz hastalıkları, diabet); veya cilt hastalıkları (psoriazis, egzama, lenfoma), beslenme bozuklukları (protein ve demir eksikliği) saç dökülme nedeni olabilir.

Erkek tipi saç dökülmesi

Saç dökülmelerinin en sık görülen tipi an orojenik saç dökülmesidir. Androjene duyarlı kıl tollikülleri önce zayıflar sonrada tamamen kaybedilir. Ense ve yanlardaki kıl tollikülleri troxin duyarlı olduğundan dökülmez. Dökülmenin erken evrelerinde saç teli incelir. Sonraki evrelerde pigmet kaybıyla renk açılır, güçsüz cansız bir görünüm olur. Ön saç çizgisinin gerilmesi ve tepe bölgesinde açılma şeklinde baş gösterir.

Pembe Güzellik MaskeleriGüzellik

28 Kasım 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Maskeler, temiz ya da yumuşak cilde uygulanan ve genelde kaktüs veya salatalık gibi bitki özleriyle birlikte vitamin ve mineral bulunduran güzellik ürünleridir. Gözenek temizleyici olarak, akne ve yara izi tedavisinde ya da cildi daha parlak hale getirmek için kullanılırlar. Kullanışına bağlı olarak uzun süreli ya da geçici etkileri olan yüz maskesi tedavilerinin canlandırıcı, yenileyici ve tazeleyici etkileri vardır.

Mağazaların ilaç bölümlerinde ya da eczanelerde satılan maskeler çeşitli form ve biçimde üretiliyorlar. Gözenek temizleyici olarak kullanılan kil bazlı maskeler olduğu gibi, cildi nemlendirmek için kullanılan su bazlı türleri de var. Bu farklı formlar kuru ya da yağlı cilt tiplerine göre ayrıldığı gibi cildin ihtiyaçlarına göre de sınıflandırılıyor.

Uzmanlar da son günlerde oldukça popüler olan pembe maske hakkında Farklı görüşlere sahip.

Bugünlerde sürekli bahsedilen Pembe Maske’nin içeriÄŸini oluÅŸturan pembe kil hassas ciltlere uygun nazik bir ürün. Cildi pul pul yenilediÄŸi gibi temizliyor. Pembe kil ciltten yaÄŸ emmediÄŸi için kuru ciltler için de uygun. Aynı zamanda toz olarak da vücudu kuru tutmak için kullanılabiliyor.
Tüm bu artılarının yanı sıra yanlış kullanıldığı durumlarda tıpkı başka ürünler gibi kullananın cildine zarar verebiliyor. Dahası bir anda kazandığı popülerlik ve güvenilir ürün seçme konusunda yaşanan zorlukları düşünürsek, Pembe Maske kullanımı gerçekten çok dikkat edilmesi gereken bir konu. Uzmanlar da son günlerde oldukça popüler olan pembe maske hakkında farklı görüşlere sahip.

Yeliz İSTAR

Nişantaşı Meslek Yüksekokulu Saç Rakımı ve Hizmetleri Bölüm Bask. Kozmetik sektöründe sürekli yeni ürünler piyasaya çıkar. Pembe Maske de bunlardan biri. Çok tercih edilmesinin nedeni, tanınmış bir aktrisin cildine uyguladıktan sonra iyi bir sonuç aldığının duyulmasıdır. İlk piyasaya çıkarılan pembe maskenin orijinal içeriği bitkisel yönden çok zengin ve doğal termal bir özelliği var. Dolayısıyla içerdiği bitkisel maddeler sayesinde doğru cilde, doğru tekniklerle ve yeterli seanslarda uygulandığı durumlarda, cildin kaybetmiş olduğu kuvvetli ve zengin yapıyı yeniden kazandırıp, özellikle cildin bağışıklığını ve direncini ciddi anlamda arttırıyor. Unutulmaması gereken bir konu ise her tüketicinin cildinin farklı Özelliklere sahip olduğu. Bir tüketicide iyi sonuç veren bir ürünün diğer tüm tüketicilerde dc kesinlikle aynı sonucu vereceği düşüncesi yanlış bir varsayım.

Ayrıca her konuda olduğu gibi kozmetik üretimi konusunda da korsan üretim ciddi oranda artmış durumda. Piyasada bulunan korsan ürünler. Sağlık Bakanlığının izni olmadan üretildiklerinden içerikleri konusunda hiçbir bilgimiz yok. Bu ürünler ciltle olumlu bir sonuç vermediği gibi cildin sağlığım bir daha düzeltilemeyecek şekilde bozabilirler. Bu yüzden cildiniz için herhangi bir ürün seçmeden önce mutlaka cildinizi uzman bir kişiye analiz ettirip, ürünün katile standartlarına göre hazırlanıp hazırlanmadığını kontrol etmelisiniz. Aksi takdirde cildiniz sağlıklı olsa bile yanlış bir seçim yaparak cildinizi hasla edebilirsiniz.

Vildan ÅžEMET

izmir Eczacı Odası Dermakoznıetik Grubu Üyesi Pembe Maske adlı ürün eczanemde bulunmuyor. İnternette araştırdığımda da ürünün etken maddeleri ile ilgili detaylı bir bilgiye ulaşamadığım gibi Pembe Maske adı alımda birden fazla ürüne rastladım. Bu nedenle hakkında daha detaylı ve net bilgiler olmadan ürün hakkında yorum yapamıyorum. Güzelleşmek adına külü tecrübelerle karşılaşmamak için cildimize kullanacağımız, her ürünü özenle incelemeli ve araştırmalıyız. Gerekirse bu işin profesyonellerinden yardım istemeliyiz.

Nazan KEMALİ

Eczacı Fitoterapi ve Aromaterapi Uzmanı Ben açıkçası pembe maskeyi ve içeriğini çok incelemiş değilim. 17 yıl boyunca yurtdışında kozmetik imalat müdürü olarak çalıştım. Biz daha ziyade yağlı, kuru ve normal ciltlerde akne tedavisi için bitki ekstraktlı aromoterapik ürünler üzerinde çalışırdık. Tecrübeye dayalı şeyler bunlar biraz da. Yoksa kombinasyonu verdiğiniz zaman her ürün yapılabilir ama senelerce deneyip, yanlışları görüp onları düzeltmek daha olumlu sonuçlar veriyor. Bu yüzden ben bitkisel etken maddeli kremlere ve vücut losyonlarına daha çok güveniyorum.

Prof. Dr. Gönül ERGENEKON Cilt ve Deri Hastalıkları

Bu maske hakkında yorum yapmak istemiyorum. Diğer kozmetik uygulamalar gibidir, henüz etkinliği hakkında bilimsel kanıtlar yoktur.

Cildimizin Genç Kalmasını İstiyorsak Yapmamız Gerekenler

25 Kasım 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

Yaşlanma sürecimizde; cildimizde elastikiyet kaybı, estetik kaybı, kuruma, incelme, lekelenme, kılcal damar artışı ve ölü hücrelerin artışına bağlı şikâyetlerimiz artmaya başlıyor..

Bu şikâyetler, şeker kamışından elde edilen (AHA) glikolik asitlerle giderilebilmektedir. Bu yaşlanma etkilerine neden olan iki temel sorun, cildin genç hücre oranının ve cildin içerisinde yeralan kolajen-elastin gibi proteinlerin azalmasıdır.

Azalan bu iki etkinin aktive edilmesinde, meyve asitleri olarak bilinen ve şeker kamışından elde edilen glikolik asitler son derece etkili sonuçlar vermektedir. Glikolik asit içeren çeşitli kozmetikler evde kullanılarak, zaman zaman da ileri derecede yıpranmış ciltlerde hekimlerin yapacağı yüzeysel cilt soyma işlemleri ile yaşlanma etkileri ile mücadele edilir. Glikolik asit içeren bu ürünlerden aynı zamanda ciltteki sivilceler ve sivilce izleri ile ciltteki kıl batması ve çatlak sonullarında da yaygın olarak faydalanılmaktadır. Hamileler, emzirenler ve cildinde tümörü olanlar hariç, yaz mevsimi dışında herkez tarafından güvenle kullanılabilir..

Cildinizin de Bir KimliÄŸi Var!

24 Kasım 2011 | E-Posta | digg it | trackback | comment RSS feed
Yorum yok Yazan admin
Kategorisi Estetik Güzellik Bilgileri

YaÄŸlı, kuru ve karma cilt tipleri kavramlarını unutun! Cildinizin daha farklı tipleri, daha doÄŸrusu ruh halleri var. Her sabah kalktığınızda aynı cilt tipiyle uyanmayabilir ve bazen bu duruma ÅŸaşırabilirsiniz. Aynada gördüğünüz cilt sizin ancak onun da bambaÅŸka kimliklere bürünebileceÄŸini unutmayın…
İşte cildinizin ruh halleri…

Solgun Cilt

Belirtileri: Renksiz, donuk ve ışığını kaybetmiÅŸ olur…
Neden: Siz daha 20″li yaÅŸlardayken cildiniz ne kadar da tazeydi. Ancak zaman geçtikçe hücreleriniz de artık eskisi kadar kendini yenileyemez oldu. Yaklaşık 6 haftada yenilenen hücre döngüsü yüzünden artık eskisi kadar renkli görünmeyen cildiniz, yaÅŸamın zorluklarından da etkilenerek solgun bir renk alabilir. Buna bir de bakımsızlık eklendiÄŸinde sizce de böyle olması normal deÄŸil mi?
Ne Yapmalı: öncelikle düzenli estetik peeling uygulaması ve temizlikle cildinize en büyük desteği vermiş olacaksınız.. Haftada birkaç kere uygulayacağınız estetik peeling, derinizin nefes almasını sağlayacak. Cilt uzmanları bu sorun için, kereviz ve maydanozun suyunu, doğranmış elma, havuç ya da pancar koku ite karıştırıp içmenizi öneriyorlar. Eğer anında bir netice almak istiyorsanız da zengin bir cilt serumunu ya da yağını bir damla likit fondötenle karıştırıp surun.

Agresif Cilt

Belirtileri: Sivilce, akne, siyah ve beyaz nokta cildinizi istila eder…
Neden: Sivilceli olduğunuz yıllar ortaokul, lise çağlarınızda kaldı diye düşünüyorsanız, 20 ve 40 yaş arasındaki bayanların üçte birlik yüzdesinde bulunduğunuzda, bu tezin ne kadar yanlış olduğunu anlayacaksınız. Yetişkin yaşlarda çıkan sivilceler genellikle alnı, yanak ve elmacık kemikleri üzerinde kendisini gösterir.
Ne Yapmalı: Tam tahıllı yiyecekler, meyve, sebze, düşük proteinli et ve balık tüketimi kızarıklıkları ve sivilceleri azaltıyor. Bu yüzden ilk dikkat etmeniz gereken şey, beslenme düzeninizi oluşturmak. Tabii ki düzenli yemeği iyi bir cilt bakımıyla desteklemeniz şart. İki günde bir yatmadan önce salistik asitli bir temizleyici kullanarak gözeneklerin tıkanmasını önleyin ve nemlendirici uygulamayı ihmal etmeyin. Bu arada sivilceleri besleyen en önemli ürünlerin de fazla yoğun kremler ve serumlar olduğunu da unutmayın.

Stresli Cilt

Belirtileri: İnce çizgiler, kendisini yerçekiminin etkisiyle bırakmış bir cilt ve belirginleÅŸmeye baÅŸlayan kırışıklıklar sorun olmaya baÅŸlar…
Neden: Uzun saatler boyunca çalışıp arkasından konforsuz ve kısa bir uyku çekiyorsunuz, Daha sonrasında vücudunuzun tepkimelerini ise kapatıcı ve fondötenlerle gizlemeye çalışıyorsunuz. Ancak istediğiniz sonuca o kadar da kolay ulaşama¬yacaksınız. Stres altındayken ve gerginken vücudun salgıladığı kortizol seviyesi artar. Yıllar geçtikçe de cilt, dolgunluğunu ve elastikiyetini kaybederek kırışıklıkları saklayamaz hale gelir.
Ne Yapmalı: İşinize uykunuzu tanı alarak başlamanız bu sorunun temel ilacıdır. Daha fazla ve meyve ile cildinize C vitamini depolaması yapmalısınız. Ayrıca kozmetik bölümünüze antioksidanlı ürünler ekleyerek cildinizi stres hormonlarından koruyabilirsiniz. Arayacağınız içerikler; E. A.C vitaminleri, yeşil çay ve resveratrol olmalı. Yüzünüze uygun bir yağ ile cildinize minik dairesel hareketlerle masaj yapmak ise, ince çizgilerinizin giderilmesinde yardımcı olur. Haftada iki kere yoğun nemlendiricili maske yapmayı da ihmal etmeyin.

Aşırı Hassas Cilt

Belirtileri: Pullanma, kızarıklık, yanma ve kaşıntı hat safhaya ulaşır…
Neden: Zaman içerisinde çevresel etmenler, ısı değişimleri, düzensiz beslenme ve aldığınız ilaçlar epidermisin koruyucu bariyerini zayıflatır. Ve bu durum bazen öyle bir noktaya gelir ki cildiniz artık buna dayanamaz durumda olur ve kızarıklık, pullanma, yanma ve kaşıntı refleksi verir. Bunun nedenlerinin birisi de kısa aralıklarla çok fazla ürün değiştirmek ya da aşın ürün kullanımı olabilir.
Ne Yapmalı: Bu sorun için bitkisel ürünler en temel çare olabilir. Uzmanların tavsiyesinin bitkisel ürünler olmasının en temel nedeni de hassas ciltler üzerinde doğal ürünlerin daha az yıpratıcı etki göstermesidir. Fakat bu tarz ürünler hassas cilt tipine sahip kişilerde fazlasıyla irrite edici ve alerjik olabilir. Bu yüzden mutlaka hassas ciltler için olan hatif nemlendirici ürünler kullanılmalıdır. Eğer cildiniz kontrol edilemez şekilde sorunlu olduysa bebek pişik kremini yatıştırıcı olarak kullanıp, birkaç gün içerisinde kızarıklıklardan, kuruluklardan ve hatta hassasiyetten kurtulabilirsiniz. Çok fazla makyajın da bu tür sonuçlar doğurabildiğim unutmadan birkaç gün cildinizi dinlendirirseniz, aldığınız sonuç ilaha garanti olacaktır. Cildin koruyucu bariyerini tolere etmek için Omega-3 yağ asidi takviyesi birebirdir. Bu içeriği kelen tohumu, ceviz ve balık yağında kolaylıkla bulup, beslenme rutininize ekleyebilirsiniz.

Sayfalar: ◄ 1 ... 4 5 6 7 8 ... 556 ►

stumbleupon

techme


Yeni Yazılar

  • Kendi Yağınız İle Gençlesin
  • Masa Başında Çalışmak Kilo Aldırıyor
  • Meme Kanserinde Hayat Kurtaran Bir Adım
  • Lazer lipoliz (smartlipo)
  • 30′lu YaÅŸlara İlk Estetik DokunuÅŸlar
  • Aging Management Estetik Uygulaması
  • SoÄŸuklar Cildinizi Bozmasın
  • Kadın Beslenmesi
  • DoÄŸum Sonrası Depresyon
  • Lazer Epilasyon

Çok Okunanlar

  • Uçuk Nasıl Geçer
  • Estetik Doktorlara Hastalardan Sorular
  • Göz Altı Morlukları ve Tedavisi
  • Kepçe kulak EstetiÄŸi Fiyatları
  • YaÄŸ Aldırma EstetiÄŸi - Liposakşın
  • Çarpık Bacak ve Estetik Tedavi
  • Ben Aldırma Tedavisi
  • Estetik Operasyon Ücretleri
  • Estetik Video Görüntüleri
  • Estetik Maliyeti

Kategori

  • Aesthetic Plastic Surgery
  • DiÅŸ EstetiÄŸi Uygulamaları
  • Estetik Güzellik Bilgileri
  • Estetik YaÅŸam Bilgileri
  • Hastalardan Bilgiler
  • Lazer Epilasyon Uygulamaları
  • Plastik Cerrahi Ameliyatları
  • Plastik Cerrahi DerneÄŸi
  • Plastik Cerrahi Fiyatları
  • Plastik Cerrahi Haberleri
  • Plastik Cerrahi Hastalardan Bilgiler
  • Plastik Cerrahi Resimleri
  • Plastik Cerrahi Videolar
  • Plastik Cerrahi İstanbul
  • Plastik Cerrahlar
  • Saç Ekimi Uygulamaları

Yeni Yorumlar

  • sevgi in DiÅŸ Teli Ücretleri FiyatlarÄ…
  • cemre in DiÅŸ Teli Ücretleri FiyatlarÄ…
  • aylin in Göz Altı Morlukları ve Teda…
  • derler in Sakal Çıkarma Yolları
  • yanaksorunsali in Dolgu Maddesi Enjeksiyon Fiyat…
  • Funda in Göz Altı Morlukları ve Teda…
  • Anonym in Estetik Doktorlara Hastalardan…
  • Unhappy in Kepçe Kulak Yapıştırıcıl…
VN:D [1.9.13_1145]
Derecelendirme: 10.0/10 (100 votes cast)
VN:D [1.9.13_1145]
BeÄŸenme: +100 (100 votes)
Barkod, 10.0 out of 10 based on 1000 rating

ArÅŸiv

  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • AÄŸustos 2011
  • Temmuz 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Åžubat 2011
  • Ocak 2011
  • Aralık 2010
  • Kasım 2010
  • Ekim 2010
  • Eylül 2010
  • AÄŸustos 2010
  • Temmuz 2010
  • Haziran 2010
  • Mayıs 2010
  • Nisan 2010
  • Mart 2010
  • Åžubat 2010
  • Ocak 2010
  • Aralık 2009
  • Kasım 2009
  • Ekim 2009
  • Eylül 2009
  • Haziran 2009
  • Mayıs 2009
  • Nisan 2009
  • Mart 2009
  • Åžubat 2009
  • Ocak 2009
  • Aralık 2008
  • Kasım 2008
  • Ekim 2008
  • Eylül 2008
  • Nisan 2008
  • Aralık 2007

Plastik Cerrahi | Plastik Cerrahi Haberleri | Estetik Ameliyatlar | Plastik Cerrahi Videoları | İletiÅŸim | Plastik Cerrahi Fiyatları | Plastik Cerrahi Resimleri | Plastik Cerrahi DerneÄŸi
Lazer Epilasyon Uygulamaları | Diş Estetiği | İstanbul Estetik Cerrahi | Lazer Epilasyon Uygulamaları | Plastik Cerrahi Hastaları | Saç Ekimi
Burun Estetiği Resimleri | Sitemap | Gizlilik Sözleşmesi