Yaşlanma günümüz şartlarında yoğun çalışmalar yapılmasına karşın önlenemeyen
bir süreçtir. Gençlerle karşılaştırıldığında pek çok açıdan özellikle de
davranış, zihinsel kapasite ve biyolojik olarak farklılıklar göstermektedir.
Hastalık olsun ya da olmasın herkes nasıl oluyor da yaşlılık sürecini yaşıyor
sorusu insanlık tarihi boyunca hep sorulmuştur. Bu süreci durdurma, geriletme ya
da yavaşlatma ile ilgili gündemde hep tartışmalar olmuştur. Ancak durum ne
olursa olsun yaşlılıkta, çocukluktan ya da erişkinlikten farklı olarak
belirsizlik, yaşanan kayıplar, hastalık ve ölüm gibi uğraşılacak daha başka
konular olur.
Bu dönemde yaşadıklarımızın dökümünü yapar, geçmişimizle uzlaşırsak günümüzü
yaşamaya ve huzur duymaya başlarız. Bu tam olarak ‘yaşlılık bilgeleşmektir’
sözünü de açıklamaktadır. Büyümenin ve gelişmenin ölünceye kadar devam ettiği
gerçeğinin herkes tarafından kabul görmesi yaşama tutunmayı güçlendirmektedir.
Çünkü yaş ne olursa olsun deneyimler, yetenekler ve fırsatlar sürekli
kullanılmaktadır. Yani. yaşlanma ‘yaşamdan bir kenara çekilmek’ anlamı
taşımamaktadır. Evet, yaşlanmaya bağlı bir takım yaşamı kısıtlayan sıkıntı ve
güçlükler olmaktadır. Ancak bedene iyi bakma, egzersiz yapma, düzenli doktor
takibi gibi basit önlemler ile bu en aza inebilmektedir. Yaşam süresi tüm
dünyada artmaktadır. Durum böyle olunca yaşlılıkta sı
Karşılaşılan ruhsal ya da bedensel rahatsızlıkların belirlenip önlem alınması
önem taşımaktadır. Bu rahatsızlıklar içinde en çok atlanılan depresyondur. Çünkü
yaşlılıkta içe kapanmayı, üzülüp ağlamayı, alıngan olmayı, insanlardan uzakta
kalmayı, uykusuz kalmayı, unutmayı, üzülüp ağlamayı doğal bir süreç olarak kabul
eden görüş zaman zaman devam etmektedir. Hâlbuki bu durumun depresyon olduğu
bilinse çözüm de bulunabilecektir. Aslında yapılan araştırmalar yaşlılıkta
depresyon oranlarının hiç az olmadığını göstermektedir. Bu değerin hastane de
yatan ya da bakımevlerinde yaşayan yaşlılarda daha da arttığı bilinmektedir.
Yaşlılık depresyonu kadınlarda daha sıktır. Gençlik döneminde görülen depresyona
göre genetik daha az etkilidir. Yine tıbbi hastalıkları olan yaşlılarda
depresyon daha sık ve süreğen olmaktadır.
Belirtileri nedir?
Gençlik dönemi depresyonundan ufak bazı farklılıkları olsa da belirtileri hemen
hemen aynıdır. Yaşlılar, depresif duy-gudurumdan gençlere göre daha az şikâyet
ederler. Buna karşın sinirlilik, sosyal çekilme, alınganlık, kronik bedensel
ağrılar yaşlılarda daha sık görmektedir. Yaşlılık depresyonunda intihar riskinin
yüksek olduğunu bilmek önemlidir. Özellikle huzursuzluk, uykusuzluk, suçluluk
düşünceleri olan yaşlılar intihar açısından daha dikkat gerektirmektedir. Bunun
dışında yaşlılıkta diğer depresyon belirtileri genel depresyon belirtileri ile
örtüşmektedir.
Depresyon tedavi edilebilir….
Hastaya önce hastalığı hakkında bilgi verilmeli, tedavi planı anlatılmalıdır.
Kullanılacak ilaçların uyutucu ya da bağımlılık yapmadığı net olarak
açıklanmalıdır. Yaşlılarda özel bir grup depresyon ilacı bulunmamakla birlikte
seçim yaparken ek tıbbi rahatsızlıklar ve ilaç etkileşimleri göz önünde
bulundurulmalıdır. Bunun yanında ilaç tedavisine ek olarak psikoterapi ilave
edilebilir. İlaç kullanılamayan, intihar riski yüksek olan ağır depresyonlu
hastalarda elektrokonvülsif terapi (EKT, şok tedavisi) diğer güvenli ve etkili
bir tedavi yöntemidir.
Yaşlanmak yaşamın doğal bir sonucudur. Üretken, mutlu ve paylaşımcı olarak
yaşamanın gerekliliğini kabul edip, hayatın her anını dolu dolu yaşamak dileği
ile…


