Oldukça genç bir branş olan plastik cerrahi, son yıllarda bu isimle tanınmış
olmakla birlikte tarifine uyan alanlardaki tarihi geçmişi asırlar öncesine kadar
uzanmaktadır. Plastik cerrahi çeşitli nedenlerle oluşmuş doku eksiklerinin ya da
deri, deri altı, kas, tendon ve iskelet sistemini ilgilendiren vücut ve organ
şekil bozukluklarının, düzeltilmesi ile uğraşan özelleşmiş bir branştır. Bu
branşın ismi başlangıçta bu şekilde belirlenmiş ancak daha sonra branşın adı
“plastik ve rekonstrüktif cerrahi” olarak belirlenmiştir. Branşın içinde yer
alan estetik cerrahi konularını da kapsamı alanında belirlemek üzere, 2003
yılında Yüksek Öğretim Kurumu tarafından yapılan son değişiklikle bu branşın
başlığına “estetik” kelimesi de eklenerek branş adı “plastik, rekonstrüktif ve
estetik cerrahi” olarak belirlenmiştir.
Normal şekli veya görünümü bozulmuş yada fonksiyonunu kısmen veya tamamen
kaybetmiş bir organın kabul edilebilir görünüm ve fonksiyonel hale getirmek
plastik cerrahinin temel işlevidir. Plastik sözcüğü eski Yunan dilinde “plasticos”,
Latince’de “plasticus” sözcüğünden gelmektedir. “Yoğurma” ve “şekil verme”
anlamındadır. Rekonstrüktif sözcüğü ise “reconstruction” kelimesinden
türetilmiştir. “Yeniden oluşturma” ve “onarma” anlamını taşır. Plastik cerrahi
girişimlerinde genellikle hastanın kendi dokularından yararlanılmakla birlikte
uygun şartlarda suni kemik, silikon gibi suni maddeler de onarım için
kullanılır. Plastik ve rekonstrüktif cerrahinin anlamı, ister gelişimsel ister
sonradan olsun, mevcut bozukluğa göre dokuların yeniden şekillendirilmesi ile
anatomik ve estetik görünümü fonksiyonel olarak yeniden kazandırmaktır.
Plastik cerrahi branşının kökeni çok eski devirlere kadar gitmektedir. Bulunan
kayıtlar ve yapılan araştırmalarda bazı plastik cerrahi yöntemlerine
rastlanmıştır. Zaman zaman günümüzde bile kullanılan bir yöntem olan, burnu
kesilen insanlarda yeniden burun yapılması ile ilgili cerrahi girişimlere çok
eski devirlerdeki kayıtlarda rastlanmaktadır. Ancak yüzyıllar sonra 19. yüzyılda
modern plastik cerrahinin temel prensipleri ve teknikleri belirlenmiştir. Bu
branştan doğan “El cerrahisi” ise 20. yüzyılda gelişmiştir. İlgi alanına giren
“Kranio-Maksillo-fasiyal cerrahi” ve “Yanık tedavisi” de yakın gelecekte branş
halini alacak konularıdır.
Plastik cerrahi vücudun hemen her bölgesine ve çok geniş bir alana hitap etmekte
olup halen kesin sınırları belirlenememiştir, hatta giderek sınırlar daha da
genişlemektedir.
Başlıca uğraşı alanları şunlardır;
1. Doğuştan (Konjenital) Anomaliler;
a. Doğumla birlikte görülen kurt ağzı ve tavşan dudak ( Dudak damak yarıkları )
b. Doğumdan sonra hemen olan veya birkaç ay sonra fark edilen kırmızı renkli
lekeler ( Hemangiomlar )
c. Parmakların doğuştan şekil bozuklukları, gelişmemesi, eksikliği veya
birbirlerine yapışık olması
d. Dış genital organların yetersiz gelişimi: Erkek çocukların idrar yolunun
yerinde olmayışı: Hipospadias
e. Küçük kulak kepçesi oluşu ya da kulak kepçesinin hiç olmaması (Mikrotia)
f. Göz kapağı, burun veya meme gibi organların doğuştan bulunmaması
g. Vücudun büyük bölgelerini kaplayan benlerin (dev kıllı nevüs) çıkarılması ve
doku onarımının yapılması
2. El cerrahisi ve Mikrocerrahi: Her türlü el yaralanması, Kopan parmak ya da
uzuvların yerine mikrocerrahi ile dikilmesi, elde tendon ve sinir kesileri, her
türlü el anomalisi, tırnak ve yumuşak doku tümörleri gibi konuları kapsar. Büyük
doku kayıplarında vücudun başka yerlerinden alınan dokular yine mikrocerrahi
yöntemleri ile ihtiyaç olan bölgelere taşınabilmektedir. Böylece yeni çene
kemikleri, yanak dudak ve diğer organlar oluşturulabilmektedir.
3. Kazalar sonucu oluşan Yüz kemiklerinin kırıkları ve cilt kayıpları: İskelet
doku ve yumuşak dokuların iş kazası veya trafik kazası gibi kazalarla
yaralanması, bütünlüğünün kaybı ve anatomik yapısının bozulması sonucu yapılacak
onarımlar yine plastik cerrahinin katkısı ile olur.
4. Yanıkların erken müdahalesi, tedavisi ve yanık sonrası kalan problemlerin
düzeltilmesi: Basit yanıklar sadece deride sınırlı hasar yaparken, büyük
genişlikteki yanıklar ölümcül yaralanmalardır. Tam olarak yanmış derilerin
değiştirilmesi ve deri nakli yapılması plastik cerrahinin ağırlıklı iş
yüklerinden birisidir. Hastanın yanık derilerinin iyileştirilmesinden sonra
hasta topluma yeniden kazandırılır. Daha sonraki dönemde yanık yara izleri
tamamen ortadan kaldırılamasa bile büyük oranda azaltılabilir veya az fark
edilebilecek şekle getirilebilirler. Bunun için en basitinden en karmaşık
işlemlere kadar birçok rekonstrüktif yöntem kullanılmaktadır.
4. Her türlü cilt kanserleri ve yumuşak doku tümörleri: Derinin sık rastlanan
Bazal hücreli kanseri, diğer deri kanserleri, dudak, burun ve yanakta yerleşen
deri ve yumuşak doku kanserleri, derinin en malign kanseri olan Malign Melanom
teşhis ve tedavi işlemleri plastik cerrahinin konuları arasındadır. Bu
tümörlerin tedavisi 2 aşamalıdır. İlk önce tümör cerrahi olarak çıkarılır. Daha
sonra çıkarılan yani doku eksikliği olan bölge ve organlar onarılır. Bazen bu
işlemler diğer branşlarla birlikte yapılır. Baş boyun kanserlerinde sadece
plastik cerrahlar bu 2 ayrı aşamayı gerçekleştirirken, meme kanseri gibi
kanserlerde, meme kanseri meme cerrahisi ile ilgilenen genel cerrahlar
tarafından çıkarılır ve sonra yeni meme onarımı plastik ve rekonstrüktif
cerrahlar tarafından gerçekleştirilir.
5. Kranio-Maksillo-Fasiyal Cerrahi: Doğuştan kafa yüz kemikleri gelişimsel
bozuklukları veya sonradan kaza sonucu veya büyük tümörlerin istilası ile kafa
ve yüz çene bölgesinde oluşan hastalıkların onarımı plastik cerrahinin yeni
gelişen dallarından birini oluşturmaktadır. Doğuştan kafa kemikleri
deformasyonları (trigonosefali, brakisefali gibi), veya çene kemiklerinin
uyumsuzlukları (prognati gibi) hastalıkların cerrahi tedavisi bu bölümle uğraşan
plastik cerrahlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Trafik kazası veya ateşli
silahlarla olan yaralanmalar sonucu gelişen bozukluklarda plastik cerrahlar
tarafından onarılmaktadır.
6. Obesite sonrası vücut deformasyonlarının düzeltilmesi: Aşırı şişmanlık bir
hastalıktır ve tedavisi medikal ve cerrahi yöntemleri içerir. Başarılı bir
zayıflama tedavisinden sonra vücudun birçok bölgesinde şekil bozuklukları olur.
Bunların cerrahi yöntemlerle onarımı diğer birçok cerrahi yöntemden farklılık
gösterir. Vücudun tekrar şekillendirilmesi ve sarkık bölgelerin (meme, karın,
sırt-bel bölgesi, bacak içleri ve koltuk altları) daha düzgün hale getirilmesi
“postbariyatrik cerrahi” olarak isimlendirilmekte ve plastik cerrahinin önemli
yeni cerrahi alanlarından birini oluşturmaktadır.
7. Şeker hastalığına bağlı (ayaktaki) yaralar: Zor iyileşen veya iyileşmeyen
yaralar da plastik cerrahların esas ilgi alanlarından biridir. Çeşitli
nedenlerle iyileşme zorluğu olan yaralar ancak ciddi rekonstrüktif yöntemlerle
iyileştirilebilirler. En sık görülen şeker hastalığına bağlı yaralar, damar
hastalığı sonucu gelişen yaralar ve diğer kronik yaralar plastik cerrahinin
çeşitli yöntemleri ve diğer hiperbarik oksijen tedavisi, vakum yardımcılı tedavi
ve larva tedavisi gibi diğer yardımcı yöntemlerle birlikte tedavi edilir.
8. Estetik ameliyatlar
a. Burun estetiği (Rhinoplasti)
b. Göğüs estetiği (Büyültme- küçültme- sarkıklığı düzeltme)
c. Jinekomasti (Erkekte meme büyümesi)
d. Karın duvarı ve göbek estetiği
e. Liposuction (Vakumla yağ çekme)
f. Yüz germe ve göz kapakları estetiği ameliyatları
g. Yağ enjeksiyonu ile çöküklüklerin azaltılması
h. Botilinum-A toksini enjeksiyonu ile kırışıklıkları düzeltilmesi



ıyı gunler ben ayak parmaklarmdan sıkayetcıyım doğştan yamuyk hem sağda hem solda 2. parmaklarmmm deforme olmuss durumda yazın onu açık ayakkabı felan gıyemıyorum bunun ıcın çok uuluym terlk yada yazlk ayakkabı gıyemıyorum yaz kıs çorap gymek zorundayım amelıyat olmak ıstıyorum ama ucretı ne kadr onu merak edıyorumm