Son zamanlarda ülkemizin estetik cerrahi gündemini hayli meşgul eden, biz
kadınların gözlerinde umut pırıntıları oluşturan ameliyatsız yüz germe yöntemini
merak ettik. Bu tekniğin bütün detaylarını estetik cerrahi uzmanlarından
dinliyoruz.
Askı teknikleri hakkında pek çok ÅŸey yazılıp çizildi…
Ama teknik değişti, uzun süre dayanmayan kancalı ipler yerine aslında
yüz germedeki gibi dikişlerin kullanıldığı ancak bunun kesi ile yapılmadığı,
dolayısı ile çok daha yeni dayanıklı bir teknik çıktı. Tekniğin detaylarına
inmeden önce, yaşlanma olayını iyi anlamak lazım.
Yaş ilerledikçe, vücut ve yüz boşalarak yumuşak dokusunu kaybediyor ve kemikler
eriyor. Bunlara birde yer çekiminin etkileri eklendiğinde sarkmalara da meydana
gelir. Erimenin çözümü, kaybolan dokuyu yerine koymak yani doldurmaktır.
Sarkmanın tedavisi ise açıktır: Sarkan deriyi keserek alacaksınız, sonra da yüzü
yukarı çekeceksiniz. Veya bunları yukarı bir yerlere asmanız gerekiyor.
Basında, iple asma yöntemi ile ilgili bazı gerçek dışı haberlerle karşılaşmak
mümkün hemen şunu belirtmekte fayda var, hiç bir şekilde keserek yapılan
yöntemin yerini tutmaz. Deride belirgin ölçüde sarkma varsa, onu keserek almak
zorunda kalırsınız. Ancak artık bilinen bir gerçek var, ataçlama diye bilinen
eski teknikler de dayanıklı değiller.
Peki, Endolift tekniği için uygun adaylar kimler ?
Bize gelen öyle bir hasta grubu vardı ki… Mesela bir kadın; henüz 40 yaşında.
Evet, bir problemi var ama kessen kesemezsin. Çünki kesilecek kadar bir deri
fazlası yok. Onlara yakın zamana kadar, “Bekleyin, sarkma iyice
belirginleÅŸtiÄŸinde ameliyat olursunuz,” diyorduk. Veya o zaman gelinceye kadar
dolgu maddeleri ve yağ enjeksiyonları ile idare ediliyordu.
Ama eskiden geri gönderdiğimiz hastalarda, artık Endolift tekniği ile dramatik
sonuçlar alabiliyoruz. Bu yöntemle kaşları, yanakları, çeneyi, burnu ve
dudakları asabiliyoruz.
Eskiden de asma yöntemlerinin kullanıldığı bir gerçek eski tekniklerle yeni
tekniğin arasında ne gibi farklar var ?
Eski teknikte, mesela hastanın şikayeti kaşsa, kesi yapıyorduk ve yukarıdan bir
yerden geriyorduk. İpliği sokuyorduk, bunu yukarıya dikiyorduk. bütün bu
bölgenin ağırlığı ve kas hareketlerinin çekme gücü yukarıda ve aşağıda birer
noktaya biniyordu.
Eski teknik 20 senedir var olsa da, sorunlar yaşıyorduk ve durumdan hiç memnun
değildik. Mesela hasta hapşırıyordu, kaşı düşüyordu!
Daha sonra, 2 yıl önce ataçlar çıktı. Gerçekten basit, 5-10 dakika süren, küçük
kılçıklı ipliklerle asma. Bu yöntem eğer yerçekimleri ile mücadele
etmeyecekseniz etkili. Yani yanaklarda dolgunluk için kullanılabiliyor ancak
yerçekimi karşısında dayanıksız. Kaşlar, çene kenarı, boyun, meme gibi yerlerde
daha kuvvetli, daha kalıcı bir yöntem kullanmak zorundasınız.
İşte endolift bunu sağlıyor. Yaptığımız şey sarkan dokuyu küçük bir delikten
girerek yukarı çekip sağlam bir yere dikiş ile sabitlemek. Yani aslında yüz
germede yaptığınız dikiş ile asmayı deriyi kesmeden içeriden yapıyorsunuz.
Ameliyat lokal anestezi altında yapılıyor ve gerçektende çok kısa sürüyor.
Üstelik ne şişlik var ne de kesi.
Endolift yüzün hangi noktalarından uygulanıyor ?
Kaşı asacaksanız, saç içinden giriyorsunuz. eğer yanağı yukarı doğru çekmek
istiyorsanız, şakaklardan asıyorsunuz. Çenede ise kulak arkasından giriyoruz.
Hastanın yüzünde aynı zamanda çökme ve doku kaybı da varsa, Endolift
yöntemini yağ enjeksiyonu ile kombine ediyor musunuz ?
Bu çok güzel bir soru, Bir insanın yüzüne baktığınızda, zaten yağ enjeksiyonuna
ihtiyacı olup olmadığını fark edersiniz. Bazı insanlar vardır, yüzleri tamamen
çökmüştür, zayıflamıştır. Onlarda mutlaka kaybolan deriyi yerine koymanız lazım.
Çünkü gençliği taklit ediyoruz. Bazı insanlarda ise tam tersine yanaklardaki
doku aşağıya doğru iner ve alt kısımlarda bir dolgunluk oluşur.
O zaman bu dolgunluğu içeriden asarak yukarı alabiliriz. Ama eğer yüzünü
çökmüşse, çok az yağ ekleyerek, doku kalınlığını arttırdıktan sonra yukarı
çekmek gerekir ve bu işlemin sonuçları gerçekten çok dramatiktir.
Fakat tekrar ediyorum, bu metot herhangi bir cerrahi yönteme alternatif
deÄŸildir.
Yani derisi fazla sarkmamış olan hastalar için ideal bir yöntem.
Evet, aynen öyle. Endoliftin felsefesi gereği, derinin çok sarkık olmaması
gerekiyor. Bu çok önemli. Deride çok sarkma varsa asamassınız veya yanaklar çok
topluysa endoskopiye dönmeniz gerekir.
Yapılan işlem kaç sene dayanıyor ?
Ortalama 2 sene.
Bu yöntemde alerjik reaksiyon riski var mı ?
Hiç görmedim. Zaten dikiş için kullandığımız madde 2 sene içinde eriyebilen özel
bir madde. Yani deri içinde kalıcı bir şey bırakmıyorsunuz.
İşlem sırasında hastaya anestezi uyguluyormusunuz ? İyileşme süreci nasıl
geçiyor ?
Kaş, boyun kenarı gibi tek bir bölgede çalışacaksam, sadece lokal anestezi
yapıyorum. Tüm işlem sadece 10 dakika sürüyor. Neredeyse botox kadar kolay.
Bir kaç bölge yapılacaksa – ki genelde böyle oluyor – damardan hafif bir uyku ilacı
verip hastayı sersemletiyoruz. İşlemden sonra kesinlikle ağrı sızı olmuyor. Eğer
yağ enjeksiyonu yapılmayıp, sadece Endolift yöntemi uygulanıyorsa, normal
şartlarda hiç şişlik olmuyor.
Eğer uzman birinin ellerinde değilseniz, ne tür sorunlarla
karşılaşabilirsiniz ?
Bu kesinlikle plastik cerrahların işi. Öncelikle sorulmalı doktora siz nesiniz
diye. çok derine girebilir, yüzde asimetri olabilir. Cildin kendini bırakma payınıda
hesaba katarak biraz fazla çekmek gerekir. Yeteri kadar çekmezseniz,
kaldırdığınız bölge aynı yere geri döner.
Çok çekilirse de fazla yukarıda kalır. Basit gibi görünse de, ciddi tecrübe
gerektiren bir iş. Ama bir sorun olursa, geri dönüşü de kolay. Askı dikişlerini
çıkartmak sadece iki dakika sürer.
Yüze yapılan yağ enjeksiyonu gerçekten kalıcı oluyor mu ?
Benim en sevdiğim, en çok yaptığım ve en dramatik sonuçlar aldığım yöntem. Bu
işlemi çoğunlukla sadece bir defa yapıyorum. İkincisini, gerektiğinde yani üç
sene sonra uyguluyorum. Böylece normal yaşlanma süresince giden dokuyu de geri
koymuÅŸ oluyorum. “YaÄŸ enjeksiyonunun ön ÅŸartı, doÄŸru yere canlı hücreler
ekmektir. Yani yağ hücrelerinin orada canlılıklarını sürdürebilmeleridir.
Bunun için öncelikle hücrelerin canlı olması lazım. Çok özel bir yöntemle,
hücrelerini öldürmeden, o an alıyoruz (ben alınan yağı doldurmuyorum). Ardından,
özel bir işlemden geçirerek canlı olmayanları ayırıyoruz. Canlı hücreleri, burun
kenarındaki iki minik delikten, yüzün gereken yerlerine tek tek ekiyoruz. Üç
hücre, beş hücre halinde bür sürü yere koyuyoruz. Çünkü bu hücreler oksijenle
yaşıyorlar; canlı kalmaları için bir yerlerden kan gelmesi lazım.
Oraya kocaman bir yağ topu koyarsınız, öbeğin sadece dış kısmında kalan hücreler
kanla beslenip yaşayabilirler. Bu yönteme Coleman tekniği deniyor. Terminolojide
mikro yağ transplantasyonu diye de geçen işlem, doğru yapıldığında mükemmel
sonuçlar veriyor.
Yüzün bazı bölgelerine kültürü enjekte edildiğini duydum. Bu yöntemle yağ
enjeksiyonu arasındaki fark nedir ?
Doku kültürü (doku klonlanmasıda denir) ile yağ enjeksiyonu tamamen farklı
şeyler. Eğer yüzünüzde çökme varsa, orayı dondurmak lazım. Bu da yağ enjeksiyonu
ile olur. Ama eÄŸer cildinizde bir incelme varsa – mesela dudak kenarlarındaki
derin çizgiler, kırışıklıklar – deri hücreleri eklenmesi gerekir. Bunun için
kulak arkasından bir parça deri alıyoruz ve içindeki deri üreten parçaları
arayıp, labaratuar ortamında klonluyoruz ve yüze enjekte ediyoruz.
Endolift yönteminin vücutta da kullanıldığını söylediniz. Bu teknik nerelere
uygulanabiliyor ?
Vücutta kullandığımız teknikle, endolift yöntemi, meme, iç bacak ve popoda
kullanılıyor. Örneğin kolda çok sarkması olan bir insanda, eskiden koltuk
altından dirseğe kadar uzanan yatay bir kesi izi oluyordu.
Biz şimdi sadece koltuk altında kalacak dikey bir yapıp, deri fazlasını
alıyoruz. Kalan sarkmayı da asarak topluyoruz. Bir iz oluşuyor ama onuda koltuk
altına saklıyoruz. Memede ise göğüs çevresinden daireler geçirip, bunları
içeride bağıyoruz. Sonra da hepsini birden köprücük kemiğine yerleştirdiğimiz
bir vidaya sabitliyoruz.
Kalça ve popoda ise dikişleri popoyu toplayacak şekilde yerleştiriyoruz. Aslında
popoyu kaldırmıyorsunuz, toparlıyorsunuz.
Yüzden daha komplike ve zor bir işlem sanırım.
Evet, çok basit bir ameliyat değil. Yöntemin başarılı olması için göğüste çok az
sarkma olması lazım. Tabii göğüslerin büyüklüğüde önemli. Ağır bir dokuyu asmak
zor olduğundan, bu yöntem küçük ve az sarkmış göğüslerde başarılı oluyor. Aynı
şey popo içinde geçerli.


